@ehilal
E.Hilal

Şimdi ben yazıyorum da..

Posts
3265
Last update
2021-02-04 20:54:40

    Hatırlıyor Musun?

    Mesai saatleri içindesin. Kahvalti edemeyecek kadar stres ve kosturmacayla baslamis aksamdan kalma bir sabah. Aksamdan kalma dediysem alkolden degil sevdadan, kavgadan, kalp kirikliklarindan... Her gun pitir pitir indigin kocaman bayır karlarla kapli. Biraz kendine biraz ona biraz da yanindan uzerine camur sıçratarak gecen arabalara soverek atmissin kendini ofise. Oyle gergin baslamis ki gun ayakkabilarini sildigin,ustunu basini temizledigin paspasin orada birakmissin aslinda dun aksami, kalbinin kirik yanini da icine bastirmissin. Kahve ustune kahve icmissin, soranlara gergin bir bakislar "iyiyim" demissin. Iyi degilken iyiyim demeyi, is arkadaslarina o kotu dün gecelerden bahsetmemen gerektigini çoktan ogrenmissin. Elin az da olsa telefona gitmis. Uyanmistir demissin, evden cikmistir. Ama aksamdan kalmalikla ugrasacak takati bulamamissin icinde, hem zaten girecegin toplanti hunharca kosmaya baslamis ustune. Toplantina girmis, sigara ustune sigara yakip bunun da ustesinden gelmissin. Gun bitsin istiyor musun istemiyor musun diye sorsalar biliyorum muallak cevaplar vereceksin. Derken sahsi mail kutunda bir yeni mektup. Bakmissin onun adi ve acip acmama tereddutu. Yaninda oturan is arkadasina goz atmissin once, dalip gitmis kendi ekranina acmissin. Uzun bir mail her yaniyla o dun geceyi irdeleyen, icinde biraz ozur bolca sevgi. Kalbinde zaptettigin kirginlik penceresi tik diye acilivermis. Icte bir huzun,biraz ferahlik bolca sevgi.. Sukur ki makyajini bozmadan, dikmat cekmeden sessizce gozyasi dokmeyi ogrenmissin. Masaya dusen birkac damla gozyasi. Sakince dusulen tuvalet yolu. Icerde bir de yalniz basina okumussun tum satirlari tek tek.. Masana donup cok uzun olmayan bir seyler yazmissin, bolca sevgi, biraz pismanlik, onunde uzanmis kisacik kış aksamina dair biraz umut.. Yuzune huzunlu ama gercek bir gulumseme yayilmis. Iste simdi herkese benden kahve; kucuk ofisteki odalari gezip herkese kahvesini nasil ictigini sormussun cocukca bir heyecanla. Usenmeyip 12 türk kahvesini yapmissin. Ankara'nin guzel semtlerinden birinin balkonundan karla kapli varos mahallelere karsi sigarani yakmissin. Simdi aksami heyecanla bekleme vakti işte. Biliyorsun,hic haberlesmeden Guven Park'taki kosede buluşup sarilacak, el ele evin yolunu tutacaksiniz.

    Durum

    Bana seni seviyorum demedi de uyuyakalmamda bir guzellik gördü de bahsetmek istedi. Pek naif okuyunca gulumsedim. Kimi zaman asik bir insan,seni seviyorum u duymaktan ziyade gormek, hissetmek ister. Hissettim. Hic usenmedim gocunmadim koydum elimi taşın altina. Bilmedigim bir sehrin bilmedigim sokaginda dizlerim ve ellerim titreyerek bekledim. Gelip gecen arabalar urkuttu beni sanki birinin onune dusecektim. Bir surahi soguk suyu tek basima bitirdim. Birileri "su icersen gecer" demisti bir zamanlar. Kalbimin acisi ile futursuzca carpmasi gecmedi. Kalbim o taşın altinda ezildi. Acisindan aglayan bir yandan da yarasi sarilsin isteyen bir cocuga donustum. Gozlerimde aci ile baktim gozlerine. Saracak sandim,bir defa daha benim icin bir sey yapabilme ihtimaline inandim. Cunku milyarlarca insanin oldugu su dunyada yarani saracak tek ve biricik bir insan varsa, inanmaktan baska caren yoktur. Bekledim, aslinda sarilsak gecerdi. Gelmedi. Burnu buyuk, gelmeyi bana lutfeder gibi laflari savurdu etrafa ve sonra da kalmadi. Ihtiyacim vardi, yalvarabilir, ayagimi yere vuratak ağlayabilir, boyumu asan laflar edebilirdim. Dedim ya insan bazen yarali bir yabani hayvana donusebilir ve bunu saracak olan yine bir baska ozel insan olunca.. Uzatmayayim iste anlasana benim sadece ona ihtiyacim vardi baskasina degil. Gelmedi. Once kendini aklayacak bagaris cagirislar sonra umursuz sessizlikle ama gelmedi. Ayni sehrin ayni sokaginda bu defa yigildim kose basina. Ve artik gitme vaktiydi. Otogarda son sigarami içerken su koseden cikip geliverse dedi icimdeki ses, simdi yuzunu gorsem ve sarilsak.. Bunca seye ragmen hala. Ona degil kendime bikmadan son bir sans verislerim icimi daha cok yaraladi. Ve gelmedi. Boyle seyler sadece filmlerde olurdu. Otobuse bindim yola koyuldum. Zaten darma daginik olan kalbimin bir parcasini alakam olmayan bir sehirde biraktim. Artik ben eksik,darma dagin, ne yapacagi belirsiz, tekinsiz biri olup ciktim.

    Kin

    Hicbir aile mensubum, hicbir yakin arkadasim ve hicbir dostum tum realist aci gerceklerin dokuldugu sohbetlerde dahi kabul etmese de ben kendimi kinci biri olarak nitelendiriyorum. Kin tutmak iyi bir sey degil, biliyorum. Bilincli bir kin gutme haline girmemek icin de caba sarf ediyorum. Ama benim canim yanmaya gorsun, bile isteye bir kotulukle yuzlesmeyeyim.. Maddi hasarlari hatirimda tutmam da o kalbim bir kirilmasin.. Aradan yuz yil da gecse, olayi animsamakta dahi zorlansam o hissiyati aninda hatirlarim. Laf gedigine gelmis, kisi elime, karsima dusmusse aninda gecmise bir kisa yolculukla soyleyecegimi soyler, bir oh cekerim. 2016-2017 sezonunun intikami kotu olacak. Bunu da buraya not olsun diye koyuyorum. Suclu dedigin er yada gec olay mahaline geri donuyor. Dondugunde biraktigi gibi bir harabe yerine bir canavarla yuzlesmesi ihtimalini unutmamak gerek.

    İncelikler Yüzünden

    Ben kavgalarda can siper dovusebilir, sayip sovebilir, kendime yoneltilenleri gogusleyebilirim bir sekilde. Ama kizginligim uzun surmez ortada kalbimden gecen bir seyler varsa kucuk bir ozurle orta yollari bulabilirim. Gel gelelim incelikten yoksun hareketlere hic tahammulum yok. Hele ki sevip deger verdigim insanlarin vurdum duymaz, umursamaz hallerinin beni nasil kirdigini tarif etmekte dahi zorlaniyorum. Bir guzel soz, bir tatli dil biraz ince dusunce.. Bunlar cok zor seyler degiller. Seni sevdiginden emin oldugun ve can hiras askina dustugun kisinin, "iyi aksamlar" demekten yoksun bir sekilde ardini donup gitmesi beni cileden cikariyor. Bazen diyorum kendime, uzerine bu kadar dusunme, yapma, kendine zarar veriyorsun. Bazen de ben böyleyim, kaybedeceksem de incelikler yuzunden kaybedeyim diyorum kendime. Ben birini sevip deger vermissem eger, saglik sihhatinden, yedigi ictigine merak eder, yasadigi derdini dert eylemeyi kendime odev bilirim. Sevdigimde her seyiyle sever, yaninda herseyimle olmayi tercih ederim. Velhasil, ayrintilara dikkat etmek bu kadar zor degil bence. Bir gulumseme, bir kac keyifli soz.. Hepsi bu.

    Kızgınlık

    Kizginliklarimi fevri ve dolu dizgin yasamayi biraktim artik yani birakmisim. Su an icimde yukselen sinir ve kizginlik havai fisek hissiyle kusatiyor beni. Bunun sonunda her daim yanaklarim al al olmus patlarken bulurdum kendimi. Simdi sakince kahvemi yudumluyorum. Excelli adim adim kurcalayip isime bakiyorum. Yillardir su gelen hissin sonrasinda patlamamayi basarmayi hedeflemistim. Oldu, ama istedigim bu degilmis meger. Cunku aklimi oynatmama ramak kaldi.

    Oyle kizginim ve kırgınım ki. Ben dertten derde kosarken, ozlemi hesaba bile katmiyorum, hikayemin parcasi mutlu, kahkahali gunlerine devam ediyormus. Nasil diye soruyorum cevresine kendimi durduramayip; “Masallah bu aralar keyfi yerinde. Kahkahalar, espriler havada ucusuyor” diyorlar bana. “O mutlu olsun yeter” diyebilecek metanet yok icimde. O su an sadece yanimda oldugunu hissettirmeliydi, onu bile beceremedi. Saglik sihhat problemi, kalp agrisi, is stresi, ayrilik acisi.. Benim gucum hepsine yeter yetmesine de insanin yaninda gormek istedigi, derdini bolusmek istedigi.. Ben ne diyorum yahu hala.

    Evet dogru soylemis ama, benim gercek bir hayatim olmaliymis. (Burada aci aci gulumsuyorum) Gercekten sevmeli, kavusmali ve mutlu olmaliymisim. Kotu komsu insani mal sahibi yapar misali; aşka olmasa da huzura dogru adim atmaktan cekinmiyorum simdi. Insanlara karsi tum kirilan güvenimi yeniden insa etmeye calisiyorum. Gercek duygulara inanmaya calisiyorum. Yanimda belki deli divane istedigim degil, yanimda olmak isteyen insanlari goruyorum. Simdi gercekten mutlu musun? Beni boyle bir yalnizligin icine atip gittigin icin, orada hala gulebildigin, bir gun bile merak etmedigin, ozlemedigin icin mutlu musun sahiden?

    Güne Not

    Hayatimda bir derdim oldugunda susan, triplere meyil veren, sessizlige gömülen biri hicbir zaman olmadim. Belki bundan kaybettim ama huyumdan vaz da gecmedim. Gel gelelim kirginlik kendini zirvelere tasiyip, kalpte artik kirilacak yer kalmayinca insan ister istemez sessizlige daliyormus. Anlatsam ne care, dile getirsem daha fazla kirginlik diye diye.. Su boğazdaki dugum de olmasa daha kolay olacak aslinda. Bunlar trip atma halleri degil, yanlis anlasilmasin. Bu soylediklerim yalnizca sitem..

    Affetmek

    Besleyip buyuttugumuz tum komplike, ihtirasli ve alengirli hareketlere sovgulerle. Kalbimde hala kaybetmedigim bir yanımın kesfiyle huzur buluyorum bugun. Söylenen tum kotu sozlere, sarf edilen kotu davranislara kinim, sinirim tek, ciddi bir pişmanlik, hata kabulu konusmasi ve ozurle geciyor. Kinci olmadığımı iddia eden ve inanmak istemedigim dostlarimin hakli olduguna simdi eminim. Ben kinci degilim. Sadece insanlarin yaptiklari ve ettikleri uzerine piskinliklerine ve sulardan serin olmalarina tahammul edemiyorum. "Haksizim, ozur dilerim" demek yıllar gectikce zorlasiyor sanki insanlar için. Bunu diyebilmeyiyse hala erdem olarak goruyorum. Samimi bir takim aciklamalarla icimin sulari teskin oluyor. Kirginliklar zamanla telafi edilirken, kızgınlıklar mahcubiyetin getirisi bir goz kacirma aninda geciveriyor. Bilmiyorum, belki ben hala saf yanlarimi koruyorum sadece. Ama bunlari hissederken hayat ve insan iliskileri inanin daha kolay oluyor. Simdi gulumsuyorum. Kafamin icinde onemsemedigimi sanip geri plana attigim dugumlerden biri çözülüyor. Bilmekle duymak farkli sey. Duyuyorum, hissediyorum. Bir tebessumle mahcubiyeti gogusleyebiliyorum.

    Yok Saymak

    Yeni bir ruh hali ornegi olarak; iyi hissetmemek fakat kotu olmak icin sebebi bir turlu bulamamak. Iste burda mantigimizin bize oyunlariyla karsi karsiya geliyoruz. Kalbimiz sesi kisilmis radyoya donusuyor ve derdimize ulasamiyoruz. Yaş geçip tecrubeler arttikca insan bazi yasananlara uzulme luksunu kendine vermiyor. Sen vermesen ne olacak, kalbin kirginim darginim ve uzgunum diye cirpiniyor. Fakat mantik oyle bir baskin cikiyor ki,bu mevzuya uzulmeyeceksin diyerek diktasini ilan ediyor. Insan saniyor ki icten ice uzulecegim bir sey yok. Ama icindeki bu kirginlik, gozlerimdeki bu ani dolmalar niye? Bastirilmis duygular, esas problemi oyle bir hasir alti ediyor ki; insan kendi kendine yaptigina inanamiyor. Şimdi gelelim işin şahsi boyutuna. Ben de tam bu anlattigimi yasadim. Alakasiz, sakin bir gecede, bir sohbetin ortasinda laf dondu dolasti, belki de ben istedigim icin, o icimde bastirdigim konuya geldi. Oyle durmaksizin konusuyor, nelere nasil ve neden uzgun,kirgin olduğumu sanki aylardir planlamisim gibi dur durak bilmeden anlatiyordum. Bir yandan kendime sasiriyordum. Cunku boyle bir planlamam yoktu. Araliksiz konusmamin sonlarina yaklastigimda hickirarak agladigimi fark ettim. Ki aglamaya ne zaman basladigimi hatirlamiyordum. Islanan yanaklarim sagolsun, agliyorsun topla kendini demesine sebep oldu mantigimin bana. Kendimi topladim mi topladim. Gözyaşlarından tebessumlere yol yapmayi bilen insanlar var olsunlar! Ama ben bu yasadigimi unutmayacagim, hicbir sey yok ki benim iznimi istesin beni kirip uzmek icin. Hayat boyle bir sey. Uzulmek varsa, uzuleceksin. Yok saymak hikaye.

    Zayif karın

    Bir insani hassas noktalarindan, komplekslerinden, kafasina taktiklarindan en cok ve en kolay yakinlari ve sevdikleri vurur. Cunku bir yabanciya asikar edeceklerinden cok daha fazlasini ortaya doker insan yakin gordugune, icini açar. Gel gelelim zayif karni gostermek, 'beni vuracagin yer tam burasi' demeye es degerdir. Insanogluysa cig süt emmis. En beklemedigi gelip bildigi zayifligin uzerine oynar. Ve yere dusmus bulur kendini. Tebrikler. Yine kendi elimizle kendimizi acittik. Oysa sır gibi saklariz guvenmedigimiz insanlardan hassas noktalarimizi, zayifliklarimizi. Oysa yakinlarimizin tam da buralardan aci verebilecegine ihtimal vermeyiz. Hayat da böyle bir sey iste. Bu da tecrube edilse dahi bir turlu ogrenilemeyen bir mevzu.

    İnsan ilişkilerine bakış

    İnsan iliskilerine teorik ve sayisal verilerle bakalim istiyorum bugun. Onyargisiz baslanan iki insanin iliskisinin 0 dan baslamasini dogru buluyorum aslinda. Uygulamaya bakiyoruz, ben sifirdan baslattigim biriyle ayni masada oturmayi tercih etmiyorum. Muhakkak bir sempati, sayilarla ifade edecek olursak 5te olmali benim icin. Neticede zaman degerli bir sey, en azından alakami cekmeyen, farkli tellerden caldigim biriyle vaktimi bosa harcamak istemem. Sohbet, hayata bakis ve tutturulan ayarla kisi bende deger katsayisini arttiriyor bir bir. 10 a geldiğinde paylasimda bulunmaktan hosnut oldugum, zekasini sevdigim bir insan halini aliyor. (Zeka onemli) Bu hosnutluk uzun bir zaman dilimine yayilmaya baslayinca sayilar ucup gidiyor baki ve yeri saglamlasmis bir deger aliyor yerini(burasi zor kisim) Simdi gelelim hatalara. Insaniz, hatalar bizim icin. Ben ilk hatasinda sevdiklerimi yakan birisi olamadim. (Bu kismin dogrulugunu su gunlerde iyiden iyiye sorguluyorum) Hatanin zamani da kestirilemez. Kimi zaman saglamlasmamis bir iliskinin ilk gunune rastgelir kimi zaman yillar sonra peydah olur hata denilen. Ilk hatanin uzerine gelisen sohbet önemli. Karsimdakinin mahcubiyetini hissettigim an, ustelemem. Bunu bir daha olmayacagina dair bir isaret sayarim. Subliminal bir mesajla gelecekteki hatalar icin bir uyarida da bulunmayi ihmal etmem. Sayilara donecek olursak ilk hatada 10dan 9a iner. Geri donulmesi pek de zor olmayan bir gerileme. Ikinci hata benim nazarimda epey onemli. Bu noktada sorgulama surecim baslar. Ikinci hatanin kirginligi da olur. Yine insanlardan kolay umit kesmeyen biri olarak, sessizligimi koruyup karsidakinin tepkisine bakarim. Umursamazlik hakimse, gitmek tercihim olur. Hatanin farkindaligi soz konusuysa, ciddi bir elestiri ile sessizligimi bozar son sansin yolunu tutarim. 8sularinda dolanan iliskimiz geldigi noktaya yaklasmis 5i boylamistir. En bastaki 5ten farki oradaki onyargisizlik yerini kucuk gizli kirginliklara, kafada olusan ufak yargilara birakmistir. Bilmedigim bir şekilde insan iliskilerime verdigim şans 3. Onceleri sonsuz deneyislerim, pes etmeden affedislerimin ceremesini cok cektigimden olsa gerek,ucte karar kildim. Simdilerde hayatimda olmayan guzel bir insanin sonsuz denemelerim, inancimin tukenmemesi konusunda bakis acisina deginmeden edemeyecegim: "Insan kalbini genis bir tahta olarak düşün. Yapilan her hata o tahtaya cakilmis bir civi. Her civinin actigi yerse bir kirginlik. Affetmekle sadece civiyi yerinden sokebilirsin. Izi orada kalacaktir. Genisce bir tahtada bir kac civi izinin onemi olmaz. Fakat tahtanin uzeri cakilip sokulen civi izleriyle doldugunda artik hicbir sey eskisi gibi olmayacaktir. Kalbini sadece kirginliklar ve aci kaplayacaktir." Ikinci hatanin telafi sureci, karsilikli ozveri, sohbetten geçer. Kirginligin yeri bir kac çiçeğin ilistirilmesi ile kapanabilir. Gelelim olmasini hic istemedigim ucuncu hataya. Ucuncu hata, bir vurdumduymazlik, gecmis affedislerden alinan rahatligim eseri olmasi muhtemeldir. Insaniz, hatalardan kimimiz ders alir mahcubiyet duyarken kimimiz bunlari iliskimizde karsi tarafin "saf" bellenmesi sayariz. Ucuncu hata 5teki yerin paldir kuldur yuvarlanarak 0ı boylamasina sebep olur. Sokakta gecen insandan farksiz kilar karsimdakini hatta mubala olmayacaksa sokakta gecen insana karsi daha notr oldugum dogrudur bu durumda. Aciklamaya, uzerinde konusmaya bahis gormem. Kirginliklara yenilerini eklememek adina, uzaklasmayi tercih ederim. Tam bu noktada zaaflara deginmek isterim. Korktugum ucuncu hataya giden yolda karsimdakine bir zaafimin olusmasidir. Zaaflar isleri degistirir. Karsidakine kiyamayarak baktigim noktada kendimi bilmedigim, tehlikelerle dolu, karanlik bir sokaga girmis gibi hissederim. Sokakta ummadik anda yaralayici tehlikeler peydah olabilir; kucuk bir ihtimal ben abartmis olup korkarak girdigim sokakta karsima guzellikler cikabilir. Ama uc hatanin uzerine kucuk bir guzellik ihtimaline tutunup da o sokaga girmek hic de akil kârı degil. Insanlari hele ki akli hizli calisanlari, konusmayi, sohbetleri, paylasimlari, ortakliklari seviyorum. Aldigim hicbir kirginlik ve yara insanlara bakisimi toptan degistirmeyecem. Satirlardir anlattiklarim olsa olsa daha az kirilmanin yollari icin bir kucuk onlem haritasi olabilir.

    Birikim Notu

    Ben mi cok kirilgan oldum yoksa vurdum duymaz insanlarla ardarda mi tesaduf ediyorum? Bilmiyorum. Kirginligim bir saman alevi su siralar diyebilirdim aslinda. Onemsedigim bir kisice onemsenmedigimi fark etmek, kucuk adab-i muaseretlerin tum saygim ve sevgime ragmen benden esirgenmesi, umursamazlik, tutarsizlik, 'canim oyle istedi' halleri.. Birleserek koca bir dag olup uzerime geliyor. Kirginligim bir saman alevi diyebilirim demistim, ta ki dun geceye kadar. Evet diyebilirdim. Fakat dun gece bir defa daha kirilmis buluyorum kendimi. Isin fenasi kirginliklarimi bir suredir dile getirmekten de kaciyor, susuyorum. Tek cumle; " ayip ediyorsun " dilimin ucuna geliyor da dokulemiyor. Dun geceye donecek olursak, yine tek kelime etmeden bitirdigim gece ve yastikla bulusan basim.. Ardindan onunu ardini alamadigim kendimi durduramadigim bir aglama. Neden agladigima verecek cevabim bile yok. Cok kirginim desem kafi gelir mi bilmiyorum. Saman alevi sandigim duygularim meger icimde birikip de tasmaya hazir bir nehir halini almis. Saskinim. Ve hala soyleyecek bir sözüm yok. Yorgunum. Ya ben insanlarla dogru iletisim kuramiyor ve bu denli kiriliyorum ya yanlis insan diye bir sey var ve benle yollari haddinden fazla kesisiyor. Bilmiyorum.

    Geceye Kırgın Not

    Bazen kucuk bir cocugum, mesela bu gece. Hickirigim bogazimda dugumlenip kaldi, gozyasim kirpiklerimde asili. Neden diye sorana verecek cevabim anlasilmayacak kadar yersiz belki,tahmin edemeyeceginiz kadar siradan; ozlemimi dindiremedim, beklediklerimi duyamadim, istediklerimi soyleyemedim diye. Baska bir aciklamasi mi? Dusunuyorum, oldukca zor aciklamasi.

    Kurduğunuz hayalin, elinizde olmayan sebeplerden gerceklesmemek de degil teget gecmesi gibi dusun. Elin elime degecekti de degememis, sohbetim sohbetine karisacakmis da bir mani cikmis mesela, gozun gozumde duracakmis ama bir bolen olmus gibi. Icimde bir sizi kalakalmisim. Saysak parmak hesabi yapacagimiz ve bana aylarin ardarda dizilimi kadar uzun gelmis günlerin birikmis agrisi bu aksam icimden tasiyor. Sessizlik canimi sıkılıyor. Bir olmus da Ankara'nin tum yukumu omuzlarima yuklemisler adeta. Yatagima uzaniyorum; aklimda fikrin, kalbimde ozlem, omzumda tarifsiz bir yuk.

    Huzurla uyuyamayacagim, mutlu uyanamayacagim belki. Belki de kim bilir bir cocugum ama biraz simarik, istedigi oyuncagiyla sarilip uyuyamamis, bayram ayakkabilarini basucuna koyamamis.

    Hayal kurmakti oysa hayati cekilir kilan, simdi kurdugum basit hayaller uykularimi bolen. Iyi olsun gece, mutlu olsun sabah.

    Yıkılacak duvarlar aşkına

    Ömrümde verdigim cabalara baktigimda en buyuklerini, karsimdakilerin duvarlarini asabilmek, kendi duvarlarima da tas tas ustune eklememek icin verdigimi goruyorum. Yillar geciyor, tecrubelerle dolup tasiyorum da su mevzuyu bir turlu halledemiyorum. Emek verdigim her yerde en sevdigim ve huzunlu kelime; sukut-u hayalle karsilasmam su goturmez bir gercek benim icin. Kirilgan miyim diye kendime soruyorum, bu kirilganlik da degil. Tamam dedigim noktada carptigim duvarlar icimde yaralar aciyor. Tam kalkip tekrar guvendigimde, anlattigimda anlasildigimi sandigimda bir carpisma daha. Kendimi korumayi, cenemi tutmayi bilmiyorum. Ve her defasinda denemekten inanmaktan bikmiyorum. Duygular devreye girmese her sey daha kolay olacak degil mi? Duygulari devreden cikardigimiz gun, o gun kirilganliklar da son bulacak. Biliyorum. Ama ben boyle bir hayat istemiyorum. Inanarak,guvenerek, inceliklerin hala surdugu, duvarlarin aradan kalktigi insan iliskileri elbet mumkun olacak. Insanlik tum bunlarda gizli. Tum duvarlari, oram buram kan icinde kalana kadar carpa carpa yikmak dilegiyle.

    Siz; ne yaptığınızı zannediyorsunuz?

    Insanin canini en cok neden en sevdikleri yakiyor?

    Bunun iki nedeni var kanaatimce. Birincisi insan sevdiklerinin canini yakabilme ihtimaline kafasinda kalbimde zerre yer vermiyor. Bir acinin ihtimaline bile hazir degilken gelen darbeyse icini yerle yeksan ediyor. İkincisi de “dost aci soyler” lafini yanlis anlamak ve yakinligin getirdigi samimiyet hukukunu patavarsizlik (o zaten bana kirilip alinmaz felsefesi) ile karistirmaktan ileri geliyor.

    Zar zor astigimiz, kendimizle ilgili icimize ancak sindirdigimiz mevzulari gelip de bir dost kanirtiyor. Ben tutunacak, kendimi teskin edecek bir yer bulmuş, bulma cabasina dusmusken anlik cozumu olmayan bir mevzunun uzerinde durmanin, olayin vehametinden bahsetmenin ne anlami var? Ben zaten durumun bilincindeyken -hadi yuregimi ferahlatmak icin de ugrasma onu gectim- olayin uzerine gitmenin, ardarda yuze vurmanin alemi ne? Can yakmaktan baska ne ise yariyor bu hal; biri bana soylesin.

    Gecenin bir vakti sessizce isyan edip gozyasi dokmeye kadar yolu var ancak; baska bir sey degil. Yalnizlassak daha mi mutlu olacagiz, duvarlarimizin ardina siginsak, zayif yanlarımizi, kendimize belki de kompleks edindigimiz mevzulari icimizde saklasak?

    Istediginiz bu mu? Daha yalniz, daha yapmacik, kusurlarini gizleyen insanlar meydana getiriyorsunuz. Tesekkurler.

    Dost kırgınlığı

    Ota boka alinan bir yapim oldugunu söyleyemem. Ama kirginlik dedigin gelip de oturdu mu yuregime fena. Bir sey yok demeyin; ben hissediyorsam elbet ki bi terslik vardir. Var da nedenini ben bilmiyorsam o da yanlis. Bilmiyorsam ve yuce sifat 'dost' mertebesindeysem ceker karsina soylersin birbir. Gelelim benim olayima; kac gundur 'ha sabir, bana oyle geliyordur yahu' diyerek bir sessizlik ve kirginlikla bekliyorum. Ank'da yediğimin ictigimin ayri gitmedigi, ayri kalsak muhakkak arasip sorustugumuz, su sehirde ailem saydigim iki guzel adam benden bir haber, tek kelam etmeden gunleri deviriyorlar. Insani ailesi hic arayip sormaz mi, soylesene! Hic mi akliniza gelmiyorum lan! Kirgin, kizgin, uzgun fark etmez. Ben bu durumlarin sessiz bekleyislerle cozulecegine inananlardan degilim. Kotu bir sey de yapmış olabilirim, farkinda degilimdir. O durum da dahil her daim derdimizi ortaya sereserpe koyarsak ancak oyle dost, aile oluruz. Ha ortada bir sebep yoksa esekliginize sovup firca atacagimda kesin. Vel hasil ben gunlerdir bu duyguyla yogrulup bugun, her zamanki gibi acik konusan oldum. Dert ortada beyler, simdi sira sizde. Kirgin bir hilal var benden iceri. Iygunler.

    O bağ kopmasın diye susmayanlar adına

    Ben kalbimi huzursuz eden durumlar karşısında susmayi bilmedim, ogrenemedim. Bugune kadar ne kazancim ne kaybim olmussa konusmam yuzundendir. Kar zarar hesabina dusecek degilim zira bu bir kisilik meselesi. Ben susuyorsam bir seyler kopmus (tam o an ezginin gunlugu'nden kopan bag sarkisi girer), gozden cikarilmis, onemsizlesmistir. Susuyorsam karsimdakine iyi veya kotu hicbir hissim kalmamistir. Sokaktan gecen tanimadigim insandan bile daha yabanci dusmustur o insan bana ki kiymetlim kelimelerimi yoluna dokmemisimdir. Aksine bakacak olursak sizin koydugunuz deger yargilari, insanlar arasi kaliplastirdiginiz iliski anlayislari yerin dibine batsin. Ben bunlara uymuyorum, uyamiyorum. Bir problemde cikmaza dustuysem donup kalbime danisiyorum kalbimin cikmazdan kurtulmasiysa sessizligi bozmaktan, halini arz etmekten geciyor. Karsi taraf varsin anlasin, sozlere deger versin düşünsun varsin herkes gibi olmayi secip ardinda arkasinda manalar arasin sozlerimin. Onemli değil. Yastiga başımı kirgin koyuyorum. Ben kirginligi sessiz yasadikca daha cok zorlanıyorum. Iyi geceler.

    Neden?

    Mevzu kişiler, yer, zaman, hatta olaylar bile degil. Benim problemim "neden?" sorusuyla basliyor. Birisi cikip bu soruya akla mantiga onu da gectim duygulara uygun bir cevap verse inanin her seyi kolayca kabullenecegim. Kapatip kitabi, okunmus sayip kütüphanemde yerine yerlestirecegim. Ama insanlar nasil bu kadar umarsiz, nasil boyle duyarsiz ve vefasiz? Anlamiyor, anlamlandiramiyorum. Paylastigimiz ekmegin, dizelerin, hikayelerin, ictigimiz sarabin, yanyana uzandigimiz bir dakikanin bile bu denli degeri, onemi yok mu? Hepsini gectim kendine de mi saygin yok ah be guzel insan? Vurdumduymazca savurdugun o buyuk laflar hic mi yuregini zorlamiyor ardinda duramadigini gordukce? Vicdaninda en ufak bir rahatsizlik hissetmiyor musun hatir, gonul meselesine dair de? Bir kahvenin kirk yil hatiri var diyorlar da sen kisitli vakitlerde paylastigin o kucuk ama nadide seylerin hic mi hatrini dusunmuyorsun? Beni soracak olursan; ben hala kucuk seylere değer veren biriyim. Ardimi donup gidecekken bile cayini ictigim, uykusuna, hikayeleriyle çocukluguna ortak oldugum birinden oyle umursamaz, bencilce gidemiyorum. Dedim ya kucuk seyler.. Ben sana kitabimi verdim; say ki kalbimin bir parcasi elinde. Ben sana buyuk ninemden kalma yazmami verdim, say ki gecmisimden bir izi sakla diye. Yemegi hazirlayip kapiyi cal diye bekledim. En azindan giderken bir hoscakali cok gormeyeceginden emin. Sen mi? Artik ne onemi var..

    Mevzu ben olunca

    "Beni bagirtma" "Beni delirtme" vb sozler kavga aninda insanlarin agzindan cikar, duyariz. Gel gelelim olay ben olunca oyle olmuyor. Beni bagirtin, delirtin, soyleneyim bunlar inanin guzel. Daha ugrasiyorum, can acimla birlikte cabaliyorum demek. Oldu ki dustuk bir cukura beni susturmayin, beni sessizlige itmeyin. Benim icin dogal olan konusmak, gulmek, kizinca soylenmek icimde tutmamak. Tut ki sustum, tut ki sectim sessizligi iste korkulacak, urkulecek vakit o zaman gelmis demektir. Ben bile sessizligimden tedirgin oluyorum. Sessizlesip icimden konusmaya baslayinca ne yapacagimi, konuyu nereye vardiracagimi ben de bilmiyorum cunku. Bir tehlike varsa kirip doktugum, bagirdigim anlardan degil sustugum anlardan cikiyor ortaya. Velhasil kelam; susturmayin, sessizlestirmeyin beni. Yapmayin.

    Gecmisten gelen gözyaşı

    Diyor ki: ".. hayir neden agliyorum onu da bilmiyorum. Ben cok sevince cok kirilirim ayni boyle. Hani sevmiyorum da ne sevmesi tanimiyorum bile fazlasiyla onu.." Bir otobüsteler. Ankara'nin bir ucundan bir ucuna giden hatta. Onlarin konusmalari hep oyle baslar. Havadan sudan bahsedilirken icinde tuttugu asil mevzuyu doker biri. Bilir ki zaaflar, egolar devreye girmez gercekcilik agir basar o sohbette. Yine oyle oldu. Sabah iki gözü iki cesme aglamis, kisa ama derin. Sebepse hic yok yere, kirilivermis iste. Aglamasina bir temel, dayanak arayisinda. Kendi kendine anlamlandirmadigindan basarisizca anlatmayi deniyor. Her zamanki sakinlikle cevap geliyor: "sen ona degil gecmisten gelen bir huzne agliyorsun. Yersiz benzerlikler, tesadufler kemiriyor icini. Sen gidip dokemedigin gozyaslarini simdi alakasiz yer zaman olay ve kisiye akitiyorsun" Susuyorlar. Donuyor içine donup bakiyor. Yine nasil da haklı. "Her seye aglayan insan da degilim hani. Bugun aynada kendimi gorup uzuldum. Coktandir oyle kirgin, naif sessizce suzulen gozyasi dokmemistim ben" deyip ic geciriyor. "Ne yapsam rahatlar icimin su huznu huzursuzlugu atarim? " diye daliyor dusuncelere. Sonra uzaklasip yarin gelecek misafir uzerine konusuyorlar. Kahvaltilik bir seyler almak lazim ve bir pakette sigara. Yine baslamisken hayat mesakati yarida birakiyorlar konuyu tum yarim kalmislarin bir gun gelip acisini cikaracagini yine unutarak. Neden agladin simdi sen? Dusunmeyelim uzerine deme de soyle. Neydi icini ezip, dilini yine catala donusturen, zehirli sozlerle gozyasini ayni anda dokturen?