Sex Hikaye - Mobil Sex Hikayeleri

    Kaynak: http://www.mobilsexhikayesi.info/kocamin-yegeniyle-2-hafta-sikistim.html

    Kocamın Yeğeniyle 2 Hafta Sikiştim

    Herkese selam porno hikayeler okuyucuları. önce kendim dahil hikayedeki kişilerin isimlerini değiştiğinden dolayı okurlardan özür diliyorum.ben Afet 32 yaşında balık etli sexi güzel Azeri bayanım.Kocamla tanışana kadar Bakü’de oturan lise öğretmeniydim.Serkan yanı kocam ünlü bir inşaat firmasında genel müdür yardımcısıydı.Baküde benim öğretmenlik yaptığım lisenin açılışında tanışmıştık.Kendisi gözlerini benden çekmeyerek yaptığı konuşmasıyla beni çok etkilemişti.Ben de onu etkilemiş olmalıyım ki ertesi gün telefon açarak beni akşam yemeğine davet etti.

    Çok istesem de kendisine teşekkür edip davetini kabul etmedim.Anladığınız biraz naz yapıyordum.Fakat ısrar edince kabul etmiştim.Yaklaşık 2 ay boyunca her gün buluşuyorduk.İlk evlilik teklifini hemen kabul ettim.Baküde ve Ankara’da düğünümüzü yapıp kocamın yanına Ankara’ya yerleştim.Balayını Paris’de geçirdik.her şey mükemmel gidiyordu.Gündüzleri gezer alış veriş yapıyor geceleri sevişiyorduk. sikinin biraz küçük olmasına rağmen yatakta harikaydı. İlk kez bir erkek benim amcığımı tuz gibi yalıyordu.Götümün deliğini bile yalaması beni çıldırtıyor daha da ateşlendiriyordu.Karşılığında ben de onun sikini ağzıma alarak emiyordum.hatta ağzıma boşalmasına bile izin vermiştim.Ben götümden sikilen ağzıma veren ilk erkeğimdi. Yatakta bir kahpe gibi olmam Serkan’ın hoşuna gidiyordu.her gün çılgınca sikişiyorduk.hatta akşam yemeğine çıktığımız restoranın tuvaletinde bile sikişmiştik.beni tuvalete götürdüğünde kendisi de beni oraya kapatarak eteğimi kaldırarak götümü yalıyordu.tangamı kenara çekerek arkadan dilini götüme amcığıma sokarak beni de ateşlendirmişti.ben de domalarak dilinin amcığıma daha rahat sokmasını sağlıyordum.biraz yaladıktan sonra arkadan amcığımı sonrada götümü sikmeye başladı.götüme boşaldığında ben orgazm olarak dayanamayıp birazda işedim.bu durumdan yani sikişirken işememden dolayı çok utanmıştım.Serkan bunda utanacak bir şey olmadığını ve erkeklerin bundan hoşlandığını söyledi.bu gibi çılgınlıkları balayında çok yaşamıştık.Ankara’ya döndüğümüzde kocamın akrabaları her gün misafirlerdi bize.anlaşılan azeri gelinlerini merak ediyorlardı.İçlerinde biri gözlerini benden alamıyordu.güzel gözleri olan uzun boylu yakışıklı Serkan’ın abisinin oğluymuş.kocam 2 yıl önce trafik kazasında Kenan’ın ailesini kaybettiğini söylerken çok üzüldüm.abisinin oğlunu kendi oğlu gibi seven Serkan Kenan’ı Amerikada üniversitede okutuyordu.Kenan önümüzdeki 15 gün bizde kalacakmış.o gece üçlü samimi sohbet ettik.benden Baküyü anlatmamı istedi.konuşurken gözlerimin içine bakarak adeta beni büyülemişti.Serkan o gece yine benim bacaklarımı aralayıp sanki amcıgımın dudaklarıyla öpüsüyordu.diliyle dıllagıma yanı klitorime masaj yapıyordu.ben gözlerimi kapamış beni Kenan yalıyor gibi fantezi kurdum.çok ateşlenmiştim.kalkıp Serkan’ın sikine oturup köküne kadar amacığıma soktum.oturup kalkmaya başladım.birden kapının anahtar deliğiden bir gözün bana bakdığını gördüm.beni büyüleyen gözü hemen tanıdım Kenandı.başkası zaten olamazdı.görmezden gelerek sikişe devam ettim.Kenan beni sikişirken izlemesine daha da ateşleniyordum.bu kez ona özen sıkısıyordum.biraz arkaya kayarak bacaklarımı daha da açtım.amacım amcığımı ve içine nasıl sokup çıkarmamı tam göstermekti porno hikaye. Bir az böyle sıkısdıkden sonra ona arkamı döndüm.bu kez ona nasıl götümle sıkısmemı gösterecektim.elimle Serkan’ın sıkını götüme sokarak yine sik üzerinde dansa devam ettim.ama bu sefer götümle dans ediyordum.kalkarak götümde bir tek kafasını saklıyor sonra yavaş yavaş cömelir santim santim içime alıyordum.biraz götümün ateşini aldıktan sonra kocamın sikini yalamaya basladım.hala beni seyrediyordu.ben sıkın gövdesını yaladıkca arada bır kenanla göz göze gelıyorduk.arkam serkana dönük yanı 69 pozısyonunda oldugumuzdan kenanı görmesı ımkansızdı.götümle suratını kapatmıs amcıgımı agzına dayayıp bır bırımızı yalıyorduk.ben artık bosalmak Ûzereydım serkanın sıkının kafasını daha da acgözlülükle emerek agzıma bosaltdım.tüm spermını yalarken son kez göz göze geldık.yarın güne hıç bır sey olmamıs gıbı basladık.öylen gelen telefonla kocam yarın acıl moskovaya gıdeceyıne acıkladı.kenan kocamı havaalanına bırakıp aksama döneceyını söyledı.kenanın aksam dönüsünde ıstedıyım bı sey varmı dıye benı aradı.ben geldıyını duyunca banyoya gırdım benı gözetlemek ısteyeceyını bıldıyım ıçın kapıyı bır az aralı bırakıp soyundum.geldıyınde seslenıp banyoda oldugumu söyledım.arkamı kapıya dönerek yıkanıyordum.sampuanın etkısıyle gözlerımı kıyar gıbı yaparak dönünce sandıgım gıbı benı dıkızlıyordu.görmezden gelerek oturup bacaklarımı aralayıp suyu amcıgıma akıttım.elımle amcıgımı oksamaga basladım.zaten kabarmımıs klıtorımı oksuyor ve kenan benı ızlemesının verdıyı zevkden kendımden geçmıstım.parmagımla amcıgımı sıkmeye basladım.arada parmagımı götüme sokuyor ve cıkarıp agzıma apararak yalıyordum.ısemek ıstıyordum ama kenanın benı ızledıyı ıçın utanıyordum.bırden kocamın erkeklerın ıseyen kadına bakmasından tahrık oldukları lafını hatırladım.oturdugum yerdece bacaklarımı acarak ısemeye basladım.kenanın görmemesı mümkün degıldı ensest hikaye. Kalkıp arkamı kapıya dönerek domalıp bacaklarımın arasını oksamaga basladım. bir anda arkadan bir el götümü ellemeye baslamışdı.döndüğümde kenan kalkmıs sıkı elınde karsımdaydı.hemen dudaklarıma yapısarak emmeye basladı.ben dayanamayarak önünde çömelerek sıkını agzıma alıp emmeye basladım.kocamınkından 2 kat büyükdü.yaladıkca zevk alıyordum.benı kaldırarak amımın önünde cömeldı.harıka yalıyordu.dılı amcıgımın dudakları arasında asagı yukarı dans edıyordu.ılk porsyonu agzına bosaltdım.benı domaltıp arkadan amcıgıma gırdı.çok hızlı sıkıyordu.evlılıyım boyunca böyle sıkılmemıstım.ıkıncı kez muhtesem geldım.sıkını çıkarıp götüme sokmak ıstedı.cok büyük oldugundan korkarak ızın vermedım.canımı yakarsa sıkmeyeceyını söyleyınce götüme sokmasına ızn verdım.sadece kafası bıle götÚmü acıtdı.ama yavas yavas sokarak alıstırdı.götümü sıkdırme tecrübem oldugundan acıyı zevke dÒnüstürmem uzun sürmedı.bır az sıkılmemden sonra ücüncü kez orgazm oldum.bayılacak gıbıydım.benı cömeltıp sıkını agzıma sokdu. kafasını yalayır elımle tasaklarını oynatıyordum.agzımda patlaması uzun sürmedı.hepsını yuttum.kenanla yıkanıp yatak odasına gectık.bütün gecenı ve önümüzdekı on bes gün boyunca sıkıstık.

    Evlilik Yıldönümü

    💖 Evlilik yıldönümümüz… Kocamla şık şıkırdım giyindik, şık bir otel restoranında yemek yiyoruz. Bütün hazırlıklarımı yapmışım. Vücut temizliği, bakımı, içimde seksi iç çamaşırları, üstümde göğüslerimi meydana çıkaran, omuzlarımı açıkta bırakan dekolte, incecik bir ipek bluz, dizimin hayli üstünde kloş bir siyah etek, siyah ince çoraplar…

    Yemekte iki kadeh alkol alıp, kocamın önceden rezervasyonunu yaptığı odamıza çıkacağız. Güzel bir gerdek gecesi yaşamayı planlamıştık günler öncesinden… Kendimi ve bedenimi bu geceye hazırlamıştım. 

    Bir haftadır kocamla sevişmiyordum, cephanesini biriktirsin, güzel ve uzun bir seks yaşayalım diye… Bu gece seks için yanıyordum adeta…

    Mum ışığında yemek tamam… Kristal kadehlerce içki tamam… Başım dönüyor, sabırsızlanmaya, ıslanmaya başladım, kocamı sıkıştırıp duruyordum. Tam kocayı kaldırıp yatağa atmanın zamanı geldi diyordum ki… Yanımıza janti takım elbiseli, acaip yakışıklı bir adam ve bir kadın oturuvermez mi?

    Kocam adamla tanıştırdı. İş yaptığı, daha doğrusu borçlu olduğu şirketin sahibiymiş. Ben nereden çıktı bu herif diye surat astım, kocam n’olur idare et bakışlarıyla bana kaş göz yalvardı, adamla sohbete başladı. Ama sohbet, daha doğrusu adamın söylemleri gitgide sertleşmeye başladı. Meğer benimkinin bu adama müthiş borcu birikmiş, ödeme yapmıyor, adamdan kaçıyormuş.

    Yanındaki kadın belli, yolun yolcusu, ağzında sakızı, ucuz dekolte giysileriyle ben orospuyum diye bağıran seksi bir sarışın… İki erkeğin sohbeti sertleşip koyulaşmaya başlayınca adam epey kalınca cüzdanını çıkardı. İçinden aldığı bir kaç tane yüzlüğü kadının eline sıkıştırıverdi bize göstere göstere, kadını yolcu etti.

    Bize döndü. Merakla bekleyen kocama ve bana… Elini beline attı, kocaman bir tabanca… Çıkarıp pat diye korkutucu bir sesle masanın üzerine bıraktı makinayı… Önünde duran menü kitabını da üzerine koyarak örttü. Namlusu bize dönüktü.

    “Ne diyorsun bakalım, ödeme yapacak mısın?”

    Kocam korkudan sıçmış vaziyette… Bense ondan daha kötüyüm. Titriyorum. Yalvarmaya başladı kocam, parası yokmuş, en kısa zamanda ödeyecekmiş, yeminler ediyor.

    “Ulan bok herif… Ödeyecek olsan şimdiye kadar öderdin. Avrupa turuna tatile gidecek, bu lüks otelde para harcayacak, sikmelik orospu kapatacak paran varken bana borcunu ödemedin.”

    “Orospu değil o… Benim karım dedim sana… Evlilik yıldönümü bugün… Otelde kalacağız bu gece…” diye kekeliyor kocam… Ben hem tırsıyorum, hem öfkeliyim. Orospu ha…? Beni az önce sepetlediği kadın gibilerle karıştırdı herhalde bu piç…

    “Daha iyi öyleyse… Borcunun bir kısmını bu geceden ödemeye başlarsın.”

    “Nasıl yani?” diyecek oldu kocam… Adamın delici bakışları benim üzerimde dolaşırken, tabancasının namlusunu yine gösteriverdi bize…

    “Az önce gördün. Sikmeye hazırlandığım orospuyu senin yüzünden geri gönderdim. Oysa niyeti bozmuştum. Bu gece sikiş yapmalıyım mutlaka… Ben de karını alıp yukarıya çıkıyorum. Ödemenin ilk taksidini bana karın yapacak. Sen burada onu bekleyeceksin. Ne zaman işim biterse o zaman getirir sana iade ederim.

    Bir yamukluk yaptığını, itiraz ettiğinizi görürsem seni şuracıkta vururum. Yok, ben yukardayken polis filan karıştıracak olursan, yukarıda karını ben vururum, sonra da adamlarım seni gebertir köpek gibi…”

    Şaşırıp kalmıştım, titriyordum. Neden bahsediyordu bu adam? Eyvahlar olsun… Kocam şimdi namus belasına bulaşacak, silaha aldırış bile etmeden adama dalacak diyorum içimden…

    Fakat tam aksine… Oturduğu yerde iyice ezilip büzülmüş kocamla birbirimize bakışıyoruz. Gözleriyle yalvarıyor bana… Çaresiz… Korku dolu…

    Anlaşıldı olay… Pek namusu için kalkıp adama dalacak gibi görünmüyor kocam… Teslim bayrağını çekmiş şimdiden… Aslına bakılırsa benim de ondan kalır yanım yok… Korkudan ölüyorum. Bir yandan da hızla düşünüyorum… Bu genç yaşımda niye vurulayım ki… Yaşamak varken…

    Piç herif de üzerindeki klas koyu renk takım elbise, yakası açık, göğsünü gösteren beyaz ipek gömleğiyle bir yakışıklı ki… İri yarı, kirli sakallı, koca kara gözleriyle, bembeyaz parlayan düzgün dişleriyle, atletik yapılı vücuduyla muhteşem bir şey… Sert maço erkek tavırları da ayrı bir hava…

    Bir ona bakıyorum, bir de korkudan titreyen kocamın yemek yerken yağ akıttığı lekeli kravatına… Oturduğu yerden belli olan şiş bira göbeğine… Kıyaslama bile gereksiz…

    Kocamdan gözlerimi ayırmadan yavaşça ayağa kalktım sonunda… Çantamı alıp adamın yanına yaklaştım sessizce… Ne karar verdiğimi deklare etmiş oldum erkeklere… İkisinin de gözleri bende…

    “Demek kararını verdin güzelim… En iyisi bu zaten… Tatsızlığa gerek yok. Emin ol pişman olmayacaksın. Şimdi, eteğini kaldır, bize altında ne olduğunu göster.” dedi kalın, boğuk bir sesle…

    Etrafa bakındım, garsonlar, görevliler uzakta, benim ne yaptığımı göremeyecek mesafede dolanıp duruyorlar. Sırtım salona, önüm erkeklere dönük, dediğini yaptım. Diz üstü eteğimin önünü yavaşça kaldırıp adama ve kocama gösterdim.

    Siyah dantelli jartiyer çoraplarım, süslü fırfırlı jartiyerim, minicik, şeffaf, kukumu zor örten transparan tanga külodum… Giyinirken aynada bakmıştım, külodumun şeffaflığından kalp şeklinde kestiğim kıvırcık kasık kıllarımı ve tertemiz yarığımı gördüklerinden emindim.

    “Şimdi de üstündekini indir biraz, memelerini göreyim.”

    Parmağımı degajeme takıp memelerim görünecek şekilde indirdim. Kabarmış meme uçlarımın zorladığı ve göründüğü siyah transparan kumaştan sütyenim meydana çıktı. Portakaldan iri memelerimi zor tutuyordu sütyen…

    “Çok güzell…” diye inledi yakışıklı… “Öylece kal, kıpırdama…”

    Tabancasını alıp beline soktu. Dışarıdan görünmemesi için ceketinin eteğini üstüne örtüp ayağa kalktı, arkama geçti. Elini omuzuma attı. Boynumda ve kulak mememde sıcak nefesini hissederek ürperdim.

    “Kocanın faiz borcunu ödemeye hazır mısın jartiyerli fahişe?” diye fısıldadı.

    Cevap vermedim önce… Kocama baktım. İtiraz etmesini, masayı tekmeleyip fırlamasını beklerdim bunca yıllık evliliğimizin hatırına… Bırak fırlamayı, itiraza bile yeltenmemişti domuz…

    Borcu için, kirli paraları için, boktan hayatını kurtarmak için beni feda etmeye hazırdı. Düpedüz para karşılığında beni satmış oluyordu kocam… Pezevenk herif… Adam omuzumu sıkarak tekrar sorunca yanıtladım…

    “Evet… Hazırım…” dedim ürpererek… Gözlerimi kocama diktim sonra, büyük bir kinle, tıslayarak, “Ama bir şartım var. Kocam da yanımızda gelsin. Karısının borcunu nasıl ödediğini kendi gözleriyle görsün.”

    Adam bir kahkaha attı. Bir eliyle göğsümü avuçlarken, diğer elini önüme uzatıp kasıklarımı okşadı, tanga külodumun üzerinden kadınlığımı avuçlayıp sertçe sıktı. Parmaklarını külodun kumaşıyla beraber kadınlığımın dudaklarının arasından geçirdi. İnledim.

    “İyi fikir…” dedi. “Hadi gel bakalım dostum… Ben karının bu güzel amcığını sikerken seni de yanımızda istiyoruz. Baksana, nasıl ıslanmış, yarak istiyor karıcığının amı…”

    Elini uzatıp parmaklarının ıslaklığını gösterdi kocama… Gerçekten ışıkta pırıl pırıl parlıyordu parmakları… Kocamla sevişirken dakikalarca önsevişme yaparak, öpüp yalayarak girişe hazırlamasıyla ancak ıslanmaya başlardı kadınlığım… Oysa bu kaba, nobran, yakışıklı adamın bir sözü, kulağıma bir nefesiyle amcığım sırılsıklam olmuştu bile…

    “Aç ağzını güzelim… “ diyerek parmağını ağzıma dayadı, etli kırmızı rujlu dudaklarımı zorlayarak soktu. Dilimde kendi zevk suyumun tadını aldım. Kışkırtıcı…

    “Hadi bakalım benim güzel, ev kadını fahişem… Yukarı çıkalım. Sen de düş önümüze dostum. Bu seksi karınla hesap göreyim biraz… Senin önünde hesabımı keseyim, ödemediğin borcunun faizinden bir miktar düşeyim.”

    Kocam önümüzde, adamın kolu belime sarılmış, eli kalçalarımı okşaya sıka asansöre ilerledik. Yukarıya, kocamla sevişmeye niyetlendiğimiz gerdek odamıza doğru yola çıktık.

    Restoranın görevlileri hayretle bize bakıyorlardı. Bir saattir karı koca başbaşa mum ışığında yemek yediğimiz halde, yukarıya koca önde, karısı başka bir erkekle kucak kucağa, odaya çıkıyoruz. Şaşırmakta haklılardı doğrusu… Ama pek onlara aldıracak durumumuz yoktu.

    Evet, günlerdir tasarladığımız gibi bu gece, bir otel odasında seks yapacak, sevişecektim. Ama kocamla değil, yabancı bir erkekle… Hem de kocam izlerken… Hem de evlilik yıldönümümüzde…

    Asansörün kapısı kapanır kapanmaz adam beni kendine çekti. Kollarını bir cendere gibi bedenime sımsıkı sararak dudaklarıma yumuldu. Vahşice öperken elini eteğimin altına daldırmış, kalçalarımı yoğuruyor, bedenimi önündeki kabarıklığa bastırıyordu.

    Dayanamadım, zevkle karşılık vermeye başladım ben de… Kollarımı boynuna dolayıp ağzımı açtım, hırslı dilinin dudaklarımdan içeri girmesine, dilimi okşamasına izin verdim.

    Şehvetle öpüşüyorduk. Gözümün ucuyla lüks otelin lüks asansörünün kristal aynalarla kaplı duvarlarında kendimi görüyordum. Yabancı bir erkeğin kollarında, bir fahişe gibi öpülen, okşanan bir Gül…

    Adamın eli eteğimin altında, her yerimi kurcalıyordu. Jartiyerimin ve siyah ipek çorabımın dantelleri, tanga çamaşırım… İç açıcı, tahrik edici ve kışkırtıcı bir manzara… Kocam da yanımızda, göz ucuyla bize bakıyor sümsük sümsük… Bir elini önüne kapatmış, bize bakarken penisi mi sertleşti ne?

    Sonunda asansör katta durdu, odamıza ilerledik. Kocam daha önce resepsiyondan aldığı kartı cebinden çıkararak kapıyı açtı, bize yol vererek girmemizi bekledi. Birbirimize sarılmış vaziyetteydik. Adam durdu, bir anda beni kucağına alıverdi. Düğünden çıkmış yeni evli bir çift gibi kocamın açtığı kapıdan girdik. Dudaklarımdan öperek,

    “Madem gerdek odasına giriyoruz, usulüyle yapalım yavrum” dedi. Yavaşça yere bıraktı beni… Kocam da arkamızdan girdi, kapıyı kapattı. Bize bakıyordu. Adam elini cebine attı, bir yüzlük çıkarıp kocama uzattı.

    “Al şu bahşişini pezevenk herif…” dedi. “Üstünde ne varsa çıkar, sonra da şu koltuğa otur bakayım.”

    Kocam önce durdu, sonra çaresiz parayı alıp dediğini yaptı. İki dakikada külotla kalmıştı.

    “Donunu da… Çırılçıplak dedim gavat…” dedi adam. Onu da çıkardı. Elleriyle o her damarını ezbere bildiğim yarı kalkık erkekliğini örtmüş vaziyette, karşımızda duruyordu.

    “Koltuğa!” komutunu yineledi. Kocam gitti, gösterdiği yere oturdu.

    Adam etrafına bakındı. Lüks döşenmiş otel odasını süzdü, kadife ağır perdelerin yanına gitti. Perdeleri bağlayan sarı sırma kordonu püskülüyle beraber söküp geldi. Kocamı sımsıkı, adeta salam gibi bağladı o kalın kordonla…

    “Şimdi oldu” dedi. “Ben ne yaparsam yapayım, emir vermedikçe bu koltuktan kıpırdamayacaksın. Bizi izleyeceksin. Tamam mı dümbük?”

    Kocam onay anlamında başını sallayınca yatağa gidip oturdu. Gözleri bendeydi şimdi… Belinden tabancasını çıkarıp bana doğru tuttu,

    “Sıra sende canım… Yavaş yavaş soyun bakayım. Bluz ve eteğini çıkar. Ama yavaş… Sindire sindire… Her yerini görmek istiyorum. Sikeceğim malı görmem lazım…”

    Onun bu kaba, aşağılayan, küfürlü sözleri beni kızdıracağına daha beter tahrik ediyordu. Dediğini yaptım. Gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan, yavaş hareketlerle önce üstümdeki ipek bluzu çıkarıp attım. Sonra da eteğimin kopçasını açtım, kalçalarımı kıvırarak eteğimi yavaş yavaş indirmeye başladım. Kalçalarımın şişkinliğinden kurtulan etek hışırtıyla bacaklarımı okşayarak aşağıya, ayaklarımın dibine düştü.

    Adam yatağa yarı uzanmış, bir tabancasında, diğer elini pantolonun önündeki kabarıklığa götürmüş, kalkmış penisini okşayarak hayran gözlerle beni izliyordu. Koltukta oturan çıplak kocam da öyle… Önündeki alet havaya dikilmişti. Sevgili karıcığı yabancı bir erkeğin önünde soyunuyordu.

    “Sütyenini çıkar şimdi fahişe…” diye hırladı adam…

    Şeffaf, zaten meme başlarımı gizleyemeyen sütyenimin kopçasını açtım. Yine yavaşça çıkarıp adama doğru fırlattım. Portakal büyüklüğündeki, irileşmiş pembe uçlarıyla memelerim şimdi erkeğin aç bakışlarının hedefindeydi. 

    Ellerimi kaldırıp şöyle bir okşadım, sütyenin baskısından kurtulan memişlerimi rahatlatmaya çalıştım.

    “Uhhh…” diye inledi gözleriyle beni sikmekte olan adam… Havada kaptığı sütyenimi burnuna götürerek kokusunu içine çekti. 

    “Harikasın bebeğim. Tam bir sik kaldıransın sen…” Önündeki tümsek pantolonunu zorluyordu şimdi… “Baksana bana neler yaptın? Sikim taş gibi oldu senin yüzünden…”

    O da eliyle okşayıp aletini rahatlatmaya çalışıyordu benim memelerime yaptığım gibi… Kocama baktım, o adamdan daha berbattı. Eli kolu bağlı olduğundan taş kesilen sikine dokunamıyordu bile zavallı… Adama döndüm,

    “İstersen seni de soyayım, rahatlamak istersin sen de…” dedim şuh bir sesle… Gözleri parladı, uzandığı yerde yayıldı iyice… “Akşamdan beri o pantolonun içinde ne olduğunu merak ediyorum…”

    “Ne duruyorsun öyleyse? Merakını gider bari…” diye yanıtladı beni…

    Yüksek topuklu iskarpinlerimin üzerinde yaylanarak, kalçalarımı çalkalayarak yatağa ilerledim. Dantelli jartiyerimin tuttuğu ince siyah parlak çoraplarım ve kabarmış kadınlığımı saklayamayan ince ağıyla tanga külodumdan başka giysi yoktu üzerimde…

    Eğildim, önce ceketini çıkardım, sonra gömleğinin düğmelerini yavaş yavaş çözdüm, adamın yardımıyla çıkarıp attım. Göğsü hariç kılsız, tüysüz, fakat hayli kaslı bir vücudu vardı. Tam istediğim, hayran olduğum gibi… 

    Omuzlarını, göğsünü okşayarak aşağıya indim. Dizlerimi kırmadan biraz daha eğilip pantolonun kemerini ve fermuarını da açtım.

    Elindeki ağır tabancayı namlusundan tuttum. Gözlerimi gözlerinden ayırmadan silahını yatağa, yan tarafına koyması için zorladım onu… İki elini iki yana koyup kalçalarını kaldırınca bana da pantolonu bacaklarından sıyırmak kaldı.

    Baksırının önündeki açıklıktan penisi dışarıya çıkmış, bana bakıyordu. Dimdik, kalın, damarlı, kocaman bir başı olan harika bir erkeklikti. Hatırı sayılır bir uzunluğu vardı, oturduğu yerde aletinin başı neredeyse göbek deliğine değmek üzereydi.

    “Mmmm…” dedim beğeniyle… Harika bir manzaraydı önümdeki…

    “Beğendin galiba…” dedi. “Kocanın çüküne pek benzemiyor değil mi?” Gülümseyerek kocama ve önündeki alete baktım.

    “Kesinlikle benzemiyor canım” dedim. Elimle penisini tutup hafifçe sıktım. “Bu bir çük değil çünkü… Tam bir yarrak… Erkek yarrağı…” dedim. Baksırı da çıkardım.

    Eğilip başına bir öpücük konduruyordum bu arada… Uzun sarı saçlarım adamın kasıklarında, dudaklarım da penisinin başındaydı. Dudaklarımı aralayıp başını içeriye aldım. İnledi. Koyverdim ben de… Dilimi çıkarıp yalıyor, ağzıma alıp emiyor, sokabildiğim kadar boğazımın en derinlerine kadar sokmaya çalışıyordum.

    Sonunda saçlarımı kavrayıp başımı çekti aletinden… Tükürüklerimden pırıl pırıl parlıyordu koca alet… Oyuncağı alınmış gibi, küskün küskün yüzüne baktım. Engel olduğu için, yeteri kadar yalayamadığım için kızmıştım ona…

    “Bu kadar yeter… Kalk şimdi…” dedi.

    Doğrulup kalktım. Yarı çıplak önünde duruyordum. Doğrulup ellerini belime, belimdeki ince altın zincire, kalçalarıma götürdü, okşadı. Burnunun ucu kasıklarımda dolaşıyordu.

    “Ulan ne seksi karısın bee… Şu belindeki altın zincirin, ayağındaki halhalınla öyle sikilesi görünüyorsun ki… Senin gibi orospu sikmedim şimdiye kadar… Seni sabaha kadar sikebilirim inan olsun…”

    Kalçalarımdaki ellerini önüme getirdi. Tanga transparan külodumun üzerinden yine kadınlığımı avuçladı. Bu kez inleme sırası bendeydi. Parmaklarını külodumun bel lastiğine geçirip bir anda iki yana ayırdı. Paris’ten kocamla beraber seçip aldığımız pahalı çamaşır bir cayırtıyla kopuverdi. İki parça halinde hayvanın pençelerinin arasındaydı şimdi külodum…

    “Amcığını yalayıp suyunu içmek istiyorum aslında… Hem de çok istiyorum. “ dedi o şehvetten boğuklaşmış, çatallanmış sesiyle… Ben de aynı tonda yanıtladım, fısıltıyla,

    “Yala öyleyse… Ne duruyorsun?”

    “Şimdi olmaz fahişem… Dilimin ucunu değdirsem boşalacaksın. Amcığının suyu bacaklarından akıyor.”

    Haklıydı ne yalan söyleyeyim… Adam sikini sokmadan boşalabilirdim, öylesine şehvet kaplamıştı her yerimi… Kadınlığımdan akan su yol yol bacak içlerimden süzülmeye, çorabımı ıslatmaya başlamıştı.

    “Otur Gülüm… Yarrağıma otur… İkisi de birbirini istiyor. Kavuşturalım onları…”

    Kocama baktım, sesini bile çıkarmadan bizi izliyordu. Çırılçıplak, kolları bağlı, çaresiz… İnadına, domuzluğumdan, beni borcu karşılığı bu adama satan kocama,

    “Ne diyorsun aşkım?” diye sordum. “İstersen bırakalım, bu odadan çıkıp gidelim. Yoksa… Dediğini yapıp oturayım mı? Siksin mi bu adam beni? Bu koca yarağını amıma gömsün mü? Karar senin… Bu koca yarağı yersem, artık hep isterim bunu… Senin çükün zevk vermez, istemem artık… Son kararını ver canım… Karıcığını siksin mi bu adam?”

    Çaresizce oturduğu yerde kıvrandı kocam… Aslında zaten yapamayacağımı biliyor olmalıydı. Hem adam bırakmazdı, hem de ben… İş bu raddeye geldikten sonra bırakamazdım. Bu adamın altına yatmadan gidemezdim. Bu güzel siki yemeliydim mutlaka…

    “Senden ses çıkmadığına göre günah benden gitti sevgilim…” dedim. “Bundan sonra olabilecek her şey senin yüzünden olacak. Senin sayende olacak. Bana asla hesap soramazsın bu yüzden, anlaşıldı mı?”

    Hemen önümde duran havaya dikilmiş heykel gibi aletin başını, parmak gibi damarlı gövdesini okşuyordum bir yandan hayranlıkla,

    “Şimdi oturduğun yerden bizi izle… Karın bu güzel yarağın tadına bakacak. Zevk alacak bebeğim. Ohh… Hem de çok zevk alacak…”

    Ellerimi adamın çıplak omuzlarına koyarak bacaklarımı araladım. Tam penisin üzerine konumladım kendimi… Hafif alçaldım. Uzun bacaklarım, yüksek topuklarımla dizlerimi birazcık kırmam yetmişti hedefe ulaşmama… Başı kadınlığımın dudakları arasındaydı şimdi… Elimle penisin kalın gövdesinden tuttum, başını ıslaklığıma sürttürdüm. Pezevengime seslendim inleyerek,

    “Offf… Kocacımm… Çok büyük bu… Zorlayacak beni…” Kocam tısladı,

    “Siktir orospu. Evdeki koca zenci vibratörü amcığına sokan sen değil misin? Bunu haydi haydi alırsın. Herifi zevke getirmeye çalışıyorsun amına koyduğumun karısı…” Adam altımda inliyordu,

    “Evet amına koyduğumun karısı… Tatava yapmayı bırak da, al şu yarrağımı… Beklemekten imanım gevredi artık. Zenci yarrağı ha? Amına koyarım senin, sok şunu…”

    “Merak etme sevgilim, amıma koyuyorsun zaten şu anda… Ohhh… Ama hakikaten büyük sikin var bebeğimm… Gerçekten zorlanıyorum. Hele ayakta olunca, amım daralıyor, sikin büyüyor sanki, çok fena…” Kocama sataşmayı da ihmal etmedim bu arada,

    “Zenci vibratörü kendi için getirdi bu pezevenk… İki bana kullandırdıysa bir de kendi kullandı. Fantazi diye diye bana sikini yalattırırken vibratörü de kendi götüne soktuyor bu puşt, bildiğin gibi değil…” Ben böyle söyleyince bir kahkaha attı adam,

    “Vay azgın orospular vay…” diyordu bir yandan… “Merak etme, senden sonra kocanı da sikerim, senin intikamını alırım güzelim. Hadi, şimdi sok bakalım benimkini, göreyim nasıl alacaksın…”

    Dudaklarımı ısıra ısıra alçaldım. Alçaldım. Koca alet kadınlığımı yara yara içimde kaybolmaya başladı. Başı içimi yarıyordu. Parmak gibi kabarmış damarlarını bile hissedebiliyordum vajinamda…

    Sonunda pembe kasıklarım ve ıslak klitorisim erkeğimin kasık kıllarına ulaştı. Başı içlerimi zorluyordu. Boynuna sımsıkı sarılıp bir nefes koyverdim.

    “Ahhh… Yardın içimi…” diye inledim. “No’lur kımıldama, biraz alışsınlar birbirlerine…”

    Fakat kendim bekleyemedim ki… Omuzlarından tutup geriye, yatağa uzattım. Sonra da aletinin üstünde yaylanmaya başladım. Ufak ufak başladım önce… Sonra hızlandım, hızlandım.

    Tadına doyamıyordum. Öyle zevk veriyordu ki… Şehvet duygusu her yerimi kaplamıştı tepeden tırnağa şehvet kesilmiştim. İnliyor, bağırıyor, kalçalarımı değirmen gibi çeviriyordum. Mümkün olabilecek her santiminden zevk alıyordum erkeğimin penisi içimi yara yara gidip gelirken…

    Artık dayanamıyordum. Gelmek üzereydim. Anladı piç… Belimden tuttuğu gibi bir hamlede kaldırdı sikinin üstünden… Yan tarafa yatağın üstüne fırlatıverdi bohça gibi…

    “Orospu çocuğu… Ne yapıyorsun piç herif?” diye bağırdım.

    Hayatta en nefret ettiğim şey olmuş, orgazma tırmanırken yarıda kalmıştım. Deli gibiydim, bacaklarımı kıstıra kıstıra kıvranıyordum yattığım yerde… Oysa gülüyordu halime… Önündeki ıslak yarrağıyla önümde durmuş bana bakıyordu. Eğilip saçlarımdan tuttu, çekiştirdi,

    “Yalvar orospu… Seni sikmem için bana yalvar… Yoksa sikmem seni…”

    Ah, dediğini yapmaktan başka çarem yoktu, yoksa sikmeyecekti bu adam beni… Dediğini yapacak gibi bir tipi vardı zaten… Tabancasını çıkarıp vururum dediğinde de, şu anda sikmem dediğinde de, sözlerinde bir ağırlık, ciddiyet vardı. Bu adam söylediği şeyi yapardı. Bacaklarımı ellerimle tutup iki yana ayırdım, düpedüz yalvardım,

    “Hadi aşkım… Erkeğim… Yalvartma beni… Sik nolur… Sik beni… O yarrağını geçir bana…”

    “Gerçekten istiyor musun? Kocanın önünde bağırta bağırta sikeyim mi seni?”

    “Ohh… Evettt… Sikkk… Kocamın önünde sik… İstersen kocamı da sik… Ne istersen yap… Ama sik beni artık… Dayanamıyorumm… Ooohhh…”

    “Senin güzel amcığın varken kocanın kuru götünü ne yapayım aşkım? Merak etme, sikicem seni…”

    Gülümseyerek ilerledi, bacaklarımı iki yana ayırıp arasına girdi. Önündeki taş gibi aletini bir hamlede ıslak, dudakları istekle titreyen kadınlığımın içine gömdü.

    “Hııhhh…” diyebildim.

    Nefesim kesilmişti. Konuşmak ne kelime, nefes bile alamıyordum. Sonra inip kalkmaya, beni pompalamaya başladı. Sürekli… Acımadan… Bağırmalarıma aldırmadan…

    Yara yara sokuyor, eze eze dibime vurdurup bir hamlede vajinamdan çıkarıyordu aletini… Fırtına gibiydi. Bir hızlanıyor, bir yavaşlıyor, delirtiyordu beni altında… Kah ayaklarımdan tutup bacaklarımı ikiye ayırıyor, öyle köklüyor, kah üstüme kapanıp nefessiz bırakmak ister gibi ezerek sikiyordu.

    Tırnaklarımı sırtına gömüyordum, zevkten şehvetten deliye dönmüştüm. Sonunda orgazma ulaştım. Tüm vücudum sara nöbetine tutulmuş gibi, rüzgarın önündeki yaprak gibi titriyor, sürekli kasılıyordum. Dakikalarca sürdü… Hayatımda böyle zevk aldığımı hatırlamıyordum.

    Gözlerimi açtım. Böyle bir şey olamaz. Kendimden geçmişim. Yarı ölüm gibi bir şeydi yaşadığım… Adam yanımda yan uzanmış, sikini okşayarak bana bakıyordu. Kocam da öyle, ter içinde kalmış, gözlerini bana dikmişti. Aleti önünde taş gibi havaya bakıyordu. İki erkek de boşalmamıştı. Benim boşalmamı izliyorlardı.

    Her şey tekrar başladı. Kalkıp önüne domalttı beni, aletini bir hamlede kadınlığıma geçirdi. Çığlık atmaya başlamıştım yine… İki eliyle belimi tutmuş, kendine çekiyor köklüyor, tutup boylu boyunca çıkarıyordu penisini… Sürekli… Alttan kökledikçe torbaları klitorisime çarpıyor, kalın başparmağını ıslak ıslak deliğimi kanırtırcasına arkama sokuyordu. Oyuncak bebek gibi önünde sallanıp duruyor, zevkten zevke sürükleniyordum.

    “Aaaahhh… Yeteerrr… Yeteerrr…” diye bağırdım. “Boşal artık… Canım yanıyor. Oh, yeter…”

    Delirmiş gibiydi adam… Beni, kukla bebeği evire çevire sikiyor, pozisyondan pozisyona geçiyordu. Sonunda yatırıp penisini ağzıma soktu. Gırtlağıma kadar giriyordu alet… Nefessiz kalıyor, bir soluk alabilmek için çırpınıyordum.

    Saçlarımdan tutmuş, kendine çekiyor, bir kaç saniye öyle havasız bırakarak bekliyordu. Ben nefes almak istedikçe boğaz kaslarım bademciklerime temas eden penisin başını eziyordu. Gözyaşlarım rimellerime karışmış, tükürük, salya tüm salgılarım köpükler halinde fışkırıyordu.

    Hissediyordum, gelmek üzereydi. Bir an önce boşalması için dua ediyordum. Ağzımı sikmeyi bıraktı, çevirip bacaklarımın arasına girdi. Bir hamlede acımasızca soktu penisini…

    Nefes alabildiğime memnun olmuş, rahatlamış, içimdeki erkekliğinin zevkini çıkarmaya başlamıştım şimdi… Tekrar tekrar orgazm oldum altında… Tekrar tekrar o küçük ölümü yaşadım. Durmadan, dinlenmeden sikiyordu beni…

    En sonunda böğüre böğüre boşaldı. Sıcak spermleri alevden lav ırmakları gibi içime akmaya başladı. İki eli iki göğsümde, acıtarak sıkıyor, kalçaları taş kesilmiş, içindeki tüm spermi rahmime boşaltmak istercesine penisini içime saplamış vaziyette hareket etmeden duruyordu. Bacaklarımın arasında kasılıp duran o sert, daracık erkek kalçalarını okşadım rahatlatmak istercesine…

    İçimdeki spermler süzülürken yine orgazm şimşekleri çaktı beynimde… Kalçalarımı oynata oynata gidip geldim halsiz halsiz… Son kasılmadan sonra kendimi yatağa bıraktım.

    Üstümden kalktı. Gidip kocamın kollarını çözdü. Tutup yanıma getirdi.

    “Benim işim bitti yavrum” dedi. “Hadi şu pezevenk kocanı da boşalt da rahatlasın zavallı… Çatlayacak yoksa… Bana bak, kadınımın üstüne boşalma, yoksa yatırır götünü sikerim senin puşt herif…”

    Kocam yanıtımı bile beklemeden yatağa tırmanmış, sikini ağzıma dayamıştı bile… Daha dilimin ucunu değdirir değdirmez boşalmaya başladı zaten… Gerçekten patlamak üzereymiş zavallı… O da dizlerinin üstünde yatağın kenarından yere, halının üstüne püskürttü döllerini…

    Erkeğim yeni boşalmış hala inmemiş penisini sallaya sallaya yanımıza geldi. Yatağın üzerindeki tabancasını aldı, beni de kaldırdı yataktan, kucağına alıp banyoya götürdü… Ilık suyu açıp küvete girdi. Beni de kendine çekip özenle küvetin içinde kucağına yatırdı. Sonra da içeriye seslendi,

    “Bana bak pezevenk… Oda servisini arayıp şampanya sipariş et. Sonra da halının üstüne kıvrıl yat sen… Bizim işimiz çok… Sabaha kadar buradayız. Seksi karını sabaha kadar sikeceğim bu gece… Sabah seni uyandırırız merak etme…”

    Yükselmeye başlayan ılık suyun içine banyo köpüğünü boca ediyordu bir yandan da… Kucağında uzanıp kaldım. Mutluydum. Hayatımda hiç olmadığım kadar mutlu…

    İyi ki boynuzlu kocam borcunu ödememiş bu koca yaraklıya… diye geçirdim içimden… Yoksa bu geceyi yaşamayı, bu sikişi ancak masturbasyon yaparken hayalimde görürdüm.

    Yasemin

    Üniversiteyi kazanıpta İstanbul'a geldikten sonra yapılacak ilk iş kalma işi idi. Babamla yaptığımız görüş alışverişinin ardından devlet yurdunda bir müddet kaldıktan sonra bir kaç kafa dengi bulduktan sonra bir eve geçme fikri bize oldukça mantıklı gelmişti. Nihayetinde bir kaç ay içinde oldukça sağlam diyebileceğim Cem ve Ertan'la bir eve çıkmaya karar vermiştik. Bu kararın ardından da babam İstanbul'a kadar gelerek ev arama ve içini doldurma işlerini sağlamak için gelmişti. Uzun uğraşların ardından sessiz sayılabilecek bir sokakta şimdilik kaydıyla bir ev bulmuştuk. Kısa süre içinde evi dayayıp döşeyerek yaşamaya başlamıştık. Cem benimle aynı sınıftaydı, Ertan ise aynı bölümden başka bir fakültede öğrenim görüyordu. İlk zamanlar aşıldıktan sonra onlara olan güvenim daha da artmaya başlamıştı. Bu biraz da öyle olmak mecburiyetindeydi çünkü üçümüz de en yalın halimizle oradaydık, gurbetteydik. Cem Ankaralı idi. Orta boylu, hafif göbekli, az esmer yakışıklı bir çocuktu. Bir çok kız etrafında dolanmakta ama bu teklifleri ağırdan alarak değerlendiriyordu. Bu kadar şeytan tüylü olmasında biraz bu ağırdan alma hali, biraz gizemli hareket etme ama en çok ta sempatik ve maharetli bir çeneye sahip olmasından kaynaklanıyordu. Zamanında bir kaç kadınla birlikte olduğunu ifade ediyor bunların arasında bir evli kadın olduğundan da bahsediyordu. Ben ilk zamanlar bunun bir atmasyon olduğunu düşünüyordum. Hayatında hiç seks yaşamamış birinin bu iddiaları da ciddiye alması pek beklenemezdi doğrusu. Ertan benimle aynı şehirdendi, Kırşehir'den. O aramızdaki en sessiz adamdı. Uzun boylu, iri yarı bir cocuktu. Hani derler ya bunca deliye bir uslu , işte Ertan o türdendi. Eli ayağı düzgündü, ama karı kız işleri onu o kadar da ilgilendirmiyordu. “İstanbul beni elbet değiştirecek, o zamana kadar çalışmalıyım” diyen bir tipti. Cem bu yüzden Ertan'a arasıra takılır “Ulan seni ancak bir karı değiştirir” diyordu. Ertan arada da olsa yaptığı sağlam esprilerle bizleri kahkahaya boğuyordu. işte o anlarda bu çocuğun bizimle aynı evi paylaşmasının sebebini daha iyi kavrayabiliyordum. Hayat böyle böyle devam ediyordu. Bahar aylarının başlangıcında bir akşamüstü eve gelirken bir şeyler almak için mahalle bakkalına uğradım. Daha sokak başında adeta başımı döndürecek bir olayla karşılaştım. Bakkalın kapısında kıvırcık kumral saçları hafif meltemde dalgalanan bir afetti bu gördüğüm. Üstünde lise üniforması olan bu kızın boyutlarından gerçekte onun lise öğrencisi olabileceğine hiç inanmamıştım. Ben yaklaşınca bu afet-i devran “hadi iyi akşamlar babacığım akşama görüşürüz” diye seslendi bakkala doğru. Dükkana girdiğimde kızın babasının bizim bakkalımız Recep abi olduğunu anlamıştım. Recep abi sağolsun evi tutma ve içini donatma aşamalarında çok yardımı dokunmuştu. Dükkanı hemen evinin olduğu apartmanın altındaydı. Aslen Denizlili olan Recep abiyle şöyle böyle çok iyi bir muhabbetimiz vardı ama böylesi bir kızının olduğunu dahası ailesinin kimler olduğunu dahi bilmiyordum. “Hayrolsun Recep abi, o kızın mıydı?” diye sorunca Recep abi de parlayan gözlerle “evet, o gördüğün kızımdı” dedi. Adının Gamze olduğunu öğrendiğim bu kızın daha 16 yaşına yeni bastığını öğrendiğimde ise bayağı bir şok geçirmiştim. Eve geldiğimde bütün gün Gamze'yi düşünerek geçirdim. Hatta bütün hafta sürdü bu düşünmeler. Kızı böyleyse anası bile nasıldır diye geçirdim içimden. Kendi kendime “Ulan bu bizim Recep abi amma hatun tavlamış yahu” deyiverdim. O akşam konuyu bizim çocuklara açtım. “Görmeliydiniz ne hatun” dedim. Cem: Belli belli rüzgarı seni devirmeye yetmiş. Bir de altına alsan kim bilir neler olurmuş sana? Ertan: Olacağı belli, kalpten küüütt… Herkes gülmeye başlamıştı. Zaman ilerledikçe kafamı kurcalayan tek şeyin Gamze'nin beni unufak eden güzelliği ve seksapayeliği olmadığını fark ettim. Bu kız neticede daha ufacık bir kızdı ama ya annesi, o nasıl bir kadındı. Güzel miydi, çirkin miydi, kızı kadar seksi miydi? Kocasının altına doyuma ulaşabiliyor muydu? Kimdi bu kadın, kafam allak bullak olmuştu. Bazen bu fikirlerin saçma olduğunu düşünüyor kendimi yaşlı bir kadına, üstelik tanımadığım belki de iffetli bir kadına iftira etmiş gibi hissediyordum. Çok geçmedi bu fikirleri içimde saklayamaz oldum. suçluluk duygusu içimi bir fare gibi kemiriyordu. Bunu en yakın bildiğim, bana cevap verebileceğine inandığım tek insana Cem'e açmaya karar verdim. Ertan olmadığı bir akşam üstü elinden tuttum “oğlum gel sana danışacağım bir şey var” dedim. - Ne oluyor lan Mehmet? Hasta mısın? - Yok be oğlum da kafamı bazı meseleler kurcalıyor. - Ne oldu ki hayrolsun? - Ya bu Recep abinin karısı… - Eeee?. -Ben bu kadını görmedim, nasıl biri olduğunu bile bilmiyorum ama kızını gördükten sonra.. -Arzulamaya başladım sanki! İşte burada Cem gülmeye başladı. -Oğlum suçluluk duyma, bir kadın arzulamanda bir gariplik yok. Gariplik daha hatunu bile görmemiş olmanda. -İyi de Cem kadın ya yollu değilse -Belki öyledir ama karıyı mı düzdün? -Hayır! -O zaman bekleyelim görelim bakarsın neler neler olur … -Nasıl yani? -Belki de hatun senin beklediğinden daha acayip bir şey çıkar. Günler böyle böyle geçiyordu. Bir akşam evde çay içelim dedik. Cem'le ben beraberce karşımızdaki Recep abinin bakkalına gidelim dedik. Ancak vakit geç olduğundan dolayı Recep abi dükkanı kapatmıştı. Tam ne yapacağımızı düşünürken Cem ; -Hadi Recep abilere gidelim onlardan şeker isteyelim, dedi. -Oğlum boşver buluruz deyince, Cem; -Ya tanıdığımız tek kişi Recep abi, hemen de şuracıkta. Gel o bize biraz şeker verir dedi. Ben “geç oldu, rahatsız etmesek” desem de Cem kolumdan çekerek apartmana soktu beni. Recep abinin kapısını çaldığımızda ne yalan ben biraz heyecanlanmıştım. Biz kapıyı Recep abinin açmasını beklerken kapıyı o hayal ettiğim kadın açtı. Ben; -Şey biz karşı apartmanda oturan öğrencileriz Recep abi yok muydu? Eflatun başörtüsünün içinde bir güneş gibi parlayan bu harika yüzlü, yeşil gözlü kadın; -Yok kahveye gitti. Ne istiyordunuz? dedi. -Cem ya bizim şekerimiz bitmiş çay için bir kase şeker rica edecektik. Paramız kalmamış, Recep abiden başka tanıdığımız kimse de yok… deyiverdi. Kadın gülümseyerek; -Önemli değil canım, lafı mı olur ben size getireyim siz burada bekleyin dedi. O anda kızından daha dolgun, tam bir Afrodit heykeli misali bir vücuda sahip olduğunu anlamıştım bu hatunun. Boşuna değilmiş onu merak etmem, bu kadın kızından bile daha güzeldi. Bir kasenin içinde toz şeker ile alüminyum folyoya sarılı bir ufak pakette getirdi kadın. -Börek yapmıştım bunu da alın lütfen. Kabı da istediğiniz zaman getirirsiniz demişti. Biz teşekkür ederek oradan ayrılırken ben bir tuhaf olmuştum. Bu kadının sesi bile o kadar buğulu ve tatlı idi ki kendimi cennette sanmıştım bir anda. Cem bana dönerek; -Oğlum var ya bu hatun düşündüğünden de deli bir şeymiş. O ne seksilikti öyle deyiverdi. Sonra devam ederek; -Haklıymışsın be Mehmet! Bu kadın belki kapalı ama hayatımda hiç bir kadının beni böylesine etkilediğini bilmiyorum dedi. Ertesi gün kabı vermek için Recep abiye gittim. Recep abi ; -Mehmet gel. Akşam gelmişsiniz Yasemin ablan söyledi dedi. Demek o harikulade kadının adı Yasemin'di. Adı da çok yakışmıştı bu kadına. Şıktı, güzeldi ve ne yalan söyleyeyim çok seksiydi. -Recep abi sen yoktun sağolsun teyze de bize şeker verdi bu da kabı deyince, Recep abi gülerek; -Teyze değil oğlum 37 yaşında daha. Sen belki benim yaşıma bakarak diyorsun da ben 55 yaşındayım dedi. Abla dersen Yasemin'e daha doğru olur bence dedi. -E geç mi evlendiniz? deyince -Ya benim başımdan daha önce başka bir evlilik geçmişti olmadı ayrıldık, sonra en küçük kız kardeşimin yakın arkadaşı olan bu hatun çıktı karşıma evlendik. deyiverdi. Şaşırmıştım, bu dünyalar güzeli kadın nasıl olmuştu da kendisinden neredeyse 20 yaş büyük bu adamla evlenmişti. -Kızkardeşim liseye giderken tanıdım onu. Sonra bir kaç yıl içinde de evlenme teklifimi kabul etti dedi. Ben sırıtarak; -Sen de az değilmişsin be Recep abi deyince o da -E ben çok mu çirkinim? Hem o da bana biraz mecburdu dedi. Ben bu son lafına biraz takıldıysam da pek önemsemedim oradan çıktım. Bu Yasemin hanım muhabbetinden ben de Cem de çok etkilenmiştik. Ertan ise bizimle dalga geçiyordu. Bir hafta sonu akşamı hep beraber porno izleyelim dedik. Filmde porno yıldızı Hannah Hilton isimli sarışın iki tane izbandut gibi herifin arasında inleyerek sikiliyordu. Bizim suskun dediğimiz Ertan -ulan şu karının ağzı boş kaldı ona da ben soksam deyiverdi. Cem; -Senin ki bu dayıların yanında sinek yarağı kadar kalır deyince Ertan; -Tamam be, açalım yaraklarımızı görelim. Birbirimizden gizlimiz mi var sanki? dedi. Herkes çıkarmıştı siklerini. Hakikaten Ertan'ın yarağı filmdeki adamlarınkinden aşağı kalır değildi. Kafası mosmor kalınlığı da kalın bir havucun kalınlığı kadar vardı. Cem'in ki ondan ince ama bir kaç santim daha uzundu. Benimki ise normal boyutlardaydı. Ama hafif eğri sikimin kafası da onlardan aşağı kalır değildi. Herkes yan gözle birbirini siklerini inceliyordu. Yine Ertan; -Ya hepimizin ki iyiymiş. Bu karı gibi bir karı olsun üçümüz de grup yapar, amını, götünü ve ağzını doldururmuşuz dedi. Hepimiz gülüştük. Cem Ertan'a dönerek; -O yarağın üstünde şimdi kimin olmasını isterdin? diye sordu. -Sınıfta Elmas diye bir hatun var ya onu. O orospu var ya o koca poposunu sallayarak, göğüs dekoltesi vererek ve şuh kahkahalar atarak beni de tahrik ediyor ama onun bütün cakasını alırdım burada dedi. Cem daha sonra bana dönerek -Ya sen? dedi. -Biliyorsun işte, Yasemin hanım. Altıma alıp ikimiz de bitip tükeninceye kadar sikerdim onu. Daha sonra ben Cem'e dönerek -Ya sen kimi isterdin dediğim de karıyı yalnız sen mi kullanacaksın. Yasemin'in muhtemelen göt deliğinin kızlığını almamışlardır onunda mührünü ben kırmak isterdim dedi. Biz Ertan'la ikimiz -Vay götçü vay dedik. Gülüşüyor eğleniyorduk. Ertan bu arada lafa girerek; -Oğlum ikiniz de manyaksınız. Ne var bu yaşlı karıda dedi. Cem; -Valla karı su gibi bir şey, görsen tokmağını her yerine sokmak istersin dedi. Ben; -Recep abiyle konuştum oğlum, hatun yaşlı falan değil, 37 yaşında, taze daha. Ertan; -İyi de bu kadın kapalı değil mi? Sanki size göt-bacak gösterdi de siz de hayaller kuruyorsunuz. dedi. Cem; -Oğlum belli olmaz hayal mi gerçek mi? Ama o kadın da bambaşka bir seksilik var. Ben anlarım bu karı isterik de göreceksiniz. Bence bu evin seks kölesi olabilir dedi. Ben biraz afallamıştım bu sözlerden sonra. Cem onunla alakalı hayallerini birbiri ardınca sıralıyordu. Yok alta yatacağını yarağını amında sürterek onu zevke getirdikten sonra bir anda kökleyeceğini bu sırada götüne benim yarağımın gireceğini o böyle inim inim evi inletirken Ertan'ın yarağını hazırlaması için ağzına vereceğini ve sesini keseceğini falan filan bahsediyordu… Artık her porno muhabbetimizde ya da karı kız meselesinde laf bir şekilde dönüp Yasemin'e geliyordu. Ama o kadar. Zaman zaman yolda karşılaşıyor, selamlaşıyor, hal hatır soruyorduk ama o kadar işte. Ne bizde herhangi bir faaliyet vardı ne de ondan öyle bir işaret alıyorduk. Ama onun üzerine kurduğumuz fantezimiz gün geçtikçe artıyor, deniz suyu yutmuş gibi içimizi yakıyor ve onu hep görmek istiyorduk. Artık kızını da unutmuştum. Varsa yoksa Yasemin lafı dolaşıyordu bizim için. Ertan da Yasemin'i gördükten sonra bize hak vermiş o da Cem'le ikimize katılmıştı. Ama tüm bunları asla bir başkasının yanında ima ile dahi olsa açmıyorduk. Ne bir arkadaşa ne de başka birine. yanımızda arkadaşlarımız olduğunda bile bu mevzunun ucundan bile bahsetmiyorduk. Zira bu bizim ortak fantezimizdi ama çok tehlikeli bir fantezi. Yaz başına doğru ev sahibi evi sattığını ve yeni bir ev bulmamız gerektiğini söyledi. Bu bizi bir hayli sıkıntıya sokmuştu, bu evi seviyorduk, bu sokağı da. Buradan ayrılmayı hiç istemiyorduk üstelik Yasemin'i artık görememe ve biricik aşkımızı kaybetme ihtimaliyle karşı karşıyaydık. Canımız çok sıkılmıştı. Ev sahibi bize çıkmak için 1 ay kadar mühlet vermişti. Bir akşam üstü Recep abi sıkıntılı olduğumu anlayarak yanına çağırdı. -Hayrolsun oğlum Mehmet, sıkıntın nedir? -Ya Recep abi ev sahibi evden çıkmamızı istiyor. Biz de burayı çok sevdik. Seni çok sevdik. Buradan ayrılmak istemiyoruz ama… -Yapma ya. Dur bakalım ben sizin bu evi bulmanıza yardımcı olmuştum bakarsın buralarda başka bir ev daha bulurum dedi. Biz de sağ da solda evler buluyorduk ama oralara yakın bir yer bulmak için uğraşıyorduk. Neticede bir kaç arka sokakta bir ev bulduk. Bu ev ötekine göre daha ufak ve biraz daha bakımsızdı ama olsundu. Fiyat konusunda da Recep abi bize yardımcı olmuştu. Artık evden çıkma ve taşınmanın zamanı gelmişti. Üzülmüyor değildik ama hiç olmazsa gene yakınlarda oturacaktık. Bir akşamüstü biz evi toparlarken kapı çaldı. Gelen Recep abi ve Yasemindi. Şaşırmıştık. Hemen içeri aldık. Sevincimizi görmeniz gerekirdi. Hepimiz yan gözlerle Yasemin buğu buğu o seksi yeşil gözlerine bakıyor, hafif dolgun dudaklarındaki gülümsemeyi yakalamaya çalışıyorduk.Recep abi; -Çocuklar yeni tuttuğunuz evi temizlediniz mi? diye sordu. Temizlemediğimizi öğrenince ; -Yasemin ablanız da ben de size yardım etmek istiyoruz. Yasemin sizi çok sevmiş ne dersiniz deyince özellikle ben havalara uçmamak için kendimi zor tutuyordum. Biraz ağırdan alarak; -Zahmet olmasın? deyince Yasemin'de Recep te ; -Aa ne zahmeti, olur mu? dediler. Cumartesi sabahına sözleştik. Havalarda uçuyorduk, zira Yasemin yakınımızda olacaktı, hem de aynı evde… Nasıl sevinmeyelim. Cem; -Arkadaşlar bu harika bir şey ancak sakın aşırılık yapmayın. Yasemin'i de tanımış olacağız bu vesileyle. Sakın hiç bir şey çaktırmayın tamam mı dedi. Hepimiz onayladık. Burada amacımız sadece Yasemin'i biraz daha tanımak ve onunla yakınlaşma imkanı bulmaya çalışmak olacaktı. Muhabbeti arttırarak daha sonraları da bize gelmesini temin etmeye çalışacaktık. Bu konuda deneyimli olarak Cem'e uyacaktık. Artık heyecanla Cumartesi sabahını beklemeye başlamıştık. Nihayet cumartesi sabahı yeni evimize gitmiştik. Malzemeleri poşetlerden çıkartmadan yeni aldığımız börekleri yiyerek kahvaltımızı yaptıktan sonra tam çalışmaya başlayacakken kapı çaldı. Gelen Recep abiyle Yasemin ablaydı. Yasemin abla üzerine uzun kollu bir sweat giymiş altına da gri bir eşofman geçirmişti. Hava o sabah kapalıydı. Cem yine de herşeye rağmen kısa kollu bir tişört ve dar bir eşofman getirmişti. Ama havanın hafifte olsa serin olması yüzünden biz Yasemin'i ancak bu kadar görebilecektik. Ama olsundu, bu da bize yeterdi. Bu zamana kadar tam olarak vücudunun nasıl bir şey olduğunu bilmiyorduk, şimdi hiç olmazsa tahmin yürütecek kadar bir fikrimiz olacaktı. Çalışmaya başlamıştık. Recep abide bize bir müddet yardım ettikten sonra -Ya size kolay gelsin, ben dükkana geçeyim. Öğlen arası gelirim yine. Bir şeye ihtiyacınız olursa haber vermeyi unutmayın sakın demişti. Biz çalışıyor, yerleri süpürüyor siliyorduk. Aslında Yasemin ne yapmamızı isterse onu yapıyorduk. Bir ara; -Ya çocuklar, erkekler pasaklı olur derler ama vallahi size hayran kaldım çok güzel temizlik yapıyorsunuz. Sizi alan kadınlar yaşattı valla yaşadı… deyiverdi. Bunun üzerine Cem; -Yasemin abla bizde daha neler var bir bilsen deyiverdi. Herkes gülmeye başlamıştı. Artık Yasemin'le konuşabiliyorduk. O da ara ara “yahu siz amma muhabbetçiymişsiniz de bizim haberimiz yokmuş” falan diyordu. Öğle olupta Recep abi bizlere yiyecek bir şeyler getirdiğinde evin ayrısının temizliğini bitirmiştik. Hava da ısınmış, kara bulutlar kaybolarak güneş yüzünü göstermişti. Recep abi gittikten bir süre sonra Cem Yasemin'in yanına giderek; -Yasemin abla, sen çok terlemişsin dedi -Ya sabah soğuktu ya ben de üstüme kalın şeyler aldım ama olsun zararı yok idare ederiz falan dedi. -Yasemin abla istersen kısa kollu ince birşeyler var deyince -Yok şimdilik böyle iyi lazım olursa haber veririm dedi. Bir müddet sonra Yasemin ablanın sesini duyduk. Su kovasını banyoda doldururken üstüne dökmüştü. Ben seslendim; -Yasemin abla ne oldu? -Bir şey yok Mehmet ablacığım, kova üstüme döküldü. -Ee ne yapacaksın? -Ya bilmiyorum ki… Tüh keşke yanıma bir şeyler alsaydım yedek. -Yasemin abla zararı yok istersen, biz her ihtimale karşı bir şeyler getirmiştik getireyim mi? -Ya yok gerek yok. -Ama böyle hasta olursun, ben getireyim uymazsa başka bir çare düşünürüz dedim. -Ya gerek yoktu derken ben poşeti banyo kapısının önüne bıraktım. Sonra da; -Yasemin abla banyo kapısına bıraktım ben içeri gidiyorum sen dene olmazsa seslenirsin dedim. Hepimiz ne yapacağını merakla bekliyorduk. Verdiğimiz şeyler bizim giydiğimiz eskilerdi. Benim vücuduma yakın bir vücudu olduğunu düşündüğümüz için benim dar ve ince v yaka bir tişörtümü koymuştuk. Altlık olarak ta parlak eşofmanlardan Ertan'a dar gelen bir şey koymuştuk. Birazdan başında lacivert eşarbı ile bunları giyerek gelmişti. Gerçekten vücudu bir kız kadar biçimli idi. Verdiğimiz elbiseler ona dar gelmişti. Tişörtten iri göğüsleri fırlayacakmış gibi duruyordu tabi altında sutyen olmasa. V yakadan göğüslerinin arası gözüküyordu. Altında da orta büyüklükteki kalçaları zor sığmıştı. Tekrardan çalışmaya başladık. Cem; -İyi olmuş Yasemin abla; -Ya siz olmasanız giymezdim -Neden? -Bunlar açık şeyler. -Sen hep kapalı mıydın? -Yok değildim esk**en, ama evlendikten hemen sonra kapandım. Neyse bir ara anlatırım. Siz bunları giydiğimi Recep'e söylemeyin tamam mı? dedi. -Kızar mı? -Yoo kızmaz da, olsun kocamdır kıskanır dedi. Ertan'da; -Valla Yasemin abla benim de senin gibi güzel bir karım olsa ben de kıskanırdım deyince hepimiz gülmeye başladık. Yasemin; -Olur inşallah bir gün deyip işimize devam ettik. Gecenin geç saatlerine kadar kahkahalar eşliğinde temizlik yaptık. İşimiz bittiğinde çok yorulmuştuk ama çok memnunduk. Zira hem Yasemin'in vücudunun tahmin ettiğimizden de iyi olduğunu anlamış ve göz banyosu yapmıştık, hem de yakınlık kurmayı başarmıştık. Recep abi onu almaya geldiğinde biz de onlarla beraberce eve gitmiştik. Yolda hep bizi anlatmıştı. Recep abi de; -Eh artık sen de çocukların ihtiyaçlarında yardımcı olursun. Hem onlarda artık sana sen de onlara teklif gider gelirsiniz demişti. Evimiz taşımıştık, kısa süre sonra da herkes tatil için memleketine gitmişti. Gitmeden bir anahtar fazladan yaptırıp Yasemin ablaya bırakmıştık. Eve göz kulak olacaktı. Giderken Cem'e sizi çok özleyeceğim çabuk gelin demiş. Bir buçuk aylık yaz tatilinden döndükten sonra yine Yasemin ablaya uğramıştık. Ona ailelerimizden getirdiğimiz bazı hediyeleri verecektik. Evde ufak çocuğu Murat'la birlikteydi. Hepimizle öpüştü. Ama yanıyordu besbelliydi. Bu gözlerimizin parlamasına sebep olmuştu. Murat'ta 3. sınıfa geçmişti. Yasemin abla biz bu yıl internette aldık. Bilgisayar da var zaten Murat'ın bir şeye ihtiyacı olursa getirirsin dedik. O da; -Muhakkak getiririm dedi. Ben; -Sadece onun için gelme arada bize bazı işleri de öğretmeye gel dedik -Tamam dedi. Bu arada Recep abinin başka bir semtte orta halli bir market devraldığını, bundan sonra onun orada olacağını, diğer dükkana da başka bir çocuğun bakacağını söyledi. -Artık Recep gece 12'lere kadar çalışacak. Ee borcu kapatacak ne yapsın dedi. Recep abiyi daha az görüyorduk Yasemin ise artık bize daha rahat geliyordu. Arada temizlik bahanesiyle ama daha çok ta Murat için. Cem bu kadını konuşturmamız lazım bizi bekliyor deyince ne yapmamız konusunda kafa yormaya başladık. Ertan “ben bir çözüm buldum” deyip mutfağa geçti. İrmik helvası yapacaktık daha doğrusu çokta beceremediğimiz için yapamayacaktık. Ortaya çok ta fena olmayan bir şey çıkmıştı. Bunu Ertan Yasemin'e götürdü. Bir kaç gün sonra Yasemin elde tabak içinde kendi yaptığı helvayla geldi. -Abla hayrolsun dediğimde -Beceriksizler, tamam nasıl yapılır göstereyim bari deyip gülerek içeri girdi. yalnız gelmişti. Murat'ı sorduğumuzda evde ablasıyla beraber bıraktığını söyledi. Biz ara ara ona yardımcı oluyor bahanesiyle sürtünerek geçiyorduk. Çok fark ettirmiyorduk ama o da salak değildi elbet anlıyor ama sesini çıkaramıyordu. Helvayı yiyip muhabbete başladık. Artık daha sık ve yalnız gelmeye başlıyordu. Çocuklar muhabbet etmeye geldim diyor içeri giriyordu. Gırgır şamata boyuna giriyor minik hanım kafese doğru ilerliyordu. Yine böyle bir akşam laf döndü dolaştı kızlara geldi. Cem; -Valla ben çok kız tanıdım ama eğer evlenirsem örneğim belli dedi. Biz hep bir ağızdan kim? deyince Yasemin'e doğru bakarak; -Yasemin abla tabi ki dedi. Tabi biz hemen olmaz biz de Yasemin abla gibi olsun falan demeye başladık. Yasemin -Aman canım ben de ne var da paylaşamıyorsunuz? deyince Ertan; -Abla sen akıllısın,çok iyi bir insansın ve de çok güzelsin. Senin gibi güzel kadın var mı bu yaşta olupta. 25'lik kız gibi gösteriyorsun. Ben Recep abinin yerinde olsam ama yaşımda bu yaş olsa evden hiç çıkmam ki dedi. Yüzü kızaran Yasemin -Ne yaparsın ya? -Ne mi yaparım, anla işte dedi. -E tabi Recep abiniz biraz yaşlandı -Sen de ki bu güzellik ölüyü diriltir Yasemin abla deyince -Aman çocuklar ahım gitmiş vahım kalmış yapmayın Allah aşkına dedi. Cem de -Sen kendine biraz daha bak erkekler peşini bırakır mı gör o zaman? dedi. Yasemin; -Olsa olsa abazan dedeler bakar dedi. Cem de; -valla ben kesin bakarım dedeleri bilmem -Ya yapmayın çocuklar etrafınız bir sürü çıtır kaynıyor, kafa bulacak kimse kalmadı mı? dedi. ben hemen -Valla Yasemin abla, yalanımız yok. 25'in de gösteriyorsun dedim. -E böyle mi deyip kendini gösterdi. Ertan hemen atılıp; -Biraz makyaj, biraz daha şık giyim kendine bak , o zaman bir daha et bu lafı dedi. -Ya Recep beni kıskanır diyorum. Ertan; -Ben hayattayken görmek isterim. Bunun üzerine Cem'de ben de “ben de görmek isterim” demeye başladık. -Tamam size gelirken makyaj yaparım, daha doğrusu makyaj çantamla gelirim de başka olmaz. Ben; -Ya biz sana elbise almak istiyoruz dedim. -Çocuklar paranız zar zor yetiyordur boşverin dedi. Cem; -Abla hepimize bu yıl iyi burslar çıktı sen onu kafana takma he de yeter dedi. Artık ısrarlarımıza dayanamayan Yasemin -Tamam çocuklar, beni de kendinize benzeterek çılgın ve genç yapacaksınız dedi. Bir kaç gün sonra ben ve Cem Yasemin'le Osmanbey'de buluşarak dükkanları gezmeye başladık. Bir kaç tane normal elbise aldıktan sonra bir dükkanda onu abiye almaya ikna ettik. O ik**e bir -Ya çocuklar boşverin dese de biz ikna etmiştik. İki tane abiye beğendik denemesini istedik. Biri beyaz eteği kısa arkadan yırtmaçlı üstten de sadece göğüslerini kapatan çok güzel bir elbiseydi. Elbise cuk oturmuştu. Diğeri ise kırmızı ipli arkası tamamen açık, tam kalça hizasında ki üçgen bölgede parlak üçgen beyaz bir parçayla kapatan, önden de sol bacağı kasığa kadar açık saten bir elbiseydi. -Ya ben bunu nasıl giyeceğim falan filan derken onunda vücuduna tam oturduğunu gördük. Mankene yakın bir vücudu vardı, tek fark kısaydı. Eve gelirken, abiyeleri bize uzatarak; -Ben bunları sizde denerim, bir arada ayakkabı bakarım deyip ayrıldı. Bir kaç gün sonra Murat'la geldi ama bize iş yapacağım bahanesiyle mutfağa geçti. Ertan Murat'la ilgilenirken orada Cem'le ben bunu kafaya almaya başladık. Zaten harika olan vücuduna iltifatlar yağdırıyorduk. Mest olmuş, seksi bir hal almış bizi dinliyordu. Biraz sonra makyaj yapıp yeni aldığımız normal ama şık elbiselerinden biri üstündeyken yanımıza geldi. -Nasıl olmuşum? diye sordu. Cem: -Bir melek kadar güzelsin Yasemin abla dedi Ben; -Başörtüyü çıkarsana dediğimde daha sonra abiyelerle birlikte olur dedi. Cem ona Recep abiyle nasıl tanışıp evlendiklerini sordu. Bayağı anlattıktan sonra ben; -Recep abi senin için biraz da mecbur kaldı demişti neden öyle dedi? diye sordum. -Bu bir sır kimseye anlatmayacaksanız anlatırım dedi. -Tamam dedik. Recep abinin akrabalarından biri de kızkardeşi ve Yasemin'le aynı sınıftaymışlar. Bu çocuk Yasemin'e kafayı takmış. Hatun da çok güzel ve seksi olunca bunu bir şekilde kafalamış ve kızlığını almış. Uzun süre de sevişmişler bu elemanla. Sonra çocuk bunu terkedince Yasemin ortada kalıvermiş. Bu bunu bir müddet sakladıktan sonra Recep abinin kız kardeşine anlatmış. Yasemin'in ailesi de Karadenizli olunca işin kanla noktalanma ihtimali ortaya çıkmış. Recep abi de dul olunca hem kızı, hem akrabasının hayatını kurtarmak için -ve tabi ki Yasemin'i kaçırmamak için- onunla evlenmeyi kabul etmiş.  O gece seks mevzuda açıldı. Recep'in artık bunu doyuramadığını, zaten marketi aldığından beridir doğru dürüst yüzünü göremediğinden bahsetti. Cem de; -Flört aramadın mı? deyince -Yo yapmam, dayanırım dedi. -Ama bu haksızlık senin gibi bir kadına hak değil ki dedi -Ya belki tamam da öyle her herifin kucağına atlanılır mı? … Anlamıştık az kalmış yolumuza giriyordu. Bir hafta kadar sonra Recep abiyi görmek için yeni markete gittim. Onu göremediğimizden özlediğimizden falan bahsediyordum. Bana işlerinin çok yoğun olduğunu ve cumartesi günü bir firmanın davetlisi olarak Antalya'ya gideceğini söyledi ve ekledi; -Artık Yasemin ablanızı yalnız bırakmazsınız. Canı sıkılıyor biliyorum ama artık siz bana yardımcı olun dediğinde ben de -Aa ne demek Recep abi gözün arkada kalmasın dedim. Eve gidip Cem'e mevzuyu anlattıktan sonra Cem; -Tamam bu iş bu hatun bu cumartesi bizim seks kölemiz olacak sabaha kadar bizim görürsünüz bak dedi. Ertesi gün Cem Yasemin'e telefon etti. -Yasemin abla nasılsın? -iyiyim Cemciğim, siz nasılsınız? -Sağol Yasemin abla, ya baksana biz hafta sonu evde bir yemek ve balo vermek istiyoruz -E tamam yardıma mı ihtiyaç var? -Yok be Yasemin abla balo dediysem sen ve bizim evdekiler -E o nasıl baloymuş öyle? -Ya işte güzel giyineceğiz balodaymışız gibi, sonra dans, muhabbet, eğlence falan… -Ya bilmem ki Cem, hangi gün olacak bu? -Cumartesi akşamı -Ya aslında o gece Recep abinde evde olmayacak, çocukların durumuna göre değişir -Gamze hafta sonları dershane için teyzesinde kalmıyor mu? -Ya işte evet te Murat ne olacak? -E o da gitsin o gece -Hımm belki olabilir, telefonlaşırız gene -Tamam ama cumaya kadar belli olursa iyi olur -Tamam Cemciğim öpüyorum selam söyle. Yanımda duran Cem bana bakarak “selamı var” dedikten sonra şansımız fifti fifti dedi. Cuma günü akşamüstü Yasemin arayarak cumartesi gecesi çocukların teyzelerine gideceklerini ve müsait olduğunu söyledi. Bunun üzerine Cem; -Yasemin abla bak biz filinta gibi giyineceğiz baloya uygun olarak. Sen de özel misafirimiz olarak hazırlanmalısın -Nasıl yani? -E balo diyorum ne giyeceksin? -Ha seni hınzır. Tamam da başörtüsü falan… -E makyaj yap, saçlarını yaptır -Yok daha neler! -Ciddi diyorum Yasemin abla öteki türlüsü acayip kaçar -Yarın akşam için ha? -Evet -Hımm, bir düşüneyim, neyse yarın akşam görüşürüz -Kuaför konusunda ciddiyim -Tamam bakarız bir şeyler ama söz vermiyorum deyip kapattı. Cumartesi günü, bütün gün evde hazırlık yaptık. Evi temizledik, yemek hazırladık ve tabii ki banyo yapıp güzelce giyindik. Saat 8 gibi her şey hazır bir tek Yasemin eksikti. Heyecanlıydık ve onu bekliyorduk, onu ve bütün gece belki de bundan sonra olacakları… Hava hafif serin ve ara ara yağmur serpiştiriyordu. Biraz sonra zil çaldı. Yasemin üstünde normal kıyafetler, kafasında özensiz ve uçtan bağlanmış bir başörtüsü, bir çanta ve parfüm kokuları ile geldi. -Bana bir oda gösterin bakalım, üstümü değiştireceğim, sonra selamlaşırız dedi. İçeri girdi ; -Cem, canım bana elbise getirir misin? dedi. Cem kendi gardırobunda tuttuğu beyaz mini elbiseyi aldı ve kapıdan uzattı. -Cem bunu mu giymemi istiyorsun? -Bence bu -İyi siz zevkli çocuklarsınız, zevkinize uygun hareket edeceğim dedi. Ben Cem'e yaklaşarak neden beyaz elbise diye sessizce sorunca -Oğlum o bizim gelinimiz bu gece. Beyaz, gelinlik rengi. Bu da onun gayr-ı resmi gelinliği olacak dedi. Hafifçe gülüştük. Birazdan Yasemin hiç görmediğimiz kadar güzel bir şekilde hafif kıvırtarak içeri girdi. Yüzünde masum bir gülücük hafif bir telaş vardı. Beyaz elbisesinin içinde bir melek gibiydi. Abartısız ama muhteşem bir makyaj yaptırmıştı. Saçları kızınınkilerden çok daha güzel olmuştu. Ayağına parmak arası ipli, önü ipli topuklu beyaz bir ayakkabı giymişti. Harikulade göğüslerini bu dar elbise üstten kapatmaya muvaffak olamamış, göğüs araları şişkin elbisenin içinde harika duruyordu. Ben reverans yaptım önünde, hoşuna gitti, çapkın bir gülüşle karşılık verdi. Karşımızda genç bir kız, mezuniyet balosunda etrafındakilerin ağzını sulandırırcasına duruyordu. Elimi tuttu. Ona masaya kadar böyle eşlik ettim. Sandalyesine oturttum, ardından hepimiz oturduk yemek yemeye başladık. Ben; -Muhteşem olmuşsun Yasemin abla -Yapmayın çocuklar… Yemek faslından sonra bir müddet muhabbet ve ardından danslar. Önce Ertan, sonra ben ve en son Cem. Ama kibarca, ürkütmeden. Oturduk sonra biraz dinlenmek için. -Ya çocuklar siz var ya muhteşemsiniz. -Sen herşeyden muhteşemsin Yasemin abla -Ya yapmayın çocuklar. Hem sonra etrafınızda bir sürü genç kız varken, benim gibi evli birisi niye? soru aslında onun da istediğini anlatıyordu. Cem; -Sen o genç kızlardan daha güzel, daha genç ve daha seksisin. Hem de evlilik deneyimi geçirmişsin. Yasemin abla sen muhteşemsin… -Madem öyle böyle zamanlarda ben de sizin yaşıtınızım artık. Bana abla demeyin, dışarısı hariç tabii Saat 11'e geliyordu. Yasemin ben bir tuvalete gideceğim diyerek odadan çıktı. Cem; -Şimdi onunla dans edeceğim. Yavaş yavaş olaya girelim dedi. Cem bu arada bilgisayarda müzik ayarlamaya çalışırken Yasemin geldi. -Sizinle bir dans daha, olmaz mı? dedi Cem Yasemin hafifçe gülümseyerek ve elini sallayarak tamam dedi. Müzik çok uzun ve iç gıcıklayıcıydı. Cem yavaş yavaş ona sokuluyordu. Uçmuş gibiydiler. Ellerini önce sırtında gezdirdi, sonra yavaş yavaş kalçalarına indi. Onları hafifçe avuçluyordu. Kulağına eğilmişti. Sonradan öğrendiğimize göre Cem; -Bu akşam senin güzelliğin ve seksiliğin bizim başımızı döndürdü -Siz de yakışıklılığınız ve kibarlığınızla aynı şeyi yaptınız bana -Seni deli gibi arzuluyoruz. -Olmaz, kocam var çocuklarım var -Kimse seni düşünmüyor. Kocan sadece senin kurtarıcındı sen söylemiştin bunu. Biz seni zevklerin alemine almak istiyoruz. -Yapma Cem -Arzuluyoruz işte ne yapalım. Senin de çekiciliğin var. -Hepiniz birden mi istiyorsunuz beni? -Evet -Siz eğlence objesi yapacaksınız beni. -Seni ilk gördüğümüz anda hepimizin yüreği dağlandı Yasemin. Hepimiz seni arzuluyoruz -Başka kızlarda var onları neden istemiyorsunuz -Hiç biri senin gibi arzu dolu olamaz. Hiçbirimiz onlara karşı sana duyduğumuz arzuyu hissedemeyiz. -Ben kocamı aldatmadım hiç -Biz seni seviyoruz, istiyoruz sense coşkusunu kaybetmiş birini mazeret olarak öne sürüyorsun. Seni yaşadığın cehennem gibi bir hayattan çekip almaya geldik biz. Burada olan burada kalacaktır. -Peki hepiniz mi istiyorsunuz beni? -Evet, hepimiz tüm zerrelerimize kadar -Oh yapmayın çocuklar. Ben siz gençlerin hepinize nasıl yeterim -Sen de o kadar aşk ateşi var ki buradaki herkesi yakıp kül etmeye yeter Bu arada Cem bir elini Yasemin bacaklarında hafifçe, adeta bir kuşu incitmekten korkarcasına okşuyordu. Birazdan elini etekten içeri sokmaya başladı. Biz ise Ertan'la kenarda olacakları heyecanla izliyorduk. Yasemin o zaman -Ah çocuklar deyip şuh bir bakışla bizleri de süzdü. Cem -Evet nedir cevabın? -Ah ne diyebilirim ki evet, evet İşte o anda Cem arzuyla Yasemin'in dudakların yapışıverdi. İki eliyle birden kalçalarını daha çok sıkmaya başladı. Arkadan eteği beline sıyrılmıştı. İçinde beyaz bir g-string giymişti. Kalçaları parlıyordu. Cem ayakta kah dudaklarını öpüyor, kah enselerini hafifçe dişliyordu. Bu esnada bazen elleri elbisenin üstünden göğüslerini okşuyor, bazen de kalçalarında dolanıyordu. Artık Yasemin uçmaya başlamıştı. Cem kulak memesini öperken bir yandan da eteğin altından ve g-stringin üstünden amını avuçluyordu. Yasemin kendinden geçmeye başlamış, solukları duyuluyordu. Sonra Cem hep merak ettiğimiz göğüslerinin birini elbiseyi çekiştirerek ortaya çıkardı. Harikaydı, ne bir sarkma vardı ne bir deforme olma hali. Cem öpücüklerini buraya yönlendirmişti. Göğüs ucuna kadar kah yalıyor, kah öpüyordu. Göğüs ucuna geldiğinde onu ağzına aldı ve emmeye başladı. Bu arada eli g-stringin altına girmiş, amını kurcalamaya çalışıyordu. Yasemin ise zevkle solumaya devam ediyordu. Birazdan öteki göğsünü de ortaya çıkardı. Artık hareketleri hızlanmış, deli gibi öpüyor, yalıyor ve amını okşuyordu. Bu arada Yasemin'de pantolonun üstünden Cem'in sikini okşuyordu. Biraz sonra pantolonun kemerini tek eliyle çözerek donla birlikte sıyırdı. Kocaman sike bakarak “Of ya bu ne böyle” demişti. Onun eliyle sıvazlamaya başladı. Cem -Kocanın ki böyle değil mi? dedi -Bu baston gibi yahu demişti. Cem'in yarağı kocaman olmuş, damarları çıkmıştı. Cem Yasemin'i soyarken biz de soyunmaya başladık. Biraz sonra herkes çırılçıplaktı. Cem'le Yasemin hala ayakta sevişiyorlar Cem ara sıra Yasemin'in amına parmaklarını sokarken onu deli gibi okşamaya devam ediyordu. Yasemin Cem'e yaslanmış ve ikinci orgazmını sarsılarak ve ohlayarak yaşıyordu. Artık birbirlerini öpmeyi bırakmışlar, Yasemin başını Cem'in omzuna yaslamış Cem ise göğüslerini adeta yerken onu okşamaya devam ediyordu. Yasemin ıslanmışken Cem; -Artık geçelim mi? diye sordu. Yasemin bizim yaraklarımıza bakarak Cem'in yanına karşıdaki çekyata doğru ilerlerken -Of ya bunlar ne biçim yaraklar, sulak arazi mahsulü diyor kıkırdıyordu. Cem otururken Yasemin'e; -Sen ıslandın ama ben kupkuruyum azıcık ağzına alsan dedi. Yasemin hayatımda kocama hiç yapmamıştım, bu sevgililerimin hakkıymış diyerek yarağını yalamaya başladı. Başlarda biraz acemi gibi idiyse de sonradan açılmaya başladı. Cem; -Sen başka kimin yarağını yaladın -Eski sevgilimin. O öğretti bana -Artık eski sevgilin yok, bizler varız. Ve sen harika yalıyorsun dedi. Ah Yasemin ağzın, dilin, amın ateş gibi, eriteceksin kocaman yarağımı. -Ah hepiniz de beni eriteceksiniz dedi. Biraz sonra çekyata uzandı Yasemin. Cem için biz çekyatı açmıştık. Cem Yasemin'in üstüne çıkarak Bacaklarını açmış bekleyen minik kuşumuza, evli annemize koca yarağını sokmaya hazırlanıyordu. Yarağını amına sürtmeye başlamış, bu arada Yasemin'i deli gibi yalıyordu da. Yasemin yeniden inlemeye başlamıştı. Biraz sonra -Aşkım yavaş yavaş sok artık. dedi. Ama Cem onu belli ki inletmek istiyordu. Onu dinlemiyor, sürtmeye devam ediyordu. Yasemin'in sesi giderek daha fazla şiddetleniyor “hadi artık aşkım, sok” diyordu. Ama Cem onu yine dinlememişti. Artık iyice sinirlenen Yasemin; -Ulan orospu çocuğu sok artık diyorum sana dedi. Biz şaşırmıştık ama Cem bunu bekliyormuş aslında. Eski, kocasından önce cevizler kıran Yasemin'i arıyormuş. Cem yavaşça yarağını yerleştirdi, kafası girince Yasemin kendini arkaya hafif atarak “ah” diye inledi. Cem biraz bu şekilde içinde sağa sola hareketler çizdikten sonra biraz ittiriverdi. Yasemin -Ah yavaş dedi. Ama Cem'in dinlemeye hiç niyeti yoktu. Biraz daha, biraz daha derken bir anda kökledi. Yasemin hafif bir çığlık attı ardından -Yapma, yavaş, çık içimden demeye başladı. Cem -Alışırsın aşkım deyince -Ulan pezevenk ağrıyor diyorum dedi. Ama Cem hiç oralı olmadı. Yavaş yavaş ritim tutuyordu. Yasemin “ah anam, acıyor, çıkar, çıkar dedim sana” derken ağlamaya başladı. -Sus be orospu, sanki hiç yarak yemedin dedi Cem -Yedim ama böyle azmanını ilk defa yiyorum dedi. Yasemin küfürler altında ağlayarak inlemeye başlamıştı. Birazdan gözyaşları kesildi inlemeye Cem'e daha hızlı olması için teşvik edici sözler söylemeye başladı. Biz ise diğer çekyatta oturmuş olanları dehşet içinde izliyor bir taraftan da yaraklarımızı tutmuş arada bir sıvazlıyorduk. Artık Yasemin inlemelerini ve soluk alıp verişlerini hızlandırmıştı. İnleyerek bize “Gelin buraya” dedi. Biz yanına gelince “baş ucuma geçin” dedi. Biz tokmaklarımızı inleyen dudaklarına doğru uzatmıştık. Görüntü dehşet vericiydi. Cem Yasemin'in amına ritmik olarak giriyor, terlemiş hatta kan ter içinde kalmış, Yasemin az önceki ağlayışından ötürü gözlerindeki makyajı ve ruju hafif dağılmış vaziyetteydi. Biz de kocaman siklerimizi Yasemin'in kafasına doğru uzatmıştık O “ahlar ohlar” arasında dilini bizim siklerimizin başlarına götürüyordu. Bazen benim bazen Ertan'ın sikini yalıyordu. Bizim yaraklarımıza uzanırken zorlandığı için çekyatın kenarına doğru kendini çekti. Artık sırt kemikleri çekyatın başına gelmiş, hafif oturur pozisyona gelmiş kafası da daha yükselmişti. Artık iki eline de birimizin siki gelmiş bir benimkini bir Ertan'ınkini yalayıp duruyordu. Cem artık iyice yorulmuş Yasemin'in beline iki eliyle sarılmış yavaş bir tempoda vurmaya devam ediyordu. Bu arada Yasemin'in harika göğüsleri her darbeden sonra sağa sola sallanıyor bu da bizi daha da azdırıyordu. Yasemin bir kere daha sona yaklaşınca Cem'de biraz hareketlenmişti. -Daha hızlı sik ulan orospunun evladı, haydi haydi diye bağırmaya başladı. Artık siklerimizi sıvazlamayı bırakmış ağzı Ertan'ın sikini vantuz gibi çekerken siklerimizi elinde sıkıca tutuyordu. Bu söz Cem'in bir makine pistonu gibi hızlanmasına neden olmuştu. Artık herkes inliyordu önce Yasemin “hadi, hadi orospu çocuğu” diye sarsılarak boşaldı, ardından Cem “ah be Yasemin, ah be orospum” deyip sarsılmaya başladı, Ertan'da bu sahneye daha fazla dayanamayarak Yasemin'in ağzına doğru fışkırtmaya başladı. Ben ise sonda kalmıştım. Ben de gözlerini yummuş ama eli hala yarağımı sıkı sıkı kavramış olan Yaseminin elinden tutarak ileri geri hareket ettirmeye başladım. Ben de “ah amına koyayım” diye inleyerek yüzüne doğru fışkırtmaya başladım. Herkes boşalmıştı, rahatlamıştık. Yasemin yüzündeki ve amındaki döllerimizi yıkamak için banyoya giderken biz de peçetelerle vücudumuza yapışmış olan dölleri temizliyorduk. Benim ise beynim uyuşmuş, beynim zonkluyordu. Zevkten mahvolmuş vaziyetteydim. Diğerlerinin de benden pek farkı yoktu. Kendimizi çekyatlara atmıştık. Cem'in üstünde terleri ise henüz kurumamıştı. Birazdan üstünü yıkamış olan Yasemin yanımıza geldi. Benim yanıma gelerek; -Amıma koymayı çok mu istiyorsun şebek? diye sordu. -Ah Yasemin, bir bilsen her an, her saniye her dakika istiyorum. -Bundan sonra olacak deyip inmiş durumdaki yarağıma öpücük kondurdu. -Süperdiniz çocuklar. Bitirdiniz beni. Ertan lafa girerek; -Olur mu Yasemin biz ne olacağız? diye sorunca Yasemin gülerek; -Merak etme Ertancığım hepinizin altına yatacağım, üstüne çıkacağım dedi. Biraz dinlendikten sonra Yasemin -Evet şimdi sıra kimde deyince Ertan ben dedi. Yasemin “iyi o zaman” deyince Ertan Yasemin'i kucaklayarak odasına götürdü. Giderken; -Yasemin seni kanırta kanırta sikeceğim diyor Yasemin'de kıkır kıkır gülüyordu. Biz Cem'le televizyonu açmış izlerken Ertan'ın odasından Yasemin'in inlemeleri ve arada -özellikle de ilk başta- attığı çığlıklar duyuluyordu. Bu arada saat ise 1,5 olmuştu. Bir ara gözlerimi açtığımda Yasemin'in sikimle oynadığını anlamıştım. Bu aralık uyumuşuz ki saat 3,5 olmuştu. Sus işareti yaparak benim odama geçtik. -Sen beni sikmeyi isteyen ve tasarlayan ilk kişiymişsin doğru mu? diye sordu. Sırıtarak “evet” dedim. - O zaman sabaha kadar senin kucağında olacağım ve inleye inleye uyuyacağım dedi. Hayatımdaki ilk sevişme Yasemin gibi muazzam bir hatunun üstüme çıkıp sikime binmesiyle olmuştu. Aldığım zevki tarif edemem. Yasemin'le ben birbirimize sarılarak uyuyakalmışız. Sabah “hadi kalkın bakalım uykucular” diyen Cem uyandırmıştı. Kahvaltı hazırlamışlardı. Saat 11'e geliyordu. Herkes masaya çırılçıplak oturdu. Kahvaltı sırasında arada Yasemin'i öpüyorduk. Yasemin giyinerek - çocuklar birazdan Recep gelecekmiş, aslında hiç ayrılmak istemiyorum ama neyse şimdilik eve gideyim ilk fırsatta gene geleceğim diyerek ayrıldı. Rüyada gibiydik. Yaklaşık bir yıl önce bize hayal gibi gelen şey, Yasemin artık bizim kadınımızdı. Zevkten dört köşe olmuştuk. O gün hiç birimiz dışarıya çıkmadık. Artık sadece onun geleceği diğer günü düşünüyorduk. Cem; -Çocuklar bu sefer de götünün mührünü kıracağım. Siz de bu sefer amını sikersiniz. Sonra yavaş yavaş grup işlerine başlarız gelinimizle dedi. Biz tamam demiştik. Bir kere Cem hakikaten deneyimliydi. Bu önemliydi zira gelinciğimizi ürkütmememiz gerekiyordu. İkincisi Yasemin alıştıkça biz Ertanla ikimiz deneyimsizliğimizi üstümüzden atıyorduk. Bir kaç gün sonra Cem Yasemin'e attığı mesajı gösterdi. “Yaseminciğim, seni çok özledik. Pastanı yedik şimdi kurabiyeni de yemek istiyoruz. Bizi fazla bekletme” yazıyordu. Yasemin'de “ilk fırsatta” diye karşılık vermişti. Nihayet o akşam Yasemin Murat'la birlikte bize geldi. Yine gözlerimiz parlamıştı. Yasemin Murat'a -Bak Ertan abinle geçin onun odasına neyse beraber araştırın. O demeden de dışarı çıkma anneciğim tamam mı? -Tamam -Ben abilerin odasında yapamadığı bir iş var onu halledeceğim tamam mı? dedi. Ertan'ın odasına en uzakta olan Cem'in odasına geçtik. Cem hemen Yasemin'in dudaklarına yapışmıştı bile. Yasemin -Ben ilk önce Mehmet'e vereceğim bu gece. Cem; -Kocanla seviştiniz mi? -Evet dün gece? -Anladı mı? -Iıh, anlamadı. Ama ben onun küçüklüğünü bir kere daha hissettim. Zevk alırmış gibi yaptım. -Yasemin ben senin arka kapının mührünü kırmak istiyorum dedi Cem. Yasemin şaşırmış bir şekilde, -Olmaz be, acır, hem günah sonra dedi. -Neyse siz başlayın da. hem sonra geçen sefer de çok korktun bir şey oldu mu dedi. Yasemin biraz düşündükten sonra -Neyse bkarız. Of bu arzularım beni mahvedecek dedi. Yasemin'le ayakta deliler gibi öpüşmeye başlamıştık. Dudaklarını vantuz gibi kendime çekiyordum. Üstündekileri çıkartmıştım ama başörtüsünün durmasını istiyordum. Onu bu şekilde sikmek istiyordum. Yalnız bu kadın gerçek bir wamptı. Yine seksiliği üzerini kaplamıştı. Çırılçıplak kalınca -Hadi ver de sikini yalayayım. Çok hoşuma gitti bu diyerek deliler gibi yalamaya başlamıştı. Dimdik olan sikim onun bu isterik hareketleri sonrasında son haddine kadar gerilmişti. Onun sertliğini ve kemik gibi oluşunu hissedebiliyordum. Tam o sırada ben yattım o da bana ters bir şekilde 69 olduk. Amını kimse yalamamıştı Yasemin'in. Ben onu deli gibi yalayınca o ahlar oflar arasında inleyemey başlamıştı. Sikime daha çok yapışmış, düzensiz bir şekilde ama hırsla yalıyordu. Ben de hep özlediğim amını adeta çölde suya hasret bir bedevi gibi şapırdatarak yalıyordum. Çabucak ıslanmıştı. Biraz sonra bana dönerek; -Atım olmak ister misin? -Nasıl yani? -Sen benim atım olacaksın ben de senin jokeyin… -Hem de nasıl. Haydi jokeyim. Dimdik olan sikimin üstüne amını getirdikten sonra ağır hareketlerle başını sokmaya başladı. Ben acele ediyordum ama o buna müsaade etmiyordu. Sonra yavaş yavaş içine almaya ve çıkarmaya başladı. Biraz sonra tamamını almıştı içine. Daha önce de bu şekilde benle sikiştiği için ona alışıktım ama bu sefer amına ilk giren benm olduğum için daha fazla zevk almaya başlamıştım. Biraz sonra ben yarı uzanıkken o bana sırtını döndü. Ayaklarını dizlerime koyarak oturup kalkmaya başladı. O kadar zevkle ve sert bir şekilde oturuyordu ki nefeslerimiz deli sıklaşmıştı. Ben; -Hadi sik beni Yasemin'im, hadi sik beni çiçeğim diyordum. Biraz sonra onu durdurdum ve ani bir hareketle altıma aldım. Belinin altına yanda duran kırlenti koydum. Yarağımdan dolayı amı bir çiçek gibi açılmış ve hafif kızarmıştı. Tabak gibi önümdeki amına yarağımı kökleyerek sertçe vurmaya başladım. Delirmiş gibiydim. O bana; -Hadi jokeyim benim amımı sula derken ben artık iyice kendimden geçtim ve hırlayarak amına boşaldım. Sanki bir bidon meni boşaltmıştım Yasemin'in amına. O da yüzünde mutlu bir ifadeyle bakıyordu bana. Sonra toparlanarak beraberce banyoya gittik. Orada temizlendikten sonra tekrar odaya döndük. Bu arada Cem Ertan'la Murat'ın yanından gelmişti. Biz ise dinlenmiştik. Cem bize; -E nasıldı? diye sordu. Biz gülüşmeye başlamıştık. Yasemin; -Sen bu göt konusunda ciddi misin? dedi Cem'e -Evet, hem de çok. -Sana güveniyorum. -Ben de sana. Sen bunları alamayacak kadın mısın? Hem sakın korkma stilimi biliyorsun. Baştan biraz acıyacak ama sonra zevkin kralını yaşayacaksın. -E hadi bakalım, başlayalım o zaman. Ha bu arad Murat ne yapıyor. -Hiç bilgisayarda araştırma yaptı. Daha yapacakmış. Daha sonra da oyun oynayacakmış. Annemin işi daha çok mu diye sordu biz de çok deyince, iyi o zaman çok oyun oynarım ben bu akşam dedi. -Ah benim oğlum, anneni çatır çatır sikiyorlar. Annen de razı buna demişti. Hemen ardından Cem'in pantolonuna elini atarak sikini üstten sıvazlamaya başladı. Cem ayaktaydı, Yasemin ise yerde oturuyordu. Cem hemen pantolonunu çıkardı, donunu sıyırdı. Siki büyümeye başlamıştı. Yasemin gözü dönmüş gibi siki yalamaya başlamıştı. biraz sonra Cem çekyatta duran kırlenti alarak yere koydu, Yasemin'i göbeği üstüne gelecek şekilde yüzüstü yatırdı. Şimdi amı ve kara incisi tabak gibi meydandaydı. Yavaşça amına sokmaya başladı ve bir müddet sonra bana dönerek; -Banyodan krem getirsene dedi. Ben kremi getirdiğimde Cem işaret parmağını götüne sokmuş ileri geri yapıyordu. -Tamam çiçeğim, kasma kendini diyordu. Bense kremi elimde tutuyordum. Cem kremden işaret ve orta parmağına alarak Yasemin'in götüne tekrar sokmaya başladı. Böyle bir kaç kez götü kremledikten sonra üç parmak, dört parmak diye alıştırmaya başladı. Biraz sonra Yasemin tekrardan o meşhur inlemesine başlamış, derin zevk solukları alıyordu. Amı da sulanmıştı. Zevk aldığı belliydi. Cem'e -Hadi aşkım deyince Cem bu sefer onu dinledi ve koca yarağının tepesini götüne soktu. İşte bu anda Yasemin öne doğru irkilerek attı kendini. “Ah” çıkar diyordu. Cem ise “Kasma kendini, birazdan alışacaksın” diyordu. Sonra Cem ileri geri yapmaya başladı. Yasemin acıyla karışık inlemelerine devam ediyordu. Cem Yasemin'in omuzlarından bastırmaya başladı ki bu birazdan olacakların işaretiydi. Hemen sonra Cem köklemeye başladı. Yasemin bağırıyor, çıkarması için yalvarıyor hatta küfrediyordu. -Çıkar ulan orospu çocuğu, yırtıldı, çıkar dedim sana amcık ağızlı. Cem ise keyifle ve bırakmadan -Bırakır mıyım orospu, bu götü bulmuşum, götünün kızlığını almışım döllerimi en derinlere kadar salmadan bırakır mıyım? Bu arada ben salona çıkmıştım. Ses seda yoktu. Yalnızca Yasemin'in çığlıkları duyuluyordu. Birazdan içeri girdiğimde artık Yasemin'in sesinin kesildiğini, yüzünün o ağlamaklı halinin silindiğini ve zevk almaya başladığını anladım -Ah büyük sikicim, götümün sahibi, sik! -Sikeceğim seni, doya doya, kuruyana kadar ahh Böyle diye diye sikişiyorlardı. Cem iyice hızlanmıştı. Birazdan geliyorum götüne Yasemin deyince ahlar içinde Yasemin'de boşalmaya başladı. İnliyorlardı, ağızlarından bu büyük zevkin tadını çıkartan “oh"lar çıkıyordu. Cem'de esas amacına ulaşmış olmanın verdiği mutluluk vardı. Yasemin ise en başta çok korktuğu konuda zevk alarak bitirmenin hazzı yaşanıyordu. Biraz dinlendikten sonra biz ikimiz Murat'ın yanına gittik, Ertan'da nöbete, Yasemin'i sikme nöbetine çıktı. Saat 11,5 gibi Yasemin ve Ertan yanımıza geldiğinde bitkin ama mutluluktan kaymış gözleriyle yanımıza geldi. Murat; -Anneciğim işin bitti mi? Çok yorulmuş gibisin deyince -Evet bu gecelik işim bitti, yoruldum ama o kadar değil deyip oğlunun saçlarını okşadı, bize de göz kırptı.

    Gerdek Yardımı

    Balayı süitinin geniş mi geniş yatağında sırt üstü yatıyordum gecenin bir yarısı… Gözlerim tavanda… İçim sıkılıyor… Bıkkın vaziyetteyim… 

    Üç gün önce düğün öncesi büyük umutlarla her yerini temizlediğim, misler gibi pırıl pırıl yaptığım körpe genç kız bedenim çarşafın altında çırılçıplak uzanıyorum… 

    Yanımda Ekrem, benim iki günlük kocam da aynı durumda… Başımı çevirip baktım, onun da gözleri tavanda… Benim baktığımı hissetti, göz göze geldik.

    Bir yıllık nişanlım, iki günlük kocam da olsa bir erkekle birlikte aynı yatakta çırılçıplak olduğum geldi aklıma yine… 

    Hafif aşağıya kayan ve dimdik göğüslerimden birini açıkta bırakmış bembeyaz otel çarşafını boynuma kadar çekiştirdim refleks olarak, göğüslerimi onun gözlerinden sakladım. Yüzüm kızarmıştı utancımdan… 

    Kocam sevgiyle baktı bana, çarşafın üzerindeki elimi okşadı.

    -“Ne yapıcaz Gül?” dedi suçlu suçlu, çarşafın altında dimdik duran göğüslerimden zorlukla yüzüme çevirdi bakışlarını…

    İki gündür uğraşıyorduk bu otel odasında… Hala bakireydim. Her denememiz başarısız olmuştu. Çarşafın altında iki çıplak, birbirimize sarılıyor, öpüşüyorduk. Önündeki sertlik bacaklarımda, kalçalarımda dolaşıyor, istekle batıyordu bedenime… 

    Biraz tansiyonumuz yükselince denemeye girişiyor, bacaklarımı aralıyordum, kocam üstüme çıkıyordu. Araya girip sertliğini kukuma batırmaya çalışıyor, zorluyor, zorluyor, bir türlü olmuyordu. O sertlik içime girmiyordu. Canımı yakıyordu. 

    Ben canımın acısıyla “ayyy…” diye bağırıp bacaklarımı kapatmaya çalışıyordum kendimi koruma içgüdüsüyle… Ben bağırıp durdukça, bu kez onun sertliği yumuşuyor, kalakalıyordu. Hışımla cevap verdim sorusuna,

    -“Bilmiyorum Ekrem…” dedim. “İlk defa evleniyorum. Sen bana dokunan ilk erkeksin. Senin bilmen gerek ne yapılacağını…” Ezilerek yanıtladı beni,

    -“Dedim ya sana aşkım… Bir kere arkadaşlarla geneleve gittim, onda da ne olduğunu anlamadan kadınının içine boşalıverdim. Nasıl kaçacağımı bilemedim oradan… Bir daha da bir kadının elini bile tutmadım. Ta ki seninle nişanlanıncaya kadar… Hem o kadınla sen bir misin? Kıyamıyorum sana… Sen acıyla bağırınca canın yanıyor diye kalakalıyorum. Ne istek kalıyor, ne bir şey…”

    -“Ama nişanlıyken öpüp duruyordun beni? Sıkıştırıyordun mutfakta, sinemada, her fırsatta okşuyordun ya… Babamlar yokken bizim evde seviştiğimiz günü hatırlasana… Ne kadar istekliydin…” Dönüp yüzüme baktı.

    -“Evet, hatırlıyorum. Ama bir şey yapamamıştık. Sen, “şimdi olmaz, nikâhtan sonra” diye tutturmuştun o gün, bana engel olmuştun.”

    -“Keşke engel olmasaydım o zaman, nişanlıyken yapsaydık bu işi… Bak şimdi, uğraşıp duruyoruz. O zaman yasaktı, şimdi imzayı basınca her şey serbest, bu kez biz yapamıyoruz Ekrem… Bıktım artık aşkım… Sen de bıktın biliyorum…” Sarılıp öptü beni,

    -“Seni seviyorum aşkım. Bıkmak ne demek? Ama kendimi beceriksiz hissediyorum senin yanında, bu işi beceremiyorum diye…”

    Beceriksizdi evet, kesinlikle beceriksizin tekiydi bu konuda… Ama söyleyemedim bunu yüzüne… Başka kadınlarla düşüp kalkmaması, benim gibi kendini evleneceği insana saklaması iyi bir şey mi, kötü bir şey mi bilemedim ki…

    Ben ondan daha berbattım bu konuda… Bir kere komşunun oğlu sıkıştırmıştı bahçede, bir kere de okulda sınıf arkadaşım… Telaşla öpmeye çalışmışlar, biri eteğimin altına daldırmıştı elimi… Oğlan külodumun üstünden kukumu avuçlayınca neye uğradığımı şaşırmış, tecavüz edecek diye korkuyla bahçeden zor kaçmıştım.

    Kız oğlan kızdım. Kocam kızlığımı alırken canım çok yanacak diye ödüm patlıyordu. Ne hikayeler duymuştum bu konuda… Hastanelik olanlar, kanaması durmayanlar, dikiş atılanlar… Ah o namus kumkuması annem… Oğlanlarla fingirdemeyeyim, adım kötüye çıkmasın diye diye beynimi işlemişti. Gözümü öyle korkutmuştu ki benim…

    Oysa filmlerde ne kadar rahattı insanlar… Öpüşüyorlardı, sevişiyorlardı, neler neler yapıyorlardı… Aklı eren kızların eline prezervatifi verip oğlanın yanına aileleri yolluyordu yabancı filmlerde… Evlendiğinde sıkıntı çekmesin kızımız diye…

    -“Hadi uyuyalım aşkım… Yarın buluruz bir çaresini… Sabah olmak üzere, gözlerin kapanıyor senin de…” diyerek başucumuzdaki apliğin ışığını kapattı.

    -“Keşke bize bir yol gösteren biri olsaydı… Eskiden yengeler filan olurmuş, anlatırlarmış ne yapılacağını…” diye fısıldadım karanlıkta…

    Bir süre tavana yatarak baktım. Ekrem yanımda ağır ağır nefes alıyordu. Uyumuştu hemen… Benimse gözümde uyku yoktu hiç… Yabancı bir otel odasında, bir erkekle birlikte aynı yatakta yatıyordum. Hem de çıplak vaziyette… Genç kızlık hayallerimdeki gibi… Kocamla yataktayız sonunda…

    Ama hala genç kızdım. Eve dönünce ne anlatacaktım, ne söyleyecektim? Ya olmadı diye beni bırakırsa kocam? Dönüp baktım karanlıkta… Sırtüstü yatmış, ağzı açık uyuyordu yorgun argın… Sanki bir şey becermiş gibi… Bırakır mı gerçekten? Ama suç bende değil ki… Erkek olan o…

    Kasıklarımda bir yanma… Elimi uzatıp tüysüz kasıklarımı okşadım. Ürperdim bir anda… İçimde bir kıpırtı… Parmağımı bastırdım. Klitorisim sertleşmiş. İstiyor… Salak diye kızdım kendime… İstiyorsun işte… Kocan becersin diye ölüyorsun. Bırak girsin içine, iki dakika dişini sık, ne diye kasıyorsun kendini, bıçak batırmış gibi bağırıyorsun…

    Uyuyakalmışım sonunda… Rüyamda alt alta üst üste sevişiyoruz kocamla… Sertliği gidip geliyor içimde… Erkekliğini acımasızca amıma batırıp çıkarıyor. Her yanım kan… Yatak kan… Siki kanlı bir hançer gibi batıyor amıma…

    Sabah uyanınca kahvaltıya indik. Suratlarımız bir karış ikimizin de… Gülemiyoruz ki… Bir şey becerememişiz. Hiç de balayı çiftine benzemiyoruz. O gün öylesine geçti. Havuz başında eğlenen, gülen insanlar, denize gidenler, göğüsleri meydanda, üstsüz gezen yabancılar…

    Otelin müdürüydü galiba, bize çok yakınlık gösteren Ali abi geldi yanımıza, masaya oturdu, halimizi hatırımızı sordu. Yakışıklı, uzun kabarık siyah saçlarını at kuyruğu yapmış, bizden beş altı yaş büyük bir adamdı. İki günde aileden biri gibi olmuştu. Sürekli ikramlarda bulunuyor, garsonlar devamlı onun gönderdiği yiyecek, içecek bir şeyler taşıyordu. Otelin balayı çiftlerine özel uygulamasıymış dediğine göre…

    Biz onu, o bizi çok sevmiştik. Hele Ekrem’le bayağı samimi olmuşlardı. Sık sık bir araya geliyor, sohbet ediyorlardı. Kafa adamdı. Bana bakarken yakalıyordum sık sık… Ama aldırmıyordum onun bakışlarına… Alışmıştım artık… Erkeklerin yiyecek gibi bakmaları, laf atmaları alışkın olduğum şeylerdi hep, hoşuma bile gidiyordu… Şimdi de Ali abinin cin gibi gözleri üzerimizde, sirke satan suratlarımızda dolaşıyordu. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu hemen anlamıştı halimizden…

    -“Ne oldu çocuklar? Yüzünüzden düşen bin parça… Otelimizden memnun değil misiniz yoksa?” diye ağzımızı aradı. Kem küm ettik. Ekrem yüzüme baktı, ben gözlerimi kaçırdım. Ne diyeyim ki şimdi? Ekrem bana soran, izin isteyen gözlerle,

    -“Yok Ali abi, otelden çok memnunuz, çok güzel de…” diye kekeledi. “Bizim bir sorunumuz var, nasıl anlatsam…”

    Yüzüm kıpkırmızı oldu bir anda… Gözümü tabağıma diktim. Gerdek öncesi yol gösteren yenge derken, sorunumuzu Ali abiye mi anlatacaktı yoksa kocam? Aklıma gelen başıma geldi. Kocam kesin kararlı bir tavırla ayağa kalktı, Ali abiye,

    -“Abi, iki dakikan var mı? Şu köşede baş başa konuşalım biraz…” dedi.

    Kalktılar, restoranın köşesindeki en dip masaya geçtiler, baş başa konuşmaya başladılar. Gözümün ucuyla baktım. Bir yandan konuşuyorlar, bir yandan bana bakıyorlardı. Yanaklarım utançtan yanıyordu sanki… Hay şeytan… Aptal kocam, beni beceremediğini elin adamına anlatıyordu. Ali abi de ona bir şeyler anlatıyordu gördüğüm kadarıyla, baş başa vermişler, fısır fısır konuşuyorlardı. Sonra kocam kalktı, yanıma geldi. Yüzüme bakamıyordu, onun da yüzü kızarmıştı. Neler konuştular, neler duyduysa artık… Elimden tutup kaldırdı,

    -“Gel Gül, odamıza gidelim.” dedi. Ses çıkarmadan, bir şey sormadan kalktım. Niçin gittiğimizi biliyordum ki… Kocam Ali abiden dersini almış, uygulamaya gidiyorduk. Asansörde ne anlattığını sordum. Uzun uzun anlatmış kocama, bana tekrarlamadı, kısa kesti. Odaya gidince görecekmişim.

    Olmadı. Kocamın talimatlarıyla o beni soydu, ben onu soydum. Çırılçıplak duşa girdik. Birbirimizi köpüklerle yıkadık, her yerimizi okşadık. Kurulanıp yatağa gittik. Öpüştük, koklaştık.

    Eğilip bacaklarımın arasına başını gömdü. Diliyle kukumu yalamaya çalıştı. Biraz utanıyor, biraz çekiniyor, korkuyordum çokça… Dilinin ucunu klitorisimde hissedince biraz aşka geldim sanki… İçimde bir şeyler kıpırdar gibi oldu. Yine bacaklarımın arasına girdi. Erkekliği sertleşmişti. Baktıkça utanıyordum elinde tuttuğu şeye… Tutup mor renkli başını kukuma sürttürdü.

    Bende yine o korku, irkilme, çekinme duygusu yükseldi iyice… İstemsizce kasıldı tüm vücudum… Uğraştı, uğraştı dakikalarca, bir türlü benim kasılmamı aşamadı. Sonunda bir iki saat geçti, beyhude çabaları sonuç vermedi. Yoruldu, serilip kaldı yanıma…

    Biraz dinlendik. İki beceriksiz kalkıp giyindik. Sessizce öğle yemeği için restorana indik. Ali abi bizi görünce yanımıza geldi. Soran bakışları üstümüzdeydi. Ekrem’e,

    -“Nasıl oldu çocuklar?” diye fısıldadı. Ekrem başını iki yana salladı utançla…

    -“Olmadı Ali abi…” dedi sıkıla sıkıla… “Dediğin her şeyi yaptım ama… Ya, nasıl söylesem… Şeyy… Çok dar, Gül de kasılıyor, bir türlü girmiyor…”

    -“Tamam koçum… Siz oturun, yemeğinizi yerken ben bir çare bulurum” dedi Ali abi, yanımızdan ayrıldı. Biraz sonra yanımıza geldi. Elinde bir kreme benzer tüp vardı. Kocama uzattı,

    -“Bakın, bu yağlı, özel bir krem, kayganlaştırıcı… Bu tür cinsel sorunlar için özel yapılmış.” dedi. Benim yüzüm kıpkırmızı oldu yine… Elindeki krem kullanılmıştı, kim bilir hangi kadınla kullanmıştı elindeki şeyi… Benim kızardığımı görünce rahatlatmak için atıldı.

    “Sakın ha Gül, utanmana gerek yok. Herkesin başına gelebilir böyle şeyler… Ekrem, sen bunu penisine iyice sür, sonra yavaş yavaş eşinin içine girmeye çalış. Mutlaka faydası olur. Sen de biraz rahat ol Gül… Sıkma kendini… Kocana yardımcı ol biraz… Her kadın bunu yaşıyor, bu kadar korkmana, kendini kasmana gerek yok yavrum…”

    Sonuç yine hüsran… Yemeği bitirmeden kalktık, odaya çıktık. Ekrem Ali abisinin verdiği kremi aletine sürdü iyice yedire yedire, ben çarşafın altında çırılçıplak yatakta yatarken… Sonra yanıma geldi. Beni öpmeye çalışırken kaygan, kremli erkekliği bacaklarıma sürtünüyordu. 

    Bir iki acemi öpüşten sonra heyecanla bacaklarımı araladı. Girmeye çalıştı. Ben yine aynı vaziyet… Uğraştı, etti, yine olmadı. Sinirle kalktı, duşa gitti. O giyinirken ben yağlanmış bacak aramı temizledim duşta, çıkıp ben de giyindim. Aşağıya indik. 

    Elimi bile tutmuyordu kocam… Beni suçladığı öylesine belliydi ki… Bense sessizce, utançla yan yana yürüyorduk. Ali abi karşımıza çıktı bahçede… Ekrem,

    -“Olmuyor abi, bir türlü olmuyor…” dedi. “Balayı bitti, yarın gidiyoruz. Babamlarla aynı evde oturucaz. Yatak odamız üst katta, onlar alt katta… Biz bu otel ortamında bu işi yapamazsak, evde ailelerimizin yanında hiç yapamayız. Gül şimdi yaptığı gibi her denememizde bas bas bağırırsa başımıza toplanırlar, karımı kesiyorum diye… Bizim için hiç iyi olmaz bu durum… Mutlaka burada halletmemiz lazım abi… Yoksa sonumuz kötü…”

    Ağlayacak gibi olmuş, sürekli konuşuyordu. Gözleri dolmuştu. Benim de ondan farkım yoktu. Kendimi suçlu hissediyordum bir de… Ali abi halimize üzülmüştü. Başını iki yana salladı.

    -“Hay Allah, ne yapsak bilmem ki… Şimdiye kadar çoktan bitmesi lazımdı ama… Neyi eksik yapıyorsun Ekremcim, bilemedim.” Kocam bir bana baktı, bir adama…

    -“Abi, bir şey dicem ama…” Hala yüzüme bakıyordu. Sonra bakışlarını kaçırdı. “Sen artık yabancımız değilsin abi… Ne olur, bize yardım etsen… Bizimle odaya gelip bize yardımcı olabilir misin?”

    Şaşırıp kaldım. Ali abi de hayretle bakıyordu, o da şaşırmıştı. Ben utançla yüzümü yere eğdim. Neler söylüyordu bu kocam olacak adam böyle… Ama bir yandan da hak veriyordum. Öyle çaresiz bir durumdaydık ki… Mantık falan hak getire… Bir şey düşünemiyordum artık…

    -“Siz bilirsiniz çocuklar… Ben her türlü yardımcı olmaya hazırım da… Bu şekilde olunca… Bilemedim… Sen ne diyorsun Gül? Kocanla aynı fikirde misin?” 

    Cevap veremedim bile… Kocam atıldı hemen, benim suskunluğumu evet olarak algılamıştı… Hem adama, hem bana bakıyordu anlatırken, onay istercesine…

    -“O da bıktı artık abi… Sen hem bizim abimizsin, hem de bir yabancısın. Şu işi yardımınla bir halledelim, nasıl olsa seni bir daha görmeyeceğiz. Öyle değil mi Gül? Abi, ne olur yardım et bize…” 

    Ali abi bir müddet sesini çıkarmadan durdu, bize, özellikle bana baktı. Sanki bir kez daha düşünmemiz için zaman tanıyor gibiydi. Sonra da elindeki anahtarlıktan bir anahtar çıkartıp kocama uzattı.

    -“Tamam koçum. Üzmeyin kendinizi… Bakın ne yapalım… Bu anahtarı al sen… Otelin yan tarafında benim kaldığım müstakil müdür lojmanı var, biliyorsun, anlatmıştım sana… Siz oraya gidin. Bütün ev emrinize amade… Personel temizleyip toparlamıştır bu saatte… Evin banyosu, barı, yatak odası, kendi eviniz farz edin, istediğiniz gibi kullanın. Ben işlerimi halledeyim, bir iki saate kadar yanınıza gelirim. Siz beni bekleyin.” dedi Ali abi, yanımızdan ayrıldı. Kocama,

    -“Nasıl yaparsın Ekrem?” diyebildim. “Elin adamı odamızda… Bizim yanımızdayken… Nasıl sevişiriz? Kıskanmaz mısın? İlerde başıma vurmaz mısın? Bunu isteyen sensin, bak, sonra beni suçlama bunu yaptığımız için…” Elimi tuttu,

    -“Aşkım, seni çok seviyorum. Ama halimizi de görüyorsun. Kıskanacak halimiz mi kaldı? Ali abiye durumumuzu anlatırken sen de duydun. Dediğim gibi, bu işi mutlaka bu otelde bitirmemiz lazım… Ali abi bizi seviyor, yardımcı olacak mutlaka… Bak, evin anahtarını bile verdi adam… İnsan sevmediğine verir mi evinin anahtarını? Sen yokken bana neler anlattı neler… Bu otelde ne kadınlar geçmiş elinden… Ne yerlisi kalmış, ne yabancısı… Bizim gibi acemi değil ki… Problemimizi çözerse o çözer… Hadi uzatma, gel gidelim, o gelene kadar hazırlanalım.”

    İçimden gülmek geldi. Anlaşılan, benim kocam saftı biraz… Daha dün tanıştığımız Ali abisi bizi seviyormuş da, evinin anahtarını vermiş de… 

    Sever tabi… Evinin anahtarını verir elbet… Geldiğimizden, tanıştığımızdan beri kedi ciğere bakar gibi bakıyor adam bana… Yirmi yaşında bakire lolitayım. Çarşıda pazarda laf atan abazaların dediğine göre, “Ufff… Taş gibi”yim.

    Adım attıkça her yerim ayrı titriyor. Kalçalarımın diri yuvarlakları yürürken birbiriyle itişiyorlarmış, öyle diyorlar. Sütyen gerektirmeyen memelerim ayva gibi büyük, fakat dimdik, altında kalem durmuyor, bizim deli kızlarla yalnız kaldığımızda denemiş, yarışmıştık hatta hangimizin memeleri daha dik diye…

    Yüzümün güzelliğini, tenimin duruluğunu, incecik belimi, bacaklarımın uzunluğunu da ekle bunların üstüne… Ali abi bunların hepsiyle yatağa girecek. Kocamla ikimiz bir şeyler yapmaya çalışırken, yanımızda durup bize tarif edecek… Canlı seks filmi… 

    Elbette sever bizi, evinin anahtarını verir… Hay benim beceriksiz kocam hay… Hay benim saf kocam hay…

    Ne diyeyim… Çaresiz kocamla beraber el ele otelin yan tarafındaki müstakil villa tipi lojmana gittik, anahtarla kapıyı açıp girdik. Her şey çok güzeldi, mobilyalar, lüks eşyalar… 

    Kocam perdeleri kapatırken ben banyoya gittim, soyundum. Jakuzili lüks bir küvet vardı banyoda… Küvetin içinde güzel bir duş aldım. Kokulu parfümlü şampuanlarla yıkandım. Beni bekleyen geceye hazırlandım uzun uzun…

    Banyoda işim bitince bornoza sarınıp çıktım. Ali abi gelmişti bile… Kocam adamı içeriye almış, heyecanla benim çıkmamı bekliyordu. Koltukta oturuyorlardı ikisi de, ellerinde viski bardakları… Ne yapacağımı bilemeden önlerinde dikilip kaldım. Kocam,

    -“Abi, sen bizi bu dertten kurtar. Bize göster nasıl yapıldığını, öğret… Olmadı sen de bize katıl… Yeter ki bu iş bitsin artık…” dedi çaresizce… Ali abinin gözleri üzerimdeydi.

    -“Tamam çocuklar… Hiç acele etmiyoruz. Vaktimiz bol. Yerimiz müsait. Yeter ki dediklerimi, gösterdiklerimi eksiksiz yapın siz… Bana güvenin, tecrübe konuşuyor burada… Siz hiç merak etmeyin… Otursana sen de Gül…” dedi karşısındaki koltuğu işaret ederek…

    Ortadaki sehpanın üzerinde bir buz kovası, içinde boynu yaldızlı bir şişe, sanırım şampanya… Şişenin mantarını açıp ayaklı bir kadehi doldurup bana uzattı. Elimi uzatıp aldım, parmakları parmaklarımı okşadı kadehi verirken… Ürperdim. Ali abi elindeki kadehi havaya kaldırdı, bizim bardaklarımıza tokuşturarak,

    -“Hadi bakalım, başlamadan birer kadeh parlatalım beraber, rahatlayalım biraz… Hadi şerefinize…” diyerek elindeki bir iki parmak buzlu viski dolu kadehi bir yudumda bitirdi. Biz de onu taklit ettik.

    İlk kez içki içiyordum. Şampanyanın tadı hoşuma gitti. Kabarcıklar genzimi gıdıkladı. İki erkek ısrar kıyamet, kadehi bitirmem için teşvik ettiler. Gülerek sonuna kadar içtim. Birer kadeh daha doldurdu hepimize Ali abi… Birer kadeh daha yudumladık.

    Başım dönmeye başlamıştı hafiften… Koltukta bacak bacak üstüne atmış, üstümde sadece kısacık bir bornozla oturuyordum önlerinde… Ali abinin gözleri üstümdeydi. İnce bornoz kumaşının sardığı biçimli vücudumda, kısa bornozun eteğinin açıkta bıraktığı, tertemiz, ışıl ışıl parlayan bacaklarımda dolanıyordu bakışları… Sonunda kadehli eliyle işaret etti,

    -“Gül, ayağa kalkar mısın güzelim?” dedi. Elimde kadehle kalktım. “Şu bornozu indir bakalım önce, güzelliklerini görelim…” dedi. Kocama baktım, parlayan gözlerle bana bakıyordu. Utançla kıvranarak,

    -“Yapamam abi… Kocamın yanında bile soyunmaya çekiniyorum. Hele sen varken…” diyebildim.

    -“Bak güzelim… Bak bebeğim… İlk dersimiz bu zaten… Siz artık karı kocasınız. Birbirinizden utanmak, çekinmek olmaz. Çırılçıplak birbirinizi göreceksiniz, coşacaksınız, sevişmek isteyeceksiniz, canınız seks yapmayı çekecek… Soyunmadan nasıl sevişmeye çalışıyorsunuz siz bakalım?” Kocam şikayetçi bir sesle,

    -“Hep çarşafın altında abi… Gece karanlıkta, ışık sönükken…”

    -“Olmaazz… Eğer mutlu olmak istiyorsanız, kaç göçü, utanmayı, arlanmayı unutacaksınız. Ah Gül… Sen öyle güzelsin ki Gül… Her yerin harika, taş gibi… Ben olsam utanmayı bırak, bu güzellikleri etrafa göstermek için bahaneler yaratırdım. Kocanın yerinde ben olsam otelin havuzunda, deniz kenarında seni üstsüz gezdirirdim bu dipdiri, harika güzel göğüslerinle… İnsanlar güzel görsün diye… Hadi, bırak utanmayı da, soyun güzelim…” diye ısrar etti adam… Uzanıp elimdeki boş şampanya kadehini alıp sehpaya bıraktı.

    Bu kadar iltifattan, pohpohlamadan sonra bana da bir cesaret geldi. Saçıma sardığım havluyu çıkardım. Uzun sarı saçlarımı sallayıp açılmasını sağladım önce… Bornozun kuşağını çözdüm. İki erkeğin gözleri üstümdeydi. Açmadan önce bir an durup onlara baktım, hadi der gibi başını salladı Ali abi… Kocam da ondan farksız… Karısı elin adamının önünde çıplak kalsın diye merak ve heyecanla sikini kaldırmış bekliyor pezevenk kocam…

    Yavaş hareketlerle, utanarak, bornozun yakasını açtım. El değmemiş memelerim meydana çıktı önce, ayva tüylü göbeğim, pırıl pırıl yaptığım üçgenim, uzun bacaklarım sırayla erkeklerin gözlerine serildi. Yüzüm kıpkırmızı, başım öne eğik, karşıya, beni izleyen erkeklere bakamadan omuzlarımdan aşağıya bıraktım bornozu… Kayıp yere yığıldı kumaş parçası… Çırılçıplak kalmıştım. Utanarak bir kolumla göğüslerimi, bir elimle önümü kapattım.

    Ali abi hayran hayran bakıyordu bana… O elinden çok kadın geçmiş tecrübeli adam, ben körpe bakirenin çırılçıplak vücuduna bakarken ağzı sulanıyordu.

    -“Ellerini de çek bebeğim… Kocan her yerini görmeli senin… Bütün güzelliklerini görsün. İştahı açılsın. Canı seni yemek istesin. Şu anda benim olduğu gibi…” Ellerimi çektim, yana bıraktım. Şimdi tüm çıplaklığımla önlerinde dikiliyordum. İki erkeğin de elleri kabarmış önlerinde, ovalayıp duruyorlardı. “Ohhh… Seni her gördüğümde seni yemek istiyorum. Bak şimdi, seni nasıl istiyorum, kendin gözlerinle gör yavrum…”

    Ali abi ayağa kalktı. Üzerindeki gömleği ve kotu bir hamlede çıkardı. Bacaklarının arasındaki kalın erkeklik taş gibi havaya dikildi bir anda… Güneşin altında bronzlaşmış, kılsız kaslı bedeni çok güzel görünüyordu. Kocama işaret etti, o da aynısını yaptı, kocam da bir anda çıplak kaldı. Onun beyaz, kıllı vücudunu, bacaklarının arasındaki orta boy, ince sikini ezberlemiştim iki günde…

    Benim ilgimse daha çok Ali abinin tek gözlü canavar gibi bana bakan erkeklik organındaydı. Kocamın incesinin yanında bu koca şey, çok haşmetli görünüyordu. “İyi ki kızlığımı kocam bozacak, kocam sikini sokacak bana… Yoksa bu kocaman şeyi nasıl alıyor kadınlar acaba” diye geçirdim içimden… Ali abi, aç gözlerini benden ayırmadan kocama seslendi,

    -“Eh, istersen önce ben başlayayım bari Ekrem… Önce ben bir göstereyim, sonra sen devam edersin, benim yaptığım gibi aynı şeyleri yaparsın karına…” dedi.

    -“Sen bilirsin abi… Başla, bildiğin gibi yap… Sana bağlıyız…” dedi kocam eliyle kalkmış sikini okşayarak… Nerdeyse ağzından salyaları akacaktı bana bakarken…

    Ali abi yaklaştı, beni kollarının arasına aldı. Sımsıkı sarıldı. Önündeki erkeklik organı taş gibi önüme batıyordu. Heyecandan ölmek üzereydim. Kocama öğretmek için de olsa, çırılçıplak yabancı bir erkeğin çıplak vücuduma sarılması heyecanlandırmıştı beni… Yüreğim kuş gibi, göğsümün içinde çırpınıyordu sanki… Ben de kuş gibiydim ya onun yapılı gövdesinin yanında, beni saran kaslı kollarının arasında…

    Eliyle çenemden tutup başımı yukarıya kaldırdı. Aralanan dudaklarımın üzerine dudaklarını bastırdı. Önce dudaklarımı okşadı dudaklarıyla, dili alt dudağımda, üst dudağımda dolandı, sonra emdi. Dilinin sıcaklığını dudaklarımda hissettim. Nefes alabilmek için aralanan dudaklarımdan dilini içeriye kaydırdı, benim dilimi okşadı diliyle… İçim gıcıklandı dilimi okşadığında… Nefesi bir hoş kokuyordu, başımı döndürüyordu.

    Dizlerim titriyordu kollarının arasında… Düşmemek için, yılan gibi kaymamak için ben de ona sarılmak zorunda kaldım. Bedenim ateşler içinde kalmıştı. Göğüslerim onun göğsünde eziliyordu. Uçları kabarmıştı. Karnımda, kasıklarımda yangın başlamıştı sanki… Elleri her yanımda dolaşıyordu adamın… Okşandıkça kedi gibi mırıldanasım geliyordu, bayılıyordum okşamasına, zevk alıyordum. Hayranlık dolu bir sesle,

    -“Oğlum, böyle fıstık gibi kızı nasıl sikemezsin sen, aklım almıyor bir türlü…” dedi kocama… Sikmek mi? Üfff… Terbiyesiz… Çok utandım. Ama aldığım zevk, utanma hissini bir anda bastırdı. Ellerim onun sırtında dolaşıyor, kaslarını okşuyordum tek tek… Kendimi kaptırmıştım iyice…

    -“Çok güzelsin bebeğim… Memelerin taş gibi… Gerçekten hiç ellenmemişsin… Ohhh… Füze gibi… Memelerin, götün, göbeğin, bacakların… Her yerin harika…” diye diye okşuyordu beni… “Bak koçum… Dikkatle bak bana… Ne yapıyorum, nasıl yapıyorum dikkat et… Biraz sonra sen de aynını yapacaksın ha…”

    Boynumu, gerdanımı öptü. Memelerimi, kabaran uçlarını dudaklarıyla, diliyle dolaştı. Ayva göbeğimi tavaf etti alçalarak… Önümde diz çöktü. Bacaklarımı okşuyor, dudaklarıyla içlerini öpüyordu. Daha rahat çalışsın diye araladım bacaklarımı… Başını önüme gömdü. Birden ıslak ve sıcak dilini amımın yarığında hissettim. Sanki elektrik çarpmış gibi titredim bir anda… Düşmemek için omuzlarından destek almak zorunda kaldım. Yavru köpek gibi yalıyordu amımı… Şapırtı sesleri yükseliyordu. Gözlerim yarı kapandı zevkten… İçimden bir şeylerin aktığını hissettim.

    -“Ohhh… Çok tatlısın bebeğim… Tazecik amcığın… Tam yalamalık, öpülmelik… Ooohhh… Can suyu gibi suyunun tadı… Bal gibi… Erkeğinin ömrüne ömür katarsın sen, canımm…” diye diye yaladı beni…

    Dizlerim titriyordu. Omuzundan destek almak için tutunmaya çalışan parmaklarım şimdi etine gömülmüştü. Kendimi kaybetmek üzereydim. Düşeceğimi anlayınca kalktı bir anda, kollarının arasına alıp yatak odasına götürdü beni… Kocam da arkamızdan geliyordu meraklı kediler gibi… Yavaşça odanın ortasındaki çok geniş yatağa bıraktı. Açık vaziyette çalışan klimanın serinliği vurmuş saten yatak çarşaflarını buz gibi sırtımda hissettim, ürperdim. Kocama seslendi,

    -“Gel sen de karının diğer tarafına uzan koçum… İki taraflı çalışıcaz karının üzerinde… Bu güzel taşbebeği zevkten kıvrandırmamız lazım… Hadi bakayım, göreyim seni…”

    İki yanımda iki erkek uzanmış yatıyordum. Üçümüz de çırılçıplak… Ali abi bir yanıma yaklaştı, kocam diğer yanıma… Sertlikleri iki yanımda hissettim. Erkeklikleri taş gibi, bacaklarıma, kalçalarıma batıyordu. İki yandan okşamaya başladılar. Ali abi ne yapıyorsa, kocam da kopya çeken öğrenciler gibi, aynısını yapıyordu diğer tarafımda…

    İki tarafımdan birden dört tane el, iki tane dudak, dil her yerimde dolaştı uzun uzun… Gerçekten adamın dediği gibi zevkten kıvranmaya başlamıştım. Nefes alamıyordum. İlk kez orgazmı tattım o sırada… Şehvetle kasıldım, dakikalar boyu titredim.

    Durulunca Ali abi omzumdan tutup yana yatırdı beni, kocamdan tarafa… Kocam önden memelerimi yalıyordu, adam arkamdan boynumu, omuzlarımı, sırtımı… İnleyerek kocamın saçlarına asıldım, kendime çektim kafasını… Memelerimle yeteri kadar uğraşan kocam memelerimi bırakıp amıma indi, Ali abinin dili de sırtımı okşaya okşaya popoma geldi…

    Kocamın dili yarığımda, amımın dudaklarında, arasında dolanırken, arkamdaki dil de götümün deliğini yalamaya başladı. Ali abinin büzüğümde daireler çizen sıcak ve nemli dilinin ucu yalarken delirtecekti beni… Artık zevkten inlemeye başlamıştım. Yine de kendimi sıkıyor, dudaklarımı ısırıyordum fazla ses çıkmasın diye… Hemen anladı kurt herif,

    -“Sıkma kendini bebeğim… Nasıl istiyorsan öyle davran… Bağır, inle, çığlık at… Müstakil ev burası… Kimse duymaz seni burada… Rahat ol… İçinden geleni yap, hissettiklerini dışarıya vur. Kasma…”

    Dediğini yaptım ben de… Kendimi koyverdim. Çığlık atıyordum artık… Öyle bir şehvet dalgası sarmıştı ki her yerimi… Kimse tutamazdı beni bu saatten sonra… Nasıl dayanayım? Önümde bir dil, arka deliğimde bir dil… İkisinin de elleri her yerimde… Memelerimde, kalçalarımda, bacaklarımda… İkinci kez de o sırada boşaldım. Tesbih böceği gibi kıvrılıp kaldım, kocamın başını kasıklarımda kıstırmış kasılırken, Ali abi hala arkamda minik deliğimi yalıyor, beni delirtiyordu.

    Daha ikinci boşalmam bitmeden, Ali abi kendine çekti beni… Önüne aldı, sırtüstü yatırdı. Ayaklarımdan tutup havaya kaldırdı, bacaklarımı omuzlarıma kadar bastırdı. Zevkten, yaşadığım orgazmlardan batak tarla gibi sulanan, dudakları şişen kukum havaya bakıyordu. Üzerime eğildi. Amıma kocaman, ıslak bir öpücük kondurup hırsla am dudaklarımı emdi. Yine kıvrandım. Sonra da kalkıp o kalın, taş gibi sertliğiyle ıslak am dudaklarımı ezmeye, masaj yapmaya başladı.

    Kendimi ölecek gibi hissediyordum. İki üç gündür, gece gündüz kocam her denediğinde acıdan, korkudan bağıran Gül gitmiş, onun yerine durmaksızın, ara vermeksizin zevkten bağıran, adeta azgın dişi köpek gibi uluyan bir Gül gelmişti.

    Kendime, yaptıklarıma, vücudumdaki değişikliklere inanamıyordum. Kocam da aynı şeyi düşünüyor olmalıydı. Yanımızda uzanmış, karısının bacaklarını ayırarak koca sikini karısının amına sürtüp duran elin adamını izliyordu siki elinde… Dişlerinin arasından tısladı,

    -“Orospuu… Neler çektirdin bana iki gündür… Şimdi zevkten bağırıyorsun. Ne farkı var benim yaptıklarımın…?”

    Haklıydı bir yerde… Ne farkı vardı ki? O da erkekti, şu amıma sikini sürten koca yaraklı herif de… Kocam da denemişti bunu, hem de onlarca kez… Kuru kuru, tükürükleyerek, ıslatarak, krem sürerek, kayganlaştırıcı sürerek hatta… Ne olmuştu da ben bu hale gelmiştim? Benim yerime kocamın ortağı cevap verdi,

    -“Kendinizi kastınız da ondan…” dedi Ali abi… “Bunu bir görev olarak gördünüz. Bir an önce kızlık zarından kurtulmak istediniz. Zevk almayı düşünemediniz heyecandan… Sen kendini kastın, Gül acıdan korktu. Ama bu gece öyle mi? İkiniz de rahatladınız. Şampanyalar, viskiler içtiniz. Çakırkeyif oldunuz, gevşediniz. Sonra şu da var. Benim, bir yabancı erkeğin sizin yanınızda olması da etkiledi sizi bence… Çıplaklığımızdan tahrik oldunuz. Doğru mu Gül? Ne diyorsun…”

    Konuşurken hala kalın sikinin damarlı gövdesini amıma sürtünüyordu boylu boyunca… Am dudaklarımın arasında gidip geliyor, sikinin ıslak başı kabarmış klitorisimi okşuyor, beni kıvrandırıyordu sürekli… Nefes nefeseydim… Kocam da elini uzatmış, taş gibi olmuş memelerimi okşuyor, avuçluyor, uçlarını emiyor, zevkime zevk katıyordu bir yandan…

    -“Evet… Evett…” diyebildim. “Bu gece… Değişik… Bambaşka… Ben… Çok zevk alıyorum Ali abi… Ekrem… Kocacımm… Ohhh… Bitiyorum… Ölüyorum zevkten…”

    -“Bir de içine girmeye çalışmıyorum ya… Onun için rahatsın bu kadar, kendini zevke kaptırıyorsun. Ne dersin? Gireyim mi içine? Yoksa biraz daha sevelim, okşayalım mı seni? Biraz daha uzun sürsün ister misin?” Deli gibi kıvrandım altında…

    -“Ohhh… Ali abiii… Ne istersen yap bana… Gir içime… Sik beni… Çok güzel yapıyorsun… Bitiyorumm… Ohhhh…” diye inledim. Bu kez kocama döndü,

    -“Karın sikilmek istiyor. Beni istiyor koçum… Sen ne diyorsun? Gireyim mi? Sikeyim mi karını? Kızlığını ben alayım mı? Yoksa sana mı bırakayım? Kendine güveniyor musun, yapabilecek misin?”

    Baktım kocamın siki de sertleşmiş, önünde taş gibi görünüyordu. Ama tereddüt ediyordu, o kendimden geçmiş halimle farkına varabiliyordum durumunun… Tekrar deneyip başaramamaktan, Ali abisinin önünde rezil olmaktan korkuyordu, emindim bundan… Gözümün içine bakıyordu sorarcasına… Dik dik baktım ben de kocama,

    -“Hadi, ne yapacaksanız yapın artık… Hadi Ali abi, madem sen başladın, sen bitir. Üçümüz bu vaziyetteyken, kızlığımı kim bozmuş, beni kim sikmiş, bir önemi kalmadı ki… Hadi, bitir beni… Kurtar beni… İçime gir…” diye yalvardım adeta… Az önce sevişmeye başlarken adamın kalın sikine korkarak bakarken, şimdi şehvetten o koca şeyi içime sokması için yalvarır hale gelmiştim. Kocam da onayladı,

    -“Tamam abi… Gül’ün dediği gibi… Hazır üstündeyken bitir bari işi… Benim için de sakıncası yok.” dedi. Sırıttı sonra, “Bu da öğretmenimize teşekkür hediyemiz olsun.” Terbiyesiz sapık… Benim bekaretimi bir hediye olarak görüyordu. Hediye olarak sunuyordu elin adamına…

    -“Peki canım, peki prensesim… Aç bacaklarını öyleyse… Hediyemi alayım senden… Seni kadın yapmanın zamanı geldi artık…” dedi Ali abi… Bacaklarımı omzumdan indirip ikiye ayırdı iyice, sikinin başını amıma dayadı. Öyle ıslanmıştım ki… Öyle zevk alıyordum ki… Korku değildi hissettiğim… Zevkti, heyecandı, şehvetti… Bekliyordum. Beni sikmesini, bekaretimi bozmasını heyecanla bekliyordum.

    Fazla bekletmedi. Zevk sularımda ıslattığı sikinin başını birkaç kez daha sürtüp kapıma dayadı. Islak başı benim ıslak am dudaklarımın arasından kolaylıkla iç dudaklara ulaştı, zorlamaya başladı. Canım yanmasa da zorluyordu deliğimi..

    “Ayy” diye bağırdım ama aldırmadı bile… Kocam olsa hemen bırakmıştı o anda… Canım yanacak diye ödü patlıyordu. Bu adamsa aldırmıyordu bağırmama… Kısa kısa hamleler yapa yapa, alıştıra alıştıra, milim milim bastırdı sikini… Kalınlığı amımı yardı bir hamlede, kocaman başı tamamen kayboldu.

    -“Ahhh…” diyerek çığlık attım, omzunu ısırdım adamın… Yine aldırmadı. Biraz bekledi. Kaslı bedeni üzerimde, kollarından destek alarak ağırlığını vermeden, şınav çeker gibi duruyordu. 

    Sonra kalçalarını oynatmaya başladı içimdeki kalın sik kıpırdanıp duruyordu. Minik minik hamlelerle zorlayarak alıştırdı iyice… Ben kendimi kaybetmek üzereydim artık… Öyle zevk alıyordum ki… Bacaklarımın arası dolmuştu tamamen…

    Sonunda… Bir anda kalçasını indiriverdi, o koca siki bir anda köküne kadar amıma girdi. Bir kısa, şimşek gibi sancıyla sarsıldım. Adamın altında gerilirken başımı arkaya attım,

    -“Yandım anam…” diye bağırdım acıyla… Yırtmıştı beni… Bakire değildim artık… İlk erkeğim yakışıklı bir yabancı olmuştu. Hem de sapına kadar erkek… Hem de kocamın önünde…

    -“Şşşttt… Tamam güzelim… Bitti… Bu kadar… Sakin ol… Geçmiş olsun…” diyerek dudaklarımı öpücüklere boğdu.

    Gerçekten dediği gibi o çok korktuğum, kocamı üç gündür uğraştırdığım olay bu kadardı. Bitmişti. Ardından zevk dalgası yine geri gelmeye, acının üzerini örtmeye başladı. Üzerime abandı, ağırlığını verdi. Altında eziliyordum, nefes alamıyordum ağırlığından… Memelerim onun kaslı göğsünün altında yassılmıştı adeta… Fakat şikayetçi değildim bundan… Aksine zevk veriyordu beni ezmesi…

    Ardından kalçalarını oynatmaya başladı bacaklarımın arasında… İçimdeki kalınlık da oynuyor, sıcak ve sert et parçası vajina duvarlarımı sağa sola itiyordu. Başını ta diplerimde hissediyordum. Yumurtalıklarıma değiyordu herhalde… Kıpırdanırken oralarımı bile okşuyordu sikinin başıyla…

    Acı yoktu artık… Zevk… Zevk… Zevk…

    Bacaklarımı beline sarıp iyice açtım. Kasıkları amıma baskı yapıyordu. Böylece daha çok açılmıştım, daha çok içime alabiliyordum ilk erkeğimi… Kalçalarını indirip kaldırmaya başladı minik minik… Offf… 

    Sonra yavaşça, uzun uzun inip kalkmaya başladı. İçine ilk erkeğini almış vajinam, tüm darlığına, sıkılığına rağmen engel olamıyordu içinde gidip gelen vahşi hayvana…

    Ali abi bacaklarımın arasında doğruldu bir an… Siki hala içimdeydi. Gözleri gözlerimde, ellerini saçına götürüp at kuyruğu yaptığı saçını serbest bıraktı. Uzun, parlak siyah saçları omuzlarına döküldü. Yanık teni, kaslı gövdesiyle bacaklarımın arasında bir Kızılderili tanrısı vardı sanki…

    Elini uzatıp aramıza soktu, am dudaklarımın arasında şişip sertleşmiş klitorisimi okşadı. Islak parmaklarının arasında ezdi, beni zevkten bağırttı. İçimdeki kalın sikini kasıp bırakıyor, minik minik oynatıyordu bunu yaparken… 

    Gerçekten delirmek üzereydim. Nefes alamıyordum adeta… Bir de kocam yanımızdan başını uzatıp memelerimi emmez mi?

    Üstümdeki Kızılderili klitorisimle oynamayı bırakıp üstüme kapandı bir anda… Hızla gidip gelmeye başladı amımda… Sürekli… Piston gibi yarıyordu amımı koca yarak… Artık gözlerim kaymaya, üçüncü orgazmıma yaklaşmaya başlamıştım. Başımı iki yana sallıyor, çığlıklar atıyordum.

    -“Ohhh… Ali abii… Çok güzel… Ahhh… Bitiyorumm… Ölüyorum ben… Çok güzel Ekremm… Kocamm… Çok zevk veriyor Ali abi… Ooohhh…”

    Çırpınıyor, ellerimi boynunda, omuzlarında, sırtında dolaştırıyor, uzun siyah saçlarını çekiştiriyordum. Zevkten ne yaptığımı bilemeyecek hale gelmiştim. Tırnaklarımı sırtına batırıyordum çılgınca… Ali abi iyice hızlandı, hızlandı…

    -“Offf… Sen de harikasın bebeğim… Dayanamıyorum… Amcığın daracık… Sımsıkı… Kendimi tutamıyorum artık… Ohhhh…”

    Son anda kalın yarak içimden çıkıverdi. Ben hayal kırıklığıyla, ne oldu diye başımı kaldırıp bakınırken elinde tuttuğu kanlı sikinin ucundan beyaz sıvılar yüzüme doğru fışkırmaya başladı. Boşalıyordu.

    Son damlalar yavaşladı, inip kalkan göğsüme, karnıma geldi, sonunda bitti. Kocam da yüzüne gelen bir iki damlayı elinin tersiyle sildi. Bacaklarımın arasından kalkarken,

    -“Hadi Ekrem… Sıra sende… Karın sikilmeye hazır… Gelmek üzere… Sen devam et şimdi… Aynı benden gördüğün gibi yapacaksın… Hadi koçum, güzelce sik karını… Yüzümü kara çıkarma…”

    Dirseklerime dayanıp baktım. Kızlık kanımdan amımın dudakları pembeleşmiş, altımdaki saten çarşafa sızmıştı. Biraz yana kaydım. Kocam hemen yerini aldı. Zaten kalkmış durumdaki sikini amıma geçirdi. Az önce içimi yaran kalınlıktan sonra siki pek kolay girdi içime… Gidip gelmeye başladı.

    Bu kez kocam sikiyordu beni… Daha inceydi ama yine de zevk veriyordu. Kasıkları klitorisime çarpıyor, sikinin başı içimde kendini hissettiriyor, taşakları arka deliğime çarpıp duruyordu pompalarken… 

    Çok sürmedi. Günlerin beklentisi, stresiyle dolan kocam boşalmaya başladı hırlayarak… Onun inlemeleri, içimde gidip gelmesi beni de etkiledi, ben de boynuna sarılıp orgazm olmaya başladım.

    -“Sonunda…” diyebildim, başımı arkaya atarak serilip kaldım.

    -“Sonunda…” dedi kocam da… Yanımda körük gibi nefes alıp veriyordu sırt üstü yatmış…

    Dinlenip kendimize geldik. Bu arada Ali abi belinde havluyla duştan çıkıp geldi. Yanımıza yatağa uzandı. Benden taraftaydı. Eğilip dudaklarımı öptü.

    -“Hadi güzelim… Siz de gidip duşunuzu alın. Şu kanları, spermleri temizle vücudundan… Ben de çarşafı değiştireyim. Giderken çarşafı almayı unutmayın, eve götürürsünüz gerdek gecenizin hatırası olarak…”

    Kalktık, banyoya gittik kocamla… Bir güzel temizlendik. Bacaklarımı açıp örselenmiş kadınlığıma ılık suyu tuttum, bir güzel temizlendim. Kocamı yıkadım. O da beni yıkadı. Kaygan duş şampuanıyla, köpükle kaplı vücutlarımız birbirini okşadı kaygan kaygan… 

    Benimkinin siki kalktı yine… Tutup okşadım. Görevini yapmıştı yardım almak zorunda kalsa da… Bundan sonrası kolaydı artık…

    Kurulanıp çırılçıplak, el ele içeriye gittiğimizde Ali abi de çarşafını değiştirdiği yatakta sırtüstü uzanmış, o da çıplak vaziyette, bizi bekliyordu. Beni görünce gözleri parladı adamın… 

    Siki yine bacaklarının arasında dimdik tavana bakıyordu. Uzun siyah saçları beyaz yastığın üzerinde, geniş göğsünde yayılmıştı. Beyaz satenlerin üzerinde esmer, güneş yanığı vücudu harika görünüyordu. İştah açıcı… Davet edercesine bana elini uzattı,

    -“Sizi bilmem ama, ben doymadım.” dedi.

    Yanına gittim o vaziyette… Çıplaklığımdan utanmıyordum artık, rahat hareket edebiliyordum. Artı, kocama sorma, izin alma gereğini de duymuyordum bu saatten sonra, bunca yaşanmışlıktan sonra… Baştan izin vermişti yapacaklarıma pezevenk kocam…

    Yan dönüp bana uzandı. Elimi tuttu. Saygıyla, değer verdiğini göstererek… Kendimi saraylı bir kadınmışım gibi hissettiriyordu bu adam… Uzandığı yerden elimi kaldırdı havaya… Gözleri beğeniyle çıplak vücudumda dolaştı bir süre… İlk erkeğimin bakışları altında, mutlulukla kıvandım. Göğüs uçlarım dikleşti bir anda… Tüylerim ürperdi. Ali abi kendini geriye, yatağa atıp taş gibi olmuş sikini gösterdi boştaki eliyle,

    -“Güzel Gülüm… Hadi gel, şunun üstüne çık istersen… Bir de böyle tadına bakayım senin… Sen de dene bunu… Kocana da uygularsın. İkinizin de hoşuna gidecek, emin ol bebeğim…”

    Yaklaştım, yatağın üzerine çıktım dizlerimle… Sonra da bir bacağımı aşırıp belinin iki yanında dizlerimin üzerinde dikildim. Sikini bir eliyle tutup, diğer eliyle kalçalarımı yönlendirdi, sikinin hizasına gelmemi sağladı. Başı amımın dudaklarına değiyordu şimdi…

    Eliyle hareket ettirip sikinin başını sürttürdü. Şimdiden ıslanmıştım bile… Başımı eğip baktım. Pembecik içimden sular süzülüyor, beni sikmek üzere hazırlanan yarağın başını ıslatıyordu. Öyle güzel bir manzaraydı ki…

    Kapıma dayanmıştı harika siki… Eliyle tutmayı bırakıp iki eliyle belime sarıldı. Yavaşça, dikkatle aşağıya çekmeye başladı beni… Siki zorladı, amımın dudaklarını yararak hafif hafif içime gömülmeye başladı. Eğilmiş, dudaklarımı ısırarak bakıyordum içime giren şeye… İlk kez olduğu gibi zorlanmıyordum pek…

    Islak ve kaygan tünelimi ikiye yararak santim santim kaymaya başladı koca yarak… Bacaklarımın arası, kasıklarım gerildi. İçimdeki dolgunluk hissi inanılmazdı. Elimi uzatıp amımın dudaklarını ikiye ayırdım, sikinin girişini biraz daha kolaylaştırdım. İndim, indim, indim… Sonunda kasıklarımız öpüştü. O koca aleti içime alabilmiştim sonunda… Dudaklarımı ısırmaktan kan oturmuştu. Bittiğini anlayınca bir oh çektim.

    -“Ohhh… Çok güzel…” diyebildim.

    Bir süre o vaziyette bekledik. Organlarımız birbirine kaynaştı, alıştı. Kocam yanımıza, yatağın kenarına oturmuş, dikkatle bize bakıyordu. Ali abinin koca sikinin içime nasıl girdiğini izlemişti baştan sona… Gülümseyerek elini uzattı, göğsümü okşadı, parmaklarıyla ucunu ovaladı. Şimşek çaktı sanki… Yine kıvrandım.

    Offf… Amımdaki yabancı erkeğin koca sikinin sertliği, klitorisime baskı yapan kasıkları, meme ucumda kocamın parmakları… Şehvet dalgası yine sarıverdi bir anda her yanımı… Bulutlara yükselmeye başladım.

    Ellerimle altımdaki erkeğin göğsünden destek aldım, kalçalarımı oynatmaya başladım. Hem zevk almak, hem de erkeğime zevk vermek istiyordum bütün içtenliğimle… İçimdeki kadını meydana çıkarmıştı bu adam… Ona ne yapsam, ne kadar zevk versem azdı.

    Sonra, koptuk artık… Alttan kalçalarını indirip kaldırarak amımı dövüyordu Ali abi, ben sağa sola kalçalarımı oynatıyordum. Kocam ayağa kalkmış, sertleşmiş sikini ağzıma sokmuştu. Yalıyor, emiyor, hatta dişliyordum. 

    Saçlarımdan tutup başımı kasıklarına bastıran kocam sürekli inliyordu. Ali abi zevkten hırlıyordu altımda… Bense fırsat bulduğum her an kocamın sikini nefes alabilmek için ağzımdan çıkarıyor, zevkten deli gibi çığlıklar atıyordum.

    Dakikalarca sürdü bu savaş, bu hengame… Sonunda Ali abi hışımla altımdan kalktı. Sikini içimden çıkarmamıştı bile… Kırkpınar pehlivanı gibi döndürüp yatağa gömdü beni… Şiddetle pompalamaya devam etti. Dayanamıyordum. Öleceğimi hissediyordum.

    Üstümden doğruldu, bacaklarımı göğsüne çekip o şekilde sokup çıkarmaya başladı. Kocam da dizlerinin üstünde yaklaştı yanımıza, sikini ağzıma verip emmemi istedi. İstediğini yaptım ben de… Çığlık atmaktan fırsat bulduğum her an sikini yalayıp emdim biteviye… Kocam siki emilirken elini uzatmış memelerimi mıncıklayıp duruyor, beni daha da delirtmeye çalışıyordu.

    Önce kocam geldi. Gerilen, damarları çıkan sikinin ucundan döllerini fışkırttı ağzımın derinliklerine… Yapacak bir şeyim yoktu, kaçamazdım, yutkunup mideme gönderdim gelenleri… Çıkardığında son damlaları yüzüme gözüme attırdı. Gözlerim kaymıştı zevkten, hala amımı yara yara sikiyordu üstümdeki erkek… Hızlandı, hızlandı…

    Ben bittim artık… Feryat figan, kasılmaya başladım. Zaten daracık olan amım kasıla kasıla, içindeki erkeklik organınını derisini yüzecek gibi sağdı orgazm olurken… Benim orgazmım bitmek üzereyken Ali abi dayanamadı daha fazla… Yine boşalmadan çıktı içimden, başımı tutup kasıklarına çekti. Daha siki dilime değer değmez, o da taşaklarındaki bütün dölü ağzıma fışkırttı. Tüm yüzüm bembeyaz sıvanmıştı spermlerle… Kocamınkiyle onun spermleri birbirine karıştı.

    Yatağın üzerine serilip kaldık üçümüz de… Fırtına bitti. Nefes nefeseydik… Dilimi çıkarıp dudaklarımın kenarındaki, artık hangisinin olduğunu bilemediğim dölleri yaladım. Hayatımın ilk döl tadını tattım o gece…

    Biri gidip şampanya şişesini getirdi. Şişeyi ağzıma dayayıp içtim. Ağzımda kalan dölleri şampanyayla yıkadım, mideme gönderdim. Onlar viskilerini yudumlarken ben duş alıp geldim. Islak ıslak, çırılçıplak yatakta uzanırken şampanya şişesini bitirdim tek başıma…

    Tabi hemen bitmedi gece… Ali abi tüm deneyimiyle gücü tükenmez bir aygır gibiydi. Biz karı koca da çölde aç susuz kalmış iki bedevi gibiydik. Sekse susamış… Dura dinlene seviştik. Zevkin zirvelerine çıktık. Kah kocam sikti beni, kah Ali abi…

    Biri sikerken diğeri yardım ediyor, iki erkeğin arasında zevkten deliye dönüyordum. Biraz mola veriyor, bir iki yudum içki içiyor, kendimize gelince tekrar kıpırdanmaya, sevişmeye başlıyorduk. Genelde fitili ateşleyen ben oluyordum. İki erkeğin arasında seks manyağı gibi bir şey olmuştum.

    Ali abi hayatımda tatmadığım zevklerle tanıştırdı beni… Götümden sikilmenin zevkine erdim. Onun açtığı, genişlettiği arka kapımdan yine fırsatçı, bedavacı kocam fazla uğraşmasına gerek kalmadan girdi.

    Yine bir ilk… Ali abi sikinin üstüne alıp zıplatırken kocama işaret edip arkama sokturdu. Zar zor alabildim iki erkeği birden… İkisi aynı anda sokup çıkardı içime… Biri amıma girdi, öbürü götüme… İki deliğim de iki ayrı sikin tadını aldı değiştire değiştire… İki erkeğin arasında tost oldum, şehvetten delirdim… Bitirdiler beni…

    Sabahın ilk ışıkları perdeleri aydınlatırken biz bittik artık… Üç çıplak beden birbirimize dolanıp uykuya daldık. Öğleden sonra uyanıp kalktık, toparlandık. Ali abiyle son bir kez yatakta vedalaştık. Son bir kez amımla, götümle teşekkür ettim öğretmenimize…

    Kocamla giyinip odamıza gittik, eşyalarımızı aldık. Resepsiyonda hesabı keserken yanımızda bekledi Ali abi… Dışarıya, arabaya kadar uğurladı. Son bir kez, arabaya binmeden önce sımsıkı sarıldı bana… Derin bir öpücük… Dili dilimi okşarken kendimden geçtim yine… Boynuna sarıldım.

    Tüm gece sikişmemize rağmen içim kıpır kıpırdı, onun yine sertleşen siki mini eteğimin üstünden kasıklarımı zorluyordu. Etrafımızda gülerek bize bakanları, arabada beni bekleyen kocamı umursamıyorduk bile, birbirimize dalmıştık. Elleri kalçalarımı pençelemiş, sikinin üstüne bedenimi yapıştırmıştı.

    Zorlukla Ali abinin elinden kurtuldum. Kocam kornaya basmasa ayakta sevişmeye devam edecekti benimle… Ben de bırakamıyordum ki… Arabamız hareket ederken işaret edip son anda camdan elini uzattı. Hediye paketi vardı elinde, bana verdi.

    -“Bunu unuttunuz çocuklar…” dedi. Merakla yüzüne baktım, göz kırptı. “Gerdek gecemizin hatırası… Kanlı çarşafınız… Senin bekaret kanın…”

    Başını camdan içeriye uzatıp yine dudaklarımı öptü son kez… Arkamızdan el salladı.

    -“Off… Kocacım, kusura bakma…” diyebildim kocama. “Ali abinin elinden kurtulamadım. Eteğimin altından daldı öperken… Gece amım çok hırpalandı diye külot giymemiştim altıma… Herkes bize baktı öpüşürken, oramı buramı gördüler… Ali abi de ellemedik ne önüm kaldı, ne arkam, hiç bir yerimi bırakmadı. Utanmasa ayakta becerecekti beni…” Kocam gülümsedi gözünü yoldan ayırmadan, elini uzatıp mini etekli uzun bacaklarımı, içlerini okşadı kasıklarıma kadar…

    -“Boş ver karıcığım, Ali abiye helal olsun. Hem bakarlarsa baksınlar…” dedi. “Demek altına külot giymedin ha? Amını götünü gördüler mi yani?”

    -”Evet kocacım… Her yerimi gördüler…” dedim az önce Ali abinin kemirdiği dudaklarımı büzerek, şımarık kız sesimle…

    -”Boş ver aşkım… Gören bir kere gördü. Bir daha zor görürler bu güzelliği… Hem sevaptır, görsünler…”

    Kocamdan duyduklarım hoşuma gitmişti. Gülümsedim. Hoşnutlukla mırıldanıp kendimi koltuğun arkasına bıraktım. Sol eliyle direksiyonu kullanan kocamın, boştaki sağ eliyle mini eteğimi sıyırıp bacaklarımın içlerini okşayan elinin, gecenin yorgunu kadınlığımın dudaklarında dolaşan parmaklarının verdiği hazza bıraktım kendimi… Zevk sularım arabanın koltuğuna süzülüyordu.

    Yanından geçtiğimiz kamyonların şoförlerine, hayret dolu bakışlarına aldırış etmeden ben de elimi uzattım kocamın kucağına, pantolonun önünü, sertliğini avuçladım, okşadım… Kocamın dediği gibi, “gören bir kere görecek”.

    Evet… Ali abi yolu açtı, seks yapmayı öğretti bize… Paylaşmayı… Değişik zevkler tatmanın heyecanını…

    Her şey güzel olacak bundan sonra… Eminim bundan…

    Zenci Müşteriler (Part 3)

    LÜTFEN ÖNCEKİ PARTLARI OKUMADAN OKUMAYINIZ!!!

    Üst katta karımla konuşup anlaşmış, onu iki zencinin yanına, sikilmeye göndermiştim. O da büyük bir heyecanla, uçarcasına merdivenlerden kaybolup gitmiti yanlarına…

            Ayakkabılarımı çıkarıp, ben de arka merdivenden hızla indim aşağıya. Onları seyredebileceğim en iyi yerin mutfak olduğunu biliyordum. Kocaman bir servis penceresi vardı mutfağın ve tüm salonu görüyordu. O kadar acele etmiştim ki, karım salona gelemeden ben oraya ulaşmıştım bile. Sonra o da geldi.

            Zenciler hala koltuklarda oturuyorlardı. Onların önünden geçip, neredeyse tüm gece boyu üstüne oturup şov yaptığı tabureye gitti yine. Ve öyle bir oturdu ki, Diop'un ağzından inlemeyle karışık bir hırıltı çıkmasına neden oldu. Yine bir ayağının parmakları taburenin ayak dayama yerindeydi. Öbür ayağı ise aşağı sarkıyordu. Dizlerinin arasındaki açıklık, en az otuz santim kadar vardı. Böyle oturunca, eteği beline kadar sıyrılmıştı ve amı, en ince ayrıntısına kadar meydandaydı şimdi.

            Acaba, iki Nijeryalı'dan hangisi sikecekti önce karımı. Büyük bir merakla bekliyordum. Sonra Diop'un yerinden kalktığını gördüm. Dev gibi vücuduyla ayakta duruyordu şimdi. Entarisinin önünde, büyük bir çadır oluşmuştu. Bir kaç adımda karıma ulaştı. Bir elini doğrudan, onun aralık bacaklarının arasına uzattı. Kapkara ve kocaman eli, karımın dizinin iç tarafını tuttu. İşte başlamıştı seyretmek için büyük istek duyduğum sikiş.

            Zencinin elinin teması, karımın vücudunun sarsılmasına neden olmuştu. Ama asıl tepkisi dizlerini daha da aralamak, kendini Nijeryalı'nın önünde tümüyle açmak oldu. Göz gözeydiler Diop'la. Sonra zenci eğildi ve yüzünü karımınkine yaklaştırdı. İkisinin de ağızları açıldı. Öpüşmeye başladılar. Zencinin, eli hızla yukarı çıkıyordu. Karımın elektrik çarpmış gibi titremesinden, sonunda o kapkara uzun parmakların amına ulaştığını anladım.

            Gördüklerim başımı döndürmüştü. Bir gece önceden beri içimde kabarmakta olan bir yasak istekti, karımın bu iki Nijeryalı zenci tarafından sikilmesi. İşte şimdi de gerçekleşmek üzereydi. Sikim, tüm yaşamım boyu setleşmediği kadar sertleşmiş, kelimenin tam anlamıyla kazık gibi olmuştu. Titreyen parmaklarımla pantolonumun önünü çözüp, sikimi dışarı çıkardım.

            Bu arada Geile'yi unutmuş olduğumu, ancak onun da karımın yanına sokulduğunu gördüğümde fark ettim. Onun da entarisinin önünde, akıl almaz büyüklükte bir kabarıklık oluşmuştu. Bir elini uzatıp karımın alabildiğine açık bacaklarının iç taraflarını okşamaya başladığını gördüğümde, birden gerçek kafama dank etti. Off… Benim sandığım gibi birer birer değil, ikisi birden sikeceklerdi karımı. O kadar çok heyecanlanmıştım ki, neredeyse belim gelecekti.

            Diop, arkadaşının geldiğini görünce, elini çekti karımın amından. Onun yerine, bir memesini avuçladı ve mıncıklamaya başladı. Geile de taburenin önünde eğildi ve elinin yerini, bir anda dudakları aldı. Simsiyah başı, karımın bembeyaz bacaklarının arasına girmiş, kasıklarına gömülmüştü. Gerçi göremiyordum ama, herifin kalın ve kara dudaklarının, karımın amının şişmiş ve açılmış dudaklarına yapıştığına emindim.

            İp kopmuştu artık. Bundan sonra olacakları kimse engelleyemezdi. Bulunduğum yerden ortaya çıkıp, onları vazgeçirmeye çalışsam bile, bunu başaramazdım. Doğruyu söylemek gerekirse, böyle bir niyetim de asla yoktu. Aksine, büyük bir heyecanla, olacakları bekliyordum.

            Karım, iki kolunu da Diop'un boynuna dolamış, kendini tümüyle bırakmıştı. Kelimenin gerçek anlamıyla emişiyorlardı. Sonra Diop biraz doğruldu. Şimdi ağızları birbirinden kopmuştu. Ellerini uzatıp, karımın giysisinin askılarını düşürdü zenci. Bir süredir mıncıklamakta olduğu o güzelim memeler, şimdi çıplak kalmıştı.

            Gözleri kapalı başını arkaya attı karım. Ağzından küçük bir inleme kaçırdı. Sonra o kapkara eller, birer pençe gibi kavradı memelerini. Birden bütün vücudunun sarsılmaya başladığını gördüm. Tanrım belini getiriyordu. Nijeryalı'ların biri memelerini okşar, öbürü de amını yalarken, belini getiriyordu.

            Geile doğruldu. Bulunduğum yerden onu yandan görüyordum. Üstündeki entarinin önü, akıl almaz bir biçimde çadırlaşmıştı. Sonra iki eliyle entarisinin eteklerini tuttu ve başından sıyırıp çıkardı. İçine hiç bir şey giymemişti zenci. Ayaklarındaki sandaletler dışında, çırılçıplaktı şimdi. Tüm vücudu, sırım gibi adeleliydi. Teninin siyahlığı, ona daha da müthiş bir görüntü veriyordu sanki.

            Ama aslında, bunların hiç birinin önemi yoktu. Çünkü Nijeryalı'nın asıl göz alan, asıl şaşırtan özelliği, inanılmaz büyüklükteki sikiydi. En az yirmibeş santim uzunluğunda ve inanılmayacak kadar kalın bir şeydi bu. Sünnetliydi ve başı, kapkara bir mantar gibi kocamandı. Bir asi gibi baş kaldırmış, bir çelik yay gibi yukarı kıvrık duruyordu.

            Manzarayı karım da görmüştü bu arada. Gözlerinin parladığını, yüzünde bir maske gibi duran sikilme isteğinin daha da arttığını fark ediyordum. Acele hareketlerle tabureden indi ve Geile'nin önünde çömeldi. Sağ elini uzatıp o kapkara, koskocaman zenci sikini, dibinden tutmuştu. Sonra başı öne uzandı, ağzı açıldı ve dudakları, Nijeryalı'nın kapkara sikinin o koskocaman başı üstüne kapandılar bir anda. Gözlerini kapayıp, ağzındaki siki emmeye başladı karım.

            Sikim öyle bir hale gelmişti ki, neredeyse pantolonumu yırtacaktı. Çaresiz fermuarımı indirip dışarı çıkardım. Ama elimi değmeye korkuyordum. Belim her an gelebilirdi. Gözlerimi yeniden içeriye çevirdim.

            Geile, iki eliyle karımı omuzlarından yakalamış, sikini ağzına sokup çıkarıyordu. Tanrım, ağzından sikiyordu karımı. Öylesine büyüktü ki siki, kalçaları her seferinde hırsla ileri gelmesine rağmen, yarısı bile girmiyordu karımın ağzına.

            Müthiş bir manzaraydı gözlerimin önündeki. Karımın beyazlığı ile Geile'nin siyahlığı arasındaki kontrast, inanılmaz derecede tahrik ediciydi. Ama bundan da tahrik edici olan, karımın yüzündeki ifadeyi seyretmekti. Onun kendinden geçmiş olduğunu görebiliyordum.

            Sonra gözlerim, Diop'a takıldı. Bu arada o da entarisini çıkarmış ve tıpkı Geile gibi, ayaklarındaki sandaletler dışında çırıl çıplak kalmıştı. O da, arkadaşı gibi, kaslı ve kapkara bir vücuda sahipti. Onun da siki kocamandı. Hatta Geile'ninkinden bile daha kocaman. Gelip arkadaşının yanında durdu.

            Karım gözlerini açtı o anda ve onu bekleyen ikinci siki de gördü böylece. Gözlerinin bir kez daha parladığını farkettim. Elini uzatıp, Diop'un sikini tuttu sonra da. Parmakları, o akıl almaz büyüklükteki kapkara, kocaman sikin çevresine dolanmıştı. Başını Geile'nin sikinden uzaklaştırıp Diop'unkine yöneldi. Dudakları bu sefer, başka bir Nijeryalı sikinin üstüne kapandılar.

            Artık sırayla, değiştire değiştire emiyordu zenci siklerini. Kelimenin tam anlamıyla uçtuğunu görebiliyordum. Ben de ondan farklı bir durumda değildim bu arada. Karım, gözlerimin önünde, birbirinden büyük, kapkara sikler emiyordu ve bunu, inanılmaz derecede tahrik edici buluyordum. Tüm yaşamım boyunca tahrik olmadığım kadar tahrik olmuştum.

            Bir taraftan da, Nijeryalı'ların ne kadar dayanabileceklerini merak etmeye başlamıştım. İki günden beri tahrik ediyordu karım onları. Bu süre içinde siklerini durmadan kaldırmıştı. Eğer onlardan birinin yerinde ben olsaydım, şimdiye kadar çoktan belimi getirmiş olurdum. Karımın ağzının ne kadar becerikli olduğunu çok iyi biliyordum.

            Ama fazla beklememe gerek kalmadı. Birden Geile'nin homurdandığını duydum. Siki, neredeyse yarıya kadar karımın ağzındaydı. Sonra kalçaları titremeye başladı. Tanrım belini getiriyordu. Tohumlarını, karımın ağzına fışkırtıyordu zenci. O koskocaman, kapkara sikinden fışkıran zenci tohumlarını onun ağzına dolduruyordu.

            Karımın vücudu da sarsılmaya başlamıştı. Bir kez daha belini getiriyordu o da. Ama buna rağmen emmeyi bırakmıyordu. Yanakları içeri çökmüş, ağzındaki zenci sikini hırsla emiyor, içini boşaltıyordu.

            Geri çekildiğinde, dudaklarının bellerle ıslanmış olduğunu fark ederek, büsbütün heyecanlandım. Ama Diop, bu akıl almaz güzellikteki manzarayı fazla seyretmeme izin vermedi. Karımın boşalan ağzına, kendi sikini soktu bir anda. Kalçaları ileri geri hareketlendiler. Sikini, büyük bir hırsla o güzelim ağza sokup çıkarmaya başladı. Sonra tüm vücudunun kasıldığını gördüm.

            Şimdi de o getiriyordu belini. Şimdi de o fışkırtıyordu tohumlarını, karımın hırsla emen ağzına. Kendimi daha fazla tutamadım. Elimi değmeye korktuğum sikim, birden canlandı sanki. Belim gelmeye başladı. Tohumlarım, mutfağın duvarına fışkırıyordu. Gözlerim karardı.

            Tekrar içeri bakabildiğimde, daha da müthiş bir manzarayla karşılaştım. Karım, elleriyle dizlerinin üstünde duruyordu. Diop da, onun önünde diz çökmüş ve kocaman sikini tekrar ağzına sokmuştu. Geile ise karımın arkasına geçmişti. Kapkara elleriyle onun kalçalarını kavrayıp birbirinden ayırmış ve başını, o müthiş baştan çıkartıcı yuvarlakların arasına gömmüştü.

            Doğrusu, şu anda onun yerinde olmak isterdim. Ağzının altındaki hazinelerin ne kadar güzel, ne kadar çıldırtıcı olduğunu, benden iyi bilen kimse olamazdı bu dünyada. O, bir resim kadar güzel küçük amın dudakları şişip açılmış olmalıydı şimdi. Tıpkı bir ağız gibi. Geile'nin dilinin oralarda dolaştığını düşünmek bile, çıldırtıcı bir düşünceydi. Burnu da, karımın kalçalarının arasındaydı zencinin. Orada da, başka bir güzellik yatıyordu. Pembe, küçük ve inanılmayacak kadar duyarlı göt deliği.

            Nijeryalı'nın karımı yalarken çıkardığı şapırtılı sesleri duyabiliyor ve bundan son derece tahrik oluyordum. Karım ise zevkten mahvolmuş gibiydi. Giysisi şimdi belinde toplanmış, adeta bir kuşağa dönüşmüştü. Vücudu kıvrılıp bükülüyor, beli aşağı çöküyor, kalçaları iyice yükseliyordu. Ağzında da Diop'un kocaman, kapkara siki vardı. Seyretmekte olduğum şey, itiraf etmeliyim ki, beklediğimden de müthişti.

            Sonra Geile'nin başını karımın kalçaları arasından çekip doğrulduğunu gördüm. Şimdi onun arkasında, dizlerinin üstünde duruyordu. Siki, ilk gördüğüm andaki büyüklük ve sertliğindeydi yine. İyice sokuldu karıma. Elini getirip sikini biraz aşağı eğdi ve önündeki muhteşem yuvarlakların arasına soktu.

            Karımın tüm vücudunun titrediğini gördüm. Nijeryalı'nın o kocaman sikinin başı, amının dudaklarına değmiş olmalıydı. Bütün gün aklımı kurcalayan, delicesine istediğim şey gerçekleşiyordu artık. Kocaman sikli bir zenci, karımı sikmek üzereydi.

            Geile, simsiyah elleriyle karımı belinden tutmuştu şimdi. Sonra kalçaları hareketlendiler. Küçük küçük hareketlerle, sikini, önünde açılmış bekleyen o güzelim ama bastırıyordu. Yine alabildiğine tahrik olmuştum. Sikim zonkluyordu. Karımın amına girmeye çalışan bu kapkara zenci siki öylesine büyüktü ki, o küçük deliğe sığabileceğini sanmıyordum.

            Ama yanıldığım kesindi. Çünkü Geile'nin kalçalarının her ileri hareketinde, sikinin bir bölümün daha giriyordu karımın içine. Sonunda Nijeryalı'nın karnı, karımın kıçının o baştan çıkartıcı yuvarlaklarına değmeye başladı. Hepsini sokmuştu zenci. O kapkara, koskocaman sikinin tamamını, karımın küçük amına geçirmişti.  Sonra sikmeye başladı.

            Kapkara elleriyle karımın incecik belini kavramıştı Nijeryalı. Bir taraftan kalçalarını ileri geri hareket ettirerek sikini sokup çıkarıyor, öbür taraftan da, güçlü elleriyle onun tüm vücudunu ileri geri oynatarak, hareketlerinin boyunu büyütüyordu. Müthiş bir manzara vardı gözlerimin önünde.

            Karım dizleriyle ellerinin üstünde durmayı sürdürüyordu. Başını biraz kaldırmış, dudaklarını, Diop'un o akıl almaz büyüklükteki kapkara sikinin üstüne kapamıştı. Bir taraftan zenci, kapkara sikini onun ağzına sokup çıkarırken, bir taraftan da Geile, her dibine kadar geçirişinde karımın tüm vücudunu ileri itiyor ve arkadaşının sikinin de karımın ağzına daha çok girmesine neden olarak, ortaya, seyrine doyum olmayacak bir gösteri çıkarıyordu.

            İnanılmaz derecede tahrik olmuş, gözlerimi ayıramadan seyrediyordum olup bitenleri. Karım sikilmek istemişti. Ben de onun sikilmesini ve bunu seyretmeyi istemiştim. Ama galiba ikimiz de, bu kadarını beklememiştik. İki simsiyah, dev gibi zenci, aynı anda sitkiyorlardı işte karımı. Biri amından, öbürü ağzından. Onu ortalarına almışlar, biri sikini amına, öbürü de ağzına sokup çıkarıyordu. Koskocaman, kapkara zenci sikleri, aynı anda hem amına, hem ağzına girip çıkıyordu.

            Seyretmeye doyamıyordum. Bir taraftan da, karımın ne kadar büyük bir zevk almakta olduğunu görerek, büsbütün tahrik oluyordum. Kelimenin tam anlamıyla uçmuştu karım. Dün akşamdan beri tahrik oluyordu ve sonunda istediğini elde etmişti. Sikiliyordu. Tanrım, hem de ne biçim sikiliyordu.

            İki koskocaman, kapkara zenci siki, karımın vücuduna piston gibi girip çıkıyordu. Nijeryalı'lar, onu ortalarına almışlar, iki tarafından sikiyorlardı. Birden fazla müthiş şey, aynı anda gerçekleşiyordu. Karımın vücudunun beyazlığı ile zencilerin tenlerinin simsiyah rengi öylesine tahrik edici bir kontrast yaratıyordu ki, tek başına bu bile müthişti.

            Heriflerin siklerinin boyutları da müthişti. Ama en müthişi, karımı kullanış biçimleriydi. Durumu tanımlayabilecek başka bir kelime bulamıyordum doğrusu. Karımı kullanıyordu Nijeryalı'lar.

            Bir taraftan da gözlerimi karımın dalga dalga bükülüp kıvranan vücudundan alamıyordum. İnanılmaz oranda zevk aldığı açıktı. Eğer ağzı da sikle dolu olmasa, zevk çığlıkları atacağı kesindi. Gözleri açıktı gerçi ama, iyice kaymıştı. Amına girip çıkmakta olan kara sikin onu uçurduğunu görebiliyordum. Ağzını da bir am gibi yapmıştı sanki. Diop, kelimenin gerçek anlamıyla ağzından sikiyordu onu.

            Seyretmeye doyamıyordum. Sikim, tekrar çatlayacak hale gelmişti. Vücudunun sarsılmalarından, karımın belini getirdiğini anlayarak, daha da heyecanlandım. Sonra bir daha getirdi. Peşinden de bir daha.

            Sonra Diop'un ağzından bir nara çıktığını duydum. Kıçının yanakları titriyordu. Tanrım, bellerini karımın ağzına fışkırtıyordu zenci. Tohumlarını, ikinci kez kadınımın midesine akıtıyordu. Neredeyse aynı anda Geile'de homurdanmaya başladı. O da getiriyordu belini. Zenci tohumları, karımın amının en dibinde fışkırıyordu. Dizlerim titremeye başlamıştı. Düşmemek için duvara tutundum. Gözlerim, karımın, iki zencinin arasında dalga dalga sarsılan vücudunun hareketlerine kilitlenmişti. Birden belim geldi.

            Kendimi alabildiğine yorgun hissediyordum. İçerdekilerin de, benden pek farkı yoktu galiba. Karım halının üstünde yatıyordu. Geile ve Diop da, yorgun yorgun oturuyorlardı. Sessizce yürüyüp, merdivenlerden tekrar üst kata çıktım. Yatak odasına gidip soyundum. Artık çırıl çıplaktım ve kendimi böyle daha rahat hissediyordum.

            Sikim, iki kez belimi getirmiş olmama rağmen hala inmemişti. Tuvalete girip, biraz da zorlukla işedim. Sonra da yine sessizce aşağı mutfağa indim tekrar. Salona baktığım anda gözüme çarpan manzara, sikimi tekrar zonklamaya başlattı. Diop, karımı altına almış sikiyordu.

            - “Ohhh sik beni…” diye inledi karım İngilizce, “Sik beni hadi… Ohhhh sik…"

            Zenci, o akıl almaz güzellikteki bacaklarını kollarıyla destekleyip, göğsüne bastırmış, onu neredeyse ikiye katlamıştı. Kocaman, kapkara siki, karımın alabildiğine açılmış amına, bir piston gibi girip çıkıyordu. Müthiş bir manzaraydı yine. Kanımın tekrar tutuştuğunu hissediyordum.

            Diop'un vücudundaki tüm kaslar gerilmiş, şişmişti. Hırsla sikiyordu karımı. Sanki, iki geceden beri durmadan tahrik etmiş olduğu için cezalandırıyordu onu. Karımsa, kelimenin tam anlamıyla zevkten mest olmuş bir haldeydi. O koskocaman, kapkara zenci siki amına girip çıktıkça, tüm vücudunu dalga dalga kıvranıyordu.

            Yine büyülenmiş gibi seyrediyordum. Geile de, onların biraz ötesinde yere oturmuş, tıpkı benim gibi seyrediyordu. Siki tekrar kalkmış, kocaman olmuştu. Sonra doğrulup dizlerinin üstünde yürüyerek, karımın başına doğru sokuldu ve sikini, onun zevkten çarpılmış yüzüne sürmeye başladı.

            Şimdi daha da müthiş bir manzara çıkmıştı ortaya. Karımın dilini uzatıp, biraz önce amına girip çıkan, tohumlarını rahminin ağzına boşaltan o kapkara zenci sikini yalamaya başladığını gördüm. Bu, Geile'nin heveslenmesine neden oldu yalnızca. Bir eliyle sikini tutup, kocaman bir mantara benzeyen başını, karımın dudaklarına sürmeye başladı bu sefer de.

            İki Nijeryalı, tekrar karımın başına çökmüşlerdi işte. Biri onu inanılmaz bir hırsla sikiyor, diğeri de, sikini ağzına sokmaya çalışıyordu. Ama karım kendini, amına girip çıkmakta olan zenci sikinin verdiği zevke öylesine kaptırmıştı ki, ağzına girmeye çalışanla fazla ilgilenemiyordu. Elini uzatıp Geile'nin sikini tuttu ve sıvazlamaya başladı.

            - “Sik beni…” diye inledi sonra da, “Ohhhh sik beni… Ohhhhh…”

            Yine İngilizce konuşuyordu. Sonra birden tüm vücudunun kasıldığını gördüm. Yine beli geliyordu. Daha fazla tutamamıştı kendini. Geile de onun bu durumunu fark etmişti tabii. Diop'a bir şeyler söyleyip geri çekildi ve yine yere oturup seyretmeye başladı. Bir taraftan da, artık kazık gibi olmuş sikini sıvazlıyordu.

            Her geçirişinde, sanki karımı yere çiviliyordu Diop. Hareketleri, daha da hızlanmıştı artık. Bu da, karımın peş peşe belini getirmesine neden oluyordu yalnızca. Vücudunun kasılmaları, artık hiç bitmiyordu. Durmadan belini getiriyordu kadınım. Ağzından zevk çığlıkları kaçırmaya başlamıştı. Birden Diop'un narası karıştı onun çığlıklarına. Köküne kadar geçirmişti sikini karımın amına. Tohumlarını, kadınımın amının en dibine fışkırtıyordu Nijeryalı.

            Bir süre öylece kaldılar. Sonra Diop yavaşça çıkardı sikini karımın amından. O kapkara, koskocaman zenci siki, şimdi üstüne bulaşan sıvılarla pırıl pırıl parlıyordu. Yere oturdu. Neredeyse aynı anda da, Geile'nin tekrar ayaklandığını gördüm. Karımın yanına sokulup, iri ve kapkara elleriyle onu kalçalarından tutup, yan çevirdi halının üstünde. Yorgun bir kediye benziyordu karım. Yalnızca mırıldandığını duydum.

            Geile, onun üstteki bacağını dizinden büküp, karnına bastırmıştı. Sonra parmaklarını önünde apaçık durmakta olan o güzelim ama götürüp oynamaya başladı. Vıcık vıcık olmalıydı kadınımın amı. İki Nijeryalı da bellerini fışkırtmışlardı içine.

            Geile'nin uzun orta parmağı, kayboldu. Sonra çıkarıp biraz geriye götürdü ve karımın götüyle oynamaya başladı. Sikilme sırası, karımın küçük götüne gelmişti işte. Kocaman, kapkara bir zenci sikinin o küçücük deliğe gireceğini düşünmek bile, inanılmayacak kadar tahrik edici geliyordu bana.

            Karım da, Geile'nin parmağının ilk temasıyla birlikte çıldıracak gibi olmuştu. Onun götünden sikilmeyi ne kadar sevdiğini, o küçük deliğinin ne kadar büyük bir zevk merkezi olduğunu, benim kadar iyi bilen kimse olamazdı bu dünyada. Tam göremiyordum gerçi ama, o pembe deliğin, Nijeryalı'nın parmağı değdiği anda bir çiçek gibi açıldığından emindim. Üstelik, dün gece bana, “kendini götünden de siktirmek istediğini” açıkça belli etmişti.

            Geile de durumu anlamıştı tabii. Sikini dibinden tutup karıma sokuldu. Bu kadar büyük bir şey, nasıl girecekti o küçücük deliğe. Ama ne Geile'nin, ne de karımın buna aldırdığı bile yoktu. Nijeryalı, sikinin başını götüne dayadığında, karımın tüm vücudunu yeniden sarsılmaya başladı. Zenci daha sokmadan getiriyordu belini. Bundan daha açık bir davet olamazdı. Geile bastırmaya başladı. O koskocaman, kapkara Nijeryalı siki, yavaş yavaş giriyordu karımın götüne.

            - “Iıımmhhh…” diye inledi kadınım, “Ohhhhhhhh…”

            Belim yine gelmek üzereydi. Tüm gücümü kullanarak, kendime hakim olmaya çalışıyordum. Karım, gözlerimin önünde götünden sikilirken, bu çok zordu ama, elimden geleni yapıyordum. Gözlerim, karımın götüne girmekte olan simsiyah sike kilitlenmişti sanki. Yarısından çoğunu sokmuştu zenci.

            - “Ohhhh götüme sokuyor…” dedi birden karım, “Ohhhh götüme sokuyor sevgilim… Kocaman sikini götüme sokuyor… Ohhh çok güzel sevgilim… Ohhh çok güzel… Ohhhhh…”

            Bu sefer Türkçe konuşuyordu ve hitap ettiği bendim. Nijeryalılar, elbette ki onun söylediklerini anlamıyorlardı. Ama ben anlıyordum ve kadınımın ağzından çıkan her söz, sanki beynime işliyor, küçük patlamalara neden oluyordu. Bu arada Geile, yavaş yavaş pompalamaya, sikini karımın götüne sokup çıkarmaya başlamıştı bile. Her sokuşunda, o kocaman siki daha çok giriyordu. Sonunda, dibine kadar geçirdi.

            Karımın vücudunu yine sarsılmaya başlamıştı. Bir kez daha getiriyordu belini. Ama Geile buna aldırmıyordu bile. Sokup çıkarmayı, o güzelim götü sikmeyi sürdürüyordu. Bunu nasıl başardığına şaşırıyordum. Karımın götü, böyle beli geldiğinde bir mengene gibi sıkışır, insanın sikini ezerdi çünkü. Ama Nijeryalı, buna tınmıyordu bile. Sikiyor, sikiyor, sikiyordu.

            Sonra halının üstüne yan yatıp, karımın arkasına geçti. Şimdi, adeta gaddarcasına sikiyordu. O koskocaman, kapkara sikinin, karımın götüne bir piston gibi girip çıktığını, tüm ayrıntılarıyla görebiliyordum. Müthiş tahrik edici bir manzaraydı bu. O küçücük göt deliği, içindeki zenci sikini sımsıkı sarmıştı. Kısa bir süre önce, iki zencinin de peşpeşe siktiği amı ise, susamış bir ağız gibi açıktı. İçinden sızan beller, baş döndürücü bir manzara çıkarıyordu ortaya.

            Diop'un siki de, yeniden kalkmıştı bu arada. Tıpkı benim gibi, o da gözlerini bu akıl almaz güzellikteki manzaraya dikmiş, hiç bir ayrıntıyı kaçırmadan seyrediyor ve bir taraftan da sikini sıvazlıyordu. Geile'nin hareketleri müthiş hızlanmıştı artık. Sikini karımın götüne sokuyor, çıkarıyor, sokuyordu.

            Birden Diop'un ona, anlamadığım bir şeyler söylediğini duydum. Geile, karıma sımsıkı sarılıp, sırtüstü yuvarlandı. Şimdi onun üstündeydi karım. Bacakları, zencinin iki tarafındaydı. İki elini halıya dayamış ve vücudunun üst kısmını geriye vermişti. Manzara yine müthişti.

            O koskocaman, kapkara sik, dibine kadar girmişti götüne. Amı, daha da açılmıştı şimdi. Sonra Diop'un ayaklanıp, onlara sokulduğunu görerek iyice heyecanlandım. Karım, zevkten kısılmış gözlerle yaklaşan Nijeryalı'ya bakıyordu. O da, ben de, ne olacağını anlamıştık artık.

            Diop sikini, karımın amına sokacaktı. Öbür zencinin siki, dibine kadar götüne girmişken, o da amına sokacaktı. Tanrım, kulaklarım uğulduyordu. Heyecanımı tanımlayacak kelime bile bulamıyordum. Karımın, şimdiye kadar öyle bir şey yaşamadığını biliyordum. Ben de öyle.

            Yapılabildiğini bildiğimiz, ama asla yaşamadığımız bir şeyi yaşamak üzereydik ikimiz de.

            Diop dizlerinin üstünde iyice sokulmuştu şimdi karıma. Geile'nin bacakları, onunkilerin arasında kalmıştı. Artık karımın yüzünü göremiyordum. Zencinin simsiyah ve kaslı sırtı, görüşümü kapamıştı. Sonra iki eliyle karımın bacaklarını yakalayıp kaldırdı Diop.

            Kapkara sikinin, kadınımın vıcık vıcık amına değmeye başladığını gördüm. Tek bir hamlede, dibine kadar zoktu Nijeryalı. O kocaman sikini, köküne kadar geçirdi bir anda. Şimdi iki sik birden vardı karımın içinde. İki tane, koskocaman, kapkara zenci siki… Biri amında, öbürü götünde.

            - “Ahhhhhh çok güzellll…” diye inlediğini duydum kadınımın, “Ohhhhh müthiş… Ohhhhh… Ahhh sevgilim, müthiş bir şey bu… Ohhhhh içim sik doldu sevgilim… Ahhh içim sik doldu… Kapkara zenci sikleriyle doldu içim… Ohhhh çıldırtıcı bir şey bu… Müthiş bir zevk sevgilim… Ohhh müthiş… Müthiş… Ohhhhhhh…”

            Yine Türkçe konuşuyordu. Yine benim için çıkıyordu bu sözler ağzından. Kulaklarımdan başlayan bir ateş beynime yayılıyordu sanki. Ve bu ateş orada, gözlerimden gelen başka bir ateşle buluşup, dev bir orman yangınına dönüşüyordu. Manzara, tek kelimeyle müthişti. İki tane kocaman kapkara zenci, karımı aralarına sıkıştırmış sikiyorlardı. Biri amından, öbürü götünden. Koskocaman, kapkara zenci sikleri, amına ve götüne, birer piston gibi girip çıkıyordu.

            Üçü de, uçup gitmiş gibiydiler. İnanılmaz bir tempo ve hırsla sikişiyorlardı halının üstünde. Karımın, kelimenin tam anlamıyla mahvolmuş, kendini inanılmaz bir zevkin pençesine kaptırmış olduğunu görebiliyordum. Ağzından küçük çığlıklar çıkıyordu. Vücudu dalga dalgaydı. Hayal bile etmediği bir biçimde sikiliyordu.

            İçine girip çıkmakta olan Nijeryalı sikleriyle, delirmişti sanki. Durmadan belini getirdiğini görebiliyordum. Altındaki Geile'nin üstüne iyice uzanıp kendini bırakmış, bacaklarını havaya kaldırıp dizlerinden bükerek yukarıya çekmiş, amını Diop için olabildiğince açmıştı. Zenciler onu sikerken, siklerini amına ve götüne sokup çıkarırken, taşakları birbirine çarpıyordu. Her ikisi de homurdanıyordu.

            Üstelik bu sefer ikisi de uzun süre dayanacak gibi görünüyordu. Vücutlarının hareketlerinden, onların da müthiş bir zevk almakta olduklarını görebiliyordum. İki günden beri onları sürekli tahrik eden, durmadan siklerini kaldıran bu güzel ve baştan çıkarıcı kadını aralarına sıkıştırmış sikiyor ve bundan büyük bir zevk alıyorlardı.

            Sikim sanki patlayacak gibi olmuştu. Bu gece başladığından beri, her an biraz daha tahrik olduğumu farkediyordum. İnanılmaz şeyler yaşıyordum ve bundan asla şikayetçi değildim. Karımın şikayetçi olmasının söz konusu bile olamayacağını ise açıkça görebiliyordum. Bu arada Nijeryalı'ların mutluluğu ise tartışılmazdı tabii. Karım onları iki gün boyunca alabildiğine tahrik etmişti ve şimdi ikisi birden sikiyorlardı onu.

            Karım, her geçen an biraz daha uçuyordu almakta olduğu zevkten. Vücudu dalga dalgaydı. Biri amına, öbürü götüne girip çıkmakta olan kapkara kocaman zenci sikleriyle büyülenmiş gibiydi. Ağzından, kimi zaman çığlık, kimi zaman inleme biçiminde çıkan sesler bile. tek başına insanın aklını başından almaya yetecek kadar tahrik edici ve şehvet doluydu.

            - “Ohhh sevgilim…” dedi birden Türkçe, “Görüyorsun değil mi nasıl sikiyorlar beni… Ohhhh görüyorsun değil mi..? Bak nasıl sikiyorlar karını… Ohhhhh… Sikiyorlar beni sevgilim… Amımı götümü sikiyorlar… Ohhhhh beni sikerek öldürüyorlar sevgilim… Ohhhhh çok güzel… Ohhhhh… Ohhhh… Bir bilebilsen ne kadar çok zevk alıyorum… Ohhhh delireceğim şimdi sevgilim… Ohhhh delireceğim…. Ohhhhh…”

            Belim her an gelebilirdi. Bütün gücümle kendimi tutmaya çalışıyor, onlarla birlikte getirebilmek için beklemeye çalışıyordum. Sanki bir rüya aleminde gibiydim.

            Zenciler, sikiyor, sikiyor, sikiyorlardı. Zaman geçtikçe de, daha hırsla sokup çıkarmaya başlamışlardı karıma. Üstelik şimdi müthiş bir de uyum sağlamışlardı aralarında. Diop o kocaman sikini karımın amına dibine kadar sokarken, Geile, en ucuna kadar götünden çıkarıyor, sonra o geçirirken, Diop çıkarıyordu. Sanki belleri hiç gelmeyecekmiş gibiydi.

            Ama ben tam bunu düşünürken müthiş bir şey oldu. İki Nijeryalı birden, aynı anda fışkırtmaya başladılar karımın içine. Ağızlarından, hayvansı homurdanmalar çıkıyordu. Diop'un kıçının kapkara yanakları açılıp kapanıyor titriyordu. İkisi de, o kapkara, kocaman siklerini olduğu gibi sokmuşlardı karıma. Biri götünün en dibine, öbürü rahminin ağzına tohumlarını fışkırtıyordu.

            Karım ise az önce bana söylediği gibi delirmişti adeta. İnanılmaz çığlıklar atıyor ve çırpınıyordu iki kapkara vücudun arasında. Kendimi bıraktım ben de. Tohumlarım, kalın sütunlar halinde fışkırmaya başladı. Gözlerim kararıyordu.

            Tekrar içeriyi seyredebilecek kadar kendimi topladığımda, karım da Nijeryalı'lar da halının üstünde yatıyorlardı. Galiba her şey bitmişti. Beklemeye başladım. Bir süre sonra karım ayaklandı ve doğruca bara gidip, herkese rakı doldurdu bir kez daha. Sonra gelip yine yere, iki zencinin arasına oturdu. Bardaklarını tokuşturup kafalarına diktiler. Karım bardağını yere koydu ve elini uzatıp Geile'nin sikini okşamaya başladı.

            Yeni bir heyecan dalgası vücudumu sarmaya başlamıştı bile. Demek ki, bitmemişti daha. En azından karım bitmesini istemiyordu. İnce ve uzun, bembeyaz parmakları, Geile'nin kapkara sikinin çevresine dolanmış, yukarı aşağı oynuyordu. Böyle inik haliyle bile, muhteşemdi zencinin siki.

            Bir süre sonra da yavaş yavaş büyümeye başladı. Bu karımın ona daha fazla ilgi göstermesine neden oldu tabii. Nijeryalı'nın kasıklarına doğru eğildiğini gördüm. Ağzını açtı ve dudakları elinin yerini aldılar. Şimdi giderek büyümekte olan simsiyah zenci sikini, yumuşak hareketlerle ağzına sokup çıkarmaya başlamıştı.

            Başının her aşağı yukarı hareketinde, ağzına girip çıkmakta olan o kopkara sikin biraz daha büyüdüğünü görebiliyordum. İlk başlarda, Nijeryalı'nın kasıklarına kadar inebiliyordu karımın dudakları. Ama şimdi buna yapamaz hale gelmişti. Yeniden kocaman olmuştu zencinin siki.

            Diop ise elinde rakı bardağıyla sırtını koltuklardarn birine yaslamış, olup biteni seyrediyordu. Onun siki de kalkıyordu tekrar. Şimdi iyice emin olmuştum. Bu iki dev zenci, karımı bir daha sikeceklerdi. Kalbim, tekrar boğazımda atmaya başlamıştı.

            Bu arada karım, Geile'yi göğsünden itip, halıya sırtüstü yatırmıştı bile. Sonra ata biner gibi, üstüne çıktı onun. Bir elini bacaklarının arasından getirmiş ve zencinin o inanılmaz büyüklükteki sikini sımsıkı tutmuştu. Kalçalarını biraz indirip, sikin kocaman başını amının dudaklarına dayadı. Sonra da oturuverdi üstüne. İçim titreyerek, Nijeryalı'nın kapkara sikinin karımın amının derinliklerinde kayboluşunu seyrettim. Manzara müthişti.

            Karım, başını arkaya atmış, tüm vücudu titreyerek oturuyordu, içindeki zenci sikinin üstünde. Yine beli geliyordu. Sonra kalçaları yavaş yavaş hareketlendiler. Oturup kalkmaya başladı. Artık, Nijeryalı'nın o kapkara, koskocaman sikinin, amına girip çıktığını görebiliyordum. Bu o kadar tahrik ediciydi ki, kafayı yiyebilirdim o anda.

            Öte yandan karımın da tıpkı benim gibi kafayı yemek üzere olduğunu görebiliyordum. Müthiş zevk aldığı açıkça belliydi. Kalçalarının hareketleri giderek hızlanıyordu. Sonra ayaklarını yere basıp, ellerini Geile'nin göğsüne dayadı. Şimdi daha da hızla oturup kalkıyordu zencinin sikinin üstüne. O koskocaman sik, amından en ucuna kadar çıkıyor, sonra taşaklarına kadar giriyordu tekrar.

            Ama fazla sürdüremedi bunu. İnleyerek, bir kere daha belini getirmeye başladı. Dizlerini yere dayayıp, göğsüne uzandı Nijeryalı'nın. Vücudu hala sarsılıyor, titriyordu. Sonra başını çevirip Diop'a baktı. Tabii ben de. Öbür Nijeryalı'nın siki de, şimdi alabildiğine kalkmıştı. Bunu görmek beni heyecanlandırdı gerçi ama, asıl karım heyecanlanmıştı.

            - “Ohhhh gel…” dedi İngilizce, “Gel n'olur… Hadi gel sikini götüme sok… Ohhhh hadi… İstiyorum…”

            Diop'un davetiyeye ihtiyacı yoktu tabii. Bir anda ayaklanıverdi. sonra da arkadan sokuldu karıma. Gözleri, önündeki bembeyaz, yusyuvarlak kalçalara kilitlenmişti sanki. Dizlerini büküp eğildi. Sikini dibinden tutup aşağı bastırmıştı.

            O inanılmaz büyüklükteki kapkara sikin başı götüne değdiğinde delirecek gibi oldu karım. Kalçaları havalandı. Şimdi Geile'nin sikini, en ucuna kadar çıkarmıştı amından. Tüm benliğiyle, götüne girecek ikinci siki beklediğini anlayabiliyordum.

            Fazla beklemesi gerekmedi. Diop bastırmaya başladı. Siki, hiç zorlanmadan, yağ gibi kayıyordu karımın küçük götüne. Taşaklarına kadar sokmadan da durmadı Nijeryalı. Bunu yaparken karımın kalçalarını aşağı bastırmış ve Geile'nin sikinin de, dibine kadar amına girmesine neden olmuştu.

            Karım konuşamıyordu bile. Yalnızca inliyordu. Tüm vücudu sasılmaya başlamıştı yine. Bir kere daha geliyordu beli. Aynı anda da, zenciler onu sikmeye başladılar. Biri alttan, biri üstten pompalıyordu yine. O koskocaman, kapkara zenci siklerinden biri amına, biri götüne girip çıkıyordu karımın. Seyrine doyum olmayacak bir manzaraydı bu. Kelimenin tam anlamıyla sikiliyordu karım.

            - “Ohhhhh bunlar beni sikerek delirtecek sevgilim…” diye Türkçe inlediğini duydum, “Ohhhh delirtecekler beni sevgilim… Böyle sikilmek insanı delirtir… Ohhhhh çok güzel… Ohhhh tanrım… Ohhhhh… Ahhhhh… Çok güzel… Çok güzel sevgilim…. Ahhhhhh… Ahhhhh… Sikiyorlar beni… Ahhhh sikiyorlar… Sikiyorlar… Sikiyorlar… Ahhhhh… Karını sikiyorlar sevgilim… İkisi birden… Ohhhh ikisi birden… Ohhhhh… Ohhhhh… Ohhhh…”

            Üçünün de hareketleri, giderek hızlanıyordu. Özellikle Diop, kedini iyice kaptırmıştı. Sikini karımın küçücük götüne öylesine büyük bir hırsla sokup çıkarıyordu ki, her geçirişinde hem onu, hem de en alttaki Geile'yi, yere yapıştırıyordu sanki. Ama Geile'de, hiç yılmadan aşağıdan bastırıyor ve o koskocaman sikini, karımın amına, akıl almaz bir hırsla sokup çıkarıyordu.

            Bunların doğal sonucu ise karımın, tıpkı söylediği gibi zevkten delirmesiydi. İki simsiyah, sırım gibi Nijeryalı'nın arasına sıkışan bembeyaz ve baş döndürücü vücudunu, dalga dalga sarsılıyor, titriyor, çırpınıyordu. Sürekli beli geliyordu artık. Çığlık çığlığaydı.

            Zenciler, inanılmayacak kadar uzun siktiler bu sefer karımı. Gerçi zaman kavramını yitirmiştim ama, en az yarım saat sürmüş olmalıydı bu müthiş sikiş. Üçü de ter içinde almışlardı. Nijeryalı'ların vücutları, pırıl pırıl parlıyordu.

            Karımın amından sürekli akan kaygan am suları da, alttaki Geile'nin taşaklarını sırıl sıklam ıslatmıştı. Siki girip çıkarken, şakırtılı sesler çıkarıyordu artık. Sanki her geçen an, biraz daha müthişleşiyordu her şey. İki kapkara zenci, kocaman sikleriyle, karımı sikiyor, sikiyor, sikiyorlardı.

            Sonra, yine müthiş bir zamanlamayla, ikisi de belini getirmeye başladı. Koskocaman, kapkara bir zenci siki karımın amında, biri de küçücük götünde fışkırıyordu yine. Bu, karımın ağzından şimdiye kadarkilerin hepsinden daha yüksek bir çığlık çıkmasına neden oldu.

            Tüm vücudu önce kasıldı. Sonra da birden boşandı. Njeryalı'ların arasında, bir torba gibi yığılıp kaldı. Ama onlar, bir süre daha siktiler karımı. O kocaman sikleri, içleri tümüyle boşalana kadar, karımın amıyla götüne girip çıkmayı sürdürdü. Sonunda, herkes hareketsiz kaldı.

            Yaklaşık bir yarım saat boyunca, erkes hareketsiz kaldı. Ben de kımıldayamıyordum yerimden. Bir ara kolumdaki saate baktım. İkiyi geçiyordu. Nijeryalı'lar, sabah ülkelerine döneceklerdi. Bir süre sonra ikisi de ayaklandılar. Entarilerini giyip hazırlanmaları çok kısa sürdü. Sonra karım telefon edip, taksi çağırdı onlara.

            - “Müthiş bir kadınsın…” dedi Geile, “Keşke yarın gitmiyor olsaydık… Henüz doyamadım sana…”

            - “Ama önümüzdeki ay yine geleceğiz…” diye ekledi Diop, “Hem de bu defa üç kişi olacağız…”

            Taksi gelmişti. Hep birlikte kapının önüne kadar gittiler. Orada, karımı aralarına sıkıştırıp uzun uzun öptüler ikisi de. Sonra da, çıkıp gittiler. Mutfaktan fırlayıp, bir anda karımın yanına gittim. Bir süre öyle karşılıklı durup, birbirimize baktık. Yüzünde müthiş yorgun ve müthiş tahrik edici bir ifade vardı.

            - “Sevgilim…” dedi.

            Sesimi çıkarmadan elinden tuttum ve salona, az önce iki dev zenci tarafından sikildiği yere götürdüm onu. Yüzyüze durduk. Memelerinde, boynunda ve hatta yüzünde kurumuş beller vardı. Sikim yine patlama noktasına gelmişti onu seyrederken. Elimi uzatıp, yanağını okşadım.

            - “Hoşuna gitti mi bebeğim..?” dedim.

            - “Ohhh sevgilim… Siktiler beni… Ohhhh siktiler karını sevgilim… Çok güzeldi… Çok hoşuma gitti… Ya sen..? Senin de hoşuna gitti mi, beni sikilirken seyretmek..?”

            - “Çok…” dedim, “Hem de çok…”

            - “İki sik birden yemek, aynı anda hem amımdan, hem de götümden sikilmek çok müthişti sevgilim… Şimdiye kadar hiç bu kadar büyük zevk almamıştım… Ohhhh çok güzeldi…”

            Elimi uzatıp bacaklarının arasına soktum. Kasıkları vıcık vıcık bel içindeydi. Götünün normalde küçücük olan deliği, açılıp genişlemişti. Parmağımı adeta yuttu.

            Elinden çekip yere oturdum. İki Nijeryalı'nın, biraz önce, zevkten inlete inlete, bağırta bağırta, zevk çığlıkları attırarak siktikleri yerde, şimdi de ben sikecektim karımı.

    Zenci Müşteriler (Part 2)

    LÜTFEN ÖNCEKİ PARTLARI OKUMADAN OKUMAYINIZ!!!

      İki Nijeryalı zenciyi hayal ede ede kıyasıya sevişmiştik gece boyu… Sabah gözlerimi açtığımda, hala uyuyordu karım. Onu uyandırmadan, sessizce kalktım yataktan. Duş yapıp giyindim ve yine sessizce çıktım evden. Son kez baktığımda, hala uyuyordu.

            Gün işle dolu geçti. Ama zencileri otellerinden aldığım ilk andan itibaren, gece olanların dışında hiç bir şey kalmamıştı kafamda. Bereket ki, Nijeryalı'lar, neredeyse tüm gün boyunca patronla birlikteydiler. İş konuşacakları öğlen yemeğine de birlikte gitmişlerdi zaten.

             Akşam saatleri yaklaşırken, odamda yalnız başıma oturmuş, gece olanları düşünüyordum yine. Herşeyin özetini tek kelimeyle yapmak istediğimde, “müthiş” diyebiliyordum yalnızca. Aslında bir değil bir kaç müthiş birden vardı olayda. Karımın, tüm güzelliği ve çekiciliğiyle zencileri alabildiğine tahrik etmiş olması müthişti. Onların da karımı, gece kulübünün pistinde neredeyse sikmiş olmaları müthişti.

            Karımın bütün bu olanlardan inanılmaz biçimde tahrik olup, yorulmak bilmeyen bir sikiş makinesi haline dönüşmesi müthişti. Ama en müthiş olan benim duygularımdı. Olayın içindeki herkesten çok ben tahrik olmuştum. Nijeryalı'lar karımı sikebilmek için delirirlerken, ben onlardan da fazla delirmiştim neredeyse.

            Sonra karımı alıp gitmiş ve iki Nijeryalı'yı, sikleri ellerinde, öylece bırakmıştım orada. İşin ilginci, şimdi bundan müthiş bir pişmanlık duymamdı. Eğer karımı gerçekten sikebilselerdi, daha da müthiş olacaktı her şey. Gözlerimi kapadığımda, onların simsiyah tenleriyle karımın beyazlığının neden olduğu kontrastı görebiliyordum neredeyse.

            Sikim yine kalkıp kazık gibi kesilmiş, neredeyse patlama noktasına gelmişti. Bir şeyler yapmak istiyordum. Zamanı geri getirmek, elbette ki mümkün değildi. Ama yeni bir şans yaratmak mümkündü elbette ki. Yalnız acele etmem gerekiyordu. Bir gün sonra gidiyordu zenciler.

            Tam bunları düşünürken, sekreterim patronun telefonda olduğunu haber verdi. Yalnızca, Nijeryalı'larla bu akşam da ilgilenmem gerektiğini ve sabah da onları havaalanına götürmek zorunda olduğumu hatırlatmak için arıyordu. Telefonu kapattığım anda, kafamın içinde bir lamba yanıverdi birden.

            Yeni bir şans yaratmanın yolunu bulmuştum işte. Zencilere, karımı sikebilmeleri için, karıma, onlara verebilmesi için, bana da, bu işte nereye kadar gidebileceğimi ölçmek için bir şans yaratacaktım. Telefonu tekrar kaldırıp evi aradım.

            - “Bebeğim…” dedim sonra da cevap veren karıma, “Divan'ı arayıp, dört kişilik yemek ısmarla eve… Geile ve Diop, bu akşam konuğumuz olacaklar…”

            Birden bir sessizlik oldu telefonun öbür yanında. Karımın kafamdan geçenleri anladığına emin oldum bu nedenle. Ne söyleyeceğini bilemiyordu her halde.

            - “Duyuyor musun bebeğim..?” diye üsteledim.

            - “Duyuyorum da…”

            - “Eeee…”

            - “Emin misin..?”

            - “Onları alıp eve yemeğe getireceğime eminim tabii… Buna çok sevineceklerine de eminim ayrıca…”

            - “Ama…”

            - “Ondan sonrasını bilmiyorum bebeğim…”

            - “Peki…”

            - “Tamam… Güzel bir şeyler seç olur mu..?”

            - “Yemek için yani değil mi..?”

            - “Yemek için de…”

            Yine bir sessizlik oldu telefonun diğer ucunda. Ne söylemek istediğimi anlamaya çalışıyor gibiydi sanki. Ona biraz yardımcı olmam gerekiyordu galiba.

            - “Şimdi iyisi mi sen, bir kadeh bir şey içip biraz keyiflen önce…” dedim, “Böylece her şey daha iyi olur bana kalırsa… Hadi bebeğim…”

            - “Peki…” dedi yine karım, ama telefonu kapatmadan da ekledi, “Eminsin değil mi..?”

            - “Saat sekiz gibi görüşürüz…”

            Telefonu kapadığımda, kalbim küt küt atıyordu. Şimdi önümde yaklaşık dört saatlik bir bekleme süresi vardı. Ama bu bana çok uzun görünüyordu nedense. Tanrım, nasıl vakit geçirecektim.

            Saat yediye gelirken, Geile ve Diop'la birlikte ofisten çıktık. Onlara, akşam yemeğini evde yiyeceğimizi, arabada söyledim. Normalde, hiç bilmedikleri bir kente gelmiş iki insanın fazla hoşuna gitmemesi gereken bir durumdu bu. Ama önce yanımda oturan Diop'un gözlerinin parladığını farkettim, sonra da, dikiz aynasından Geile'nin ağzının kulaklarına vardığını.

            Herifler, karımla bir kez daha biraraya gelebileceklerini öğrenince, uçmuşlardı. Üstelik bu seferki buluşmanın kalabalık bir otelde değil, evimde gerçekleşecek olması da, onları memnun etmişti tabii. İşi saflığa vurup, hiç bir şey anlamamış gibi, arabayı kullanmayı sürdürdüm. Bir süre sonra, aralarında konuşmaya başladılar. Yine bir kelimesini bile anlamıyordum. Ama konunun karım olduğuna, adım gibi emindim nedense.

            Önce otele gittik ve üstlerini değiştirdiler Nijeryalı'lar. Geri geldiklerinde, doğrusu şaşırdım biraz. İkisi de, memleketlerinde giyilen türden entariler giymişlerdi. Rengarenk, kumaşı incecik ve bol entariler. Tekrar arabaya binip eve yollandık. İki katlı villayı beğendiklerini söylediler. Aslında pek yeni değildi ama, böyle müstakil bir evde oturmak hoşuma gidiyordu. Arabayı garajın önüne çektim.

            Karım kapıyı açtığında, küçük bir şok yaşadım. Ona telefonda “iyi bir şeyler seçmesini” söylerken, yemeğin yanısıra üstüne giyeceklerini ima etmiştim gerçi ama, bu kadarını da beklemiyordum doğrusu.

            Küçük beyaz benekleri olan incecik siyah krep jarseden yapılma bir giysi geçirmişti sırtına. Uzun bir atlet fanilasına benziyordu giysi. İçinde hiç bir şey olmadığını anlamamak için, eşek olmak lazımdı. Eteği, kalçalarını ancak örtüyor, bacaklarını olduğu gibi meydanda bırakıyordu. Ayakları da çıplaktı. Sikim bir anda kalktı yine.

            Geile'yle Diop da tokat yemiş gibiydiler. Üçümüz birnden orada öylece durmuş, tam bir afet görünümündeki karımı seyrediyorduk yalnızca. İlk hareketlenen o oldu ve kenara çekilip bizi içeri davet etti. Sonra da önümüze düşüp, salona doğru yürüdü. Giysinin incecik kumaşı, o baştan çıkarıcı yusyuvarlak kalçalarının arasına girmişti. Onun kararını vermiş olduğunu anladım. Yarattığım bu şansı kullanmaya çalışacağı açıktı.

            Hep birlikte bara gittik. Zenciler, barın önündeki koltuklara oturdular.  Karım da bar taburelerinden birine. Bense barın arkasına geçip, hepimize içki hazırlamaya koyuldum. Geile ile Diop, yine kendi dillerinde konuşmaya başlamışlardı.

            - “Müthişsin…” dedim karıma.

            - “İyi seçmişim değil mi..?”

            - “Hem de nasıl… Herifler yemek yerine seni yemeği tercih edebilirler…"

            - “Ben de yemek yerine başka şeyler yemeyi tercih edebilirim pekala…”

            - “Öyle mi..? Ne mesela..?”

            - “Sik sevgilim… Simsiyah, koskocaman zenci siki…”

            - “Eğer böyle konuşursan, belim gelebilir…”

            - “Ama ne yapabilirim ki..? İstiyorum işte…”

            - “Duyduğuma göre, yemek üstüne daha iyi gidiyormuş o dediğin…”

            - “Şaka yaptım zaten sevgilim… Önce yemek yiyeceğiz tabii… Ama sana son bir defa daha sormak istiyorum… Eminsin değil mi..?”

            - “Neden soruyorsun bunu sürekli olarak bebeğim..? Emin olduğumu söyledim ya sana…”

            - “Soruyorum… Çünkü şu anda bile öyle bir bakıyorlar ki bana, sanki her an sikebilirler beni… Çünkü sikecekler beni sevgilim… Çünkü onlara vereceğim… Çünkü kendimi onlara siktireceğim… Çünkü sen de seyredeceksin beni sikilirken… Çünkü kocaman, simsiyah zenci siklerini sokacaklar içime…”

            - “Sus n'olur bebeğim… Gerçekten pantolon değiştirmek istemiyorum…”

            Bereket ki, Diop o anda girdi devreye ve karıma bir şeyler sordu İngilizce. Böylece ben de biraz rahatladım. Yoksa gerçekten belim gelebilirdi. Barın arkasında kalmayı yeğledim. Pantolonumun önü böyle çadır gibi kabarmışken, dışarı çıkmak istemiyordum.

            Benim yerime, karım verdi adamların viskilerini. Bunu yapabilmek için tabureden inmiş, sonra da geri dönüp tekrar oturmuştu. Bütün bunlar olurken nasıl bir manzara sergilediğini, onlara neler gösterdiğini görememiştim doğal olarak. Ama Geile'nin de, Diop'un da yüzleri, karımın onları iyice çarpmış olduğunu belli ediyordu.

            Viskiler bittikten sonra, hep birlikte bahçedeki masaya geçtik. Zenciler, kare masada karşılıklı oturdular. Bu durumda, karımla ben de karşılıklı oturacaktık. Onlara rakı içmeyi önerdim. Türkiye'ye gelip de, rakı içmeden geri dönmek olmazdı yani. Ama asıl niyetim başkaydı tabii. Kafalar ne kadar iyi olursa, işler o kadar kolaylaşır diye düşünüyordum.

            İki saate yakın sürdü yemek. Karım arada bir kalkıp mutfağa, bir şeyler getirmeye gidiyordu. Her gidişinde arkadan, her geri dönüşünde de önden görüntüsü, zencilerin de, benim de aklımıza başımızdan alıyordu. Masaya oturduğunda da, üçümüzde gözlerimizi giysisinin incecik kumaşın altından tüm hatlarıyla belli olan memelerinden alamıyorduk bir türlü.

            Rakıyı zencilere idareli veriyordum. Onların zilzurna sarhoş olmalarını istemiyordum ne de olsa. Yalnızca biraz kafayı bulmalarını sağlamaktı niyetim. Bense, onlara göstere göstere, bol bol içiyordum. Elbette ki, benim içkiye ne kadar dayanıklı olduğumu bilmiyorlardı. İlerleyen saatlerde onları karımla baş başa bırakmak gerekirse, bunun için en iyi yolun sarhoş olup bayılmış numarası yapmak olacağını düşünmüştüm.

            Karım tekrar mutfağa gidip tatlı ve kahve getirmişti bu arada. Tatlı servisini yaptı. Sonra fincanlarımıza kahve doldurdu. Tam gözlerimin içine bakıyordu. Sanki bir şeyler anlatmak istiyordu ve ben anlamıyordum.

            - “Biliyor musun sevgilim…” dedi birden, yüzünde çok sıradan birşey söylediğini düşündürecek bir gülümsemeyle, “İkisi de, sana çaktırmadan bacaklarımı okşuyorlar şu anda… Biri bir bacağımı, öbürü de öbür bacağımı…”

            Yine taş gibi kesildi sikim. Ağzım o kadar kurumuştu ki, bir şey söyleyemedim ona. Yalnızca başımı salladım aptal aptal. Kafamı, masadan kalkana kadar da toplayamadım.

            Sonra yeniden salona, barın önüne döndük. Karım taburenin üstündeki yerini aldı hemen. Ben de, herkese birer bardak rakı daha dolurdum. Ama bu sefer barın arkasında kalmak istemiyordum. Oradan, karımın zencilere seyrettirdiklerini göremiyordum çünkü. Herkese içkisini verip zencilerin yanına, koltuklardan birine oturdum ben de.

            Manzara müthişti. Bacak bacak üstüne atmıştı karım. Bir ayağının parmaklarını, taburenin ayak dayama demirine basmıştı. Öbür ayağı ise havadaydı. Bacakları, kalçalarına kadar meydandaydılar. Giysinin eteği iyice sıyrılmıştı oturduğunda.

            Yaklaşık iki metre ötemizde, inanılmaz bir baştan çıkarıcılıkla oturmuş konuşuyor, bir şeyler anlatıyordu sürekli. Çenemi tutup, seyretmeye başladım. Arada bir, çaktırmadan zencilere de bakıyordum tabii. İlk kez içtikleri rakı nedeniyle, ikisi de umursamaz bir havaya girmişlerdi şimdi. Beni neredeyse tümüyle devre dışı bırakmışlardı yine. Bir taraftan karımla konuşuyor, bir taraftan da, onu gözleriyle sikiyorlardı.

            Karımın görüntüsü, gerçekten de sik kaldırıcıydı. Çaktırmadan baktığımda, iki Nijeryalı'nın siklerinin de kalkmış olduğunu görebiliyordum. Giydikleri bol entariler nedeniyle pek o kadar göze batmıyordu bu ama, yine de belliydi. Benim durumum ise perişandı. Onların sikleri, yalnızca karımı seyrederken kalkmıştı, benimki ise hem karımı, hem de onları seyretmekten.

            Oturduğum yerden karıma bardağımla, bana bir rakı daha vermesini işaret ettim. Barın arkasına geçebilmek için tabureden öyle bir indi ki, soluk alamadım neredeyse. Eteğinin arkası, neredeyse beline kadar sıyrıldı aşağı kayarken. Çıplak kıçı, olduğu gibi meydana çıktı, kısa bir an için de olsa. Sonra doldurduğu bardağı getirip bana verdi ve bize sırtını dönüp, kalçalarını çalkalayarak yeniden taburesine gitti.

            Şimdi bacak bacak üstüne atmamış, iki ayağının parmak uçlarıyla, ayak dayama yerine basmıştı. Dizleri birbirinden biraz aralık duruyordu. Nijeryalı'lar, şimdi onun bacaklarının arasında eriyip gitmiştiler sanki.

            - “Bacaklarını biraz daha aralarsan amın görünecek bebeğim…” dedim karıma, Türkçe konuşarak.

            - “Biliyorum sevgilim…”

            - “Ama benim yanımda sana bir şey yapabileceklerini sanmıyorum… Bir kadeh daha içip, sarhoş olmuş numarasıyla içeri gitmeyi planlıyorum… Tamam mı bebeğim..?”

            - “Sen gider gitmez bunların beni sikeceğini biliyorsun değil mi sevgilim..?”

            - “Hiç kuşkum yok…”

            - “Seyredecek misin..?”

            - “Seyredemezsem deliririm her halde…”

            - “Kızmıyorsun bana değil mi..?”

            - “Kızmak mı..? Neden..?”

            - “Kendimi bu zencilere siktirmek istediğim için işte…”

            - “Tabii ki kızmıyorum bebeğim… Seni çok seviyorum…”

            - “Ben de seni sevgilim…”

            Geile ile Diop da, bizim konuşmamızı fırsat bilmiş, yine kendi aralarında bir konuşmaya dalmışlardı. Tüm dikkatlerinin yeniden karıma yönelmesi için, onun bardağına uzanmak bahanesiyle biraz kımıldanması ve böylece bacaklarının daha da aralaması, yetti de arttı bile. Gerçekten de amı görünüyordu şimdi. İkisi de, huzursuz huzursuz kımıldandılar oturdukları koltuklarda.

            Rakımı kafaya diktim ve boş bardağımı havaya kaldırarak, bir tane daha istedim karımdan. Bu sefer yerinden kalkıp barın arkasına geçmedi. Taburenin üstünde sırtını bize döndü ve iki ayağıyla taburenin ayak dayama yerine basıp ayağa kalktı. Sonra da, bar tezgahının üstünden arkaya doğru eğildi bardaklarla rakı şişesine uzanabilmek için.

            Bir an için heyecandan öleceğimi sandım. Böyle eğildiğinde, eteği kalçalarının üstüne kadar sıyrılmıştı ve çıplak kıçı, olduğu gibi meydandaydı. Sonra tepeleme doldurduğu bardağı bana getirmek için indi tabureden. Muzip gözlerle bakıyordu gözlerimin içine.

            - “Müthişsin…” dedim ona, “Bu son yaptığın gerçekten müthişti…”

            Yalnızca gülümsedi bana. Yanakları kızarmıştı. Onun da gittikçe daha çok heyecanlandığını fark ediyordum. Ama asıl heyecanlanan bendim tabii. Öyle ki, zencilere bakıp, nasıl tepki verdiklerini izlemeyi bile unutmuştum heyecandan. Ama, onların da beni tümüyle unuttukları açıktı.

            Diop'un entarisinin önünde, akıl almaz büyüklükte bir kabarıklık meydana gelmiş olduğunu görebiliyordum. Geile ise öne eğilip dirseklerini dizlerine dayamıştı. Bu tek nedeninin, kalkmış sikini gizlemek olduğuna emindim.

            Karım taburesine dönmüştü bu arada. Yeniden bacak bacak üstüne atarak oturdu. Üçümüz birden, yine onu seyretmeye başladık. Salonun havası, binlerce voltluk bir elektrikle dolmuş gibiydi artık. Harekete geçmenin zamanı gelmişti galiba. Bardağımı zencilere doğru kaldırıp, yine kafaya diktim.

            Biraz hayretle seyrediyorlardı beni. Rakının gücünü hissetmişlerdi şimdiye kadar. İkisi de, tam istediğim gibi, hafifçe kafayı bulmuştular. Benim, onların üzerinde böylesine etki yapan bir içkiyi peş peşe kafama dikmeme şaşmaları normaldi. Gözlerindeki ifadeden, ne zaman yığılıp kalacağımı merak ettiklerini anlayabiliyordum. Hatta bakışlarında, merakın da ötesinde bir şeyin varlığını fark ediyordum. Bu da istekti. Bir an önce bayılıp, devreden çıkmamı istiyordu Nijeryalı'lar.

            Onlara fazla eziyet etmezsem iyi olacaktı. Boş bardağı yanımdaki küçük sehpanın üzerine bıraktım ve ve koltukta geriye kaykıldım. Şu andan itibaren sarhoş rolündeydim artık. Bu arada karım da rahat durmuyordu. Biraz önce bana rakı doldurmak için yaptığı numarayı, bu sefer kendi bardağını doldurmak bahanesiyle yapıyordu yine.

             Çıplak kalçaları, yeniden gözümüzün önündeydiler. Tabure üstünde yüzünü tekrar bize döndüğünde ise, dizleri birbirinden alabildiğine aralıktı ve amının dudaklarının alabildiğine şişmiş ve açılmış olduğunu bile gördük.

            Büyülü havayı ben bozdum. Önce koltuktan kalkmaya çalıştım, sonra da bunu becerememişim gibi, gerisin geriye oturdum. Zencilerin gözleri parlamıştı.

            - “Bir sarhoş oldum galiba…” dedim, kelimeleri yaya yaya, “Kusura bakmazsanız, gidip biraz uzanmak istiyorum…”

            Kusura bakmayacakları kesindi. Bu arada karım da kalkıp yanıma gelmişti. Kolumdan tutup kalkmama yardımcı oldu. Birlikte üst kata, yatak odasına doğru yürüdük. Ama sarhoşluğum, salondan çıkar çıkmaz bitti tabii. Yatak odasının kapısında durup, birbirimizin gözlerine baktık karımla. İçerden, zencilerin sesleri geliyordu. Elimi uzatıp, karımın eteğinin altına soktum ve amını avuçladım. Tanrım, ateş gibi yanıyordu. Vıcık vıcık sulanmıştı.

            - “Çok istiyorsun değil mi bebeğim..?” dedim ona, “Çok istediğin belli oluyor…”

            Parmaklarımın temasıyla, daha da sulanmıştı amı sanki. Kalçaları, elinde değilmişcesine, ileri geri oynuyordu.

            - “Ohhh evet sevgilim…” dedi, “Evet çok istiyorum…”

            - “O zaman hadi git içeri bebeğim… İçeri git ve o çok istediğin şeyi elde et…”

            - “Beni sikecekler sevgilim…”

            - “Biliyorum bebeğim… Seni sikecekler…”

            - “Senin de seyretmeni istiyorum sevilim… Hiç bir ayrıntısını kaçırmadan, nasıl sikildiğimi seyret istiyorum… O iki ayı gibi zenci beni sikerken seyret istiyorum…”

            - “Söyledim ya, kaçırmaya asla niyetim yok bebeğim…”

            - “Tamam o zaman… Gidiyorum aşağıya…”

            - “Güle güle bebeğim…”

            - “Seni çok seviyorum…”

            Sonra arkasını döndü ve merdivenlere yürüdü karım…  Sikilmeye gidiyordu… Koca sikli iki zencinin beklediği yere…

    Zenci Müşteriler (Part 1)

    Patron o iki Nijeryalı'nın ağırlanması işini bana yüklediğinde, doğrusu biraz canım sıkılmıştı ilk başta. Çünkü normalde tatilim başlamak üzereydi ve karımla birlikte iki haftalık bir süreyi, kafamıza göre eğlenerek geçirmek için, Mikonos'da yer ayırtmıştım. Ama yapabileceğim bir şey yoktu. Çaresiz havaalanına gidip onları karşılayarak başladım işe…

            Zencilerin yaşını tahmin etmek her zaman zordur. Bu sefer de öyle oldu benim için. Uçaktan inen iki kişi, bizim firmaya mal satacak olan Nijerya firmasının üst düzey yöneticileriydiler. Çok şık giyinmişlerdi. İkisinin de tenleri neredeyse siyahtı tabii. İkisinin de kıvır kıvır ve kısa kesilmiş saçları vardı. İkisinin de vücutları sırım gibiydi. Hatta boyları bile, neredeyse aynıydı. İkisi de, dev gibiydiler. Birinin adının Diop, öbürününkinin ise Geile olduğunu orada öğrendim.

                     Onları alıp, önceden yer ayırttığımız The Marmara Oteli'ne götürdüm. Akşam olmak üzereydi. Plana göre, otelin terasındaki restoranda, birlikte yemek yiyecektik o akşam. Ama aklım karımdaydı bu arada. Tatilin gecikmesi yüzünden zaten son derece bozuktu. Bu nedenle, o akşam onu da yemeğe getirmeyi kararlaştırmıştım. Yemekten sonra da, adamlardan kurtulup bir yerlere eğlenmeye gideriz diye düşünüyordum. Bir kaç saat sonra buluşmak üzere sözleşip arabaya atladım ve doğruca eve gittim.

            Karım yatak odasında giyinmekle meşguldü içeri girdiğimde. Bara gidip, ona ve kendime birer viski hazırladım. Aynı anda da salona geldi karım. Onu gördüğüm anda, her zaman olduğu gibi sikim kalkmaya başladı yine. Başka türlü olmasına da imkân yoktu zaten.

            Gümüş rengi parlak ve incecik kumaşı kaygan bir giysi geçirmişti sırtına. İncecik askılar tutuyordu giysiyi. Kolları, omuzları ve memelerinin üstüne kadar göğsü meydandaydı. İri birer portakal büyüklüğündeki memelerin tüm hatları belli oluyordu kumaşın altından. Meme uçlarını, ince kumaşı birer düğme gibi kabartmıştı.

            Giysi, karnına ve kalçalarına sıkı sıkı yapışıyor, incecik belini ve sonra birden genişleyen kalçalarını, insanın gözüne sokuyordu sanki. Hafifçe bollaşan eteği dizlerinin biraz üstünde bitiyordu. O baş döndürücü güzellikteki çıplak bacakları, aklımı başımdan almıştı yine. Ayaklarındaki alabildiğine yüksek topuklu dekolte ayakkabıların bantları, giysisiyle aynı renkteydi. Onların ayağından çıkmasına engelleyen bir parmak kalınlığındaki bilek bağları yüzünden, bir kısrak gibi görünüyordu gözüme.

            Yanıma gelip viski bardağını elimden aldı ve geri dönüp salonun ortasına yürüdü yine. Kalçalarının incecik kumaşın altında kımıl kımıl oynayarak çalkalanması, sikimin kazık gibi kesilmesine yetti de arttı bile. Külotu olmadığını biliyordum. Hiç bir zaman ne sutyen, ne de külot giymezdi zaten.

            - “Biraz aşırı olmamış mı kıyafetin…” diye sordum ona.

            - “Kusura bakma ama, senin misafirlerin yüzünden keyfimi daha fazla kaçırmak niyetinde değilim…”

            Sesimi çıkarmadım. Haklıydı. Bir yıldır bu tatili bekliyordu o da. Şimdi gidemediğimiz için kızgındı ve tepkisini, böyle aksilik yaparak gösteriyordu işte.

            Evden çıkıp arabaya bindik. Levent'ten Taksim'e gitmek yarım saatimizi aldı. Doğru terasa çıktık karımla. Telefon edip Nijeryalı misafirlerimizi de yukarı çağırdım. Beklemek için bara gidip, taburelere oturduk ve aperatif niyetine, birer viski söyledik kendimize.

            Yaklaşık beş dakika sonra, birlikte geldiler Nijeryalı'lar. Onlara el salladığımı görünce de, doğruca bara yöneldiler. İkisinin de gözü, daha ilk andan itibaren karıma dikilmişti. Haklıydılar tabii. Yüksek  bar taburesinin üstünde bacak bacak üstüne atıp otururken, eteği iyice sıyrılmıştı karımın.

            Bembeyaz bacakları, tüm baştan çıkarıcılığıyla meydandaydılar. Onları tanıştırdım. Sonra da, birer viski söyledim zencilere de. Sohbete koyulduk.

            Yaklaşık yarım saat sonra, karımın onlardan hoşlandığı yargısına varmaya başlamıştım. Nijeryalılar ise karımın içine düşmüşlerdi adeta. Oturduğumuz taburelerin önünde ayakta duruyorlardı ikisi de. Bu yüzden karımla ben de, yüzümüzü onlara doğru dönmüştük. Böylece karımın bacakları adamların gözüne girmiş oluyordu adeta.

             İkisinin de gözlerinin, karımın üstünde dolaştığını, saçının telinden ayak parmaklarının ucuna kadar, vücudunun her yerinde gezindiğini görebiliyordum. Birden bu durumun bana müthiş bir heyecan vermekte olduğunu fark ederek şaşırdım. Öyle ya, normalde bundan rahatsız olmam gerekirdi.

            Sonra bizim için hazırlanan masaya geçip yemek faslına başladık. En köşedeki masayı seçmiştim. Boğaz manzarasını engellememek için, cam tarafına iskemle konmamıştı. Dördümüz de, yarım daire biçimindeki büyük kanapede oturuyorduk. Bir uca Nijeryalı'lardan biri oturmuş, onun yanına karım geçmiş, sonra da öbür Nijeryalı oturmuştu. Ben de öbür uçtaydım.

            Yemek süresince, yine büyük ilgi gösterdiler karıma zenciler. Onlar akla gelebilecek her konuda konuşuyor, karım ise genelde Nijerya, Afrika ve oradaki yaşamla ilgili şeyler soruyordu. Beni biraz devre dışı bırakmış gibiydiler ama aldırmıyordum. Onun yerine, içimdeki heyecanı kontrol etmeye çalışıyordum sürekli.

            Nijeryalı'ların karıma bakışları ve davranışları, onların ne düşündükleri hakkında en ufak bir kuşkuya yer bırakmayacak kadar açıktı benim için. Acaba karım da farkında mıydı bunun? Kendini konuşmalara kaptırdığı ve mutlu olduğu açıkça belliydi.

            Yemek bittiğinde, üç şişe şarap tüketmiştik. Yaşadıklarım, sikimin alabildiğine kalkmasına neden olmuştu ve buna hala şaşıyordum. Ama kalktığımızda her şeyin biteceğini düşünerek üzülmeye de başlamıştım. Sonra birden çözüm yolunu buluverdim ve hepsine birden, terasın öbür tarafındaki gece kulübüne geçmeyi önerdim. İlk kabul eden karım oldu. Zenciler de, ona katıldılar hemen. Hesabı ödeyip masadan kalktık ve gece kulübüne doğru yürümeye başladık.

            Karım en önde yürüyordu ve onu arkadan seyretmek, benim için olduğu gibi, Nijeryalı'lar içinde de büyük bir zevk oluyordu tabii. Otururken hafifçe terlemiş olmalıydı ki, eteği şimdi kalçalarına yapışmış, hatta biraz aralarına girmişti. Kalçaları, attığı her adımda, müthiş bir baştan çıkarıcılıkla çalkalanmaktaydılar.

            Birden, onun durumun farkında olduğunu ve hatta gayet bilinçli hareket ettiğini anladım. Bu da, heyecanımın bir anda ona katlanmasına neden oldu yalnızca. Sikim zonklamaya başlamıştı artık. Elimi pantolon cebime sokup, durumu gizlemeye çalıştım.

            İçeri girdiğimizde boş masalar vardı ama, karım doğru bara yürüdü ve hepimiz onu izledik tabii. Sonra, yüksek bar taburelerinden birine çıkıp oturdu. Bacaklarını gözümüze sokmuştu yine. Viskilerimizi ısmarladım. Bu arada zencilerin kendi dillerinde konuşmaya başlamışlardı.

            Ne söylediklerini elbette ki anlamıyordum ama, nedense karım hakkında konuştuklarından emindim. Arasına ondan yana bakışlar atmalarıydı beni böyle düşündüren. Durumu fırsat bilip, ben de karımla konuşmaya başladım.

            - “İyi misin bebeğim..?”

            - “Oh çok iyiyim… Çok eğleniyorum…”

            - “İyi… Buna sevindim işte…”

            - “Ya sen..?”

            - “Ben de eğleniyorum… Daha doğrusu, eğlenmek değil tam da, değişik bir şey işte… Ama keyifli olduğunu itiraf etmem lazım…”

            Bir an öyle gözgöze bakıştık karımla. Acaba ne anlatmak istediğimi anlamış mıydı? Ama Nijeryalı'lar daha fazla konuşmamıza izin vermediler. İlgileri yeniden karıma yönelmişti. Tıpkı yemekten önce olduğu gibi, ikimiz oturuyorduk, zenciler ise önümüzde ayakta duruyorlardı. Konuşurken, viskileri peş peşe yuvarlamayı da sürdürdük tabii.

            Karımın sarhoş olmaya başladığını görebiliyordum. Fazla içki kaldırmazdı zaten. Ama beni bundan daha çok ilgilendiren, içkinin onun üstünde bir çeşit afrodizyak etkisini yaptığını bilmemdi. Şimdi de, çalan müziğin hızlı ritmine kendini kaptırmış, oturduğu taburenin üstünde sallanmaya başlamıştı.

            Geile, fırsatı hemen değerlendirdi ve onu dansa davet etti. Hemen kabul etti karım. Zencinin önünde piste doğru yürürken, kalçaları daha çok çalkalanmaya başlamıştı sanki.

            Sohbete, Diop'la devam ettim ben de. Ama göz ucuyla piste, daha doğrusu zenciyle dans etmekte olan karıma bakıyordum. Müzik hızlıydı. Karım güzel dans ederdi zaten. Geile ise, çok güzel dans ediyordu doğruyu söylemek gerekirse. Tüm zenciler gibi, vücudu, müzik ve ritimle yoğrulmuştu sanki. O böyle olunca, karım da iyice kaptırdı kendini tabii. Sonuçta ortaya, yalnız benim değil, hemen herkesin seyrettiği müthiş bir şov çıkıverdi.

            Uzun uzun dans ettiler. Sonra tuvalete gitme ihtiyacını hissettim birden. Yerimden kalkıp dışarı çıktım. Geri dönmem, yaklaşık beş dakikalık bir zaman aldı. Tekrar içeri girdiğimde ilk dikkatimi çeken, müziğin yavaşlamış olması oldu. Piste baktığımda, karımla Geile'nin hala orada olduklarını gördüm.

            Ama işler epey değişmişti şimdi. Nijeryalı iki koluyla karımın benine sarılıp onu iyice kendine çekmişti. Karım da, kendini onun kollarına tümüyle bırakmış görünüyordu. Tüm vücudu, zencinin dev gibi vücuduna yapışmıştı.

            Bir anda kalktı sikim. Sonra bara göz attım. Diop da, oturduğu yerden onları seyrediyordu. Beni görmemişti. Bir adım geri atıp, onunla aramıza bir sütun soktum. Sonra tüm dikkatimi karımla Geile'ye verdim.

            Tuvalete gitmek için salondan çıktığımda müthiş güzel dans ediyordular. Şimdi ise yaptıkları dans olmaktan çok uzaktı. Olup biteni tam anlamıyla kelimelere dökmek gerekirse, zencinin karımı ayakta siktiğini söyleyebilirdim yalnızca. Karımın bundan müthiş memnun olduğunu da görebiliyordum. Gözlerini kapamıştı. Başı, Geile'nin ancak boynunun hizasına geliyordu.

            Orada öyle durup, iki parça boyu hafif hafif salınışlarını izledim. Sikim zonklamaya başlamıştı yine. Tanrım ne oluyordu bana böyle. Ayı gibi bir zenci, gözlerimin önünde karıma sarılmış, büyük bir olasılıkla iyice kalkmış sikini onun vücuduna yaslamış, ayakta sikiyordu gözlerimin önünde. Ve ben buna kızacak yerde tahrik oluyordum.

            Sonra müzik yeniden hızlandı. O zaman ayrıldılar birbirlerinden. Bara doğru yürümeye başladıklarında, ben de yürüdüm. Yarı yolda karşılaştık. Geile'nin pantolonunun önündeki kabarıklık, gözden kaçacak gibi değildi. Tanrım, kocaman bir siki vardı herifin. Bu benim daha da çok heyecanlanmama neden oldu nedense.

            Bir taraftan da karımın yanaklarının kızarmış olduğunu görebiliyordum. O da heyecanlanmıştı. Ama bu normaldi. Dakikalardır bu dev gibi zencinin kollarında erimiş, görünüşü bile müthiş o kocaman sikin vücuduna yaslandığını hissetmişti.

            Birlikte bara döndüğümüzde, Diop hemen Geile'yle konuşmaya başladı yine. Karım da tekrar tırmandı yüksek bar taburesinin üstüne. Bunu yaparken, bacakları bir an için de olsa iyice aralandı ve gözlerim müthiş bir şeyi yakaladı. Bacaklarının iç tarafları ıslanmıştı. Bir zevk dalgasının karnımın içini sarmasına neden oldu bu durum. Tanrım, amının suları akmıştı bacaklarına.

            Geile'nin Diop'a neler anlattığını bilmiyordum tabii. Ama bir şeyler anlattığı kesindi. Çünkü müzik yeniden yavaşa döndüğü anda, karımı dansa kaldırıverdi. Ne olacağını merak ediyordum ama, yanıt almak için fazla beklemem gerekmedi.

            Daha ilk anda sarılıverdi Diop karıma. O da, hiç itiraz etmeden bıraktı kendini. Az önce, müthiş tahrik olarak seyrettiğim şeyler, bir kez daha tekrarlanmaya başladı.

            Gece kulübünün kapanma saati gelene kadar kaldık orada. Tüm bu süre zarfında, tek bir yavaş müzik seansını bile oturarak geçirmedi karım. Ya Geile, ya da Diop onu piste sürüklediler her seferinde. Karımın defalarca ayakta sikildiğine tanık oldum o gece.

            Üstelik her seferinde, bir öncekinden bir adım ileriye gidiyordu işler. Her seferinde biraz daha çok sikişe benziyordu yaptıkları. Sonlara doğru, Nijeryalı'ların elleri de devreye girmeye başladı. İri, kapkara eller, karımın vücudunda dolaşmaya başladı.

            Heyecanım her seferinde biraz daha artıyor, karım her geri döndüğünde onun yanaklarının biraz daha kızarmış olduğunu görmek ise bu tırmanışın on kez daha hızlanmasına neden oluyordu. Ama sonunda gece kulübün kapandı ve çaresiz kalktık. Nijeryalı'lar, bizimle birlikte aşağı, lobiye kadar indiler. Ama orada vedalaştık ve karımla garaja inip arabaya bindik.

            Eve kadar konuşmadık ikimiz de. Düşüncelere boğulmuştum. Karımın da öyle olduğundan kuşkum yoktu. Hiç beklenmedik bir biçimde ve zamanda, müthiş şeyler yaşamıştık ikimiz de. Şimdiye kadar hiç olmamış şeyler… Hatta olabileceğini aklımızın köşesine bile getirmediğimiz şeyler…

            Şaşkındım doğrusu. Bütün bunlara kızmak yerine müthiş tahrik olmaktı beni şaşırtan. Karım da şaşkındı anladığım kadarıyla. Onun da, gece boyunca müthiş tahrik olduğu kesindi. Ve şimdi benimle baş başa kalınca, bu durumun şaşkınlığını yaşıyor olmalıydı.

            İşin garibi, bunları düşünürken, sikimin biran için bile inmemiş olmasıydı. İnmek ne kelime, sanki giderek daha çok kalkıyordu. Eve ulaştığımızda, karım önde ben arkada, doğruca salona girdik. Karım barın önüne gitti. Arkadan ona sokulup sarıldım.

            Kazık gibi kesilmiş sikimin kalçalarına dayandığını hissettiği anda döndü karım. Kolları boynuma dolandı ve bir anda, müthiş bir hırsla öpüşmeye başladık. Karnını sikimin üstüne bastırmış, kalçalarını hafif hafif oynatmaya koyulmuştu. Onu belinden tutup kaldırdım ve barın önündeki yüksek tabureye oturttum. Birbirimizin gözlerinin içine baktık.

            - “Hoşuna gitti mi bu gece bebeğim…” diye sordum sonra da.

            - “Ohhh evet sevgilim… Her şey çok güzeldi…”

            - “Bence de öyle…”

            Elimi karımın bacaklarının arasına soktum. Bu temas, onun dizlerini iyice aralamasına neden oldu. Eteği kalçalarına kadar sıyrılmıştı şimdi. Bacaklarının arası, sırıl sıklam ıslak ve yapış yapıştı. Oraları okşamaya başladım.

            - “Hoşuna gittiğini görebiliyorum…” dedim.

            - “Ohhhh…”

            - “Zenciler acayip, değil mi..?”

            - “Ohhh evet…”

            - “Neredeyse sikeceklerdi seni bebeğim…”

            Birden donup kaldı karım. Bu kadar açık konuşmayı beklemiyordu her halde. Elimi biraz daha yukarıya çıkardım bacaklarının arasında, Vücudu titredi.

            - “Ohhh…” dedi sonra da.

            - “Acayip şeyler yaptılar sana…”

            - “Ohhh evet sevgilim… Evet… Neredeyse sikeceklerdi beni… İkisi de sikmek istiyordu beni…”

            - “Çok tahik oldum biliyor musun..?”

            - “Farkındayım sevgilim… Ohhh farkındayım…”

            - “Bana hiç aldırmadılar bile…”

            - “Ohhh sikmek istiyorlardı beni sevgilim… Ohhhh beni sikmek istiyorlardı… Sikleri kocamandı ikisinin de… Tanrım, ne kadar kocamandı hem de…”

            Parmaklarım amına ulaştığında şaşırdım. Kelimenin tam anlamıyla vıcık vıcıktı. Orta parmağımı, alabildiğine açılmış dudakların arasından içine kaydırdım. Tüm vücudu, daha da şiddetle titredi karımın. Bir eliyle omuzumu, öbürüyle kolumu tuttu. Sonra birden beli geliverdi. Şimdi tepeden tırnağa sarsılıyordu.

            Elimi çekip, biraz kendini toplamasına izin verdim onun. Bu arada titreyen parmaklarla pantolonumun önünü açıp sikimi çıkardım dışarı. Ateş gibi yanıyor, zonkluyordu sikim. Karımın gözleri bu durumu yakaladı sonra. Yavaşça aşağı kaydı tabureden. Elini uzatıp sikimi tuttu.

            - “Ohhh ne güzel kalkmış…” diye mırıldandığını duydum.

    Parmakları sikimin çevresine dolanmıştı. Eli hareketlendi. Sonra yavaşça önünde diz çöktü. Şimdi dibinden tutmuştu sikimi. Dilini uzatıp zonklamakta olan başını yaladı. Elektrik çarpmış gibi oldum. Ağzı açıldı ve o güzelim dudakları dilinin yerini aldı. Tanrım, fırın gibiydi ağzının içi. Başını ileri bastırdı ve sikim neredeyse gırtlağına kadar girdi.

            Artık kendimi tutamıyordum. Birden top gibi patladım. Tüm gece boyu taşaklarıma dolup onları şişiren bellerim, ağzının içine fışkırmaya başladı. Büyük bir hırsla emiyordu karım. O emdikçe de, ben daha çok fışkırtıyordum sanki. Sonra onun da tekrar beli gelmeye başladı. Zevkten gözlerim kararıyordu. Düşmemek için tabureye tutunmak zorunda kaldım.

            İkimiz de kendimizi topladığımızda, yatak odasına gittik. Kısacık bir süre sonra, çırılçıplak, yatağın üstündeydik. Sikim yine kazık gibiydi. Daha yeni belimi getirmiş olmam, hiç bir anlam taşımıyordu benim için.

            Peşpeşe iki kere getirmiş olan karım da benden farklı değildi. Birbirimizi okşuyor, ulaşabildiğimiz her yeri öpüyorduk. İkimiz de doymamıştık. Doyacak gibi de görünmüyorduk.

            - “Onların beni sikmek istemeleri çok mu hoşuna gitti..?” diye sordu birden karım.

            - “Çok…” dedim, “Acayip tahrik oldum biliyor musun..? Seni öyle dansla karışık kasnakladıklarında, neredeyse belim geliyordu…”

            - “Ohhh anlat n'olur… Güzel mi görünüyordu..?”

            - “Müthişti… Öyle ayakta sikiyorlardı seni… Ama sen de ayakta veriyordun…”

            - “Ohhh evet sevgilim… Ayakta verdim onlara… İkisine de ayakta verdim… Ohhhhh…”

            - “Hoşuna gitti mi bebeğim..?”

            - “Ohhh hem de nasıl sevgilim… İkisiyle de belim geldi biliyor musun..? O kocaman siklerini karnıma dayadıklarında öyle tahrik oldum ki, ikisiyle de belim geldi… Belimi getirdiler…”

    Artık dayanamıyordum. Dizlerimin üstünde doğrulup karımın bacaklarının arasına girdim. Biran önce sikmek istiyordum onu. Onun da benden aşağı kalır bir yanı yoktu bu arada. Bacakları bir anda belime dolandılar. Topuklarıyla kalçalarıma bastırıp beni kendine çekti.

            - “Sik beni…” diye inledi sonra da, “Ohhh sik beni sevgilim… Sok sikini bana… Ohhh hadi n'olurnsun… Sik beni…”

            Bundan başka bir istediğim yoktu zaten. Sikimin başı amının dudaklarına değdiğinde, sanki ateşe değmiş gibi oldu. Tek bir hamlede, dibine kadar geçirdim. Bu da onun, sarsıla sarsıla belini getirmesi için yeterli oldu. Sonra sikmeye başladım onu.

            Müthiş bir hırsla karşılık veriyordu karım. Kolları ve bacaklarıyla, sımsıkı sarılmıştı bana. Vücutlarımız yapışıktı. O kütür kütür memeleri göğsümde ezilmişti. Ağızlarımız, birbirlerinden hiç ayrılmamak istiyormuş gibi kenetlenmişti. Kalçaları altımda, yukarı aşağı, sağa sola çalkalanıyor, amı sikimi sanki koparmak istermiş gibi sıkıyordu.

            Çılgın gibi sikişiyorduk. Öylesine müthişti ki, fazla dayanamadım. Belimi, amının en dibine fışkırtmaya başladığımı hissetiğinde o da kendini tutamadı daha fazla. Birlikte bulutların üstüne uçup gittik. Gözlerim kararmıştı.

    Tekrar kendime gelmeme, kasıklarımdan başlayıp vücuduma yayılan ateş neden oldu. Yatakta sırtüstü yatıyordum. Karım ise bacaklarımın arasında dizlerinin üstünde duruyordu. Sikim ağzındaydı. Gözleri kapalı, zevkle emiyordu sikimi.

             Manzara o kadar tahrik ediciydi ki, karımın ağzının o inanılmaz sıcaklığıyla birleştiğinde, sikimin bir anda çatlayacak kadar kalkmasına neden oluverdi. Kısacık bir süre içinde iki kere belim gelmişti ama, işte bir anda yeniden kalkmıştı sikim.

            Karım, istediği sonucu elde etmenin mutluluğu yüzünden okunarak doğruldu sonra. Ağzının yerini şimdi eli almıştı. Gözgöze geldik tekrar. Yüzünde öyle bir ifade vardı ki, seyretmeye doyamıyordum. Sonra ata biner gibi üstüme çıktı. Artık daha da vıcık vıcık bir hale gelmiş olan amı, sikimi bir anda yutuverdi. Öylece oturdu.

            - “Çok güzelsin bebeğim…” dedim ona.

            - “Ohhh…”

            - “Çok da azgınsın…”

            - “Evet sevgilim… Ohhh evet… Hep o zenciler yüzünden…”

            - “Ama sen de onları mahvettin bu arada bebeğim…”

            - “Ohhh evet… Siklerini kaldırdım…. Ah sevgilim bir bilsen ne kadar büyüktü ikisinin de siki…”

            - “Belli oluyordu bebeğim…”

            - “Şimdi ne yapıyorlardır acaba..?”

            - “Ben onların yerinde olsaydım, seni düşünüp otuzbir çekerdim…”

            - “Ahhh böyle şeyler söyleme sevgilim… Fena oluyorum…”

            - “Neden..? Hoşuna gitmiyor mu..? Düşünsene onların odalarında yatağa yatıp, o kocaman siklerini okşayarak otuzbir çektiklerini… Seni hayallerinde sikerek otuzbir çektiklerini düşün onların bebeğim…”

            - “Ooouuuvvv…”

            Beli geliyordu karımın. Kalçaları üstümde delicesine hareketler yapıyor, vücudu sarsılıyordu. Durulması uzun zaman aldı. Başı önüne düşmüştü. Onu yeniden ateşlemek için kalçalarımı yukarı kaldırıp bastırmam yetti yine de. Yeniden hareketlendi.

            Şimdi bacaklarından güç alarak sikimin üstüne oturup kalkıyordu. Amı bir nehire dönmüştü sanki. Sonra birden doğruldu. Sikim çıktı amından. Elini getirip onu yeniden tuttu ve biraz geriye kaydırıp, götünün küçük deliğine dayadı. Tam gözlerimin içine bakarak, yavaş yavaş oturmaya başladı yine. Her yer am sularıyla o kadar kayganlaşmıştı ki, yağ gibi kayıyordu sikim götünün içine. Yüzü zevkle çarpılmış, dudakları aralanmıştı.

            Onun, götünden sikilmeyi ne kadar çok sevdiğini bildiğim için, hiç şaşmıyordum buna. Ama bu gece, her zamankinden daha değişikti nedense. Her zamankinden fazla zevk alıyordu karım. Dibine kadar aldı sikimi içine. Sonra yine hareketlendi kaçları. Sikim götüne girip çıkıyordu artık.

            - “O zenciler…” dedi sonra da, “O zenciler, acaba götümü de sikmek istemişler midir sence sevgilim…?”

            - “Bilmem…”

            - “Mutlaka istemişlerdir bence… Ohhh mutlaka… O kocaman siklerini götüme de sokmak istemişlerdir… Ohhhhh…”

    Şimdi hareketleri daha da hızlanmıştı. Hızla oturup kalkıyordu sikimin üstüne. Götü inanılmaz kasılmalarla açılıp kapanıyor, sikimi sanki sağıyordu Sikilmeye hiç doymayacak gibiydi bu akşam. O iki Nijeryalı zenci, karımı bir sikiş makinesine çevirmiştiler. Ellerimi uzatıp, kütür kütür memelerini avuçlarıma aldım. Ne kadar zevk aldığı, yüzünden açıkça belli oluyordu.

            - “Ohhhh çok güzel sevgilim… Ohhh çok güzel… Ohhhhh… Ohhhhh…. Ahhh sikilmeye doyamıyorum… Çok güzel sevgilim… Ohhhhhh…”

            Yine tutamadım kendimi. Belim, götünün derinliklerinde fışkırmaya başladı. Aynı anda karım da belini getirmeye başladı. Ama hareketleri durmamıştı. Hala sikimin üstüne oturup kalkıyor, sikimi bir en ucuna kadar içinden çıkarıyor, bir en dibine kadar kaybediyordu.

            O küçük deliğinin kasları öyle bir tempoyla açılıp kapanıyor, sıkışıp gevşiyordu ki, tohumlarımı, içimde bir damla bile kalmamacasına sağıyordu. Sonra göğsüme yığıldı. Sikim hala götünün içindeydi. Öylece uyuyakaldık.

            Acaba karımı o iki zenciyle buluşturmak için neler yapabilirdim diye düşündüm uykuya dalmadan önce…

    Doktor Civanım

    Bir bankanın ilçe şubesinde müdürdü kocam… Çalıştığım özel muhasebe bürosundaki işimden ayrılmıştım onunla evlenmek için, şehir şehir gezmiştik. Fakat bu son tayin olduğumuz sıkıcı, ücra kasaba boğmaya başlamıştı beni…

    Otuzlu yaşlarda, güzel, fıkır fıkır bir genç kadın olarak gidecek hiçbir yeri olmayan, komşu ve banka personeliyle eşlerinin ev ziyaretlerinden başka aksiyon olmayan bu ilçede boğuluyordum.

    Kocamsa başka bir alemdi. İşinden başka bir şeyi gözü görmüyordu. Akşam iş çıkışı ilçe eşrafından birileriyle restoran dedikleri salaş meyhane kılıklı yerde rakıyı devirip eve geliyor, sızıp yatıyordu.

    Haftalık olağan sevişme günlerimiz vardı tatil günlerinde olmak şartıyla… Bunun dışında benimle seviştiği çok nadirdi. Ona da sevişmek denebilirse… Bir monotonluk… Bir kısır döngü… Psikologdan yardım almayı düşünüyordum artık…

    Sonra o geldi. Doktor…

    Üst katımıza taşındılar. İlk görev yeriydi… İlçenin hastanesinde doktor olarak çalışıyordu.. O da evliydi. Karısı çıtıpıtı, halim selim, sessiz bir şeydi. Komşu olarak tanıştık, kadınlar birbirimize gidip gelmeye başladık.

    Doktoru göremiyordum pek, hastaneydi, gece nöbetiydi derken pek karşılaşmıyorduk. Genç, yakışıklı, boylu poslu, neşeli bir adamdı. Karısıyla hiç uyuşmuyordu. Kızcağız evcimen, ağzından laf çıkmaz, sıkıcı bayıcı bir tip… Zamanla selamlaşır olduk sadece…

    Bir gece aniden bir sancı tuttu, kıvranıyorum. Ne yapacağını şaşıran kocam arabayı kapının önüne getirmek için çıkınca kapıda doktorla karşılaşmış. Çantasını alıp geldi hemen… Bir takım sorular sorup durumu öğrendikten sonra karnımı açtırdı, muayene etti. Kolit olabileceğini söyledi, bir iğne hazırlayıp kalçamı açmamı söyledi. Kocamın da yardımıyla kalçamı açıp iğneyi yaptı.

    Kısa sürede sancım geçmiş, rahatlamıştım. Minnetle ellerine sarıldım, utanarak engel oldu. Ertesi gün çalıştığı hastaneye gelmemi, bana bazı tetkikler yapıp ona göre hareket etmemizin daha doğru olduğunu söyledi… Kocam çok önemli işi olduğunu, sabah benimle gelemeyeceğini söyleyince,

    -“İsterseniz sabah benimle beraber gelebilirsiniz Gül hanım. Problem değil, nasıl olsa aynı yere gideceğiz.” dedi o rahatlatıcı sesiyle… Tekrar tekrar teşekkürlerle evine uğurladık doktoru…

    Sabah evinden çıkıp bize uğradı. Ben daha iyiydim. Gece rahat uyuyabilmiştim. Sabah da erkenden kalkıp özenle hazırlanmış, hafif mini eteğim, takım iç çamaşırlarım, çoraplarım, kokularımla doktoru bekliyordum. Doktorun arabasına bindik, kocamı yolda bankasına bırakıp doktorla beraber hastanenin yolunu tuttuk. Odasına çıktık. Biraz daha detaylı sorular sordu, röntgen filmleri çekildi, ultrason, tahliller yapıldı.

    -“Muayene odasına alıp tekrar muayene etmek istiyorum. Akşam detaylı inceleyemedim.” dedi.

    Paravanın arkasında bulunan sedyeye uzandım. Odada hemşiresi de vardı. Üzerimde giysilerim vardı. Eteğimi kasıklarıma, bluzumu göğsümün altına kadar sıyırdı. Elini karnımda gezdirerek muayeneye başladı.

    Geceki sancı olmadığı için çok rahattım. O rahatlıkla elimi oynatınca yanıma uzattığım elim, masaya çok yakın duran doktorun önüne değdi. Yanlış anlayacak korkusuyla kıpırdayamadım. O da kendini geriye çekmedi.

    Elini hala karnımda gezdiriyordu. Evde yaptığım plates, spor çalışmaları sayesinde dümdüz kaslı karnımda gezinen parmaklar huylandırmaya başlamıştı beni… Bu arada elime değen kısımda bir sertlik hissetmeye başladım. Penisi sertleşiyor muydu yoksa? Ben sertliği hissediyorsam o da elimin penisine değdiğini hissediyor olmalıydı.

    Karnımdaki eller aşağıya inmiş, kasıklarımı yokluyordu şimdi… Yumurtalıklarımı kontrol ettiğini söylüyordu bir yandan beni rahatlatmak için… Fakat deminki bastıran, yoklayan parmaklar şimdi okşarcasına hareket ediyordu.

    İfadesiz bir tavırla sırt üstü yatıyordum. İçimde başlayan kıpırdanmaları doktora belli etmemek için çabalıyordum. Parmaklar daha da aşağıya indi. Külodumun sınırlarında dolanan parmaklarının kasık tüylerimi okşarcasına tenime teması beni bitiriyordu.

    Parmakları yetmezmiş gibi bu kez de elime hafif hafif dokunan önünü elime bastırdı sanki biraz… Sertliği son safhaya ulaşmıştı. Beyaz önlüğün üzerinden damarlarının attığını bile hissediyordum sanki, ya da bana öyle geliyordu. Yine çekmedim elimi… Uff… Parmaklar kadınlığıma dokundu hafifçe… Gözlerimi kapatıp açtım sadece…

    Nefesimi tutmuştum heyecandan… Benden tepki gelmeyince cesaretini arttıran parmaklardan biri külodumun kenarından içeriye uzandı, klitorisime temas etti. Duramadım, yerimde kıpırdandım. Gözlerimi doktora çevirdim. O da bana bakıyordu. Kaçırmadım gözlerimi… Mavi gözlerinin içine içine baktım.

    -“Ağrı var mı?” diye sordu.

    -“Biraz…” diyebildim. Yok desem belki de bana zevk veren o uzun parmaklarını çekecekti. Çekmedi. Klitorisime dokunan parmak uzandı, ıslak kadınlığımın dudaklarının arasına girdi yavaş yavaş…

    -“Şimdi? Sanırım tam burası…” Hafif bir sesle,

    -“Evet…” dedim. ”Tam orası doktor bey…”

    Biraz geri çekilince penisine dayanan elim boşlukta kaldı, sedyenin kenarına düştü. Doktor tekrar yaslandı. Şimdi elim sedyeyle doktorun sertliğinin arasında kalmıştı. Yavaşça bastırdı. Düpedüz taciz ediyordu. Siki elimin üzerinde, parmakları kadınlığımdaydı. Ve o parmaklardan biri, orta parmağı sanırım boylu boyunca içime girmiş, vajinamda erkeklik organı gibi duruyordu.

    Elimi oynatınca geri çekildi. Fazla çekilmesine meydan vermeden elimle önündeki sertliği kavradım, sıktım. O da aynı anda dışarıdaki parmaklarıyla kadınlığımı avuçlayıp sıktı. Gözlerimiz birbirinden ayrılmamıştı tüm bu süre içerisinde… İkimiz de gözlerimiz ve ellerimizle anlaşmıştık. İstiyorduk birbirimizi…

    Hemşirenin masasındaki telefon çalıp arayan hastayla konuşmaya başlayınca, son bir kez üçgenimi avuçlayıp zorlukla ayrıldı benden… İçime soktuğu ıslak parmağını önce burnuna götürüp kokladı, sonra ağzına sokup emdi.

    -“Muayene tamam Gül hanım…” dedi sesini hemşireye duyarmak için yükselterek… “Size ilaçlarınızı yazayım. Buyurun masaya geçelim.”

    Eteğimi toplayıp çantamdan aldığım peçeteyle amımdan akan suyu sildim. Yanına gittim. Reçete yazdı, hastalığımdan bahsetti. Numune ilaçlar olduğunu, bana onları verebileceğini söyledi. Akşam iş dönüşü getirebilirmiş. Olur diyerek kalktım, kapıya yöneldim. Kapının önünde elimi tuttu,

    -“Çok güzelsiniz, harikasınız…” dedi fısıltıyla… Gözlerine baktım, parlıyorlardı maviş maviş…

    -“Sen de öylesin…” dedim gülümseyerek. Yanaklarım istekten yanarak kıpkırmızı, ayrıldık.

    Takside eve gidene kadar, evde bütün gün doktoru düşündüm. Kadınlığıma giren parmakları… Karnımı, göbeğimi okşayan narin doktor elleri… Nasıl da bir anda onu ister hale gelivermiştim… Onunla yatmayı istiyordum, hem de çok istiyordum. Bir sürü senaryo ürettim. Nasıl yaparız, ne yapabiliriz, nerde yaparız?

    Akşam beş gibi kapı çalındı, heyecanla, genç kız gibi koştum kapıya… Evet, o gelmişti. Titreyen ellerimle açtım kapıyı… Dudaklarım, dizlerim titriyordu. O derece heyecanlıydım. Kapıya tutunmak zorunda kaldım.

    -“İyi akşamlar Gül… İlaçlarını getirmiştim.” Dedi.

    -“Zahmet etmişsin” dedim gözlerinin içine bakarak… Uzattığı poşeti alırken parmaklarımız birbirine değdi, ürperdim.

    -“Şey, kocan yok muydu?”

    -“Henüz gelmedi ama, nerdeyse gelir…” Etrafa bakındı bir an, kimseler yoktu apartmanda, sessizdi ortalık. Bir hamlede kapının eşiğini geçti, yarı aralık kapının arkasında dudaklarımı öpüverdi.

    -“Çok tatlıydın bugün… Doyamadım sana…” dedi fısıltıyla… Bıraksam oracıkta sevişmeye başlayacaktı benimle… Aynı fısıltıyla, fakat heyecandan ölerek,

    -“Hayır…” diyebildim. “Burada, şu anda olmaz…” Çekildi yüzüme baktı… Gözlerimdeki isteği, şehveti okuyabiliyordu. Çünkü eminim o da aynı duygular içindeydi…

    -“Tamam. Yarın sabah gelirim o zaman… Nasıl dayanırım bilmiyorum ama…” Yüzü bana dönük geri geri kapıdan çıktı bunu söylerken…

    -“Tamam. Yarın sabah…” dedim kapıyı kapatırken, göz göze bakışarak…

    Kocam geldi. Yemek yedik, o televizyon izlerken hastalığımdan bahsettim, doktorun ilaç getirdiğini anlattım. Umarsızca kulağı haberlerde, başını salladı baştan savarcasına…

    Kalkıp banyoya gittim, bir güzel temizliğimi, bakımımı yaptım. Kendimi okşayıp ılık suyun içinde orgazm oldum. Sanki gerdek gecesine hazırlanıyordum. Gece yatağımda dönüp durdum. Sabahı zor ettim.

    Sabah kahvaltı yaptık, kocamı işe gönderdim. Sabahlığımı geçirmiş, balkondan bakıyordum. Karşıdan minibüse binen kocamın ardından sanki bekliyormuş gibi doktorun arabasının sokağa girdiğini gördüm. Apartmanın ilerisine park etti.

    Acele adımlarla yürürken başını kaldırdı. Bakıştık. O apartmana girerken ben de içeriye girdim. Sabahlığımı çıkarıp şeffaf geceliğimle kaldım. Gidip kapıyı araladım. Asansörü kullanmadan gelen doktor kapıya yaklaştığında açıp içeriye aldım.

    Girer girmez sarıldı, dudaklarımı öpmeye başladı. Traş losyonu, erkek parfümü kokusunu içime çektim o öperken… Dili dudaklarımı yalarken ittim,

    -“Acele etme, çok vaktimiz var. Bütün gün bizim…” dedim ama beni dinlemedi bile… Öpüşerek salona geçtik birbirimizden ayrılmadan. Beni geniş koltuğa götürüp yatırdı. Dün elimde hissettiğim sertliği bacaklarımda hissediyordum şimdi. Öpüşmeye devam ettik hırsla…

    Bir ara kalkıp üzerinde ne varsa bir anda çıkarıverdi. Şaşkınlıkla ona bakakaldım. Kocamla sevişmek için ışığın sönmesini beklerdim hep… Doktorda utanmak diye bir şey yoktu. Gerçi utanmasına gerek yoktu adamın… Öyle güzel bir vücudu vardı ki…

    Kaslı, tüysüz bedeninde sadece göğsünde ve kasıklarında biraz kıl vardı. Erkekliği yay gibi kıvrık, taş gibi olmuş, tavana doğru bakıyordu. Bacaklarının arasında bir balta vardı sanki… Elimi uzatıp hayranlıkla sikine dokundum,

    -“Bunu istiyorum…” dedim.

    -“Merak etme güzelim. Hepsi senin olacak” dedi. Üzerime eğildi, geceliğimi yukarıya sıyırıp bacaklarımı öpmeye okşamaya başladı. Elleri geceliğimin altındaki çıplak göğüslerimi okşayıp mıncıklarken bacaklarımı, baldırlarımın içlerini öpücüklere boğuyordu. Ellerinden zorlukla kurtulup,

    -“Dur lütfen…” dedim.

    Kalktım. Üzerimdeki geceliği, külodumu sıyırıp fırlattım. Ben de onun gibi çırılçıplak kalmıştım. Gece yaptığım bakım sonrası çıplak bedenim pırıl pırıl parlıyordu. Hayranlık dolu bakışlarının altında eridim adeta, kıvrandım. O da ayağa kalkıp sarıldı. Tekrar öptü dudaklarımı yercesine…

    Sonra aşağıya çekti, uzun tüylü halının üzerine yatırdı beni… Bacaklarımı aralayıp başını kasıklarıma gömdü bir anda… Kadınlığımı yalıyor, dilini içime sokuyor, kalçalarımı, memelerimi okşayıp sıkıyordu. İnlemeye başlamıştım. Ben inledikçe o tahrik oluyor, taş kesilen erkekliği bacaklarıma, her yerime sürtünüp duruyordu.

    Kalktı, bacaklarımı aralayıp yaklaştı. O güzel sikini ıslak vajinamın dudaklarına, klitorisime sürttü bir süre, fırçaladı. Sularımın aktığını hissediyordum. Yattığım yerden başımı kaldırıp kalın, kıvrık aletin kaygan am dudaklarımın arasında nasıl gidip geldiğine, nasıl güzel göründüğüne baktım. Dayanamıyordum artık,

    -“Hadi doktor…” dedim hırsla… “Dayanamıyorum artık… Sok şunu içime…” Onun da sabrı kalmamıştı zaten, hemen dediğimi yaptı, bir hamlede içime soktu o kalın şeyi…

    -“Ahhh.”. diyerek inledim, o korkunç zevk duygusuyla boynuna sarıldım. İçimde gidip gelmeye başladı.. Vajinam o kadar ıslanmıştı ki… Kocamın ince penisini yerken kuruluktan canım acıdığı halde, kocamdan daha kalın olan penisi yağ gibi içimde kayıyordu…

    Doktor üzerimde tüm ağırlığıyla abanarak, bastıra bastıra içime giriyor, sonra yavaşça çıkıyor, tekrar sokuyordu. Arada tempoyu değiştiriyor, hızlı hızlı girip çıkarak delirtiyordu beni…

    İçimden çıkıp ters çevirdi. Yüzükoyun yatırıp arkamdan yaklaştı, bu kez kalçalarımı ayırarak vajinama arkamdan girdi. Bu açıdan girince aldığım zevk daha da artmıştı sanki…

    Şimdiye kadar hiç tatmadığım zevkler yaşıyor, sanki bugüne kadar hiç dokunulmayan yerlerime dokunuyordu aleti… Arkamda gidip geliyor, üzerime eğilip sırtımı, boynumu öpüp yalıyor, minik ısırıklar atıyordu. Penisini köküne kadar sokup abandı, kulak mememi dişlerken,

    -“Biraz ara verelim, hemen boşalmak istemiyorum.” diye fısıldadı.

    İçimden çıkıp kendini yanıma, sırtüstü halının üzerine bıraktı. Yüzyüze duruyorduk. İçimden çıkması, o zevkin kesilmesi hoşuma gitmemişti. Dönüp bu kez ben üstüne çıktım. Havaya, tavana bakan sikinin üzerine yükseldim. Islak am dudaklarım penisini almak üzere açıldı. Hizalayıp yavaş yavaş çöktüm, her santimini hissederek içime aldım erkeğimi…

    Yüzüm ona dönüktü. Oturup kalkmaya, vajina duvarlarımda sikinin kalınlığını hissetmeye başladım. Kalçalarımı sağa sola, öne arkaya yaylandırıyor, arada eğilip dudaklarını öpüyor, dilimin ucuyla dudaklarını yalayıp dilimi ağzının içine sokuyor, delirtiyordum.

    Ben üzerinde çalkalarken doktor parmağını önümde ıslatıp arka deliğimi okşamaya başladı. Islak parmağını deliğimde hissedince çıldırdım adeta… Çok hoşuma gitmişti. Çılgınca hoplamaya başladım.

    Yine boşalmaya yaklaşmıştık ki, bu kez kaldırdı üstünden, koltuğa yatırıp tekrar bacaklarımın arasına girdi, köklemeye başladı… Artık geriye dönüş yoktu. Zevkten deliriyorduk ikimiz de… İnlemelerimiz, boğmaya çalıştığımız feryatlarımız birbirimizi tahrik ediyordu…

    Ben önce davrandım. Gözlerim karardı, kasılmaya, sikini içimde sağmaya başladım. Dakikalarca kasıldım. Sonlara doğru içimden çıkardı aletini, bir iki sıvazlamadan sonra o da böğürerek spermlerini üzerime yağdırmaya başladı. Karnıma, göbeğime krem gibi attırarak şiddetle boşaldı. Harika bir seks yaşamıştık.

    Birkaç dakika öylece kaldık. Penisi yumuşamış, yarı sert bir hal almıştı. Sonra yana devrildi, yan yana uzanıp kendimize gelmeye çalıştık. Sehpanın üzerindeki eşimin sigarasını alıp birer tane çıkardı, bana da uzattı. İçmediğim halde onu kıramadım. Birlikte birer orgazm sigarası tüttürdük, sohbet ettik.

    Ona kocamı anlattım. Cinsel gücünün ne kadar az olduğunu… İçime girdikten birkaç dakika sonra boşaldığını… Gerçek bir orgazm yaşamayalı çok olduğunu… Her şeyi…

    Oysa doktorla yaşadığım şehvet hiç onlara benzemiyordu. Seksin dibine kadar yaşamış, dibime kadar doymuştum. Hele doktorun performansı mükemmeldi. İnanılmazdı. Neredeyse bir saatten fazla, iki saate yakın süre sevişmiştik.

    Sigaramı yarım bırakıp kül tablasına bastırdım. Doktorumun üzerine eğildim. Penisini elime aldığımda sertleşmişti bile… Ağzıma aldım, öptüm, yaladım, emdim dakikalarca… Parmaklarımla torbalarını, kabalarını, arka deliğini okşadım bir yandan da… Yine taş kesilmişti penisi… İnlemeye başladığında bıraktım. Koltuğa dönüp pozisyonumu aldım.

    Ne istediğimi anladı hemen, arkamdan yaklaştı, ıslak vajinama girdi. İçimde gidip geliyor, kasıklarımı kalçalarıma çarpıyordu. Bir yandan da ellerini uzatmış, memelerimi avuçluyor, yoğuruyor, uçlarını sıkıyordu. Boynumu ısırıyordu arada…

    Kasıla kasıla tekrar boşaldı içime… Spermlerini ılık ılık vajinama bırakıp çıktı. Öyle mutluyduk ki ikimiz de… Eğilip suları akan amımı öptü, sularımdan alıp ıslak ağzıyla dudaklarımı öptü, kendi suyumu bana içirdi dudaklarından…. Doyumsuz piç, bitiriyordu beni her hareketiyle…

    “Peki, sen?” dedim yine halının üzerinde uzanırken… Başım göğsünde, bir bacağımı onun bacaklarının üzerine atmış, ıslak am dudaklarım onun bacaklarına sürtünürken… “Sen karınla nasılsın? Yeni evli sayılırsınız. Gençsiniz. Sekse doydunuz mu yoksa hemen? Gerçi pek uyuşmuyor gibisiniz gördüğüm kadarıyla ama…”

    -“Evet, uyuşmuyoruz.” dedi sıkıntıyla… “O da senin kocan gibi… Planlı programlı, haftada bir çamaşır günü gibi seks günü var. O da regl olmazsa… Bense… Görüyorsun ne durumda olduğumu kendi gözlerinle gördün.” Kikirdedim,

    -“Evet… Aygır gibisin. Seni zaptetmek her kadının harcı değil erkeğim benim…” dedim eğilip göğsünün ucunu öperek…

    -“Ama yapacak bir şey yok bugün için… Lise aşkıydık, yıllardan sonra evlendik. Evlendikten sonra cinsellik yaşadık ve kötü kaderimle baş başa kaldım. Bunca yıldan sonra onu bırakmayı, boşanmayı da erkekliğe sığdıramadım. İdare ediyorum işte…”

    -“Bu güçle, bu yakışıklılıkla boş kalmazsın sen… Hemşire, doktor, sıraya diziyorsundur.”

    -“Eh, yani…” dedi gülümseyerek dudaklarımı öptü… “Bugün de hasta düştü ağıma…” Alt dudağını ısırdım,

    -“Hasta şikayetçi değil. Hatta çok memnun…” dedim ben de… “Ve de çok mutlu…”

    -“Hasta demişken… Benim hastalara sarkan sapığın biri olduğumu düşünmeni istemem Gül… Ben senin hayranınım. Geldiğim, seni ilk gördüğüm günden beri hastayım sana… Güzelliğine, seksiliğine, bir de benimle konuşurken o buğulu bakışlarına…

    Gücenme ama… O gece kocanın yanında sen sancıdan kıvranırken ben senin altımda zevkten kıvrandığını hayal ediyordum. Öyle sikim kalktı ki… Sizden saklamak için çok uğraştım. Neyse… Benim hastaneye dönmem gerekiyor. Seni bırakmak istemiyorum ama…”

    Giyinirken ben yerde, bıraktığı yerde yatıyordum yorgun argın… Seks yorgunu… Sikilmiş… Doymuş… Mutlu… Gömleğini iliklerken,

    -“Hiç anal yaptın mı? Yapmamış gibi duruyor anladığım kadarıyla…”

    -“Hayır yapmadım. Çok acıyormuş. Yapanlar öyle söylüyor, ben de korktum hep…”

    -“Merak etme, ben acıtmam. Kremler, gevşeticiler var. Çok zevk alırsın, emin ol…” Ayağa kalktım, gömleğinin yakalarını düzeltirken, sorarcasına

    -“Yarın deneyelim öyleyse?” dedim.

    -“Yarın… Aynı şekilde buluşalım…” diyerek öptü, vedalaştık, çıktı gitti.

    Ertesi gün kararlaştırdığımız gibi, sabah kapıdan içeriye süzüldü. Bu kez yatak odasına götürdüm onu öpüşe öpüşe… Geniş yatağın kenarında heyecanla soyunduk, çırılçıplak yatağa atladık. O dünde kalmıştı, anal yapmak istiyordu.

    -“Hayır, önce normal yapalım. Önden… Sonra bakarız…” diyerek sarıldım.

    Aygırım bir saat boyunca yatağın içinde evire çevire sikti beni… Klasik pozisyonlarda seviştik. İnlete inlete boşalttı beni… Kendi de üzerime boşaldı. O sigarasını içerken ben minik bir duş aldım, temizlenip geldim. Birer kahve yaptım, erkeğimle beraber yatağın içinde çıplak, kahvemizi içtik.

    Kendime inanamıyordum. Kocamın yatağında gencecik bir aygırla sevişmiş, kıyasıya sikilmiştim. Orgazm sarhoşu bir halde seks molası vermiştim o yatakta… Kocamla yattığımız yatak odamız, hiç olmadığı kadar sperm, ter, erkeklik kokuyordu.

    Sigara ve kahveler bitince penisiyle oynadım. Kısa sürede yine taş gibi oldu. Yanında vazelin ve anestol getirmiş. Önünde domaldım. Önce öptü, kokladı, dilini sürdü. Sonra kremleri karıştırıp parmaklarıyla yedire yedire minik deliğimi on dakika boyunca kremledi.

    Aynı şeyi ben ona yaptım, vazelini sikinin her tarafına yedirdim. Sonra eliyle tuttuğu penisini arkamdan minik deliğime dayadı. Bakire deliğim çok dardı, almıyor, zorla sokmaya çalışıyordu. Zorlaya zorlaya anüsüm açılmaya başladı, fakat yine de zor olacaktı anlaşılan…

    Kalktı, mutfaktan yağı alıp geldi, bu kez yağ sürdü bana ve kendine… Tekrar bastırmaya başladı. Zorlaya zorlaya başını soktu. İnliyor, acıdığını, çekmesini söylüyordum. Fakat dinlemedi beni.. İyice bastırdı… Elimi arkaya atıp karnını tutmaya, engel olmaya çalıştım,

    -“Bırak canım yanıyor…” diyebildim acıyla…

    Sanki ben söylememişim gibi hızla kendine çekti, erkekliği bir anda yararak minik deliğimin içinde tamamen kayboldu. Acıyla bağırdım. Kasıkları popoma dayandı sımsıkı… Bir süre o şekilde bekleyip inlemelerimin azalmasını bekledi. Sonra gidip gelmeye başladı.

    Gerçekten az sonra o acı kaybolmuştu. Sıcak ve nemli, kaygan deliğimin içinde vazelinli siki rahatlamış, güzel kayıyordu. Büzüğüm sikini halka gibi sarmış, gidip geldikçe kaygan kaygan içim bir hoş oluyor, zevk duymaya başlıyordum.

    Elleri de boş durmuyor, alttan amımı, klitorisimi okşuyor, bunu yaptıkça götümden aldığım acıyı amımdan aldığım zevk bastırıyor, üste çıkıyordu. Biraz sonra ben elimi uzattım. Klitorisimi okşamaya başladım. Doktor da üzerime eğilmiş, alttan memelerimi avuçluyor, boynumu öpüyor, yalıyordu.

    Ben iyice kendimi kaptırmış, ritme girmiştim. Ben ritme, o zevke alışmaya, yükselmeye başladım ama doktor fazla dayanamadı. Olduğu gibi arka deliğimin içine boşalttı ne varsa… Arkamda sonuna kadar dayanmış, kulağımın dibinde soluklarını düzene sokmaya çalışıyordu.

    -“Ohhh… Harikasın Gül…” dedi. “Hayatımda böyle bir anal zevki yaşamadım nerdeyse… Çok güzeldi…” dedi.

    Yumuşamaya başlayınca çıktı arkamdan… Dizlerim acımıştı, ben de kendimi bıraktım. Çevirdi, bacaklarımın arasına girip oral yapmaya başladı bana… Amımı, klitorisimi yalaya yalaya bitirdi. Beni de… Kasıla kasıla boşaldım dilinin ucunda…

    Kalkıp alelacele duşa girdi, çıktı. Giyindi. Çıkarken çırılçıplak sarıldım erkeğime… Dudaklarını öperek uğurladım. Çıplaklığımdan etkilenen sikini avuçlarken kendini zor kurtardı,

    -“Lütfen bırak Gül…” dedi. “Seni bırakıp gidemiyorum. Yarın yine beraber oluruz. Yarın yine sikerim seni doya doya aşkım…” dedi, gitti.

    İlişkimiz aylarca sürdü. Her gün olmasa da, olabildiğince sık yapmaya çalışıyor, haftada iki, üç, evde, hastanede, kendimizi birbirimizin kollarına atıp, seks açlığımızı doyurmaya çalışıyorduk.

    Arada evlerde bekleyenleri de doyuruyorduk tabi… Doktor karısını, ben kocamı…Haftada, on günde bir, hanımefendinin, beyefendinin canları ne zaman isterse, seks yapmak ne zaman akıllarına gelirse…

    Bir gün hamile olduğumu öğrendim. Doktor çok vajinama boşalıyordu ama kocam da o beş dakikalık sevişmelerinde döllerini içime akıtıyordu hep… Doğumdan sonra bir şekilde DNA testi yaptırdık saklı gizli doktorla… Babası kocamdı. Doktor rahatladı bunu duyunca…

    Hamilelik, lohusa dönemi derken ilişkimiz tavsamıştı. Çocuk da engel oluyordu. Ama iyi kötü bir süre daha devam etti sevişmelerimiz… Tayinimiz çıkıncaya kadar sürdü.

    Yine arada bir telefonlaşıyoruz, görüşüyoruz. İlk fırsatta bir punduna getirip buluşmak, koklaşmak istiyoruz. O güzel sevişmelerimizin tadı ikimizin de damağımızda… Hasretle bekliyoruz kavuşacağımız günü…

    İki Kocalı Bir Kadının Hikayesi

    Bir akşam bankanın yemeği vardı. Metin gelmek istemedi. Ben de çok üstelemedim. Aylardır aramız limoniydi. İlk yeni evli dönemi geçmiş, bir şeyler kopmuştu sanki son zamanlarda… İletişim kurmakta zorlanıyorduk. Sevişmelerimiz bile tekdüze, monoton bir görev halini almıştı.

    Yemekte Selim ile karşılaştık. Aynı masaya oturduk. Eskilerden konuştuk. Sohbet güzeldi. Farkında olmadan kaç kadeh içtim hatırlamıyorum. Sonra “Hadi bir yere dansa gidelim” dendi. Önce olmaz filan demiştim ama ısrar kıyamet. Tamam deyip kocama haber verdim. Selim,

    “Sen merak etme, ben eve bırakırım” dedi. Canlı müzik de çalan bir mekana gittik. İçerisi tıklım tıklımdı. Zar zor bara ilerledik. İçkilerimizi alıp müziğin ritmiyle sallanmaya başladık. Kalabalığın içinde Selim ile dip dibeydik. Birbirimizi duymak için kulaklarımıza bağırmamız gerekiyordu. Kesik kesik konuşuyorduk.

    Selim durmadan bana nasıl hayran olduğunu söyleyip duruyordu. Bir eli belimdeydi. Ben de içkinin etkisi bir yandan, adeta otobüs kalabalığı bir yandan, iyice arkam dönük olarak Selim'e yaslanmıştım. Orkestrayı izliyor, müziğin ritmiyle güya dans ediyorduk. Bir ara ensemde bir öpücük hissettim. Ürperdim. Dönüp Selim'e baktım.

    Elleriyle pardon der gibi bir hareket yaptı. Bir şey demeden döndüm. Benim tepkimden cesaret almış olmalı ki elleri yavaş yavaş fark ettirmeden belimi okşuyordu. Tepki vermedim. İçim volkan gibi kaynamaya başlamıştı ama… Sanki unuttuğum bir takım duygular bedenimi ele geçiriyordu.

    Giderek daha cüretkar olmaya başladı. Belimi okşayan parmaklar yavaş yavaş ilerliyor, karnımı, kalçalarımı okşuyordu… Kalçamı okşayan elinin yanı sıra başka bir sertlik daha hissediyordum. İki eli de belimde, kalçalarımda dolaştığına göre… Arkama batıp duran sertlik penisi olmalıydı. Onun pantolonun ve benim eteğin kumaşlarının üzerinden o sertliğin yakıcı sıcaklığını hissedebiliyordum sanki…

    Heyecandan geberecek gibiydim. Yanaklarım, içim alev alev yanıyordu. Aslında beni sabaha kadar okşamasını istiyordum, fakat bir yerde elini tutup yaramazı durdurdum, beni iyice kendimden geçiren ellerinin önüne set çekip engel oldum. Gerçi kalabalıkta, alkol duvarlarının aşıldığı o geç saatte kimsenin kimseyi görecek hali yoktu ama yine de ne bileyim, çekindim. Bıraksam ayak üzeri sevişecekti benimle… Ve biraz daha beni okşamasına izin verirsem benim de ondan farkım kalmayacaktı. Saat gece yarısına doğru,

    “Gidelim Selim… Geç oldu, kocam merak eder.” dedim.

    Diğerleri kaldı. Selim söz verdiği gibi beni eve bırakmak için benimle çıktı. Yola çıktık. Bir yandan alkol, bir yandan yanımda oturan bu yakışıklının içimi ürperten ilgisi… Mutluydum, başım dönüyordu mutluluktan… Tam oturduğum semte girmek üzereyken birden yön değiştirdi.

    “Nereye gidiyorsun?” dedim.

    “Bir kahve içelim öyle bırakayım” dedi. Bir şey demedim. Bu saatte, bir erkeğin evinde, başbaşa kahve içmek…? Başım fıldır fıldır dönüyordu. Bir apartmana girdik. Kapıyı açtı. İçeri girdik.

    “Kimse yok mu?” diye sordum usulen… Gece yarısı evine kadın aldığına göre yalnız olmasından başka seçenek olmadığını daha sorarken biliyordum aslında… Gülümseyerek,

    “Yok. Ev halkı Ankara’da…” dedi. Salona geçtik. Kendimi kanepeye attım. Selim kahve yapmak için mutfağa geçti. Neredeyse sızmak üzereydim ki elinde kahvelerle gelmiş. Fincanları sehpaya bırakıp yanıma oturdu. Saçlarımı okşayarak,

    “Hadi kalk Gül, kahven hazır” dedi. Toparlanmaya çalıştım. Sendeleyince Selim kolumdan kavradı. Gözgöze geldik. Ve nasıl olduysa o anda öpüşmeye başladık.

    Selim'in elleri vücudumun her yerinde dolaşıyordu. Karşı koymak istiyordum ama ne mümkün… Ve aylardır kupkuru olan, kocamla sevişmekte zorlanan ben, sırılsıklam olmuştum. Heyecandan titriyordum. Selim beni hızla soymaya başladı. Üzerimde külodumun dışında hiç bir şey kalmamıştı.

    Beni yatağa sürükledi. Yatakta sevişmeye devam ettik. Külodumu çıkarmaya kalkınca elini tutup

    “Hayır, bırak, olmaz” dedim.

    “Neden olmaz?” dedi.

    “İkimiz de evliyiz, yapamayız…” filan gibi klasik şeyler geveledim. Ne kadar saçma… Üzerimde sadece minicik bir külotla yabancı bir erkeğin kollarında şehvetten kendimi kaybetmek üzereyim, adama hayır yapamayız diyorum. Eli bacak aramdaydı. Sırılsıklam olduğumu görüp,

    “Hadi direnme… Sen de istiyorsun” dedi ve bir hamlede külodumu yırtarcasına çıkarıp üstüme çıktı. Çılgın gibi sevişiyorduk. Aletinin ucu içeri girmek için vajinamın dudaklarına dayanmıştı ama ben bacaklarımı kasıyor ilerlemesine izin vermiyordum.

    “Bırak gireyim” dedi. Bırakmadım. Ama bir yandan da deliler gibi öpüşüyorduk. Sonunda bacaklarımın bağı çözüldü ve içeri kayarak girmeye başladı. İçim sanki ateş gibi yanıyordu. Dile kolay, kocamla aylardır böyle istekli, arzulu bir sevişme yaşamamıştım. Hep görev gereği, çoğu orgazm olmadan biten yasak savar bir seks yaşamı… Selim’in erkekliği dibine kadar girdiğinde derin bir oh çekerek kendimi tamamen bıraktım.

    “İçin ne kadar sıcak Gül… Adeta yanıyor” dedi. Bir süre içimde öyle hiç kıpırdamadan durdu. Öpüşmeye devam ettik. Ve yavaş yavaş gidip gelmeye başladığında daha fazla kayıtsız kalamadım. Selim’in kalçalarına yapışıp,

    “Daha hızlı… Daha hızlı… Kökle…” diye inlemeye başladım. Bankadaki hanımefendi Gül gitmiş, azgın bir fahişe gelmişti onun yerine…

    Hızlandı hızlandı hızlandı ve çığlık çığlığa boşaldım. Hemen arkasından Selim boşaldı. İkimiz de yatağa yığıldık kaldık. Ne kadar öyle kaldık hatırlamıyorum.

    Bir ara saate baktım bir buçuk olmuştu. Hemen yataktan fırlayıp telaşla sağa sola savrulmuş giysilerimi bulup giyinmeye başladım. Telaş içinde Selim de giyindi, çıktık hemen, arabaya atladık. Evin önünde beni bıraktı.

    Anahtarla kapıyı açtım. Yatak odasında Metin yatağa uzanmış, bir elinde kumanda o halde uyuyakalmıştı. Onu seyrettim bir süre. Hiç bir şeyden habersiz uyuyordu. Uyandırmamaya çalışarak elinden kumandayı alıp televizyonu kapadım. Karanlıkta oturup bir sigara yaktım. Kendimi ölesiye yorgun, fakat ölesiye mutlu, doygun, dingin hissediyordum o anda…

    Pencereden sızan ışığın altında uyuyan eşimi izliyordum. Yavaş yavaş içimi bir pişmanlık kapladı. Kocamı seviyordum. Ve buna rağmen onu aldatmıştım. O ise habersiz yatıyordu. Çok içkiliydim. Hala başım dönüyordu. Sigaram bitince yanına uzandım ve uyandırmamaya dikkat ederek saçını okşamaya başladım. Ama uyandı.

    “Aaa geldin mi Gül? Kapıyı duymamışım…” diye mırıldandı uykulu bir sesle. Uzanıp hafifçe dudaklarından öptüm. Öpüşmeye başladık. Tamamen uyanmıştı. Elimi aletine attığımda sertleştiğini gördüm. Hemen yatağa uzanıp bacaklarımı açtım.

    “Hadi aşkım becer beni…” dedim. Sanki kendimi affettirmek, işlediğim günahı kendimce vicdanımda dengelemek istercesine…

    O karanlıkta gözlerindeki şaşkınlığı görebildim. Elini bacak arama uzattığında elini tuttum. Her şeyi anlar diye korktum sanırım.

    “Hadi… Bekletme beni… İçime gir…” dedim. Üstüme çıktı ve içime bir hamlede girdi. Daha da şaşkındı.

    “Gül… Ne kadar ıslaksın, aman tanrım…” dedi, “Hiç seni bu kadar ıslak görmemiştim.”

    “Becer beni aşkım… Doldur içimi…” diye inliyordum. Her giriş çıkışında daha yarım saat önce Selim'in içime doldurduğu spermler dışarı akıyordu. Ve sonunda sarsılarak boşaldı. Arkasından da ben… Evet… Kadınlığımdan başka bir erkeğin dölleri akarken kendimi boynuzlu kocama becertmek öyle tahrik etmişti ki beni… Birbirimize sarılarak uyuduk. Metin olan biteni anlamamıştı. Varlığını bilmediği ortağının spermlerini benim zevk suyum zannetmiş, alabildiğine zevk almıştı benim istekli halimden…

    Öğleye doğru uyandığımda cep telefonumda kocamdan gelen bir kaç mesaj vardı. Aşk dolu cümleler… Ben de aynı şekilde aşk dolu cevaplar yazdım. Akşama kadar mesajlaştık. Akşam eve geldiğinde elinde bir buket çiçek vardı.

    Aklım karmakarışıktı. Eşimi aldatmış, çok sevdiğim, aşık olduğum sevgili kocamı bir güzel boynuzlamıştım. Fakat, pişmanlığımın da etkisiyle bir facia, olmadık olaylar beklerken tam tersi olmuştu. Sanki kocamla ilk günlerdeki aşık çift olmuştuk.

    Kocam içeriye girer girmez, daha koridorda başladık öpüşmeye. Tüm hafta sonunu sevişerek geçirdik. Neredeyse cuma gecesi olan biteni unutmuştum. Ama pazartesi günü Selim beni işten arayınca bir anda gerçekler kafama dank etti. Panikledim.

    Ona ikimizin de evli olduğunu, sarhoş olduğumuzu, içkinin etkisiyle yanlış şeyler yaptığımızı, olan biteni unutmamız gerektiğini söyleyip telefonu kapadım. Kocamı seviyordum. Bu olan biten bir anlık zaaf diyerek unutmaya karar verdim. Ara ara Selim arıyor, tekrar buluşmak istediğini söylüyor ben de hep aynı cevabı veriyordum. Böyle bir şey aramızda hiç olmadı diyordum. Bir kaç ay böyle geçti.

    Selim ısrarla aramaya devam ediyor, bir yerde oturup konuşmamız için yalvarıyordu. Sonunda ısrarlarına dayanamayıp konuşma teklifini kabul ettim. Metin'e

    “Arkadaşlarla eğlenmeye gideceğiz aşkım” dedim.

    “İyi olur Gül… Kafan dağılır, deşarj olursun. Psikolojin düzelir” diyerek destekledi. Selim ile buluştuk.Bir arkadaşından anahtarını almış, evine gittik. Düzgünce konuşup kocamı ne kadar sevdiğimi, yaptığımızın hata olduğunu anlatacak, bir daha rahatsız etmemesi için ikna edecektim güya…

    İçki, sohbet derken yine olan oldu, kendimizden geçip sevişmeye başladık. Artık kendimi tutamıyordum. Saatlerce salonda, yatakta, evin her yerinde seviştik. Üç ya da dört kere, tam hatırlamıyorum, içime boşaldı. O kadar geç kalmıştık ki, yine aceleyle, banyo yapamadan çıkmak zorunda kaldık.

    Eve dönerken spermler resmen bacaklarımdan sızıyordu. Eve geldiğimde Metin beni kapıda karşıladı. Demek camda bekliyormuş. Hızla soyunup kendimi yatağa attım,

    “Hadi aşkım… Becer beni…” dediğimde Metin dünden hazır, bir anda üstüme çıktı. Ve içime bir hamlede girerken adeta içimdeki sıvılar dışarı fışkırdı. Bütün gün seks yaptığım yetmezmiş gibi bir de kocamla deliler gibi seviştik.

    Bir akıntıya kapılmış gibiydim. Hem içimden bir ses yaptığın yanlış diyordu bir daha asla diyordu hem de bir kaç hafta sonra kendimi Selim’in kollarında buluyordum. Artık bu sahne ayda bir bazen ayda iki kez tekrarlanır olmuştu.

    “İçmek sana yarıyor karıcığım” diyordu Metin… “Öyle ateşli oluyorsun, öylesine istekli sevişiyorsun ki benimle…”

    Öte yandan, içimdeki suçluluk duygusu da yok olmaya başlamıştı. Bir yandan da bu olay ortaya bir çıkarsa kopacak skandalı düşünüyor, korkuyordum. Ama yine de Selim’le buluşmaktan kendimi alıkoyamıyordum.

    Kocamı seviyordum. Onun üzülmesi, incinmesi ihtimali beni korkutuyordu. Bir yandan da her şeyi Metin'e anlatmak istiyordum. Beni mastürbasyon yaparken seyretmekten hoşlanıyordu kocam… Ben Selim’i hayal ederek kendimi deli gibi parmaklarken, kocam da beni izleyip mastürbasyon yaparak boşalıyordu. İşte o akşamlardan birinde nasıl oldu bilmiyorum, konuyu bir şekilde açmak istedim.

    “Beni izlemek seni tahrik ediyor değil mi aşkım?” diye lafa girdim. Zaten eli erkekliğinde, bana baka baka sıvazlayıp duruyordu.

    “Hem de nasıl bebeğim…” dedi boğuk bir sesle… Biraz sonra yine,

    “Peki, mastürbasyon yaparken değil de, başka bir erkekle sevişirken beni izlemek hoşuna gider mi? Porno izler gibi bizi izlemeye ne dersin? Yabancı, muhteşem seksi bir erkekle sevişmemi, senin gözünün içine baka baka o erkeğin penisini yalamamı, beni bağırta bağırta içime girmesini izlemek istemez misin?”

    Kalbim deli gibi çarpıyor, kocamın vereceği cevabı bekliyordum. Durakladı önce, sonra da,

    “Ahh… Çılgınca geliyor kulağa ama… Evet aşkım… Ne yalan söyleyeyim. Seni başka bir erkekle sevişirken izlemek… Hoşuma gitmek de laf mı, bayılırdım…” dedi.

    O anda her şeyi itiraf etmek istedim ama yine de cesaret edemedim. Bunu fantazi gibi yaşamaya başladık. Senaryolar yazıyor, sevişirken uyguluyorduk. Metin kocam değil, kocaman aletli bir başka erkek oluyor, o yabancı erkek beni becerirken kocam da güya bizi izliyor, izlerken mastürbasyon yapıyordu.

    Kocaman aletli yabancı erkek hissini vermek için kocam penis kılıfları, vibratörler kullanıyor, öyle beceriyordu beni… Sanki gerçekten bir yabancı erkek penisi içime giriyor gibi oluyor, beni zevkten delirtiyordu. Bazen de ben kendime vibratör sokup yatakta kıvranırken kocam kenarda oturup kendini tatmin ediyordu bana baka baka…

    Bir gün yine bu fantazilerimizden biriyle coşup kendimizden geçmiş, sarsıcı bir orgazmdan sonra yatakta sırtüstü serilmiş yatıyorduk. Eliyle yorgun bedenimde gezinip okşarken bana

    “Gül… Bu yaşadıklarımızı gerçekten yapsak ya…” demez mi?

    Kulaklarıma inanamadım. Ama yine de sanki isteksizmişim gibi mırın kırın ettim.

    “Nasıl olur aşkım? Fantezi başka, gerçeği başka… Ya duyulursa… Rezil oluruz…”

    Israr etmeye, üzerime gelmeye başladı. Benden daha hevesli, daha bir istekliydi benim başkasıyla sevişmem konusunda… Sonunda ısrarlarına dayanamadım tabi ki, hala o istemez tavırlarımla,

    “Tamam aşkım… Dediğin gibi olsun… Ama ağzı sıkı biri olmalı…” nameleri yaptım bir süre… Kocam sevindirik olmuştu. Sonunda baklayı ağzımdan çıkardım. “Selim diye biri var. Gözü var bende… Belki o olur, ne dersin?” deyince

    “Tamam canım… Selim’i ayarla öyleyse… Hadi bir an önce yapalım şu işi…” demeye başladı. Selim’i merak ediyordu. Nasıl biriydi, yakışıklı mıydı, boyu kilosu? Bir çocuğun hediyesini merak ettiği gibi saf bir heyecan içinde sorup duruyordu. Anlattım ben de…

    “Yakışıklı, uzun boylu, sportmen, geniş omuzlu…” Beni Selim’e mıknatıs gibi çeken tüm özelliklerini anlattım kocama… Aslında tam o anda her şeyi itiraf etmek niyetindeydim ama son anda cesaret edemedim. Kocamın dudaklarına asıldım minnetle,

    “Biraz sabret aşkım… Doğal akışına bırakalım olayı…” dedim.

    Birkaç gün sonra istediğim oldu. Selim buluşmak için arayınca tüm cesaretimi toplayıp Selim’le buluşacağımı kocama bir mesajla bildirdim. Tepkisini merak ediyordum. Bir kaç saniye bekledim sadece, cevap geldi. “Olur” diyordu. Telefon açtım kocama, heyecandan ölmek üzereydim.

    “Ama sadece bir şey içip geleceğiz” dedim. Sevişeceğimizi söylemedim.

    “Sana kalmış bebeğim.” dedi. Kısa bir duraklamadan sonra da titreyen sesiyle ilave etti, “Hatta… Hatta istersen… Eve de çağırabilirsin…”

    Düşündüm. Ama cesaret edemedim. Selim’le buluştuk. Her zamanki gibi çılgınca seviştik. Defalarca içime boşaldı aşığım… Sonunda içim Selim’in spermleriyle dolu bir vaziyette eve geldiğimde kapıyı açan kocam heyecanla,

    “Ne oldu canım? Meraktan öldüm. Yalnız mı geldin?” dedi. “Selim’le gelirsin sanıyordum.” Sanki hayal kırıklığı yaşamış gibi konuşuyordu. Ben de bir yandan soyunuyor bir yandan kocamın sorularına yanıt veriyordum.

    “Yalnız geldim kocacığım…” dedim. Bu şekilde sorması galiba bana cesaret verdi. Ya da aklımı kaybetmiş olmalıyım. Çırılçıplak kocama sarıldım. Dudaklarından hırsla öptüm. Elinden tutup yatak odamıza götürdüm kocamı… Bu kez ışığı söndürmeden yatağa uzanıp bacaklarımı açtım. Ve bacak aramı işaret ederek

    “Selim’i getirmedim ama… Ondan bir parça getirdim yanımda…” deyiverdim. Bacaklarımın arasından hala Selim'in spermleri sızıyordu. Şok geçirmiş bir şekilde kadınlığımın dudaklarının arasından arka deliğimi yalayarak yatağa süzülen beyaz köpüklü spermlere bakıyordu.

    “Hadi gel aşkım becer beni…” diyerek şehvetle kocama kollarımı uzattım. Adeta büyülenmiş gibi üzerime çıktı ve vahşi bir hayvan gibi hırlayarak gidip gelmeye başladı.

    “Becer beni aşkım… Sik beni…” diye bağırıyordum. “Amcığımda başka bir erkeğin dölleri var… Karını siken adamın dölleri… Hadi sen de sik karını… Dölleriniz birbirine karışsın…”

    Bu sözlerim kocamı bitirmişti. Bir hayvan gibi kükreyerek içime boşaldı. Artık bütün ipleri koyuvermiştim. Ne olacaksa olacak diyordum. Sanırım aklımı kaybetmiştim. Kocam da kendini kaybetmiş gibiydi.

    O da yaşanan olayın tahrikiyle durmadan saldırdı bana, defalarca içime boşaldı, bütün gece benimle sevişti. Öyle ki, gecenin sonunda halsiz mecalsiz kendimi yatağa bıraktım. Kolay değil, aynı gün iki erkekle defalarca sevişmiştim. İki erkeğin dölleriyle yıkanmıştı bedenim, iyi hırpalanmıştım doğrusu…

    Ertesi sabah kendime geldiğimde vicdan muhasebesi yapıyor,

    “Delirmiş olmalıyım… Ben neler yaptım” diyordum içimden. Kocam çoktan uyanmıştı. Ben uzun bir süre uyuyormuş numarası yaptım. Metin’le dün gece olanlar için yüzleşmeye gücüm yoktu. Sonunda daha fazla sürdüremedim ve yeni uyanmış gibi yaptım.

    Metin tepemde dün gece neler olduğu ile ilgili yağmur gibi sorular soruyordu. Kaçamak cevaplar vermeye çalışıyordum.

    “Kaçta buluştunuz? Nerde buluştunuz? Orada sana dokundu mu? Sonra nereye gittiniz? Nasıl başladı? İlk hareket hanginizden geldi? Sonra ne oldu?”

    Sorular, sorular, sorular… Ben en ince detaylarına kadar anlattıkça Metin tahrik oluyordu. Ben de giderek daha az kaçamak cevaplar vermeye başladım. Ve en zor soru olan ve kocamın kafasını meşgul eden,

    “Nasıl oldu da daha ilk buluşmada yatağa gittiniz?” sorusunu sürekli geçiştirmekten vazgeçip pat diye gerçeği söyleyiverdim.

    “Aşkım… İlk değildi ki…” dedim. İkinci şok… Gözlerine kan oturmuştu. Zangır zangır titriyordu. Yüzü kireç gibiydi. Bir an fikirlerinin değişmesinden korktum. Tam iki erkekli bir seks yaşamına adım atmışken, belki daha da ilerletebilecekken yine eski halimize mi dönecektik? Yapamazdım bunu…

    “Nasıl? Daha önce de seviştin mi onunla? Ne zaman?” diye kekeleyip duruyordu kocam… Bir hamleyle doğrulup ona sarıldım,

    “Bırak bu soruları artık… Hadi gir içime… Becer beni aşkım…” dedim. Az önce yabancı bir erkeğin nasıl becerdiğini detaylarına kadar öğrendiği karısına sarıldı o da… Bir anda hırsla içime girdi. Aleti taş kesilmişti adeta… Her zamankinden daha uzun, daha sert, daha kalın geldi o anda… Dakikalarca gidip geldi içimde… Sertliğinden hiç bir şey kaybetmeden… Evire çevire… Sonunda içime fışkırdı….

    Şimdi düşünüyorum da… O gün yaptığım her şey delilikti. Bu gün hala olanları düşündükçe tüm bunları nasıl yaptım diye kendime hayret ediyorum. Belki de bir çeşit akıl tutulması yaşamıştım.

    Neyse ki her şey beklediklerimin tam tersi oldu. Bu ilk sarsıntıları atlattıktan sonra kocamla ilişkimiz hiç olmadığı kadar iyi oldu. Şu anda çok mutluyuz.

    Selim ile olan ilişkim devam ediyor. Başkaları da oluyor ara sıra… Ve kocamın da hepsinden haberi var.

    Haberi var demek lafın gelişi, yetersiz aslında…

    Kocam benim başka erkeklerle sevişmelerimi bire bir, yatağın kenarından naklen izliyor. Bazen çok hoşuna giderse o da aramıza katılıyor. İki erkeğin arasında kalmayı, aynı anda iki erkek tarafından okşanıp sevişmeyi her kadın denemeli bence… Anlatılmaz bir deneyim, inanılmaz bir zevk…

    erotikhikayeoku

    türbanlı ablamı siktim

    Merhaba değerli netwebcast.net okurları Hikayelerim biraz uzundur ama sıkılmadan sonuna kadar okuyacağınızı tahmin ediyorum… bileklere kuvvet… Biz Gaziantep merkeze bağlı küçük bir köyde çiftçilikle geçimini sağlayan bir aileyiz. Ablam Hasibe 25, ben Atakan 22, küçük kız kardeşim tuğçe 20, ve en küçük kardeşimiz ramazan 17 yaşında. Babam hiçbirimizi okutamamış zar zor liseyi bitirttirmişti. Ben zaman zaman babama tarla işlerinde yardım ediyor, sezon durduğu zaman da Gaziantepe gidip restoranlarda falan garsonluk yapıp ev ekonomisine katkıda bulunuyordum. Aile olarak mutaassıp bir yapıya sahip olduğumuzdan kızlarımız ve annem sürekli olarak başları kapalıdır. Evin içerisinde normal kıyafetleri varken bile saçları kapalıdır ancak dışarı çıkarken üzerlerine muhakkak pardesülerini giyerler yaz kış. Babamla akşam namazını camide kıldıktan sonra eve giderken yolda konuşmaya başladık. Ben Gaziantep te çalışmaya gittiğim zaman bekar evinde kalıyordum. Babam olum bak artık senin de elin ekmek tutuyor Allah razı olsun iyi kötü eve katkıda bulunuyorsun, ben sizi okutamadım içime dert oldu eğer sen de razı gelirsen ramazanı okutalım dedi. ben babamın elinden öpüp o nasıl söz baba benim de kaç zamandır aklımdaydı sana nasıl söyleyeceğim diye düşünüyor bir türlü cesaret edip söyleyemiyordum dedim. Bulunduğumuz köy merkeze 25 km uzaklıktaydı. Ertesi gün ramazanı alıp dershaneleri dolaşmak için antepe gittik. Ramazanla dershaneleri dolaştıktan sonra ekonomik olarak da bize yardımcı olan eğitim kalitesi de yüksek olduğu dershanenin birisiyle anlaştık. İki gurup vardı birisi hafta içi akşam diğeri de hafta sonu gurubuydu hoca ikisi de fark etmez ama bana sorarsanız hafta içi gurubu daha uygun olur hafta sonu tüm dersler yorar dedi. ben babamla konuşup yarın durumu bildirsem olurmu hocam dedim olur dedi. Dershanenin ilk taksidini ödeyip bişeyler yedikten sonra dolmuşa binip köye gittik. Akşam evde oturup konuşmaya başladık. Babama durumu anlattım babam da en büyük erkek evlat ben olduğum için benim sözüme önem verirdi. Baba öğretmen durumu böyle böyle anlattı, bu çocuğun hem okul kaydını antepe taşımak hem de orada dershaneye gitmesini sağlamak lazım dedim. iyi de bu çocuk tek başına orada ne yapacak dedi. ben de baba eğer müsaden olursa ben gideyim antepte küçük bir ev tutayım, bu çocuğun naklini oraya alalım ablam veya tuğçe de hafta da iki üç gün gelir bize yemek yapar, temizlik yaparlar hafta sonları da köye geliriz ben çalışır hem evin kirasını hem dershane taksidini hem de iki boğazı nasıl olsa doyururum ama siz burada sıkışırsınız dedim. babam da sen bunları yapabilirsen ben burayı her türlü idare ederim oğlum hem belediyeye adam alacaklarmış ben de belediyeye girerim geri kalan zamanlarda tarla işlerini yapar ben de buranın geçimini sağlarım dedi. ben dershaneye ve okula yakın kenar mahallelerden birinde ev tuttum, 3-5 parça bişeyler alıp evimize yerleştik ramazanın okul kaydını dershanesini düzenimizi kurmuş olduk. Ablam hasibe pazartesi bizimle beraber geliyor bir de Perşembe günü geliyor evi temizliyor yemek yapıyordu. Ogün kalıyor ertesi gün gidiyordu ben de büyük bir restoranda çalışıyor günlük aldığım parayı evde biriktiriyor aldığım bahşişlerle kendime kontur alıyor arada bir sigara alıyordum. Öyle büyük tiryaki değildim, bir paket sigara bana 3 gün gidiyordu. Ablam hasibe bir evlilik yapmış ancak kocası hamile kalmıyor kısır sizin kızınız diyerek ablamdan ayrılmıştı. İki senelik evliliğinde enişte bey 15 ay askerlik yapmış yani hepi topu 6-7 ay evli kalmıştı. O yüzden babam da ben de üzerine titriyor onu her şeyden korumaya çalışıyorduk. Sonra ablam bizde haftada 3 gün falan kalmaya bazen 4 gün kalmaya başladı. Ben işim gereği sabah evden çıkıyor öğlen arası paydosta eve yakın diye eve gelmiyor öğleden sonra tekrar işe başlıyor gece 11 de paydos edip 12 gibi evde oluyordum. Ben geldiğimde ramazan da hasibe de uyuyor oluyorlardı. Sabahleyinde 6,30 – 7 gibi vden çıktığım için birbirimizin yüzünü ancak hafta sonundan hafta sonuna görebiliyorduk. Ramazan hem yeni okulunun hem de dershanenin verdiği dersler altında eziliyor çok zaman kitapların üzerinde uyuyor kalıyordu. Ufak tefek olduğu için onu kucaklayıp yerine yatırıyordum. Bir gün eve geldiğimde hasibenin de onu beklerken ikisinin de oturdukları yerde uyuduklarını gördüm. Önce ramazanı kucağıma alıp yerine yatırdım. Hasibenin uykusu çok ağırdır. Ona birkaç kere seslendim, sonra baktım uyanacağı yok bari onu da yatırayım dedim, onu da kucağıma alıp, yatağına yatıracakken kolumda bir ıslaklık hissettim. Allah Allah bu kız altına mı işedi diye düşünmeye başladım. Onu da yerine yatırdıktan sonra lavaboya gidip kolumdaki ıslaklığı yıkamak için ışığı yaktığımda kolumdakinin döl olduğunu anladığımda beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Ogün sesimi çıkartmayıp bunu izlemeye karar verdim. Patrona bir yakınımızın vefat ettiğini söyleyip 3 gün izin istedim hatta patron Allah razı olsun bana 150 lira yani 5 günlük yevmiyemi de verdi. Bunu sana borç olarak veriyorum yevmiyenden kesmeyeceğim bahşişlerdeki payından keseceğim dedi. Allah razı olsun dedikten sonra öğlene doğru eve geldim, tam içeri girecekken içerden telefonla konuşarak tamam şimdi çıkıyorum diyen ablamın sesiyle hemen üst kattaki merdivenlere çıktım. Ablamı takip etmeye başladım. Aramızdaki yaş farkı çok olmadığından birbirimize isimlerimizle hitap ediyorduk ama sizin kafanız karışmasın diye böyle yazıyorum. Ablamı takip ettiğimde bir cafeye gittiğini gördüm. Ben de sessizce ne konuştuklarını duyabileceğim bir masaya ablamın beni göremeyeceği şekilde oturup gazete okur gibi yapıp onları dinlemeye başladım. Birbirlerine aşkım diye hitap ediyorlardı. Ablam bak Yusuf bu böyle olmaz niyetin gerçekten ciddiyse gel beni babamdan iste hemen her gün benimle beraber oluyorsun hamile kalacam ondan sonra Atakan babamdan önce beni keser vallahi diyordu. Siktiret ondan korkma o kardeşinizi okutacam diye sabahın köründen gecenin karanlığına kadar o inden dışarı çıkamaz, ramazana gelince de ona bir telefon aldım dokunmatik ekranlı ona beni bir arkadaşımla tanıştıracağım dersin ben de onunla tanıştığımda başarısından dolayı tebrik ediyormuş gibi bu telefonu hediye eder onu kafalarım sen rahatına bak diyordu. Hem niye bu kadar dert ediyorsun ben seni harçlıksız koyuyormuyum sana verdiğim paralarla istesen çok rahat ev kurabilirsin istiyorsan ben sana ev açayım dedi. ablam da manyakmısın Yusuf sen karını boşamadan ben seninle nasıl aynı evde yaşarım dedi. Ben sinirden kendi kendimi yiyor oracıkta ikisini de öldürmek istiyordum. Ama iş nereye kadar gidecek diye merak ediyordum. Sonra Yusuf hadi eve gidelim ben seni çok özledim dedi. Ablamda bak anlaşma yapalım içime boşalmak yok eee o zaman ben seni niye sikiyorum 31 çekerim daha iyi dedi. Ablam da tamam fazla uzatma istiyorsan öyle yoksa sen bilirsin deyip masadan kalktı ben de takip etmeye başladım. Eve gitmeye niyet ettiğini anladım bizim eve giden dolmuşa binmişti ben hemen onun arkasından taksiye binip evin yolunu tuttum. Eve girip saklanmaya karar verdim. Eve girip ablamla ramazanın yattığı yatağın altına girdim. Ben eve girdikten yaklaşık 45 dakika sonra ablam eve geldi. Allah Allah neden bu kadar geç kaldıki diye düşünmeye başlamıştım ki ablam merakımı fazla sürdürmedi. Eve gelmiş bir yandan banyoya girmek için soyunuyor bir yandan da söyleniyordu. Ya ben ne bok yiyecem o kadar söyledim pezevenge içime boşalma diye yine içime boşaldı yatağın altından onun beni göremeyeceği şekilde izlerken ablamın bacaklarında jartiyer üzerinde tanga avuç içi kadar bir kilot olduğunu gördüm. Sonra onları da çıkartıp banyoya doğru gittiğinde bacaklarında adamın dölleri süzülüyordu. Çıkarıp yere bıraktığı kilotunda da döller vardı. O banyodayken telefonu çalıyordu, telefonun sesine banyodan çıkıp geldiğinde evdeyim Ragıp sana kaç kere dedim içime boşalma diye hortumu içime soktum çıkmıyor senin döllerin eğer hamile kalırsam karını boşayıp beni almak zorunda kalacaksın diyordu. Küçücük amını sikmeyen kalmamıştı heralde mahallede Ragıp amca mahallemizin bakkalıydı. Dışarıdan hacı geçinen namuslu gözüken pezevengin biriydi. Mahallede taciz etmediği kadın yoktu ama demekki ablamı sikmeyi başarmıştı. Ablam banyodan çıktıktan sonra yan komşumuz Sibel geldi. Ablamın arkadaşıydı, daha doğrusu arkadaş olmuşlardı. Sibel yeni evliydi taş gibi bir hatun du 170-175 boy incecik bel hafif yukarı bakan sımsıkı kalçalar ve hiçbir zaman gözlerimi alamadığım füze gibi ileriye bakan küçük ama dim dik göğüsleri vardı. Ablam bu sefer havluya sarılıp banyodan çıkmış, kapının deliğinden bakıp Sibel olduğunu görünce kapıyı açıp içeri geçmişti. Sibeli göremiyor ama konuşmalarını duyabiliyordum. Hayırdır kızım bu saatte ne banyosu dedi ablama, o da ne yapayım bakkal Ragıp sigara almaya girmiştim illa beni arkaya çekti, eteğimi kaldırıp bir defa da içime girdi ayı içimi parçalıyacaktı, o kadar da söyledim içime boşalma diye ben de hamile kalmazsın artık bu saatten sonra deyip içime boşaldı eteğimi indirdi. Sigarayı da verdi hadi git deyip gönderdi beni dedi. Sibel de kızım sen çok ucuz orospusun ha bi sigaraya veriyon dedi. ablam da kızım mesele sigara değil, sen evlisin her gün çatır çatır yarağı yiyon onun için böyle rahat konuşuyorsun, senin de herifin şöyle bir hafta 15 gün yanına yaklaşmasın veya başka bir yere gitsin bak bakalım sen ne bok yiyeceksin önüne kim olursa verecek hale geliyor bazen insan dedi. Sibel de yok valla benim herif işini iyi biliyor haftada en az üç gün sikiyor beni aslında benim de içime korkuyu düşürdün ha benim herif yakında iş için kıbrısa gidecek o zaman ne yapacam ben dedi. ablam da asıl o zaman yarağı yedin kızım bu herif kıbrısa giderse orda her gün bir hatun siker buraya geldiğinde yüzüne bile bakmaz senin. Bütün mankenler bilmem neler oraya sadece sikilmek için gidiyorlarmış, bir sürü yabancı turistte var sen de benim gibi kalacan bakkal Ragıpa teslim olacan dedi. Sibel de ne işim var Ragıpla yav mahalle de genç mi yok veririm birine dedi. salak vereceğin adam evli olmalı ki icabında o da sende inkar edebilesin, hem akşam çekip evine gidip illa gece seni sikecem diye uğraşmaz hem de gündüz yedinmi gözün de görür ne yediğini dedi. ay kız abla azcık sus içimi bi hoş ettin. Hem o kadar dert etme o kadar boşta kalırsan sana kardeşimi ayarlarım geçen banyo yaparken gördüm kol kadar siki var kardeşim olmasa onunkinden başka yarak yemem ama senin kardeşin değil öyle bişey olursa sana ayarlarım dedi. bak sen furkanı ayarladın bana ama yetmiyor küçücük siki var doyurmuyor o yüzden başka sikici bulmak zorunda kalıyorum, bir de içime girmeden boşalıyor orospu çocuğu dedi. ben duyduklarıma inanamıyor beynim uyuşuyor anlattıkları karşısında ama tahrik olmaktan da geri duramıyordum. Sibelle biraz daha muhabbet ettikten sonra Sibel ben gidiyorum dedi, ablam da hadi o zaman hem seni yolcu edeyim hem de manava gidip eve yemeklik bişeyler alayım dedi. Onlar evden çıktıktan beş dakika sonra ben de çıktım evden ve sokaklarda dolaşmaya başladım, bir müddet sonra yorulunca bir parkata oturdum orda çay servisi de yapıyorlardı. Biraz oturup çay may içtim ama aklımı bir türlü toparlayamıyordum, ablamı anlamak onun kadın olduğunu ihtiyaçlarının olduğunu kabullenmek istiyor ama bunu her önüne gelenle yapmasından adının orospuya çıkmasından korkuyordum, öbür taraftan sibeli bana ayarlama ihtimali vardı, onu gördüğüm yerde neredeyse boşalacak gibi oluyor elim ayağım birbirine dolanıyordu. Bu ikilem benim beynimi uyuşturuyordu. Akşam 11 gibi eve gittim. Gittiğimde ramazan ders çalışıyor ablam da tv izliyordu. Suratımın asık olduğunun farkında bile değildim, eve girdiğimde ramazan bir yandan ablam bir yandan bana neyin var ne oldu gibisinden sorular soruyorlar konuşmak istiyor ama susuyordum, çünkü ne yapacağıma karar verememiştim daha. İşyerinde kavga ettim dedim mahsus. Sonra da banyoya girdim. Ben banyoya girmeden önce banyo dağınık biraz toplayayım falan diye benden önce davranmaya çalıştı ama ben ne olacak sanki yabancı mı var evin içinde deyip banyoya girdim. Banyoya girdiğimde kirli çamaşırları ortadaydı o da benimle beraber girmişti kızım bari kirli sepetine at dedim. o da ya tam atacaktım ramazan geldi onunla ilgilenince unuttum dedi. iç çamaşırının orta kısmındaki kurumuş dölü gördüm, hayırdır kızım hastamısın seni doktora götüreyim bu ne kadar iltihap böyle diye anlamamazlıktan geldim. O da saol Atakan gittim doktora ilaç verdi ondan biraz arttı, ama yakında kesilecekmiş dedi. iyi neyse benim için önemli değil çocuk görmesin daha neyin ne olduğunu bilmiyor yanlış anlar dedim. tamam deyip alel acele topladı banyoyu, o toplarken ben de onu seyrediyordum. Üzerindeki eşofman eğildiği zaman kıçının arasında giriyor amı tas gibi ortaya çıkıyordu anlaşılan altında donu yoktu. Önünü dönüp eğildiği zamanda benden çekinmediği için taş gibi ve bembeyaz memeleri onların pembe-kahverengi uçları gözüküyordu ister istemez tahrik oldum ben de hadi çık benden sonra toparlarsın diyerekonu banyodan çıkarttım. Müthiş tahrik olmuştum, bir yandan da kendime kızıyordum adam ablasından nasıl tahrik olur diye ama elimde değil sikimi de indiremiyordum. Acaba beni yine izliyormudur izliyorsa ona güzel bir malzeme vereyim diyerek, banyonun kapısının karşısındaki klozete oturup, 31 çekmeye başladım. Boşaldıktan sonra da onun kirli donlarından bir tanesiyle sikimi temizledim ve duşa girdim. Ertesi sabah kalktım yine işe gidiyormuş gibi giyinip evden çıktım, yalnız çıkarken hasibe uyanıktı öğleyin yemeğe gelecem bundan sonra öğlenleri durmayacam orada dedim. tamam sen bilirsin deyip beni yolcu etti. Ben evden çıkıp kıraathaneye gittim giderken de poaça falan aldım çay poaça karnımı doyurup, evin oralarda turlamaya başladım. Saat 12 gibi dünkü konuştukları adam bizim sokağa girmişti. Ben de adamı takip etmeye başladım adam doğruca bizim eve gitti ama içeri girmeden 5 dakika sonra çıktı, ben de saat 12,30 gibi eve gidip anahtarla kapıyı açtım, içerde sibelle beraber oturuyorlardı, sibele hoş geldin ettikten sonra yemek var mı dedim. Sibel abi sen restoranda çalışmıyon mu adam çalıştığı restoranda aç gelirmi dedi. ben de canım bugün orada yeek istemedi gideyim evde yerim, hem de uyur dinlenirim dedim onun için mesaim biter bitmez geldim dedim. hasibe evde yemek yok abi kahvaltılık var istersen hazırlayım dedi. Sibel de dur bizde vardı ben alır gelirim şimdi dedi. çay koyayım mı dedi, ben de gerek yok hemen yatacam dedim. aslında seninle konuşmam gereken bişey vardı benim dedi. iyi konuş o zaman dedim. kapı çaldı sibelin yanında olmaz ayrıca konuşmam lazım dedi. olur dedim. kalktığımda konuşuruz. Sibel yemeği yedikten sonra ben gideyim dedi. ben de ya yok rahatına bak ben yatacam saten dedim. içeri odaya geçtim, yatıyor numarası yaptım, konuşmalarını dinlemekti asıl amacım,içeriye gelmeyin pişik olmuşum, çıplak yatacam dedim. aslında bu sibele bir davetti, neyse vantilatörü de açıp önüne yattım, üzerimde çarşaf vardı ama altımda bişey yoktu. Bir süre sonra hasibe benim uyuyup uyumadığımı kontrol etmek için habire mutfağa girip çıkıyordu, ben de gözlerimi kapatmış, uyuyor numarasına devam ediyordum. Hasibe sibele eee ne yaptın bugün anlat bakalım dedi. Sibel de kızım abin içerde duyarsa resil olurum diyordu hasibe de n e duyması kızım atakanın uykusu çok ağırdır, top atsan duymaz diye onu konuşması için ikna ediyordu. Valla bugün dediğin internet sitelerine girdim bir sürü film izledim azdım, akşamı zor edecem dedi. ne kadar büyük yaraklar varmış, ben de benim herifinkinden başka görmediğim için onu büyük sanırdım dedi. Kızım bak ben sana diyorum asıl hazine içerde, ahh ne vardı kardeşim olmasaydı dedi hasibe, nasıl yani dedi. bak mutfağa doğru git yatak gözüküyor demin dönerken gördüm üzeri açılmış, bir bak istersen dedi. Sibel de kızım manyakmısın uyansa ne diyecem dedi. ya aman ne istiyorsan onu yap, dedi. Sibel de belli sen beni zorla kardeşine siktirecen ama bakalım o bu işe ne der dedi. bi de istemem derse külliyen rezil olduk benim ölmem lazım dedi. hasibe de ha sen razısın yani dedi. Kızım sen beni yoldan çıkartıyon dedi. git bak beğenmezsen bana ne dersen kabulum dedim. sonra ayak seslerinden odaya doğru yaklaştıklarını anladığımda gözlerimi kapattım, ama nefes alışverişlerini hissediyordum. İkisi de odaya girmişlerdi. Ablam üzerimdeki çarşafı kaldırdığında sibelin sessizce ohaaaa dediğini duymuştum. Yüzümde bir tebessüm oluşmuş ki Allah bilir rüyasında ne görüyor, baksana yüzü gülüyor dedi ablam kısık bir sesle fısıltı ile konuşuyorlar bazen gerçekten zor duyuyordum. Sonra içeri geçtiler, kızım bu senin yaptığın delilik ha ikimiz birden içerdeyiz farzetki uyandı, hadi ben komşuyum bi şekilde idare ederim de sen ne bok yiyecen onu düşünmedin mi hiç dedi. ondan kolay ne var ben de Sibel seninkini yiyecekmiş bi bakayım alabilirmiyim dedi ben de ona gösteriyordum derim çıkarım işin içinden dedi. kızım sen kudurmuşsun Allah ıslah etsin seni dedi. sonra biraz normal muhabbetten sonra bak kızım bu işlerden alini ayağını çektirecem senin haberin olsun dedi Sibel, hasibe de nasıl olacak o iş dedi. benim abim varya öğretmen olan, eee dedi. o yarın buraya geliyor, yaz tatili için burayı beğenirse de burada yerleşecek bizim üst kata dedi. abimle biz arkadaş gibiyiz, ona seni anlattım, seni günde en az 3 posta sikmeyi kabul etti dedi. ablam da vay orospu demek beni pazarladın ha dedi. ben seni Atakana siktireyim de aklın başına gelsin dedi. yalnız söyleyim abim götçüdür ona göre dedi. sen nerden biliyon kız zilli dedi. o da arkadaşımın birisini ayarlamıştım, kız bir hafta oturamadı da ordan biliyom dedi. nasıl yani deidm kız bana anlattı, abim amını götünü dümdüz etmiş kızın dedi. hasibe kızım ben götten yemedim ki hiç yapamam dedi. Sibel de biz nişanlıyken benim herif beni götten sikmeye alıştırdı, sen de alışırsın, alıştın mı çok zevkli dedi. ee nasıl yani siz göttendemi sikişiyotsunuz dedi. tabiî ki kızım amımı sikmeye başlıyor amım genişlediği zamanda çıkartıp götüme sokuyor götüme de boşalıyor bu sayede korunma gereği de duymuyoruz dedi. Sik ufak olunca alırsın tabi bakalım bizim atakanınki ni alabilecen mi dedi. sonra normal muhabbete başladıklarında, ben de uykudan yeni kalkmış gibi yeniden merhabalaşıp oadaya yanlarına geçtim. Sibel de ben kalkacaktım saten siz rahatınıza bakın dedi. ben ısrar ettim otur muhabbet ederiz diye evde yemeğim yok daha dedi. Ufacık poposunu sallaya sallaya gitti. Ben de hasibeye dönüp, ne vardı sen benimle ne konuşacaktın dedim. canım ramazan evde yokken rahat rahat konuşayım istedim. Sen dün banyodan çıktıktan sonra ramazan ben bir banyo yapayım dedi. o banyoya girdi ben de onun eşyalarını toplarken bir tane porno dergi buldum. Ellemeseydin gençtir normaldir dedim. ellemedim saten sorun bu değil dedi, nedir peki sorun dedim. benim çamaşırlarıma 31 çekip boşalmış dedi. ben suratımı asınca kusura bakma bunu senden saklamak istemedim benim olduğu kadar senin de kardeşin dedi. iyi de ne yapalım nasıl edelim diye düşünmeye başladım. Benim bunu bir karıya götürmem lazım ama karı bunu korkutursa daha ömrü billah karıya yaklaşamaz elimizle ibne etmiş oluruz çocuğu dedim. sen kadınsın koluda komşuda buna meyilli hatunlar vardır, araştır, parası neyse verelim çocuğu üzmeyecek şekilde bu işi bitirelim ben de araştırayım dedim. yarın izinliyim saten olmazsa yarın ben onunla erkek erkeğe bir konuşurum dedim. yarın sikicisini bekleyen hasibenin morali bozulmuştu. Hayırdır ne oldu dedim. ya aslında benim sibelle işim vardı sabah dedi. hayırdır dedim. ya kadınlara özel işler amma çok soru soruyon sende dedi. tamam tamam ben dışarı giderim dedim. akşam ramazan dersten geldiğinde onula gel biraz dışarı çıkalım senle dedim. dışarı çıktık, olum erkek adamsın biliyorum anlıyorum ama her şeyin bir yeri bir zamanı var ben ayarlayacağım sana ortamı sakın ola arkadaşlarına uyup karıya falan gideyim deme dedim. ramazan da mahçup tamam abi diyebildi sadece. Eve geri döndük, Sibel yine bizdeydi. Hoşgeldin falan faslından sonra Sibel hasibe abla seninle bişey konuşmam lazım deyip mutfağa çekti onu. İçerde bişeyler konuştuktan sonra Sibel iyi akşamlar deyip çekip gitti. Hayırdır ne fıs fıs konuşuyorsunuz dedim. anlattım ya sana dedi. ha dedim. sabah erkenden onlar kalkmadan kalktım, bilgisayarı açıp kamerayı salonun ortasını alacak şekilde en geniş açıya ayarlayıp, kayıt düğmesine bastım kamera kayıt panelini de gizledim. Elektrik kesilmezse akşama kadar kayıt yapabilecek hafıza vardı bilgisayarda. Sonra kahvaltıyı falan yaptıktan sonra Sibel geldi beni de evden kovdular temizlik yapacağız bahanesiyle ben de çıktım. Ama aklım evdeydi. İşiniz bitince haber verin bari deli dana gibi dolanmayayım ortada dedim. tamam dediler. Öğleden sonra 4 gibi hasibe beni arayıp işimiz bitti gelebilirsin dedi. eve gittiğimde hasibe ben çok yorgunum yatacağım dedi. ya hasibe bu çocuğun işi ne olacak konuşabildinmi kimseyle dedim. Sibel ile konuştum o halledecek dedi, nasıl yani dedim. onun bir tanıdığı varmış dedi. bana da haber verin kaç paraysa hem parasını ayarlayayım hem de o gece eve gelmeyelim dedim. tamam hele belli olsun konuşuruz falan dedi. içeri gidip yattı yatmasıyla horlaması bir olmuştu anlaşılan gerçekten yorulmuştu. Kamera kayıtlarını media playerde hızlıca oynatmaya başladım benim evden çıkmamdan yaklaşık 20 dakika sonra bunlar ağda işina başladılar ilk defa sibeli o zaman çıplak gördüm ablamı da birkaç defa görmüştüm ama hertarafını değil tabiî ki onlar koltuk altlarını bacaklarını amlarını bir güzel temizledikten sonra Sibel bir telefon açtı saat 11 gibi iri yarı hafif göbekli ama kasları daha çok olan bir adam geldi. Sibel öpüştükten sonra hasibe ile tokalaştılar, adam ilk önce sibelin yanına oturdu, konuşmaları kaydetmediği için seslerini duyamıyordum. Ama sonra kalkıp hasibenin yanına oturdu ve elini omzuna attı. Sonra onlar içeri yatak odasına geçtiler. Sibel biraz oyalandıktan sonra o da kapının ağzına onları izlemeye gitti, izlerken bir yandan da kendiyle oynuyordu. Yaklaşık yarım saat sonra ikisi tekrar salona döndüler ama adamın üzerinde benim şortum hasibenin üzerinde de bir gecelik gibi bişey vardı. Sibelle bir şeyler konuştuktan sonra Sibel gitti. Bu sefer Sibel odadan çıkar çıkmaz adamın şortuna saldırdı. Kameradaki görüntüden emin olamıyordum ama yüzüyle orantıladığım zaman kalın ve uzun bir yarak olduğu anlaşılıyordu, bir süre yaladıktan sonra kalkıp adamın kucağına oturdu. Ben bunları izlerken bir yandan da elim sikimde 31 çekiyordum, kardeşimin sikilmesi beni ayrı bir tahrik etmişti. Bu şekilde yaklaşık saat 3 kadar değişik pozisyonlarda sikişip durdular. Saat 3 gibi Sibel geri geldi o arada adam kalkıp üzerini giyindi ve çıktı. Bir müddet onlar oturup sohbet ettikten sonra beni aradıkları yeri de gördüm. Görüntüyü cep telefonumun hafıza kartına attıktan sonra bilgisayardan sildim. Aşırı tahrik olmuştum, sonra kapının ağzından yorgunluktan canı çıkmış hasibeyi izlemeye başladım bu sefer abla olarak değil de bir kadın olarak görmeye başlamıştım onu. Yere doğru baktığımda kilotunun yerde olduğunu gördüm ve acaba amı açıktamı görebilirmiyim uyanırsa üzerimi değişiyordum deyip kurtulurum derim diye düşünüp içeriye girdim. Yatağın ucuna geldiğimde gördüğüm manzara süperdi. Hasibenin altında kilot yok ama adam nasıl siktiyse amı halen açık duruyordu. Ben biraz daha izledikten sonra üzerime bir şort giyip, odadan çıktım ve doğruca tuvalete gittim. 31 çekip boşaldıktan sonra salonda oturup tv izlemeye başlamıştım ki hasibe uyandı abi saat kaç olmuş niye uyandırmadın beni çocuk gelecek karnı aç olur dedi. ya bugün yorulmuşsunuz gel otur dışarıdan söyleriz dedim. tamam üzerimi değişeyim gelirim dedi. üzerini değişip geldikten sonra oturamadığını fark ettim hayırdır kızım niye oturamıyorsun dedim. ya bugün ağda yaparken tahriş ettim kendimi heralde oturamıyorum dedi. ben de yutmuş numarası yapıp ses etmedim demekki götten de sikilmişti ama kamera görüntüsü net olmadığından anlayamamıştım. Ertesi gün yine işe gider gibi yapıp evden çıktım mısır çarşısına uğrayıp sesli görüntü kaydeden mini cep kamerlardan bir tane aldım. Hasibe ogün köye gidecekti. Akşam yine işten geliyor gibi yapıp eve geldim. Hasibe hazırlık yapıyordu kızım bu saatte nasıl gideceksiniz dedim. sibelin kocası arabayla bırakacak bizi dedi. iyi peki dedim. hadi sen de hazırlan dedi. yok ben bu hafta burada kalacam dedim. seni hınzır seni evi fazla batırmayın dedi. ben de pis pis sibelle temizlersiniz ne olacak dedim. olur sen kafana göre takıl deyip ramazanla beraber evden çıktılar ben de onları yolcu etmek için dışarı çıktığımda Sibel de oradaydı. Onları arabaya bindirip yolcu ettikten sonra Sibel ben bu makineyi çalıştırmayı bilmiyorum gel de şunu bi çalıştırıver sana zahmet bir de sana evin anahtarını vereyim, ben yarın işte olacam bu çamaşırları bi serersen iyi olur dedim. o da tamam abi deyip. İçeri geldi. Makineyi çalıştırırken eğilip domalması beni aşırı tahrik etmişti ama teklifin ondan gelmesini veya hayır dememesini sağlamak için sesimi çıkartmadım. Sibel evine gittikten sonra tornavidayla alçı panelden bir delik açıp kamerayı oraya yerleştirdim sadece bağlantı uçlarını açıkta bıraktım. Sonra da alçıyla tekrar kapattım. Bilgisayarın başına geçip, cep telefonuma attığım görüntüleri tekrar bilgisayara attım. Masaüstüne de izledikten sonra beni ara diye not bıraktım. Ben sabah işe gidiyor gibi çıkıp kahveye gittim. Onun sabah eşini yolcu edip evini toparladıktan sonra gelip çamaşırları sereceğini notu da okuyacağını biliyordum. Evi gözetlemeye başladım. Sibel bizim eve girdikten sonra önce çamaşırları serdi 15 dakika sonra evden çıktığında kıpkırmızıydı. Görüntüleri izlemişti ama nereye kadar merak ediyordum. Öğlen gibi işten geliyormuşçasına eve girdim. Eve girdikten sonra tekrar çıkıp Sibellerin kapısını çaldım. Sibel benim yüzüme bakamıyordu. Ben biraz bize gelsene konuşmamız lazım dedim. hayır ben senle konuşmak istemiyorum dedi. rezillik çıkartma sana 10 dakika müsaade anahtar var sende geleceksin deyip, eve geri döndüm, tıpış tıpış 10 dakika sonra kapının açılış sesini duydum. Sibel içeri geldi. Gel bakalım buraya otur dedim. bana bu görüntüler hakkında eminim diyecek bişeylerin vardır dedim. sen ne kadar utanmaz bir adamsın hem bizi gizli kameraya çek hem de bir de bana hesap sor dedi. seni polise şikayet edeceğim dedi. peki et hatta istersen ben arayayım benim kızkardeşime hacıanalık yapıyor diye dedim. nasıl yani dedi. görüntülerin geri kalanını izlemedin galiba dedim. dahası da mı var dedi. gel beraber izleyelim deyip ağda mağda fasıllarını geçip hasibeyle adamın odaya geçişlerini onun izlemesini sonrasında onun gidip hasibeyle adamın sevişmelerinin bir kısmını izledikten sonra bilgisayarı kapattım. Sibel kıpkırmızı olmuş sanki küçük dilini yutmuştu. Bir süre konuşmadan durduktan sonra benim gitmem lazım evde misafir var dedi. git ama bugün muhakkak geleceksin yanıma bu konu yarım kalmayacak dedim. ha daha hasibenin bundan haberi yok sen de söylemesen iyi olur dedim. hem senin hem de onun için dedim. bişey söylemeden çekti gitti. Yaklaşık 2 saat sonra geri geldi. Fazla kalmayacağım ne istiyorsun onu söyle dedi. valla bu işten öyle kolay kurtulamazsın daha ne yapacağıma ben de kara vermiş değilim sen düşün biraz dedim. gel dedin geldim ne istiyorsun söyle dedi. bana o adamın kim olduğunu ne iş yaptığını nerde yaşadığını ablamla neden tanıştırdığını anlatacaksın dedim. bu uzun hikaye dedi. uzunu kısası anlamam bunu bana anlatacaksın yoksa da olacaklara katlanacaksın dedim. nasıl yani dedi. gelecem kocanın yanında ablamı başka kimlere pazarlıyorsun kendini kaça pazarlıyorsun diyeceğim, kocan haklı olarak bana çıkışacak ben de görüntüleri kocana izleteceğim, daha 4 aylık evlisin orospu olduğunu düşünen kocan seni boşayacak ailen de bu karayla seni kabul etmeyecek sen de sokaklara düşüp ucuz orospu olarak yaşamaya devam edeceksin veya kardeşime getirdiğin müşteri kimse onun kapatması olacaksın dedim. sibelin gözünden yaşlar dökülmeye başlamıştı. Ne istiyorsun onu söyle dedi, para mı istiyorsun dedi. hayır dedim. pazartesi günü kocan işe gittiği zaman ben evde olacağım hasibe de burada olacak o zaman size ne istediğimi söyleyeceğim dedim. ama önce şu kamerayı yatak odanın dolabının üzerine güzelce saklayacaksın sonra da pazartesi günü bana getireceksin dedim. itiraz etmeye niyet etti ama sakın itiraz etmeyi aklından bile geçirme dedim. kapıyı yüzüne kapatıp içeri geçtim. Evin yakınındaki başka bir restoranda aynı koşullarda iş bulunca pazartesi günü sabah erkenden işyerine gidip, patronumdan içerdeki paramı da alıp saat 9 gibi eve geri geldim. Geldiğimde Sibel ve hasibe oturuyorlardı. Benim içeri girdiğimde ikisi de ayağa kalkıp, yüzleri yerde hoş geldin dediler. Hasibe bak Atakan açıklayabilirim deyince neyi açıklayacaksın, ben bugüne kadar sana kardeş gibi değil arkadaş gibi oldum, her sorununla ilgilendim, her sorununa göğüs gerdim. Bana bu lekeyi nasıl layık gördün deyip ona okkalı bir tokat attım, o kadar hızlı vurmuştum ki benim elim acımıştı. Sibel kendisine de vuracağımdan korkup, kurban olayım bana vurma benim tenim hassas morarır hemen ne hesap veririm dedi. oturun buraya bana olanı biteni olduğu gibi anlatın yalan söylemeye kalkarsanız, ikinizi de öldürür gider paşa paşa yatarım kocan olacak dümbük bile bana bakar cezaevinde namusunu temizlediğim için dedim. ilk sorum o adam kim ve nerede dedim. birbirlerinin yüzüne bakıyorlardı. Ben ayağa kalkınca onları döveceğimi anlayıp, başka çare yok ben anlatacağım deyip, Sibel o benim abim dedi. senin abin yok ki dedim. öz abim değil ama öz abim olsa o kadar sevemezdim dedi. adı şanı nerde yaşar ne iş yapar dedim. adı hasan evli ama karısıyla ayrı yaşıyorlar konyada öğretmen buraya yaz tatilinde beni görmeye, buraları beğenirse de burada çalışıp burada kalacak dedi. eee dedim. ablanla da buraya geldiniz geleli arkadaşız, ablan da dul olduğu için ister istemez onunda ihtiyaçları vardır diye düşünüp, ikisini bir araya getirdim. İkisi de birbirinden etkilenip bu işi böylecene kaynattılar dedi. peki sen de yatıyormusun adamla dedim. sustu. Bak yalan söylemeyin ben bu adamı bulup bu yaptığının ifadesini alacağım eğer sizin bana anlattıklarınızın dışında bişey anlatırsa o zaman üçünüzü de mermi manyağı yaparım deyip, belimdeki tabancayı çıkarıp masanın üzerine koyduğumda tamam ben sana yalan söylemedim, ha birkaç sefer ben de yattım. Ama evlendikten sonra ona başka bir kadın ayarlarsam beni rahat bırakacağına söz verdi ben de bu işi organize ettim dedi. hasibe salak salak onun yüzüne bakıyordu. Bak kızım kendi götünü kurtarmak için seni feda etmiş dedim. hasibe de madem öyle bu orospunun da sende gözü var Atakan sen de bunu sik ödeşin böylece dedi. yok ya dedim bu iş o kadar kolay değil dedim. ne olacak benim yuvamı yıkacakmısın dedi. ben kimsenin yuvasını yıkmak istemem yapacak olsaydım şimdiye kadar yapardım dedim. o adama söyle ona akşama kadar müsaade ya antebi terk eder yadar hayatını dedim. tamam dedi. ara hemen dedim. adamı arayıp akşam olmadan buraları terk et abisi yakalamış kızı seni de beni de vurur çabuk kaç dedi. boyu kalıbı erkek olan adam karı gibi saat bir otobüsüyle gidiyorum deyip telefonu kapattı. Ben de onlara iyice gözdağı vermek için silahı tekrar belime takıp, hadi gidiyoruz ben o piçi vuruken siz de gözünüzle görün dedim. arkadaşımı arayıp arabasını istedim hiçbir iki etmedi getirip arabanın anahtarını verdi ve gitti. Hadi binin arabaya deyip bunları bindirdim doğruca otogara vardığımda saat 1e çeyrek vardı. Ben mahsus sağa sola koşturuyorum, onlar da benim peşim sıra geliyorlardı. Aslında ben adamı görmüştüm ama bacım istemese adam zorla yapacak değildiya o yüzden böyle boktan bişey için ömrümü karartmaya değmezdi. Saat 1i geçtikten sonra bulamadık piçi gitmedi demekki hadi binin arabaya nerdeyse bana onu göstereceksiniz deyip onları sürükleyerek arabaya bindirdim. Hasibe ben gördüm vallaha bindi gitti arabaya sen elini kana bulama diye söylemedim, kulun kurbanın olayım ne istersen söyle yapalım yeterki gençliğini de bizi de yakma dedi. ahhh ulan ahh nasıl kaçırdım amına kodumun çocuğunu diye numaradan sinir çekiyordum. Saat 2 gibi eve girdiğimizde ver bakalım şu kamerayı deyip onun getirdiği kamerayı bilgisayara bağlayıp, görüntüleri bilgisayara aktardım. Sibel orospusu gece herifiyle sabah ta bu piçle yatmıştı, hem de aynı yatakta. Şimdi ilk önce anlaşma yapacağız silahı ve kuranı koydum ortaya bu olayı benim unutmam için bundan sonra ben ne dersem onu yapacaksınız, buna söz verip yemin edeceksiniz kim sözünü tutmazsa ya kuran çarpacak ya da bu silah onun sonu olacak dedim. 1- Hasibeye dönüp, sen bundan sonra kimseyle herhangi bir münasebetin olmayacak, illa çok istiyorsan sana bir koca bulup evlendireceğiz dedim. 2- Burada yaşananları bu 3 kişiden başka kim bilirse onu ben öldürürüm, ona söyleyeni de öldürürüm dedim. 3- Bana asla yalan söylemeyeceksiniz. 4- Sibel hanım bugünden tezi yok en kısa sürede kardeşime en güzel muameleyi yapıp ona erkekliği öğreteceksin dedim. sonra gerisini zamanla halledeceğiz itirazı olan dedim. Kimseden ses çıkmadı kabul mü dedim. kafalarını salladılar. Söz verip yemin edeceksiniz dedim. tamam deyip yemin ettiler. Bana şimdi bi çay koyun bir de yemek hazırlayın hadi bakayım dedim. bir onun poposuna bir de onun poposuna şaplak attım, onlar giderken de bundan sonra fısır fısır konuşmak yok ne diyorsanız hepsini ben de duyacağım dedim. bunlar mutfapa gittiler, bana sofrayı kurduktan sonra içeri geldiler. Ne konuşuyordunuz kız mutfakta dedim. bak sakın yalan söylemeyin yemin ettiniz dedim. peki deyip, Sibel ben sike doyacam iki tane sikicim olacak ta sen ne yapacan kızım dedim. o da bilmiyorum kurana yemin ettim, napacağımı bende bilmiyorum heralde artık havuç salatalık idare edecem dedi dedi. aferin bana doğru gelin dürüst olun benden size zarar gelmez dedim. Sibel benim artık eve gitmem lazım kocama yemek yapacam gidebilirmiyim dedi. tamam sen git dedim. hafta sonuna kadar kardeşimi yolda çıkartmaya bak hafta sonu mükemmel bir muamele istiyorum senden dedim. emrin başım üzerine deyip çıktı. Hasibe biraz karamsar ama kimse zarar görmediği içinde mutlu bir şekilde gelip yanıma dizlerinin üzerine oturdu ver elini öpeceğim senin dedi. hayırdır dedim. sen gerçek bir erkeksin hem sibelin yuvasının yıkılmasını önledin, hem ya senin veya ramazanın beni vurup hapse girmesini önledin dedi. öyle kolay kurtulmak yok hasibe hanım dedim. sen ne dersen kabulüm bana hayatımı sibele de evliliğini bağışladın dedi. evden dışarı çıkmak yok hafta sonları da dahil bakkala dahi gitmeyeceksin dedim. tamam dedi. es kaza beni dinlemez ben de görürsem olacaklardan sen sorumlusun dedim. evin içerisinde benim hizmetlerimi eksiksiz yapacaksın dedim. tamam dedi. hadi sofrayı topla dedim, peki deyip sofrayı toplayıp götürürken kıçına bi şaplak daha atıp çayımı da getir dedim, peki deyip kırıta kırıta içeri gitti çayımı getirip servis etti. Çayımı da içtikten sonra banyoyu hazırla banyoya gireceğim ben sinirlerim zıpladı belki duş iyi gelir dedim. gitti banyoyu hazırladıktan sonra ben banyoya girerken o banyodan çıkıyordu nereye dedim, sen banyo yapmayacakmısın dedi, yapacam ama beni sen yıkayacaksın dedim. utanmazmısın dedi. niye utanayım sanki görmediğin bişey mi az mı yakaladım seni banyo deliğinden beni izlerken dedim. şey mey diyecekti yalan yok unutma dedim. evet dedi. hadi gel beni iyice yıka dedim. soyunup oturdum, ellerimi dizlerimin üzerine koymuştum. Bu da beni önce kafamı yıkadı, sonra vücudumu sürmeye başladı, göğsümü kollarımı karnımı sonra keseyi bana uzattı bacaklarımı da dedim. bacak arama geçti, kafası sikimin dibinde bacaklarımı apış arama kadar sürdü yeter bu kadar dedim. çık hadi sen dedim. o beni liflerken ben de ereksiyon olmuş sikim kazık gibi olmuştu burada dursam dedi. iyi dur o zaman deyip, sikimi taşaklarımı iyice lifledikten sonra suyla durulandım. Sonra da kalkıp havluya sarındım. Banyodan çıktım. Ne olursa olsun önce sibeli ve hasibeyi kardeşimle sikiştirip onları kameraya çekip ondan sonra ben sikmeye karar verdim. Bazen kendi sabrıma kendim bile hayran olmuşumdur. Odaya gidip giyindikten sonra koltuğa uzanıp televizyon izlemeye başladım. Hasibe benim hadi dememi bekler bir vaziyetteydi bu her halinden belliydi boşa heves etme o iş olmaz dedim. suratını asıp oturdu. Kalk yemek yap çocuk aç gelecek şimdi dedim. mutfağa gitti, söylene söylene bişeyler yapıyordu seslendim geldi. Ne söyleniyorsun dedim. hiiiç dedi. yalan söyleme doğruyu söyle dedim. bu yemin işi iyi olmadı bundan dönme şansı yok mu dedi. hayır dedim. ne var beni bir sikse kocaman yarak gözümün önünde ama ben dokunamadım bile diyordum dedi. git benim asabımı bozma yürü git işine bak dedim. off poff yapıp gitti. Saat 8:30 gibi ramazan geldi. Her şey gündelik bşeymiş gibi ona bişey çaktırmadan hayat devam etti. Sonra yatıldı sabah kalkıldı ben işe bugün öğlen başlayıp gece paydos edecektim burası vardiyalıydı. Benim evden çıkmadığımı görüne sen işe gitmeyecekmisin dedi. ben de öğlen gidecem dedim. saat 9 gibi Sibel kapıyı çaldı. Kimmiş dedim, Sibel dedi. Sibel o arada yabancı biri varsa gelmeyeyim dedi. yok yok Atakan daha işe gitmedi o evde dedi. ya ben gelmeyeyim falan diye konuşuyorlardı gelsene Sibel içeri diye seslendim, o da içeri geldikten sonra ya benim sana bişey itiraf etmem lazım dedi. söyle dedim. ben halen senden korkuyorum ne zaman bitecek bu çile dedi. iyi de kızım ben sana kötü davranmadım, dövmedim sövmedim ne çilesi dedim, bana yaptığın bir yemek onu da çile olarak görüyorsan demekki kocan sana hergün çile çektiriyor dedim. ya yok yaptığım iş değil bu görüntü meselesi korkutuyor beni dedi. ben de korkma rahat ol sen verdiğin yemine uyduğun sürece dediklerimi de yaptığın sürece sorun yok dedim. ya yapamayacağım şeyler istersen ya beni götürüp biyere satarsan dedi. kızım manyakmısın sen ben senin yuvan yıkılmasın diye sesimi çıkartmadım. Niye böyle bişey yapayım dedim. ya iyi de benim ödüm bokuma karışıyor çok korkuyorum, sabaha kadar uyuyamadım, dönüp durdum dedi. korkma korkma size zarar vermeyeceğim merak etmeyin dedim. ha şunu da söyleyim o herifi bir daha buralarda hatta buraları bırak antepte görürsem bu üçünüzünde ölüm fermanı olur, veya bana verdiğiniz kurana el basıp yemin ettiğiniz işlerin dışında iş karıştırmaya kalkarsanız buna ben değil siz sebep olmuş olursunuz dedim. ya ne olur istiyorsan sen de benimle yat ödeşmiş olalım bu konuyu da kapatalım dedi. boşa heveslenme kurtuluş o kadar kolay değil dedim. sen ramazanla görüşüyormusun bu işi halledebilecekmisin dedim. o iş çok kolay çocuk saten siki elinde dolanıp duruyor iki kaş göz biraz da sokuldum mu bu işi bitirmek kolay dedi. iyi sen bilirsin pazartesiye kadar zamanın var unutma dedim. bugün öğleden sonra çocuğu okula göndermeyin bu işi halledin dedim. tamam dediler. Ben çıkıyorum kahveye gideceğim ordan da işe giderim gece geldiğimde kamera kaytlarını inceleyeceğim dedim. işe gittim çalıştım ilk iş günüm olmasına rağmen baya yorulmuştum. Ama kamera kayıtlarını incelemeye karar verdim. Duşumu aldıktan sonra hasibeyi de kaldırıp bana çay demlemesini söyledim. Hasibe çayı demlerken ben de bilgisayardan kayıtları izlemeye başladım. Hasibe mutfağa gittiği bir sırada Sibel ramazana yaklaşıp onu dudaklarından öpüyor sonra onun elini alıp memesine koyuyor o ablasını kontrol etmeye çalışırken Sibel bunun sikini avuçluyor ramazan gözlerini kapatıp, kafasını arkaya atıyor Sibel harika bir sakso çekiyor ama sanırım ilk sefer diye sibelin ağzına boşalıp hemen toparlanıyor ondan sonra hasibe geliyor içeri bişeyler konuşuyorlar ama ne konuştuklarını bilmiyorum tabi o arada hasibe de çayı getirdi yanıma ne konuşuyorsunuz burada dedim. Sibel ablandan utanma sen artık benim küçük sevgilimsin ben seni çok seviyorum seninle beraber olmak istiyorum senin erkekliğinin gücünü hissedebilirmiyim diye ramazanı yoldan çıkartıyordu bende ablacım artık sen de erkek oluyorsun bir kadından böyle bir istek geliyorsa geri reddedilmez dedim. sonra ikimiz elinden tutup içeri yatak odasına geçtik. Ben ramazanı soydum Sibel de kendisi soyunduktan sonra ilk iş öpüşmeyi öğrenmek deyip Sibel ramazanın dudaklarına yapıştı, ramazan eliyle oynarken oraya elini sürme dedi, Sibel aşağı inip yalamaya başladı, sonra sik kıvama gelince Sibel sikin üzerine oturdu. O arada ben de gayri ihtiyari kendimi ovalarken ramazanın elini kıçımda hissettim. Sen bu evin dışında kimse dediğin için ramazan da bu evin içinde diye sesimi çıkartmadım. Sibel sikin üzerinde zıplarken biz de öpüşmeye başladık. Sonra sibelin amına boşaldı Sibel de korkuyla koşarak banyoya gitti. Dedi. sonra ben de ramazanı kaldırıp banyoya götürdüm dedi. kamera kayıtları burada saten dedi. ben ona en can alıcı soruyu sordum. Peki banyo da ne oldu onu yıkadım dedi. başka dedim. ona bir kadının da yalanması gerektiğini anlattım ve kendimi yalattım dedi. peki siktirdin mi dedim. istedim ama yapmadı dedi. iyi peki deyip çayımı bitirdikten sonra yatmaya gidiyorum ben dedim. ben de geleyim dedi. ramazan yatağı ortalamış, kollarını da açmış bana yatacak yer kalmamış dedi. iyi gel ama sakın aklına bişey getirme dedim. ya sen ibnemisin neden bu kadar bana da Sibele de yaklaşmıyorsun dedi. zamanı var azcık sabredin sibeli sik manyağı yapacağım kocasının erken boşalma sorunu var sikişleri 3-4 dakika sürmemiş, öbür adam da bunu sadece götünden sikmiş dedim. amı daha açılmamış onun amını dağıtacağım dedim. neyse zıbar yat hadi dedim. yattık ben ona sırtım dönük yattım. O da bana sırtı dönüktü ilk başta. Sonra bana dönüp sarıldı. Memelerini sırtıma sürüyordu. Akıllı dur dedim, dön sırtını dedim. döndü yattı. Gece bir ara uyandığımda bu sefer ben ona sarılmış bir vaziyette buldum kendimi onun bir ayağını toplamış diğer ayağı bacaklarımın arasında ben de ona yaslanmış bir vaziyette sıcaktan bunalıp uyanmıştım. Sikim kazık gibi şortumu delecek neredeyse, onun da amının sıcaklığını hissedebiliyordum, sıcaktan bunalmış üzerimizdeki çarşafı atıyordu, geceliği açılmış, o muhteşem tangası altında tertemiz amı dışarıdan gelen ışıkla parıl parıl parlıyordu. Kendime sahip olmam lazımdı. Kalktım soğuk suyla bir duş aldım. Duşta da güzel bir 31 çekip rahatladıktan sonra tekrar yerime yattım. Ama bu sefer hasibe bacaklarını ayırmış tas gibi am ortada allahım bana sabır ver deyip yanına sırtımı dönüp yattım, bu sefer o da dönüp, ayağının birini üzerime attı vücudunu da vücuduma yapıştırdı. Amının sıcaklığını belimde hissedebiliyordum. Ama ne olursa olsun kendime hakim olmayı telkin edip zor da uyumayı başardım. Sabah uyandığımda hasibe yanımda yoktu. Kalkıp evin içinde dolanmaya başladığımda benden istediğini alamayan hasibenin ramazanın sikinin üzerinde oturup kalktığını gördüm, sesimi çıkartmadan gittim yerime yattım. Biraz sonra hasibe de yanıma uzandı benim uyuduğumu düşünerek bir gün seni de azdırıp o yarağı yiyecem kurtuluşun yok şimdilik uyu dedi. yatarken de söyleniyordu lan başka bir erkek olsa şimdiye benim amımı götümü dümdüz ederdi bu niye yapmıyor acaba gerçekten ibnemi yoksa bana kıyamıyormu diye söyleniyordu. Sabah olmuş Ramazan köy dolmuşunun yolunu tutmuştu. Abla sen gelmeyecekmisin diye gözlerinin içine baktı ama ben hayır olum sen git bu hafta ablan temizlik yapacak evde tadilat var dedim. abi ben de kalayım istersen dedi. yok yok sen git biz hallederiz dedim. Hasibe ben ne dersem itiraz etmediği için öyle ablacım biz temizlik yapacaz sen git hem burada bize engel olursun dedi. ramazan peki deyip gönülsüz gönülsüz köyün yolunu tuttu. Hasanla kapıda karşılaştık arabaya biniyordu biraz telaşlı gibiydi hayırdır komşu ne oldu dedim. ya annem rahatsız onu adanaya sevk etmişler ambulans vermiyorlar ben götürecem annemi dedi. istersen ben de geleyim dedim yok kardeşim saol sen çalışıyorsun. Duruma göre haberleşiriz. Sana zahmet olmazsa ben bugün dönemezsem sibele de göz kulak olursun, o yalnız kalmaktan korkar dedi. olur ne demek kardeş, isterse biz de de kalabilir hasibe de evde bu hafta dedim. neyse konuşuruz deyip arabaya bindiği gibi son gaz gitti. Sibel de hasibeyle bizim evde takılıyorlardı. Saat 4 gibi sibelin telefonu çaldı arayan hasandı annesini yoğun bakıma aldıklarını pazartesiye kadar gelemeyeceğini korkarsa bizde kalmasını söylüyordu. Tamam ben bakarım korkarsam hasibelere geçerim diyordu. Ne oldu dedim. annemi yoğun bakıma almışlar durumu ağırmış hasan yanında kalacak dedi. morali çok bozuktu, benim de vicdanım el vermedi aslıda onu sikmek için bulunmaz bir fırsattı ama bana yakışmazdı. Hasibe ve Sibel birbirlerini teselli ediyor bir yandan annesine bişey olmasın diye dua ediyorlardı. Sibelin telefonu yine çaldı. Sibel korkarak açtı telefonu Sibel merak etme anne yoğun bakımdan çıktı, durumu iyi ama kontrol için burada tutacaklar bu saatte taburcu etmiyorlar. Sen bugün Atakanlarda kal, ben yarın öğleden sonra gelirim diye sesi gayet neşeli geliyordu. Bunun üzerine hasibe ve Sibel birbirlerine sarılarak havalara zıplayarak sevindiler. Sibel hasibeyi bırakıp benim de boynuma sarıldı benimle de zıplamaya başladı, dimdik memeleri zıplarken bile zor sallanıyordu. Sonunda onu tuttum ve dudaklarına yapıştım. Önce bir afallayıp ne yapıyorsun der gibi çıkışacak oldu, sonra verdiği yemin aklına gelip annem de kurtulmuş bunun şerefine ne istiyorsan yaparım dedi. ben de saten yapmak zorundasın dedim. hadi banyoya sıcak su stresimizi atmamızı sağlar dedim. sibelin elinden tutup banyoya giderken hasibenin de niyetlendiğini görünce sen dur bizim az işimiz var dedim. Banyodan çıkınca arkadaşın geceki sorunun cevabını verir dedim, ne sorusu dedi Sibel, boşver sen yürü dedim. banyoya girip ikimizde çırılçıplak soyunduğumuzda resmen sibelin vücuduna aşık oldum, kameradaki gibi değil pürüzsüz tertemiz bembeyaz bir vücut vardı gözlerimin önünde, onu hayranlıkla biraz izledikten sonra önce yıkanalım dedim. suyu ayarladıktan sonra ikimiz birden duşun altına girdik, bir yandan yıkanıyor bir yandan birbirimizin vücutlarını okşuyorduk, arada bir ufak öpücükler alıyorduk. Artık temizlenme işimiz bittikten sonra bunun omuzlarından aşağı doğru bastırdığımda ne yapması gerektiğini anlamıştı. Eğilip sikimin başını ağzına aldığında sanki bir kora sokmuştum sikimi ağzı o kadar sıcak ve o da dillini ağzını o kadar güzel kullanıyordu ki ben hemen boşalacağımı düşünmeye başladım. Arada bir ağzından çıkartıyor dibinden başına kadar diliyle yalıyor sonra tekrar ağzına sokup somuruyordu. İşini gerçekten iyi biliyordu. Böyle devam edersen ağzına boşalacam bak haberin olsun dedim. bugün sahibim sensin kocam da beni sana emanet etmedi mi sike sike emanete sahip çıkmak zorundasın dedi. bende evet haklısın sike sike sahip çıkmak zorundayım dedim. gülüştük, sonra tekrar somurmaya başladığında 2 dakika sürmeden taşaklarımla da oynayarak beni ağzına boşalttı ve tüm döllerimi yuttu. Çok şaşırmıştım, ben de hayat kadınlarıyla beraber olmuştum ama hiçbiri dölümü yutmamıştı. Dölümü yuttuktan sonra da sikimi somurarak adeta iliklerimi kuruttu. Sikimi ağzından çıkartmadan tekrar kaldırdığında ben de onu lavaboya dayadım, tertemiz amcığını yalamaya başladım, yalarken bir yandan götünü okşuyor göt deliğine baskı yapıyor bir yandan da dilimi sokabildiğim kadar amına sokuyordum o benim kadar dayanamadı ve boşalmaya başladı, bir yandan zevk sularını yutarken bir yandan da zevk sularına parmağımı batırıp, götünü parmaklamaya başlamıştım. Oraya da sokacam merak etme ama önce götünü sikecem dedim. daha sonra yalamayı bırakıp sikimin başını götüne dayadığımda noolur yavaş ol seninki çok kalın dedi. olurum merak etme dedim. zorluyordum zorluyordum bir türlü girmiyordu. Dur sen pozisyonu bozma dedim, orda olan şampuanı alıp sikime boca ettim, biraz da onun götüne döktükten sonra zorla da olsa başını geçirmeyi başardığımda öldüm anam kurban olayım çek demeye başladı. Tamam kendini sıkma çekiyorum dedim. o kendini gevşettiği anda ben çeker gibi yapıp birden yüklendiğimde yarısından fazlasını sokmuş ama onun çığlık atmasına engel olamamıştım. Çığlık sesini duyan hasibe banyoya koşarak gelmiş ne oldu dövüyormusun kızı diye söyleniyordu ki benim sibelin arkasında olduğumu görünce hayırdır ne bu ses dedi, Sibel sadece götümü parçaladı diyebildi. Biraz o şekilde alışmasını bekledim, hasibe de kapıda durmuş, beni izliyordu kızım git içeriye dedim. bana Atakan kan akıyor dedi. götünü gerçekten parçalamıştım. Götünden çıkan kanlar bacaklarından yere akıyordu. Ama benim hiç durmaya niyetim yoktu, olan oldu, kardeşin benim götümü parçalasın diyormuşsun hasibeye al ben de parçaladım işte dedim ve pompalamaya başladım, o bana çıkartmam için yalvarıyor ama ben dinlemiyordum. Bir müddet daha siktikten sonra içine boşaldığımda sibelin gözünden akan yaşları fark ettim. Yaktın beni parçaladın yarın kocama ne diyeceğim ben dedi, ondan kolay ne var kabız olmuşum dersin dedim. sonra tekrar duşun altına girdim duşuma aldıktan sonra havluya sarılıp oturma odasına geçtim. Hasibe ayakta gözlerimin içine bakıyordu, sorunun cevabını aldın mı dedim. hangi sorumun dedi, gece yatarken söyleniyordun ya dedim. sana kıyamadığım için dedim. bak onun amını da yaracağım iki gün amının götünü üzerine oturamayacak dedim. Sibel de banyodan çıkmış üzerini giyinmişti, hayırdır dedim, benim sikilecek takatım kalmadı yatacağım artık dedi. yok öyle kurtuluş, sen geç bakalım yatak odasına dedim. o yatak odasına doğru giderken hasibe ben izleyebilirmiyim bari dedi. odaya girmek yok izleyebilirsin dedim. Sibel yatağa uzanmış, kanamasını durdurmak için de götüne peçete kıstırmıştı. O peçete pek işe yaramayacak dedim. niye dedi, birazdan zevk suların o peçeteyi ıslattığı zaman daha çok acı çekersin dedim. o zaman hemen domaldı yatakta sen de beni bu poziyonda sik dedi. böyle alamazsın dedim. götüme de alamazdım ama aldım parçalansa da aldım amıma rahat alırım dedi. iyi sen bilirsin dedim. arkadan bunu yalamaya başladım, ama bu sefer götüne karışmıyordum, götü dışarı çıkmış, mosmor olmuştu. Amını biraz daha yaladıktan sonra sikim saten kalkmıştı, sikimi tükürükledim yüklenmeye başladım ama sokamıyordum bir türlü ben bastırdıkça bu kendini biraz ileri çekiyor bir türlü giremiyordum, hasibe kremin nerde dedim. vereyim dedi. içeri gelip, çekmeceden kremi çıkarttı, kremin kapağını açıp elinde tutuyordu, ben de sikime biraz krem sürdükten sonra onun hem amına hem götüne de krem sürdüm, götten bir daha girmeyecen değilmi dedi. yok sadece yumuşasın diye sürdüm dedim. hasibe götünü görünce gerçekten korkulu gözlerle bana bakmaya başladı. Benim sikim öyle diğer hikeyelerdeki gibi 18-20 santim değil 15 santim ama kalınlığının hatrı sayılır. Sonra biraz daha kremi parmaklarımla amının içine de sürdükten sonra sikimin başını tekrar dayadım, bu sefer belinden iki elimle tutup kendime çekmeye başladım. Başı içine girdiğinde kendini öne çekip bu ne ya sen bana kolunumu sokuyorsun dedi. hasibe kurban olayım bu bana siki diye kolunu sokmaya çalışıyor dedi. hasibe de yok anam ne kolu, elleri senin belinde farkında değimlisin dedi. bu böyle olmayacak sen beni çok oyalayacaksın dön sırtüstü dedim. bunu sırtüstü dönderdikten sonra başını tekrar dayadım, hasibeyle el ele tutuşmuşlardı, ben başını soktuğumda hasibe abi çek kız benim elimi kıracak demeye başladı. Ben tekrar geri çektim, Sibel ya ben vazgeçtim isterse yuvam yıkılsın ben bu siki hayatta alamam dedi. kızım sanki sik içime girmeye çalışırken çatalım ayrılıyor bekaretimi kaybederken bu kadar acı çekmedim ben dedi. eee yeter uzattığınız deyip başını tekrar dayadığımda tüm vücudumun ağırlığıyla yarağımın yarısını sokmayı başardım, Sibel artık bağırmayı bırakmış feryat ediyordu, hasibe komşulara rezil olacaz deyip, sibelin ağzını kapatmaya çalışıyordu. Biraz öyle bekledikten sonra bir daha yüklendim ve sibelin kasıklarını kasıklarımda hissettiğimde sibelin gözünden akan yaşlar yatağı ıslatmıştı bile. Hasibe izlediği filimlerden öğrenmiş heralde sibelin memelerini yalayarak onu rahatlatıyordu. Biraz sonra Sibel bokunu yiyim ben vaz geçtim beni orospu et sat ama sikme diye yalvarmaya başladı. Ben de yavaş yavaş gidip gelmeye başladım. Bu üçüncü postam olduğu için hemen boşalmayacağımı o da benim kadar biliyordu. Ama aradan 10 dakika geçtikten sonra Sibel köpek gibi hırlamaya yatağı ısırmaya kafasını sağa sola çevirmeye başladı, bir anda titreyerek boşalmaya başladı, boşaldığını sikimin kayganlığının artmasından anladım, Sibel boşaldıktan sonra ölü gibi yatıyor hiç tepki vermiyordu. Ben de bir müddet kendine gelmesi için bekledim, hasibe birkaç tokat atıp, karıyı öldürdün abi dedi, ben de merak etme ölmedi sadece bayıldı dedim. biraz sonra kendine geldiğinde ben hayatımda böyle bir zevk yaşamadım, 10 dakika önce acıdan öleceğimi düşünüyordum, 10 dakika sonra hayatımın en büyük orgazmını yaşadım, kadın olduğumu hissettirdi bana dedi. kızım sen böyle bir sikicin olduğu için çok şanslısın dedi. hasibe de nerde ben daha akşama kadar acaba kardeşim ibnemi diye düşünüyordum dedi. bu yarağı yemeyen yarak yedim demesin ben bunu bilir bunu söylerim dedi. hadi çıkart uzan da biraz da ben oturayım seni yordum dedi. çıkardığımda eliyle birden amını tuttu, hasibe ne oldu dedi, kız içime hava girdi dedi. sonra ben yatağa sırüstü uzandım ve o üzerine oturup kalkmaya başladı dibine kadar oturamıyor halen zorlanıyordu. Merak etme alışırsın dedim. yok yok ne alışması sen beni siktikten sonra bu am bir hafta da düzelmez kocam anlamasa bile onun siki bunun yanında kürdan gibi kalır dedi. boy olarak hemen hemen aynı ama en olarak bunun yarısı kadar yok dedi. hasibe nasıl anladın dedi salakmısın kızım ben ne yediğimi bilmem mi dedi. onlar muhabbete dalmış, yavaş yavaş oturup kalkarken ben birden belinden tutup, sikime doğru bastırdım ve kasıklarımızın yine buluşmasını sağladığımda sibelin yine gözünden yaşlar boşaldı yine ne oldu lan dedim, bu sefer zevkten dedi. bir müddet daha sonra onu pompaladıktan sonra hadi domal bakalım şimdi rahat alırsın artık dedim. onu domalttım bu sefer arkadan amına girmeye başladım. Onunda benim gibi en sevdiği pozisyon buymuş, bir müddet daha pompaladıktan sonra ona sormadan amını döllerimle doldurmaya başladığımda birden kendini öne çekip benim korunmam yok ne yaptın sen dedi. döllerimin yarısı içine bir kısmı bacaklarına bir kısmı da yatağa gelmişti. Ne biliyim senin korumanın olup olmadığını dedim, o yatağa oturmuş, halen amından benim döllerim akıyordu. İnşallah hamile kalmam diye doğruca banyoya koştu. Hasibem ben seni çok seviyorum ama sana kıyamadığım için senden uzak duruyorum anla artık bunu git arkadaşına yardım et dedim. o da onun peşinden banyoya girdi. Banyodan çıkıp geldiklerinde hadi yatalım artık dedim. Sibel iyi de sen de ben de rahatladık, bu kız ne olacak dedi. ne yani bir de onu mu sikeyim saat gece yarısı 2 olmuş ben sabah erken kalkacam dedim, o da yalan söyleme yarın cumartesi sen izinlisin dedi. olabilir bunda çeşmemi bağlı yoruldum hem de sen Sibel kadar dayanıklı değilsin, sen ramazanla idare edersin dedim. bari beraber yatalım okşayarak bende boşalayım dedi, Sibel de hadi ama bu kadarını da çok görme kıza dedi. peki dedim. salona iki yatağı birleştirip yattık, ben ortada sağ kolumda Sibel sol kolumda hasibe yatıyordu, başları göğüslerimdeydi, benim de bir elim sibelin bir elim hasibenin memelerini okşuyordum. Hasibe sikime elini attığında ben bunun haşmetine kurban olurum dedi, bir yandan sikimi sıvazlarken bir yandan da amını okşuyordu, benim sikimde kalkmıştı, ben artık olayı akışına bırakmıştım, hasibe ve Sibel birbirlerine bakarak ikisi aynı anda sikimi yalamaya başladılar. Sikimin üzerinde iki tane dil dolaşıyordu. Allahım bu ne büyük bir zevk deniziydi. Bir süre sonra hasibe kollarımın arasında titreyerek boşaldı, Sibel de beni ağzına boşaltıp, hasibeye döl yemeyi öğretti. Sonra hepimiz uyuduk, sabah yine hasibenin beni yalamasıyla uyandım, Sibel bana sırtını dönmüş yatıyordu, ben tam elimi sibelin götüne atacakken, hasibe uyandırma onu ben bir deneyim alamazsam onu sikersin dedi. bak zorlamak yok ama dedim. hasibe benim sikimi iyice yaladıktan sonra ağından çıkarttığı tükrükleri amına bolca sürerek yarağın üzerine oturmaya başladı ama bir türlü alamıyordu zorlama dedim, tam sibeli uyandırmaya niyet etmiştim ki hasibe ohhhh diyerek yarağın yarısını amına gömdü. Gözlerinden yaş inmişti. Onun o halini görünce çıkartmak istedim ama artık o izin vermedi ve yavaş yavaş üzerinde inip kalkmaya başladı dudaklarını ısırmaktan dudaklarını kanatmıştı, her inip kalkmada biraz daha alıyordu, dibini bulup oturduğunda üzerime eğilip Sibel doğru söylüyormuş, bu yarağı yiyen başka yarak istemez dedi. o benim üzerimde zıplarken Sibel de uyandı kolay gelsin dedi. hasibe de kolaysa başına gelsin dedi. yok anam ben almayım alana da mani olmayayım halen amım açık kapanmadı dedi. siz devam edin ben bir çay koyayım dedi saat 10a geliyor dedi. hasibe benim üzerimde debelenirken o mutfağa çay koymaya gitti. Benim de sabah ilk postam olduğu için boşalacağımı anladım kalk üzerimden boşalacağım dedim, o da içime boşal iğne yaptırdım 3 aylık dedi. nasıl yani dedim, boşandığımdan beri ilk seninle sikişmiyorum heralde korunmam lazımdı her sikiştiğim içime boşalmak istiyordu ben razı olmasam da çoğu içime boşaldı ben de hamile kalma riskini almamak için geçen hafta iğne yaptırdım dedi. bu lafını bitirmeden ben amına attırmaya başladım, ben attırırken oda ahhhh uhhhhh yeeeeaaahhhhh hadi dölle ablanı kardeşim sik beni daha hızlı diye diye boşalmaya başladı. Beraberce boşaldıktan sonra banyoya gittik duşumuzu aldık ve kahvaltı sofrasına oturduğumuzda Sibel ben bittim kızım dedi. ne oldu dedi, götümün üstüne oturamıyorum amım desen halen kapanmadı akşama herif gelecek siktiği amı bilmezmi daracık am falafoş oldu dedi. ben de ondan kolay bişey yok dedim nasıl dedi. biraz canın acır ama o am hemen kapanır dedim. nasıl dedi. ben seni bir daha sikeyim sonra anlatırım, şimdi yaparsan bu sefer amında yırtılır dedim. ya yeter dayanamıyorum dedi. alışırsın merak etme diye pis pis güldüm. Sonra bunu tekrar elinden tutup yatak odasına götürdüm. Hasibe de arkamızdan geldi. Hasibe yala şu orospuyu amı bu sike hazır olsun dedim. hasib eonun amını yalarken ben de hasibenin amını yalayıp, sikimi yavaşça gömmeye başladım, hasibe daha bir saat önce sikildiği için amı daralmamıştı rahatça girebildim. Biraz sonra Sibel yalvarmaya başladı, hadi gel artık beni sik dayanamıyorum onu içimde istiyorum demeye … sonra hasibenin çıkarttığım ıslak yarağımı sibele dayayıp ona da bir çırpıda yarısına kadar geçirdim, Sibel o kadar içten bir ohhhh çekti sonra da içimin yağını erittin böyle giderse beni bir iki defa daha siksen ben bu yarağın müptelası olurum dedi. en kısa sürede ya iğne yaptır ya da spiral taktır ben dışarı boşalmayı sevmem dedim. sen sik içime de attır isterse senden çocuğum olsun umrumda değil yeterki beni bu sikten mahrum etme dedi. sibeli evirip çevirip altta üstte domaltıp yan her pozisyonda sikiyordum, arada bir hasibeye sikimi yalatıyor sonra tekrar sokuyordum yaklaşık 20 dakika aynı tempoda siktikten sonra tempomu arttırıp daha hızlı dövmeye başadığımda Sibel havyanlar gibi böğürüp ardı arkasına boşalmaya başlamıştı. Ben de kendimi daha fazla sıkmayıp son bir kez dibine kadar gömüp, amının en derinlerine boşaldım. Sibelin üzerine yığılmış, ikimizde bitkin bir vaziyete gelmiştik. Hasibe de ikimizin apış arasında sibelin amından akan döllerimi taşaklarımla beraber yalıyordu. Biraz sonra kendimize geldikten sonra hasibeye hadi git içerden buzluktan buz getir bir de havlu ser yatağın üzerine dedim, dediğimi yaptıktan sonra buzluktan çıkarttığım buzun birini sibelin amına soktum Sibel irkilerek dondum öldüm demeye başladı, buzun erimesi fazla sürmedi ama am da daralmaya başlamıştı ikinci buzu biraz daha zor soktum. Üçüncü buzu sokamadım bile am kendini toplamış, parmak bile neredeyse zor girer olmuştu. Sen bunu nerden öğrendin dedi hasibe bana eee kızım ben de ilk sizinle yatmadım heralde dedim. sonra hasibeye de aynısını yaptıktan sonra herkes üzerini giyindi ve oturma odasına geçtik. Aradan yarım saat geçmemişti ki hasan arayıp, biz geldik sen nerdesin diye sibeli aradı. Sibel de Atakan ağabeylerdeyim geliyorum dedi. üstünü başını düzelttikten sonra gitti. O gece hasibenin götünün de açılışını yaptım tabi hasibe de 3-4 gün ne doğru dürüst oturabildi ne de yürüyebildi. Artık Sibel de bu yarağın müptelası oldu. Yemeden duramıyor, o da koruma iğnelerinden yaptırdı. Ramazan da artık olaylara iyice alışıp hem sibeli hem hasibeyi bol bol sikiyor, sınav sonucu geldi, ramazan İstanbul üniversitesi veterinerlik kazanmıştı. Ona gitmeden önce bir kutlama yapıp gurup sex yaptık o da birdaha

    erotikhikayeoku

    Amcaoğlu Götten Sikti

    Merhaba hikaye okuyucuları. Anlatacak olduğum hikaye benim hayatımı etkileyen olayların başladığı gençlik günlerimi ve kilometre taşı olan ilk günü kapsamaktadır. Anlattıklarım gerçek, isimler farklıdır. öncelikle kendimden bahsetmek istiyorum. Anlatacak olduğum hikaye bundan 8 yıl önce başıma geldi. Şu an 30 yaşında, 178 boyunda, 67 kilo ağırlığında geriye doğru çıkık kalçalara, sütun gibi bacaklara, az tüylü sarışın bir vücuda ve ceviz gibi memelere sahip bir erkeğim. Daha doğrusu bir biseksüelim. Benim hikayem çocukluk yıllarımdan başlıyor. İnanmak belki güç ama ben hatırladığım kadarıyla 5-6 yaşlarındayken bunu nasıl keşfettim bilmiyorum, göt deliğimle oynamaktan büyük keyif alırdım. Daha küçücük bir çocukken göt deliğimde parmaklarımı gezdirirdim. İlkokul yıllarında ise arkadaşlarımız arasında okul tuvaletinde, mahallede bodrumlarda, kömürlüklerde saklambaç oynarken falan birbirimizin götünü ellemek moda olmuştu. Tabi sıra ile elleşiyorduk ama ellenirken süre konusunda cömert davranıyor kendimi baya baya elletiyordum. Bu durum ara ara gizli bir şekilde olup devam ederken takip eden yıllarda değdirmeler, sokmaya çalışıp yüklenmeler, karşılıklı domalıp bakarak 31 çekmeler, birbirimize 31 çektirmeler gibi olaylarla devam etti. Hiçbir zaman gay olduğumu çaktırmadım. Herkes gibi ellemek için elletiyorum havasındaydım ama elletmekten büyük zevk alıyordum. Kısacası lise yıllarıma kadar cinsellik konusunda hep farklı hissettim ama başkalarının deliğime birşey sokmasınada hiç izin vermedim. Orta okul sonları lise yılları başlarında ise ayna karşısına geçip kendimi izlemeye, deliğine envai türlü şeyler sokmaya ve kadın kıyafetleri giymeye başlamıştım. Her gece yatağımda kendimle oynuyor mutlaka götüme birşeyler sokuyordum. Annem babam sürekli çalışıyordu. Ben ise evin tek çocuğuydum ve okul dışında evde tek başıma olduğum için gayet rahattım. Maddi açıdanda iyiydik. Rahat bir hayatım vardı. Pazarlardan kardeşime, ablama alıyorum diye birçok kadın iç çamaşırı alıp giydim. Hiçbir zaman annemin çamaşırlarına elimi bile sürmedim. Bu bana hep ayıp geldi. Ucuzluk çamaşırlardan alıp kullanıp bir süre saklayıp sıkılınca atar yenisini alırdım. Özgüzeni yüksek biri olduğum içinde satıcılardan alışveriş yapmam çok kolaydı. Vücudum sarışın olmamında etkisiyle bir kadın vücudu gibi zarif ve güzeldi. Götüme sokmuş olduğum şeylerden dolayı olduğunu sonradan öğrendiğim meme büyümesi ile birlikte ergen bir kız vücudu gibi çıtır çıtır bir vücudum vardı. Kadın kıyafetleri bana çok yalışıyordu. Jartiyer çoraplarım ve tangalarım altımdayken birkaç kere okula bile gittim. İnanın çok mükemmel hissetmiştim kendimi. Bu tür duygular yaşayanlar beni çok iyi anlıyordur eminim. Ben lise yıllarıma gelidğimde büyük amcaoğlum üniversiteye hazrılanıyor ama bir türlü kazanamıyordu. 19 yaşına gelmiş liseden sonra iki yılını öss'ye hazırlanmakla geçirmişti. Memlekette iyi hazırlık kursu olmadığı için 3. yılında amcam babama bizde kalmasını ve dersaneye gitmesini teklif etti. Babam çok olumlu karşıladı. Annemde olumlu bakıyordu. Cemil abim çok kafa dengi efendi biriydi. Bana karşı çok babacandı. Amcaoğlumdu ama abim gibi severdim. Ailede herkes Cemil abimi severdi. Cemil abim Anadolu Lisesi okumuştu ve bilgisayar öğretmenliği okumak istiyorudu. Kafasıda çalışıyordu. 187 boyunda 90 kilo ağırlığında çok yakışıklı, kaslı, geniş omuz üçgen vücutlu kızların bayıldığı bir vücuda sahipti. Karayağız bir delikanlıydı. Yaz dönemi geçti ve okullar başlayınca Cemil abim geldi, dersane araştırması yapılıp kaydını oldu ve bize yerleşti. Hazirana öss'ye kadar bizde kalacaktı. Kırık kırtığı koyduğumuz ve kullanmadığımız bir odayı derleyip topladık ve Cemil abimi oraya yerleştirdik. Cemil abim bana yada başkasına kötülük yapabilecek biri değildi. Bende ona karşı birşey hissetmiyordum. Ama ilerleyen günlerde evde artık eskisi gibi rahat hareket edemez olmuş ve fantazilerime sınırlar koymuştum. Sonbahar ayları olduğu için okuldan gelip soyunup bir şort giyip evde öylece gezerdim. Cemil abim ilerleyen zamanlarda memelerime takılır olmuştu. Oğlum kız gibi memelerin var, sen kızmısın, sen kız olacakmışsında yanlış doğmuşsun vs derdi. Bana ilgi duymaya başladığını farkediyordum. Kalçalarıma bakışlarını falan yakaladım birçok kez ama birşey demedim. Arada bir güreşiyorduk ve beni hep altına alıp öylece bekliyor bende kurtulmaya çalışıyordum. Arkamdaki sertliği çok iyi hissedebiliyordum. Resmen bana sürtünüyordu ama işin garibi hoşuma gidiyordu. Birgün okuldan erken geldim. Cemil abimin gelmesine çoktu. Evde tek başıma rahatça kendimle oynayacaktım. Hemen tangamı ve jartiyer çorabımı giydim. Götümü kremleyip gelirken aldığım muzu götüme sokmaya başladım. Marketten götüme sokmak için çoğu zaman muz alırdım. Evdekiler beni muz manyağı olarak bilirdi ama ben aslında muzu pek sevmezdim. Sadece götüme sokmak için kullanırdım. Yumuşaktı ve yarağa benziyordu. İthal muzlar kocaman olurdu ve hep ithal muz alırdım marketten. Götüm yılların tecrübesiyle her kalınlıktaki cismi alabiliyordu. Deodorant şişeleri, eski cep telefonları, tornavida, salatalık, fırça sapı, tuvalet hortumu, pinpon topu, havuç, patlıcan, vs birçok şey denemiştim. İnsan azınca gözü dönüyor önüne ne gelirse götüne sokmak istiyordu. Götüme elim çok rahat girebiliyordu. O kadar alışmıştım artık. Neyse o günü anlatayım tekrar. Götümü kremleyip alıştırdıktan sonra en kalın ve uzun muzu götüme sokmaya başladım. Yavaş yavaş sokup çıkarıyordum. En sonunda hepsi girdi. Zevkten dört köşe olmuştum artık. Ikınıp çıkarıyor sonra tekrar sokuyordum. Muzun yanında parmaklarımıda sokuyor iyice zevkleniyordum. Genelde soktuğum şeyi hemen çıkarmam evde saatlerce götümde birşey varken gezdiğimi uyuduğumu bilirim. Artık son kez sokup tangamı ayarlayım jartiyer çorabımın üzerine normal çoraplarımı giydim. Üstüme tişörtümü aldım ve eşohmanımı giydim. Dışardan bakınca birşey anlaşılmıyordu. Çamaşırların ve muzun verdiği keyifle mutfağa geçip karnımı doyuracaktım. Odamın kapısına yönelmemle dünyamın başıma yıkılması bir oldu. Yeni gelmiş olabileceğini düşündüm ama öyle gözükmüyordu. Abi ne zaman geldin dedim, onbeş dakika kadar önce dedi ve ben kilitlendim. Cemi abim koridorda beni izliyormuş. Benim o hallerimi ve birçok şeyi gördüğü kesindi. Öylece kaldım yüzüne bakamıyordum. Dikilip kalmıştım. Cemil abim -erkeklere veriyormusun dedi. Hayır abi ben hiç öyle şey olurmu ilk defa yapıyorum zaten vs gevelemeye başladım. Cemil abim ilk defa yapıyor olsan kolum kadar muzu nasıl alacaksın sen bugüne kadar kaç erkekle birlikte oldun bana adam gibi yalan konuşmadan söyle dedi ve ben başladım ağlamaya. Abi ne olur babam gile söyleme yemin ederim ben kimseyle birlikte olmadım anca böyle kendimle oynuyorum ne olur söyleme etme tutma diye ayaklarına kapanıp ağlıyor sızlıyordum. Cemil abim kalk oturalım konuşalım dedi. Odasına gittik o bir sigara yaktı ve ben herşey anlatmaya başladım. Bu şekilde hissetmeme neden olan birşeylerin içimde olduğunu söyledim, anlattım ve buna devam edecekmisin dedi hemen abi bir daha asla şöyle böyle okumaya başladım. Metin bana doğruyu söyle sana kızıp bağırmadım, dövüp sövmedim, telefona sarılıp amcamı yengemi aramadım adam gibi konuşuyorum senle, sende bana hikaye değil doğruları anlat dedi. Bende abi bilmiyorum ama hoşuma gidiyor arada bu şekilde yapıyorum ve dahada yaparım heralde ama kızdıysan istemiyorsan bir daha yapmam söz vs falan dedim. Cemil abim - oğlum yaparsın yapmazsın karışamam ama kimseye çaktırmadan yap ve erkeklere verme top ederler adamı. Bu yönünü kimse bilmesin ve erkeklerin yanında atletsiz falan durma memelerinden ne mal olduğunu ben anlayabiliyordum zatende ihtimal vermiyordum dedi. Nasıl yani dedim. Üstünü çıkar dedi. Oğlum bak dedi memelerine hep dalga geçiyordum senle ama işin şakası bir yana şüphede duyuyordum, götten alan adamların bazısının memeleri böyle biraz şişer büyür ve dedi. Gerçektende doğru söylüyordu. Biraz daha konuştuktan sonra peki o muz içinde ilerlemiyormu dedi. Yani sen sokalı yarım saati geçiyorda midene kadar gitmesin o dedi. Bende üstümden utanmayı stresi attım anlatmaya başladım. Yok abi ıkınınca çıkıyor o işte ben şunu soktum bunu soktum pırt diye çıkartırım vs falan dedim. Cemil abim çıkarda bakalım dedi. İşte o zaman beni sikeceğini hissettim ve garip bir korku duymaya başladım. Abi ayıp olur utanırım ben banyoda çıkarıp geleyim dedim. Ulan sokarken o kadar izledim gördüm herşeyi şimdimi ayıp olacak sanki dedi. Haklıydı ve babacan tavırları benim rahat davranmamı sağlıyordu. Eşohmanımı çıkarıp yavaşça domaldım. Hafifçe ıkınıyordum. Ama hemencecik çıkmıyordu. Parmaklarımla oynuyor rahatlamamı sağlıyordum. Cemil abimse porno izler gibi izliyordu beni. Soluksuz ve dikkatle götüme bakıyordu. Arada elini sikine götürüyordu. Bu arada ıkınırken muzun ucu göründü. İzlenmek hoşuma gitmişti bende ağırdan alıyor ve elimle asılmadan ıkınarak çıkarmaya çalışıyordum. Cemil abim yavaşça yanaştı. Tedirdin oldum. Muzun ucunu tuttu ve yavaşça çekerek çıkardı. Açılıp kalan deliğimi görünce maşallah dedi. Uzun uzun baktı baktım iş kötüye gidecek toparlanacakken ensemden yere bastırdı. Korkmaya başladım ama birşeyde diyemiyordum. Parmakla bakalım kendini dedi ve gönülsüzce yapmaya başladım, utangaçlığı zamanla atarak iyice alıştım gittim. Beni iyice süzüyordu. Sonra bana oğlum bacakların ayakların belin sırtın çok güzel çorap ve tanga çok yakışmış bir kadın gibi güzelsin dedi. Ayaklarıma dokundu. Kaç numara giyiyorsun dedi. 42 dedim. Tırnaklarım yapım gereği ince uzundur anneme çekmişim o konuda annemin elleri ayakları falanda süperdir yani ve yakın zamanda kesmediğim için baya uzundu ve çok kibar ayaklarım vardır. Cemil abi- sana hiç bu gözle bakmamıştım ama şunu itiraf edeyim ben el-ayal fetişiyim ve ayaklarına bayıldım dedi. Ellerime baktı uzun ince tırnaklarımı ve yine kibar ve düzgün olan ellerim vardı ve ellerimide beğendi. Çok şekilli kalçaların var dedi ellerini attı okşamaya başladı derken heryerimle oynuyor okşuyor ellerimi ve ayaklarımı özenle seviyordu. Deliğimi tükürükleyip parmakları ile oynamaya başladı. Gıdıklanıyor, bir hoş oluyordum ama hoşumada gidiyor olacakları merak ediyordum. Bir süre oynadıktan sonra sikini çıkardı. Bak Metin muzla falan uğraşacağına seninle bir anlaşma yapalım ve arada bir, birbirimizi mutlu edelim dedi. Toparlandım ve oturdum. Bu dediğine olmaz desem kaderine razı olacak ve üstelemeyecekti eminim ama ona karşı koyamıyordum, resmen etkisi altına girmiştim. Abi akrabayız ayıp günah olmazmı dedim. Oğlum ne ayıbı günahı zevk alacağız bu işten ve ölene kadar aramızda bir sır olarak kalacak lan he de şu işe dedi. Abi bilmiyorum falan derken memelerimi öperek beni halıya yatırdı. Elleri hiç boş durmuyor memelerimı sıkıyor, dizlerimi kıvırıp ayaklarımı okşuyor, bacaklarımı ve kalçalarımı elliyordu. Nasıl hoşuma gittiğini anlatamam. İlk defa bir erkekle birlikte bu şekilde bir ilişki içerisindeydim. Çok zevk alıyordum. Karşımdaki erkeğinde erkek gibi bir erkek olması kendimi kadın gibi hissetmemi sağlaması falan ben olayın etkisine girmiş ve heyecandan ölecek duruma gelmiştim. Biraz okşama sevişme faslından sonra deliğimle oynadı ve öpüp yaladı. Sonra ayaklarımı yalamaya başladı. Ayaklarımı bileklerimi öpmesiyle artık iyice kendimi çok garip bir şekilde mutlu hissediyor ve içimi saran sıcak duygular içine giriyordum. Beni ters çevirerek domalttı ve muzdan daha uzun ve kalın sikini tükürükleyerek deliğime değdirdi. Sürtünüyor ama girmiyordu. O güzel ellerinle kalçalarını iki yana ayır bakalım dedi ve dediğini yaptım. Off harika görünüyor diyerek götümü tekrar yalamaya başladı. Deli gibi yalıyordu ve bende kendimi tutamayarak utana utana inliyordum. Yalayıp okşadıktan sonra karnıma yastık koydu ve sikini tekrar deliğime dayadı. Sokmuyor sürtünüyordu. Ben deli oluyordum altında ama zevkle anın tadını çıkarıyordum. Biraz sürtündükten sonra yavaş yavaş sokmaya başladı. Zaten alışık olduğum için acı ve zorlanma hissetmeden içime aldım. Biraz gidip geldi ve sikişmeye alışıp acemiliğimi atınca büyük zevk almaya başladım. Cemil abi beni deli gibi sikiyordu. Domalmamı söyledi ve bir süre böyle sikti. Sonra durdu ve beni yatağına yüz yukarı çevirdi. Bacak omuz pozisyonu gibi bir pozisyon alıp tekrar sikmeye başladı. Bu arada ayaklarımı öpüyor yalıyor ve beni sevdiğini söylüyordu. Onun 19cm'lik kalın sikinin yanında minyatür gibi duran 12cm'lik minik sikimle oynuyordu. Bu kadar karışık duygunun içinde fazla dayanamadım ve boşaldım sarsıla sarsıla. Arkasından oda resmen böğüre böğüre içeme boşaldı. İçimde yaşadığım o sıcaklık beni deli etmişti. Yarağının yavaş yavaş inişini ve bir yılan gibi içimde beklediğini hissetmem ben benden alıyor tarifi imkansız duygular yaşatıyordu. Cemil abim boşalıp üstüme yığılmıştı. Biraz dinlendikten sonra memelerime yapıştı, boynumu öptü ve dudaklarımızı buluşturdu ilk defa. İlk öpüşmemdi bu ama öyle zevk alıyordumki anlatamam. Deli gibi öpüştük. Bana seni seviyorum bebeğim, hayatım gibi lafalr söylemeye başladı. Açıkçası utanıyordum ama hoşumada gidiyordu. Sevişirken bende onun omuzlarını, kaslarını okşamaya başladım. Biraz utanma olsada içimde yaşadığım her yeni şey beni çok mutlu ediyordu. Ardından biraz dinlenip duşa girdik temizlendik. İki sevgili gibi cilveleşiyor oynaşıyorduk. Çok mutluydum. Kendimi ona aitmişim gibi hissediyordum. Gerçek bir yarağı tatmak bana büyük zevk vermişti. Duştan sonra üzerimize birşeyler giyip salona geçip oturduk. Cemil abi nasıl zevk aldınmı dedi. Bende inanılmaz derecede dedim. Bir daha istermisin dedi. Evet dedim. Bana bundan sonra benim karımsın dedi ve seni istediğim gibi istediğim kadar sikeceğim dedi. Uzun zamandır beni beğendiğini ellerime ayaklarıma kalçalarıma hayran olduğunu bebek gibi bir yüzümün olduğunu anneme benzediğini(yanlış anlaşılmassın anneme karşı birşey hissetmiyor, karı gibi olduğumu anlatmak için söylüyor) söylüyor ama bana bu gözle hiç bakmadığı için birşey düşünmediğini söylüyordu. Yanına yanaşarak benim artık bir kocam var ve ben dünyanın en mutlu kadınıyım dediğim an deli gibi öpüp sarılmaya okşamaya başladı. Biraz yiyiştikten sonra odasına geçip konuşmaya devam ettik. Sana oje alalım ellerine ve ayaklarına sür, tırnakların hep uzun olsun fetiş duygularımı coşturmak istiyorum senin güzelliğinle, sonra tanga ve jartiyer çorap, külotlu çorap, mini etek gibi şeyler alalım seni bir manken gibi görmek istiyorum dedi. Oje falan biraz garip gelsede böylesine beğenilmek, bir kadın gibi görülmek ve saatler içinde değişen hayatımın etkisiyle her dediğine tamam diyordum. Beni ara ara öpüyor sarıyor ve okşuyordu. Baya uzun süre konuştuk. Duygusal yoğunluk arttığı için ikinci bir sikiş yerine o günü babamlar gelene kadar konuşarak geçirdik. Cemil abim o yıl öss'ye kadar bizde kaldı ve müthiş bir yıl geçirdik birlikte. Daha sonra sınavı kazandı ve gitti. Bilgisayar mühendisliği okuyordu. Ardından iki yıl sonra bende sınava girdim. Sınavı kazanıp onun yanına gidebilmek için kendimi paraladım ve sadece 6 tercih yaparak onun okuduğu ildeki istediğim bölümleri yazdım sadece ve istediğim oldu. Aileler çok sevindi bu işe. İki amcaoğlu kalırsınız ne güzel akraba, tanıdık falan filan herkeste bir sevinç vardı ama hiçbirininki bizimki kadar olamazdı. İlerleyen zamanlarda bir karı koca gibi yaşadık yıllarca. Ojeler, makyajlar, kadın kıyafetleri, fantazi iç çamaşırları, sevişmeler, çılgın fantaziler vs vs neler neler yaşadık. Cemil abim okulu bitirdi ve askere gitti. Daha sonra memlekette bi iş kurdu evlendi gitti. İlişkimiz artık bitmişti. Bende okulum bitince askerliğimi zor zahmet yaptım geldim ve hayatımı kurdum. yıllar içinde çoluk çocuğa karıştım gittim. Yaşanılanlar bir sır olarak kaldı. Yaşadıklarımızı anlatmaya kalksam günler aylar yetmez. Çok merak eden olursa banaatabilir. Ciddi olanlara yaşadıklarımızı kısa kısa anlatabilirim. Kadınlar çok şanslısınız, kadın olmanın kıymetini bilin. Hikayemi okuyan herkese çok teşekkür ederim. Hoşçakalın.

    Babamın kadınları III

    Biraz sonra kadın dudaklarını öpmeye başladı babamın, gazeteyi okumaya devam eden babamın elinden gazeteyi fırlattı. Gülerek birbirlerine sarılıp yuvarlandılar yatağa. Ah hiç unutmam genç aşıklar gibi oynaşmalarını, döne döne güle güle öpüşmeleri sürdü. Kadın üstte öpüşürlerken çok özledim yalamanı diyerek durdu gel öyleyse diye ikiletmedi babam. Ben babam bacakarasına yerleşecek diye beklerken dizlerini kıran kadın çamaşırını çıkarıp babamın suratının üzerine doğru eğildi. Eğilip yatağın kenarını tutunca kalçası bana doğru dikildi. Bulunduğum yerden kadının güzel götü ve babamın dilinin darbeleri ile ıslanan amcığı çok net ortadaydı.

    Çok tatlı bu amcık çok diye zor nefes alarak konuştu babam. Kısa ohlamalar ile ye bitir, senin için tertemiz oldu, kaymak am fısıltıları ile cevap verdi kadın. Bu pozisyonda oral seksi ilk defa görüyordum. Babamın kolları kadının kalçalarını belini okşuyor kadın arada ileri geri oynayarak dilin üzerinde geziyordu.Bu sakin gösterinin sürdüğü dakikalarda bense bana doğru doğrulmuş güzel götten gözlerimi alamıyordum. Nefes alışları kesik kesik inlemelere dönen kadın Oooo bırak beni inlemesi ile doğrulmaya kalkarken babam kadının belindeki kolları kalkmasına engel oldu. Kadın tamamen babamın suratına oturmuş çırpınırken babamın ne yaptığını göremiyordum. Bu pozisyonda nefes alması bile imkansız. Çok sürmedi kadın öne doğru kapaklanarak korkunç bir ses çıkardı aahhhlar ooooohlar. Babam da kadının kalçalarını kaldırıp derin bir nefes aldı. Suratı çenesi pırıl pırıl, ağzından sesler zor çıkarak bayılıyorum ağzımı doldurmana kaltak, o nasıl boşalmaydı?

    Hareketsiz kalan kadın babamın yaktığı sigaraya uzandı. Bir nefes alıp tekrar babama uzattı. Beyimiz keyfine baksın dedi. Aşağıya kayıp babamın taşaklarını öpmeye başladı. Bunu ilk kez görüyordum. O güzel kıçı tekrar bana doğru domalmış görünce ben fışkırmaya çoktan başlamıştım. Sik neredeyse yarısına kadar ağzında alttan taşakları okşayarak devam etti emme şovu. Babam offf diyerek bir iki kere elektrik çarpmış gibi titredi. Kadın doğrulunca sikten akan dölleri gördüm, ellerini ağzına tutarak banyoya doğru yürüdü kadın. Peşinden bir iki dakika sonra babam da banyoya girdi çıktı. Kadın ise yıkanmış halde gelip üzerine sadece geceliğini giydi, gece lambası sönünce ben de odama döndüm. O gazla Hatice Teyze’nin çamaşırlarını sikip döl ile doldurdum. Yıkayıp kuruması için banyomda bıraktım. Sızıp kalınca ertesi sabah sevişmesini kaçırmıştım. Babamın seslenmesine uyandım. Ben iki hafta filan yokum, İstanbul sonra İzmir filan yaparım, şu zarfı bir ara ablan gelecek ona verirsin diye bir tomar çeyiz parası bıraktı.

    Hatice Teyze kahvaltımı hazırlarken aklıma gelen donunu banyomdan alıp onun dolabındaki yere koydum yine, sabah inşallah fark etmemiştir yokluğunu diyerek. Sonraki on gün filan sakin geçmişti, okul, ders, yakalayabilirsem Hatice Teyze giyinmesini röntgenleme. O oda da artık banyo olduğundan bazen belden üstünü soyup yıkıyor bana da daha da çok 31 malzemesi veriyordu. Bir akşam üzeri banyodaki sus sesini fark edip yerimi aldığımda ilk defa amcığını da tamamen görme şansını yakaladım. Odadaki banyodan yeni çıkarken yerimi almıştım. Havlu ile bacakarasını kurularken siyah kısa kıllar ile kaplı bacakarasında amcığını görebilmiş, kıllarının bu kadar geniş alana yayılmasına şaşmıştım. Sıcak suyun altından çıkmış ve ilk defa çırılçıplak gördüğüm vücudu daha pembe, bembeyaz memeleri top gibi hareketli idi.

    Bu arada kız arkadaşım ilk defa kalabalık bir grup ile eve gelmeyi kabul etmiş  beş dakika odama kaçarak öpüşmüştük. Soyunmadan okul gömleği üzerinden göğüslerini sıkmış, sıyrılmış eteğinin altından kalçalarını okşamama elimi ön tarafa getirmemem kaydıyla izin vermişti. Patlamak üzere olan sikimi pantolon içinden bacaklarına sürtürken aşağıya kaçmıştı. Arkadaşlar gider gitmez Hatice Teyze’nin eşyalarına dalmıştım. Evde giydiğini bildiğim ten ve ter kokusu sinmiş sütyenini oracıkta sikime sarıp memelerini düşünerek boşalmıştım. Berbat ettiğim sütyenden döllerimi temizlerken bile sikim dikilmişti.

    Babamın niye bir anda tatile çıktığı on gün sonra belli oldu. Annem, ablam, ablamın kayınvalidesi, kayınpederi olacak çift ve kızları bir perşembe akşamı bize geldiler. Düğün hazırlığı, gelinlik siparişi, mobilya alımı işleri…. Evde çekilmez bir muhabbet ortamı, dersane veya arkadaşlar diye kaçıyor sadece geç saatte yemeğe geliyordum. Annem ve ablam ablamın odasına, ablamın kayınpederi Mehmet Amca karısı Sevgi ile babamın odasına, şişko sayılabilecek sevimsiz baldızı Filiz ise küçük odaya yerleşmişti. İlk gece odamda odalara dağılmalarını heyecan ile bekleyip tavanarasındaki yerimi almıştım.  İki gece de üst üste kayda değer bir manzara çıkmadı. Şişman Filiz’in koca beyaz götü yine de bana iyi 31 malzemesi olmuştu. İç çamaşırlarına kadar soyunmayıp sütyenin üzerindeki kısa kollu penyeyi çıkarmadan geceliğini giyiyor ama koca diri götünün eğilip kalkması bana yetiyordu. Penye içinde bu yaşında bile dev gibi göğüsler sakladığı belli idi

    Asıl cevher öbür tarafta imiş. İlk gece Filiz’in götü seyredip attırırken diğer tarafı kaçırmıştım çoktan uyuyorlardı. İkinci gece Filiz, ablam ile muhabbette iken annelerinin odaya çıkma sesini duydum. Birbirlerine hiç benzemeyen bir çiftti, Sevgi Teyze bir göçmen kadını, başörtüsü altından sarı saçlarının sadece önü gözükürdü, uzun ve ince idi. Kocası ise tam Türk tipi hafif göbekli karısından beş altı santim kısa bir adamdı. O zamanlarda ellili yaşlarının başlarında olmalıydılar. Odaya girdiklerinde bile yine aynı beni çıldırtan kanepe, çeyiz muhabbeti devam etti. Mehmet Amca pek dinlemeden ayaklarım şişmiş diye pijamalarını giyip yattı yatağa. Filiz Teyze başı açık sarı saçları omuzlarına dökülmüş yatak ucuna oturup çoraplarını çıkardı. Uzun eteği ve uzun kollu bol elbisesi ile bütün gün çok terlediğinden söylendi. Kocasının cevabı horlama sesi oldu. Üzerini çıkardığında tabii ki terlersin dedim içinde kısa kolu bir fanila daha. O şekilde yürüyüp banyoya girdi. Elim sikimde bekledim. İyi ki beklemişim, banyodan sadece iç çamaşırları ile çıktı. Islak saçları havluya sarılı. Yaşım ilerledikçe daha çok taktir ettiğim ama ergen aklım ile bile beğendiğim bir vücuttu. Bacakları hala ince, orta boy göğüsleri sütyenden biraz taşmış, kabul edilebilir küçük bir göbek, klasik külodunun kavradığı hafif genişlemiş kalçalar. Saçlarını taramasını eğilip kalkmasını izlerken güzelliği de arttı gözümde. Götü yaştan dolayı tabii ki biraz genişlemiş ama cildi bembeyaz pırıldıyordu.  Kızı babaya benzemiş kesin. Ben peçeteye boşalırken gece lambasını kapadı ve kocasının yanına kıvrıldı.

    Ertesi akşam geldiğimde evde olmalarına şaştım. Döneceklerdi ama babam iki üç kere aramış kalın yarın öğle yemeği yeriz demiş. Ablam ve Filiz elleri dolu geldiler, annem babam gelecek diye beni son dolmuşa bırakın dedi. Damadı aradılar geldi annemi aldı. Mehmet Amca ben uzanacağım biraz diye yukarı çıktı. Ben odama kaçarken ablam bak kız kıza kaldık  hadi giy gel kıyafetlerini görsün annen diye Filiz’e baskı yapıyordu. Kaçırmadım fırsatı. Yerimi aldığımda Filiz paketleri açmıştı bile. Üzerindeki kat kat kıyafetleri çıkardığında beyaz donu ve beyaz sütyeni ile arkadan görüyordum. Sonra küçük bir paketten daha elbisesi ile aynı renk sarı bir sütyen çıkardı. Şimdi eğleniyordum işte. Yüzü bana döndü ve aynaya bakarak sütyenini çıkardı. aman allahım iki yana yayılmış, uçları pembe iki meme. Ama ne dergilerde ne filmlerde gördüklerim gibi değil. İki büyük karpuz. Kilodan kat yapmış göbeğine rağmen bu göğüsler aklımı aldı. Gençliğin verdiği dirilikle uçları yukarı doğru bakan memelerde bütün gece yatılır. Giymeye çalıştığı dar sütyen daha da çıldırtıcı bir manzara çıkardı. Memeler iyice sıkıştı arada sik sokmalık uzun bir çizgi oluşturdu. Elbiseyi giymek için bacaklarını kaldırınca ise külodunda yumruk büyüklüğünde bir am çıkıntısı vardı. O giyenene kadar benim attırmam bitmişti bile.

    Geç saatte odamdan çıktığımda kadınlar pijamalar ile TV seyrediyordu. Evet o yıllarda iki kanal vardı gençler ve herkes ona bakıyordu. Ablam on dakikaya biter canım sana ses yapmayız deyince saygılı çocuk olarak iyi geceler, sevgiler bilimum iyi dileklerimi sundum. On dakika sonra önce Filiz’i yatırdım. Doğrudan pijama ile gelip uyudu çirkin karı. Diğer tarafa ulaştığımda ise aksiyonun ilk kısımlarını kaçırmıştım bile. Mehmet Amca yatağın kenarına oturmuş Sevgi Teyzeye arkadan sarılmış boynuna masaj yapıyordu. Bir yandan yine elbiseydi gelinlikti boş laflar devam ediyordu. Sevgi Teyzenin üzerinde aşağıda otururken giydiği uzun kapalı kalın sabahlık yerine dün gece yatarken giydiği diz üstü geniş yakalı gecelik vardı. Bu boş muhabbet neredeyse uyutacak beni, Mehmet Amca yattı mı herkes dedi. Kızlar da çok yorgun zor bitirdiler filmi diye cevap geldi. Mehmet Amca beni şok ederek boyun mesajı yapan elleri ile bir anda göğüsleri kavradı ve yatağa çektiği karısının boynuna gömüldü. Dur ya evde yaparız diye itekledi Sevgi Teyze. Çok azdım bugün seni kıyafet seçiminde izlerken. Hadi indir şunu diye kadının elini pijamasına soktu. Ne bu be dedi Sevgi Teyze, azmışsın gerçekten. Ağızla halledeyim mi hemen diye aşağıya doğru indi. Siktirme şimdi ağzını küçük Sevgiyi istiyorum ben. Sokma gece gece burada beni yıkanmaya diye sürdü itirazı Sevgi Teyzenin. Soyun domal şuraya çakacam şimdi ağzına. Sevgi Teyze söylene söylene elalemin evinde yapılacak iş mi lafları ile kocasını üstünden itekledi, geceliği kafasından çıkardı. Uzatmadan sok bitir bari dedi. Kocası uzanıp sütyeni açtı. O orta boy hafif sarkık ama çok güzel memeleri yandan seyrediyordum şimdi. Üzerindeki atleti ve pijamayı çıkartan Mehmet Amca’nın kıllar ile kaplı vücudu ile tamamen ilgisiz süt gibi parlayan bir kadın. Domal hadi sokayım bir an önce. Yataktan inip tamamen soyunan Sevgi Teyze bir tanrıça kadar güzel, ayağa kalkan kocası da gözüme daha kısa göründü şimdi.

    Yatağın kenarına tutunup öne doğru eğilen kadının amını görememiştim ama kocasının kısa kalın vücuduna benzemeyen uzun siki dimdik karşımda idi. Kadına arkadan yapışıp sikini sürttürdü biraz. Kaynana olacaksın artık, kaynana sikmek nasılmış bakayım. Sevgi Teyze de kıkırdadı. Eli arkaya gidip kadınlığını kontrol etti. Güzel göğüsleri yatağa doğru sallanırken kocası kendi elini tükürükleyip karısının amını avuçladı. Bacaklarını biraz daha açarak tepki verdi kadın. Yanıyon işte, niye istemem dersin ki diyen kocasına okşayınca canım istedi benim de diye cevap verdi. Adam eliyle sikini ayarladı ve kalçaları birleşene kadar yavaşça ilerledi. Buradan giriş çıkışı görememek çok kötü. Geri çekilip tekrar köküne kadar yerleşti. Kısa bir ahh geldi kadından. Evde miyiz eşek, yavaş duyacaklar. Yavaşladı Mehmet Amca ama sonraki seks hayatımı da etkileyen bir sikişe başladı. Daima fısıldayarak konuşuyordu. Duysunlar lan ne olacak kasabadaki en güzel amı sikiyorum. Bir de gavur amı derler, böyle am görmemişlerki. O sessiz sakin bildiğim Sevgi Teyze de oyunun parçası idi. Sen siktikçe ballanıyor o, siki kalkmayan kocalara inat sik onu, offf. Kimin siki kalkmıyormuş şıllık kimler siksiz kalmış. Bunlar olurken aynı sakin tempo ile karısını sikiyor, kalçalarını okşuyordu. Dibine kadar yerleştiğinde belini oynatıyor bu karısının sessiz iniltilerini uzatıyordu. Hüssam el sürmüyormuş yeni karıya altı aydır. Bir yandan da duyduğum en güzel en huzur verici inleme ile hı hııı mımmm sesleri çıkıyordu ağzından.

    Senin kadar güzelse amı sikem onu, erkeksiz karı kalmasın köyde ha sikem mi diye hızlandı. Sik de içimde kırayım sikini, pezevenkkkk. Ben sikime doladığım Hatice teyzenin donuna boşalmamak için zor dayanırken bittim bennnn diye öne doğru kapaklandı kadın. Kocasından uzaklaşıp yatağın bana yakın yerine doğru kaçtı kaldı.  Şimdi arkası kocasına dönük göğüsleri ve parlayan bacakarası bana bakar halde nefesini düzenlemeye çalışıyordu. Babamın siktiği orospunki gibi değil, büyük kalın ama içi dışına çıkmamış bir amcık. Gel buraya öküz gel diyerek yanına uzanmış kocasına doğru eğildi. Gece lambası ışığında karanlıkta kalan sike eğildi ve tamamı kayboldu ağzında. Kocası ahh kaltak dedi sadece. Kimseyi sınıflandırmamak lazım. Nasıl bir oral yeteneği. Güzel kıçı havada sikin başı ağzında eli ile asılmaya başladı. Ben elimdeki çamaşırın her yerini döle buladım bile, damlamasın diye sağına soluna siliyorum. Mehmet Amca da yastığı alıp yüzüne kapadı, sesi duyulmasın diye. Kadın gayet sakin yerinden kalktı, sikin çevresine taşan spermleri eli il aldı, sonra eğilip sike bir iki dil darbesi daha vurdu. Üzerinden akanları yaladı. Nasıl ya ağzında mı kalan döller? Acele etmeden kalktı ve banyoya yürüdü. Şimdi daha da güzel görünen göğüslerinin ucu dikleşmiş büyümüş halde görüntümden kayboldu. Ne olur ne olmaz diye bekledim. Gözümün önünde sik küçülürken horlama sesi de geldi. Banyodan çıplak çıkıp giyinen kadını seyrettim bu onu son çıplak görüşüm olacaktı.

    Sabah dersane öncesi bir şeyler yemeğe indiğimde asıl şoku yaşadım. Hatice Abla mutfakta. Babam misafirlere kahvaltı kursun diye aramış. Odada yatağın altında döl ile kaplı donu duruyordu bugün gelmeyecek diye yıkamamıştım.  Donu yıkamak kurutmak imkansız odama koşup yatak altından alıp acele ile yıkadım akıtmaya çalıştım. Biraz kurutup çamaşırların altına sıkıştırdım. O çıkana kadar kurur ümidiyle. Akşam panikle döndüm biraz babam ile hasret giderdik, keyfi yerindeydi.  Akşam dolabı açtığımda ise yeni bir şok. Tüm çamaşırlar alınmış sadece hala hafif nemli  ve lastiğinde tam temizlenmemiş döl lekeleri duran külot var. Üzerinde de kötü bir yazı ile küçük bir not. Baban duyarsa döver seni, ayıp günah.

    Babamın kadınları 2

    Günlerim tavanarasında geçiyordu neredeyse. Ablamın düğün hazırlıklarına benim üniversite sınavı için kursa başlamam da eklenince annemin yanına gitmelerim azaldı gitgide. Haftasonları devam eden kursun iki faydası oldu. Birincisi artık kurstan tanıştığım bir kız arkadaşım var ve ikincisi gözümün önündeki bir fırsatı görmemi sağlayan kurstaki sıra arkadaşım.

    Dersane çıkışı yürürken Hatice Teyze ile karşılaştık. Yeni sıra arkadaşım evdeki temizlikçimiz lafına inanmadı. Çok şıktı oğlum karı bu kıyafetler ile mi temizliyor evinizi. Evet o gün her zamankinden daha şıktı Hatice teyze. Ablamın bir arkadaşının kınası vardı bu gece büyük ihtimal ona gidiyordur. Ama aklıma dank eden o değildi. Bu kadın iş yapmadan önce benim eski odamda üstünü değiştirir, öğle yemeği sonrası tekrar işe geldiği kıyafetleri giyerdi. Bu nasıl aklıma gelmedi şimdiye kadar.

    O gece eski odamın kafesinin arkasında yerimi hazırladım. Çerçevesinde hala babamın çaktığı çiviler duruyordu. Sabah erkenden kalkıp soyunmasını seyredecektim. Sabah uyandığımda kahvaltı hazırdı bile, uyuyakalıp kaçırmıştım. Kurstan koşa koşa eve yetiştim, ben sonra yemek yerim dersim var diye yerime kuruldum. On dakika geçmeden Hatice Teyze odaya girdi. Üzerinde iş yaparken giydiği şalvarımsı etek ve yaz günleri giydiği bol yakası kapalı uzun kollu bir penye. Camı açtı bir sigara içip dışarıyı seyretti. Nefes almaya korkarak bekledim. Evde çıt ses yok babam muayenehanesinde.

    Sigarasını camdan atıp kalın tülü çekti. Önce üstündeki penyeyi çıkardı içinde beyaz bir atlet ve beyaz bir sütyen var. Sanki hiç güneş görmemiş kolları daha da beyaz. Çantasından çıkardığı bir havluyu vücudunun üstüne sardı, odanın kapısından dışarı kontrol etti benim odam uzaktaki köşede. Sonra çıkıp yandaki banyoya girdi. Ah orayı görecek bir yer niye yok? Aynı havluya üstü sıkı sıkı örtülü geri geldi kısa süre sonra. Odanın kapısını kilitledi. Havluyu çıkardı, içinde atlet yok şimdi. Atleti eğilip el çantasına soktu. Beyaz sütyenin içindeki memeleri yuvarlak irice. Altındaki şalvarı da indirince zaten donsuz bekleyen sikim patlayacak gibi oldu. Sütyeni gibi beyaz bir don. Bacakları umduğumdan daha ince, hafif göbekli geniş kalçalı bembeyaz bir vücut. Ah ne çok isterdim o zaman da şimdiki gibi kayıt imkanları olmasını. Yine de vücudu aklıma hep kazılı kaldı. Hafif balık etli. Güzel irice göğüsler, bembeyaz hiç güneşe çıkmamış bir ten. Eğildi çantasını karıştırdı. Koca götü arkadan geniş bir oyuk ile ikiye ayrılmış önümde duruyordu. Tombul bir amın çizgisi çamaşıra yapışmış. Çantadan çıkardığı normal eteğini giydi. Beklemediğim bir şey yapıp sütyenini tek hamlede omzundan düşürdü. Sütyeni kokladı. Şu kısa röntgencilik geçmişimde gördüğüm en beyaz en yuvarlak göğüsler. Uçları kırmızı gibi. Birbirlerine değecek kadar iri ve yukarıda. Adım attıkça sağa sola gezdi göğüsleri. Çantasından başka bir sütyen çıkartıp taktı. Memelerini ayna karşısında düzeltirken, ben spermlerimi tavana kadar fışkırtmıştım bile. İş yaparken giydiği sütyeni ve eteği dolaba koyduktan sonra giyindi çıktı gitti.

    O gider gitmez yaptığım pisliği temizleyip indim aşağı. Eski odama dalıp az evvel eşyalarını yerleştirdiği dolabı açtım. Nasıl daha önce aklıma gelmedi. Az evvel çıkardığı sütyen, başka bir külot, bir atlet. Hepsini koklarken sikim dikildi tekrar. Atlet ve külot temiz yeni yıkanmıştı. Yine de ellerim bir kadına değiyormuş gibi titredi. Sütyeninde ise ter kokusu ile karışık, teninin kokusu var. Daha sonra defalarca yapacağım ve gece 31 lerimde yatağımın içine taşıyacağım gibi sikimi önce sütyenine sonra küloduna sararak önümde eğildiği anları hayal ederek tekrar asıldım sikime. Amına bastırır gibi donunun ağına, sütyeninin içine sürdüm sikimi. Patlamaya yakın ikisini de yere atarak avucumu doldurdum.

    Uzun süre babamdan yeni seyir çıkmadı. Bir iki kere odasını karıştırdığımda ruj lekeli sigaralara denk geldim. Ben okulda iken orospular veya sevgilisi ile sevişiyordu demek. Kız arkadaşımın olması babamı da rahatlatmıştı. Daha arkadaşça konuşuyor arada kendisinin de bir arkadaşının olması halinde ne tepki vereceğimi yokluyordu. Bazen ev boş diye kızı getirirsen haberim olsun diye takılıyor aman dikkat torun filan için erken başımızı yakma diye kızdırıyordu. Hatice bak eve karı atarsa haberim olsa diye bana ve Hatice Teyze’ye takılıyor, ikimizi de utandırıp kahkaha atıyordu. Hayatımın en güzel günleriydi gerçekten. Hukuk fakültesini kazanmam neredeyse garanti, okulda üniversite sınavı nedeni ile dersler rahat, ilk defa elini tuttuğum ve öpüştüğüm bir kız arkadaşım ve babamın verdiği bol bol harçlık. Tabii haftada üç dört kere yakaladığım Hacer Teyze soyunma şovları. Artık ezbere biliyordum o vücudu ve tüm iç çamaşırlarını. İstisnasız hepsini teker teker sikime sarmış hatta bazen döllerim sıçradığında izi temizleyip saç kurutma makinesi ile kurutmaya çalışma panikleri yaşamıştım. Giyip bıraktığı bir külodu defalarca koklamış sikime sararak yatmıştım.

    Dersanede sabahın köründeki bir sınava çıkmak için kalktığımda babam da ayakta idi. Pazar pazar hayırdır deyince. Bir iki hasta gelecek dedi. Cebinden bir tomar para çıkardı, kızı sinemaya götür karanlık yerler iyidir diye sırıttı. Tamam diye fırladım evden. Sınav bitmiş tam kıza sinemaya gidelim mi diye cilve yaparken cebimdeki para aklıma takıldı. Her zamankinden kat kat fazla. Ulan kesin evde bir bok var. Kıza biraz hastayım yalanı atıp eve koştura koştura geldim. Dış kapıyı anahtarı ile ölüm sessizliğinde açtım. Yine aynı sessizlik ile ayakkabılarım elimde parmak ucunda tırmandım ahşap merdivenleri. Banyodan su sesi geliyordu, hızlıca kendimi odama attım. İki dakikada ise röntgen noktama doğru minderden mindere geçişe başlamıştım. Yatakta babam sigara içiyordu. Koca siki önüne doğru sarkmış yerde  kullanılmış bir prezervatif. Sikişi kaçırmış olmanın sıkıntısı ile beklemeye başladım.

    Oğlan gelmesin diyen ses tanıdıktı. Yok dedi babam kız arkadaşı var, sinemaya gönderdim. İçeri giren de tanıdıktı. 45 yaşındaki sıska kısa boylu sekreteri Ayfer Teyze. Ben o zamanlar o yaştaki kadınların seviştiğini hayal bile edemiyordum. Odaya girince yine de oda kapısını kilitledi arkadan. Üzerine sardığı havluyu atıp bir sigara ile babamın yanına uzandı. Kadınlığının üzeri siyah kıllar ile kaplanmış bir kadını ilk defa görüyordum. Memeleri en fazla birer tenis topu büyüklüğünde, ipince bir vücut. Babam yanında iki katından bile büyük duruyordu. Sigara içerek muhabbetleri dün gelen bir hasta üzerinden devam etti. Konuşurlarken kadın babamın göğsündeki kıllar ile oynuyor babam da sırtını okşuyordu kadının. Dümdüz bir sırt düz bir göt.

    Babamın yavaş yavaş dikilen sikini okşadı biraz. Hadi özledim küçük götünü diye tokatlaması ile de ayağa kalktı ikisi de. Kadının hareketleri ilk defa sikişmediklerini gösteriyordu. Ahh neler kaçırdım bu evde. Babamın başucundaki çekmeceyi içinde neler olduğunu bilir şekilde açıp yerini bildiği bir kutuyu babama verip yatak üzerine dört ayak üzerine domaldı. Götü ufacık ve beli ipince gerçekten. Am dudaklarının açıklığı bu pozisyonda ortada, sikimi rahat bıraktım. Babam iki parmağını açtığı kutuya daldırıp sarı parlak bir krem çıkardı ve kremi babam kapattığı için bu açıdan göremediğim götüne sürdü kadının. İlginç bir rahatlık içindeydiler, yine kısa bir ön sevişme ile kadın orospu gibi babamın önünde domalmış bekliyordu. Kadından gelen ohh sesi ile daha da yapıştım kafese. Babamın bir parmağı kadının arkasında gözükmüyordu. O kadar siktim hala dar ya lan bu göt diye tekrar bir tokat attı babam. Off demek ki parmağı götün içinde. O kadar dediği de bu kadın işe başlayalı bir yıl olmamıştır ve ben tüm bu göt sikişlerini kaçırmıştım. Önündeki sik iyice irileşmişti. Kadının küçük kalçalarını iki eli ile ayırarak neredeyse kalçaların yarısı kalınlığındaki sikini sokmaya başladı.

    Senin kadar rahat alan olmuyor lan bu siki dedi tekrar. Off konuşma da sok at yaraklım cevabı şok etti beni. Babam bir iki git gel sonrası kalçasını kalçalarına yapıştırdı kadının. Sert sert vurmaya başladığında da kadının çığlıkları evde yankılandı. Yine bir yanlış bilgi ediniyordum aslında, göte girmek çok kolay zannediyordum o yıllarda. Off dağıttın götümü çok azmışsın sen kimin götünü sikmek istedin yine. Tanımadığım bir kadının adını sayıkladı babam. Evet çok güzeldi değil mi koca götü karının her gün daha da mini giyiyor senin için. Hiç düşünmediğim fanteziler yaşıyorlardı. Kadın oooo dişçim güzel götümü sikiyor dedikçe babam daha da coşuyordu. Ayfer o güzel götlü kadınmışcasına babamı azdırıyor babamda daha hızlı tepkiler veriyordu. Ayarlayım mı sana koca götlüyü ha ne dersin diye inliyordu. Babam da çok orospusun sen çok diye bağırıyordu. Hadi en iyi dişçi sizi söylemişlerdi, bu kadar mı sikeceksiniz götümü. Babam hırslanarak kalçalarını tokatlayarak götü hızlanarak sikmeyi sürdürürken Ayfer sadece bağırıyordu artık. Daha çok acı sesiydi sanki. Bir eli kendi bacak arasındaydı. Kadınların bu pozisyonda kendini parmakladıklarını yıllar sonra öğrenecektim. Elimde tuttuğum sikim kendi kendine fışkırmaya başlamıştı bile. Kadının bacaklarım ağrıdı demesi ile durdu babam, ama içinden çıkmadı. O şekilde yan yattılar. Bu manzara benim için daha iyiydi. Babam yanında kaybolan küçük vücudun götüne arkadan sakin sakin giriyor bir eliyle de amını okşuyordu. Siyah kılların arasında bir pembelik ara sıra gözüme çarpıyor babamın bir parmağı ileri geri içinde çalışıyordu.

    Hadi at yaraklım bittim ben sözleri bir kere daha tekrarlandı kadının ağzında. Kadın hareketsiz ve sessiz kaldı bir iki dakika daha babamsa devam etti durmadan. Ayfer’in bacaklarını sıkması ile babamın yapma orospuuu bağırması aynı anda geldi. Bu sefer babam da hareketsiz kaldı kadının arkasında. O şekilde bir süre beklediler nefes nefese. Yarın nasıl oturacağım bütün gün dağıttın yine diye cilvelendi Ayfer. Geç gel bir iki saat istersen dedi babam sabah hasta yok olursa da Hacer evde olur o alır içeri. Onun da sana bakışı bakış değil haberin olsun. Aman dedi babam karımın uzaktan tanıdığı laftan sözden kurtulamayız uzak dursun. Güzel kadın ama bahtsız zavallı dedi Ayfer. Evet dedi babam sağlam götü var karının. Sanki sevgililermiş gibi babamı şakadan yumruklayarak yatağın içinde oynaştılar. Ayfer ben gideyim evde yıkanırım diye kalktı, babam giyinmesini seyretti kadının. Ben de odama döndüm. Ayfer’in gidişini seyrettim. Muayenehane kapısından çıkmıştı orospu, tedbiri elden bırakmıyorlardı. Aynı sessizlik ile evi terkedip iki saat sonra gürültü patırtı yaparak döndüm eve.

    Sonraki bir ay en kesat dönemlerdi. Ablam çeyiz nişan alışverişi için ikide bir gelip bizde kalıyordu. Onun köye dönmesini babam da dört göz ile bekliyor alışveriş sürecini hızlandırmak için her şeyi yapıyordu. En büyük faydası bu dönemde babamın ablan da artık buraya gelirse kocası ile gelir yarın öbür gün sen de evlenirsin diyerek üst kattaki düzeni değiştirmesi idi. Kendi odasının yanındaki banyoyu bölüp odasına dahil etti, diğer yarısı da benim eski odama ait küçük müstakil bir duş tuvalet oldu. Üst katta annem ile boşandıklarından beri hiç kullanılmayan benim odamın yanındaki dar mutfak da benim odama dahil edildi, küçük bir duş alanı ve tuvalet daha. Son sürprizi üç tane çift kişilik yeni yatağın benim, babamın ve ablamın odalarına yerleştirilmesi olmuştu. Kendi banyom olmasını da Hacer’in en sevdiğim küloduna sikimi sararak kutlamıştım. Döller ile batırdığım çamaşırı yıkamak ve kurutmak için bütün gece uğraşmıştım salak gibi.

    Ablam geri döndüğünde babam ağzındaki baklayı çıkardı. Haftasonu gelecek misafirinin kız arkadaşı olduğunu ortalıkta fazla gözükmemem gerektiğini anlattı. Tamam dedim, kurstu, sinemaydı, atariydi takılırım yatmadan yatmaya gelirim. Cumartesi sabahı Hacer Teyze kahvaltıyı toplarken bir tomar para sıkıştırdı yine elime. Doktor bey o kadar fazla para vermeyin çocuğa kötü kötü yerlerde harcamasın deyince Hacer Teyze, sana ne diye fırçaladı. Erkek adam o 18’ine girecek nerdeyse, istediği yerde istediğini yapsın. Kim karışır? Bana döndü gülerek sonra Hacer Teyzen de haksız değil keranelere filan gidip hastalık kapma sakın şerefsiz. Kendi banyon var artık istediğin gibi asıl. Utandım rahatlığından. Hacer Teyze de utandı yine bize bakmadan bulaşıklara girişti. Kız arkadaşım ile sadece öpüşebildiğimiz yer sinema, off göğsüne dokunmaya çalıştığımda iki hafta konuşmamıştı ne günlermiş. Sinema sonra arkadaşın evinde atari ve gizli gizli bir bira sonrası vakit tamamdır diyerek evin yolunu tuttum.

    Bu sefer içeri girdiğimde salonda oturmuş TV seyrediyorlardı sarmaş dolaş. Aylar önce babamın sikini yerken seyrettiğim kadın ile çekinerek biraz konuştum. Gerçekten güzel ve alımlı bir kadın. Yarın erken kalkacağım diyerek odama on dakika sonra da seyir noktama çıktım. Bir süre sonra sesler babamın odasından gelince o tarafa doğru yol aldım. Babam benimle konuştuğu için herhalde kendi odasında kalmalarını tercih etmişti. Hiç beklediğim gibi gelişmedi olaylar. Büyüyünce anlayacağım gibi, yıllardır beraber olan bir çift rahatlığı ile girdiler odaya. Babam bir yandan bir şeyler anlatıp soyunurken kadın küpelerini çıkarıp makyajını siliyordu. Sonra kalktı banyoya girdi. Babam donu ile yatağın içine oturdu, gazete okumaya başladı. On dakika sonra filan iç çamaşırları ile kadın çıktı banyodan, çantasından bir gecelik çıkardı baş ucuna koydu ve gazete okumaya devam eden babama sarıldı.

    Babamın kadınları - giriş

    Bu eski kocaman konağa yıllardır gelmemiştim. Yıllar sonra şimdilerde zor yürüyen babamı, ablamı ve yeğenlerimi ziyarete geldiğimde anılar ve hayatımda bir çok kadın olmasına neden olan olaylar gözümde canlandı. Babam ile annemin boşanması ile başladı macera aslında. Birdenbire neden ayrıldıklarını hiç anlayamamıştım küçükken. Beni de pek etkilememişti bu ayrılık açıkçası. Annem, liseyi bitirmiş üniversiteyi kazanamamış yirmisine gelmiş ablam ile köye, dedemden kalma eve annesinin yanına taşındı, ben de lisede olduğum için babamın yanında konaktaydım. Tabii ablamı bir süre sonra evlendirdikleri eniştemin, köyün zenginlerinden olması da köye taşınma kararlarında etkiliymiş, sonradan öğrendim. Cuma gecesinden pazartesi sabahına annemlerde, hafta içi sabahtan öğlene okul, sonra hamburgecide yemek, futbol, atari, sinema, haylazlık.

    Ev kocaman gerçekten. Giriş katında aynı zamanda oturma odası olan dev bir mutfak, ona birleşik kiler, büyük bir salon dişçi olan babamın eve de kapısı olan iki muayene odası, üst kat ise dört oda, bir geniş koridor, iki banyo, bir küçük mutfak lavabosu daha. Onun üstünde bir çatı aralığı. Her odada ise küçükken en büyük eğlencem olan depo olarak kullanılan çatı katına geçilebilen küçük bir pencere var. Sık hasır örgülü eski filmlerdeki ahşap harem kafesleri gibi. Küçükken onu itekler kedim ile birlikte çatı arasında saklanırdım. Bir sabah kendi kafesimden geçip çatı arasından dolanarak annemlerin odaya oradan da yataklarının üstüne atlayınca ikisi de yatağa almadan üstlerini örtmeye çalışarak kovaladı dışarıya beni. Önce ablamdan fırça, annemlerin odasına çat kapı giremezmişim. Ertesi sabah da babam benim kafesi çiviler ile iptal etti. Onların odadaki daha büyük eşya sokmaya veya temizliğe girmeye yarayan girişe de bir asma kilit takıldı. Tabii büyüyünce anladım yaptığım eşekliği.

    Boşanmalarından sonra ben ablamın büyük odasına transfer oldum. Bu odada iptal edilmemiş çatı arası geçişi de dört beş yıl aradan sonra benim otuzbir malzemelerimi sakladığım bir sığınaktı artık. Yaş 16 idi  ve beynime çok az kan gidiyordu. Yayıla yayıla otuzbir çekecek bir alan büyük lüks. O zamanlar internet yok onu geç bilgisayar olarak sadece atari var, tek malzeme penthouse, playboy ve benzeri dergiler. Bir de sıra arkadaşımın evindeki videoda yüz kere seyrettiğimiz kötü bir porno film. Yine okul sonrası sıra arkadaşım ile dergi takası yapıp sokaklarda oyalanmadan yeni malzemelerin coşkusu ile eve koşturdum. Ben eve girerken her sabah gelip kahvaltı kurup yemek pişirip evi topladıktan sonra giden Hatice Teyze de evden çıkıyordu. Erkencisin dedi. Yan koridordan babamın muayenesini kontrol ettim. Yeni işe aldığı banka emeklisi 45 yaşında filan olan sekreteri hastası var sonra çıkacak dışarı diye randevu defterini kontrol etti. Evet gençler o zaman emeklilik yaşı 40 filandı ve evet cep telefonu uzay yolunda vardı sadece. On dakikaya kurulmuştum sığınağıma. Sırtımı dayandığım minder, peçeteler ve dergilerim ile otuzbire hazırdım.

    Peçeteye bir posta attırdıktan sonra dergileri eski eşyaların arasına zulalıyordum ki uzaktan gelen bir kadın kahkahası ile irkildim bir anda. Telaşla donumu topladım. Sesler arttı, ay ne acelen var Rasim sesine iyice kıpırtısız kaldım. Evin içinde bir kadın babam ile konuşuyor. Acelem var tabii ki çocuk okuldan gelmeden rahat rahat sikeyim. Babamın yani annemlerin eski yatak odasından geliyordu sesler. Kıpırdayamadan yüreğim ağzımda kaldım. Yıllardır tavan arasından o tarafa geçmedim. Aklıma bile gelmedi. Şimdiki odam daha uzakta, arada sesi, soğuğu kessin diye bir ahşap kapı daha vardı. Duruyor mudur? Neler düşünüyorum babam bir kadını eve atmış, sikecek, ilk defa bir çıplak kadını canlı görme şansım var. Gürültü yapar yakalanırsam da babam eşek sudan gelene kadar döver. Belki köye bile gönderir. Sikim çıplak kadın düşüncesi ile dikildi, dedim ya ergenlik beyinde kan yok.

    Eski telefonun uzun uzun çalmasına babam anasını sikecem kimse bu diye söylendi. Holden sesi geliyordu, akşamüstü gelin tamam beş gibi. Fırsat bu fırsat duyduğum tek ses kalp atışlarım, emekleyerek çatı katını bölen kapının önüne kadar geldim. Kapı askı bir kilitle tutturulmuş, aralayınca hala hatırlarım gıcırdayarak açıldı. Öylece bekledim. Bir tepki yok. Beş metre yolu belki iki dakikada çıt çıkarmayarak sürünerek geçtim. Her yer toz kaplı bu tarafta. Yıllar önce açtığım kapak yerli yerinde iç tarafı toz ile dolu. Odanın içi ve yatak net gözüküyor ama kimse yok içerde. Cebimdeki peçeteyle sildim biraz kafesi. Rasim ne çok ses çıkıyor bu eski evlerin merdivenlerden diyen kadının sesi ile biraz geri çekildim. Aman tanrım işte 16 yıldır beklediğim an altında sadece donu olan çırılçıplak bir kadın yatağa doğru yürüdü bir sigara yaktı. Arkadan görüyordum sadece, odaya babam da altında pantolonu üstü çıplak olarak girdi. Beni duymaları mümkün değil yine de nefes almaya korkuyordum.

    Babam da bir sigara yakıp kadının kıçını tokatladı. Tekrar çıktı odadan hemen yan taraftaki banyodan işeme sesi geldi. Kadın yüzünü döndüğünde ilk defa bir çift göğüs gördüm. Şimdi orta boy biraz sarkık diyebilirim ama o yaşımda sikimi anında kaldırmıştı. Uçları simsiyah. Hafif göbekli, kalın bacaklı oldukça esmer bir kadındı aslında. Çantasından çıkardığı kreme parmaklarını batırdı, sonra parmaklarını çamaşırından içeri sokup çıkardı. Bir an için am görür gibi oldum. Babamın odaya çıplak girmesini beklemiyordum. Önünde dimdik bir sik benimkinin o zamanki boyundan heybetli. Parayı Şevket’e verdim sana ne kadar vereceğim bu sefer dedi. Vay sikilecek karı orospu demek ki. Götten istersen kalmam demesine cevap vermedi babam. Yatağın kenarına oturdu elini kadının amına atıp dudaklarını göğüslerine yapıştırdı. Ohh erkeğim diye bir inleme çınladı evde. Ne bileyim o zamanlar bunun orospu rolü olduğunu. Babam kendini yatağa bırakınca karı eğilip siki sıvazladı. Sonra diz çöküp inleyerek saksoya başladı. Benim sikim tekrar patlama noktasında tabii. Bir de bir sürü yanlış şey öğrenmekteyim, kadınların erkeği emerken orgazm inlemesi çıkarması gibi. Her şey seyrettiğimiz pornodaki gibi, sadece bu kadın daha hızlı emiyor siki. Neredeyse tamamı ağzında yok oluyordu sikin. Babam da aferin lan senin gibi emen yok diye mırıldanıyordu. Ben daha çok önümde domalmış göte odaklanmıştım.

    Yeter gel üstüme demesi ile saksoyu bıraktı, çırılçıplaktı ve emekleyerek babamın üstüne tırmandı. İki eli ile prezervatif taktığı sik iyice kocaman gözüktü gözüme. Üzerine otururken eli ile nişanladı amına ve bağıra çağıra offf kocam benim koca yaraklım gibi abartılar ile odayı inletti. Ben mi? Sikimi tutar tutmaz donumun içine patlamıştım bile. Sadece kadın bağırıyor inliyor babamdan pek ses çıkmıyordu.Sadece kadının geniş kalçalarını tokatlıyor kadın iz yapma kıçımı diye kızıyordu. Kadını üstünden indirdi. Yatağa sırtüstü yatırıp üstüne çıktı. Klasik misyonerde hızlı hızlı vurmaya başladı, kadından gelen kocam erkeğe bak be gibi cümleler gitgide kayboldu, inlemeleri kesik kesik bağırtılara dönüştü. Kadının kalın bacaklarını omzuna alıp iyice yüklendi üzerine. Göğüsleri ileri geri dalgalanıyordu her vuruşta. Sikimi döllerim ile ıslanmış donumdan kurtardım babam ile aynı tempoda sıvazlamaya başladım. Babam hızlandıkça orospunun sesi garipleşmeye hıçkırır gibi inlemeye başladı, sonradan anlamıştım ilk defa bir kadının orgazmını seyrediyordum. Al bakalım orospu diye babam bir iki daha yüklendi ve kadının üzerine yığıldı. Yana yıkıldığında prezervatifin içi döl doluydu. Birer sigara yakıp çıplak yatarlarken çıplak kadın vücuduna ve kabarmış ama bakarak ben bir kere daha attırmıştım.

    Bir kere daha yapacak mısın dedi orospu, babam saatine baktı bizim velet gelir şimdi. Sen ne zaman geleceksin bir daha dedi. İstanbul’da müşterilerim var dedi orospu, iki hafta sonra cuma buradayım yine. Geldiğinde ara uygunsam yapalım diye anlaştılar. Giyinip çıkmalarını bekledim. Panik ile odama döndüm. Hemen Hatice Teyzenin temizlik bezlerini ıslatıp yeni seyir terasımı ve kafesi sildim. Aradaki kapıyı yağlayıp aralık bıraktım. Kediyi de saldım ki tavan arasına fare mare bir şey varsa temizlensin.

    Ertesi akşamı ve sonraki akşamı da orada geçirdim. Tık yok. O yaşta yetişkinlerin her gün sevişebildiklerini zannediyorum salak gibi. Bir sabah babam akşamları geç geliyorsun bir kız mı var diye takıldı. Tavanarasındayım denmez, derslerim iyi olduğundan atari oynuyoruz çocuklar ile dememe kızmadı. Odamdan okul eşyalarımı almış çıkarken kapısı hep kapalı duran misafir odasından çıkan Hatice Teyze’yi gördüm. Şalvar eteğini dizine kadar toplamış, terlediği için üstündeki köy işi gömleğin düğmesi açık. Seyrettiğim canlı seksin etkisi veya artan ergen abazanlığım ile ilk defa onun da bir kadın olduğunu fark ettim. Beni fark edene kadar çatalı görünen göğüslerine iri kalçalarına baktım. Ağzıma Hatice Teyze diye takılmış ama annemden babamdan üç dört yaş küçük 35 yaşlarında bir kadın, bir küçük çocuğu ve ayyaş bir kocası vardı. Benim bakışlarımdan rahatsız olup üstünü toparlamaya başlayınca, Ne oldu dedim niye o oda açıldı. Babanın arkadaşı gelecekmiş haftasonu için, onun için hazırlattı. Kimmiş dedim. Bilmiyorum kadının teki, sana ne bunlardan diye tersledi.

    Haftasonu burada kalmalıyım. Annemi arayıp izni aldım, babam kalmamam için elinden geleni yaptı. Okulun maçı var, sonra arkadaşlar ile takılacağız diye tutturunca tamam dedi benim eski bir okul arkadaşım gelecek ayak altında dolaşma. Cebinden de bir tomar para çıkardı, dışarda yersiniz yemeğinizi. Ufff şahane, yeni dergiler ile arşivimi genişleteceğim, misafir odasını gözleyebileceğim alanı da sildim temizledim akşam. Soyunurken bir görebilsem kadını.

    Cumartesi sabahı erkenden indim kahvaltıya. Babam da çok şık giyinmiş. Biz içeriz akşam, geç gelirim dedi. Ben on ikiden önce yatarım herhalde dedim, yarın sabah da çocuklar halı sahaya gidelim dediler erken çıkarım evden. Boş boş dolaştığımı akşam on gibi eve döndüğümü hatırlıyorum. Heyecandan içim içimi yiyerek biraz TV seyrettim, oniki gibi odama çıktım, babam her zaman kapalı olan kapımı tıklayarak girdi, uyuma numarasına devam ettim. Büyüdükçe daha da taktir ediyorum bu huyunu, ergenliğe girdiğim günden sonra bir kere kapımı vurmadan girmemişti içeri.

    O çıkar çıkmaz ben doğruca kalkıp tavanarasına daldım. Minderden mindere oluşturduğum yoldan sessizce misafir odasının kafesi arkasında yerimi aldım. Banyo tarafından su sesi geliyordu. Aman tanrım, banyo sonrası önümde mi giyinecek şimdi derken, misafir odasının kapısı açıldı ve içeri babam girdi. Heyecandan ağzımı kapadım. Üzerinde bir şort bir penye. Yatağın üzerindeki örtüyü kaldırdı. Işıkları kapatıp başucundaki eski gece lambasını açtı ve bir sigara yakıp yatağa oturdu. Haydaa tüm ümitlerim çöktü kadın soyunmaz şimdi derken cebinden çıkardığı mavi parlak prezervatif poşetlerini gece lambasının altına koydu. Ahh salak salak salak. Babam karıyı sikmek için burada.

    Üzerinde bir uzun gecelik olan ince uzun bir kadın odaya girdi. Bir iki kere görmüştüm sanki bu kadını. Kalın geceliği çıkarttığında altında neredeyse hiç bir şey yoktu. Şeffaf bir gecelik. Beğendin mi yeni aldım diye etrafında döndü. Manken gibi sıkı bir vücut. Gel buraya özledim seni. Uyumuş mu oğlan? Uyumuş uyumuş bu odadan duyulmayız zaten. Uzun uzun öpüştüler yan yana uzanmış bir halde. Kadının kalçaları geçen hafta seyrettiğim orospudan daha küçük ve daha biçimli. Babam hiç orospuya davrandığı gibi davranmıyordu bu kadına, aşkım, çok güzelsin, çok özledim gibi sözler ile eli sırtında ve kalçalarında dolaşıyordu kadının. O gün bir şeyi daha öğrendiğimi sonradan fark edecektim. İyi bir sikiş ön sevişme ile başlar. Kadının eli babamın sikinde olmalı, buradan göremiyorum. Babamın eli de kadının önünü avuçluyor. Yan yana dudak dudağa hızlanarak sürüyordu sevişmeleri. Gözümün önünde hala birbirlerine aç kurt gibi ama sevgi ile saldırmaları.Dudaklarının birbirinin boynunda göğüslerinde gezmesi. 

    Babamın kafası kadının göğüslerine gömülünce yavaşça babamın üstüne döndü kadın. Çok güzel ince bir beli, orta boy dimdik memeleri var. Götü biçimli, geri doğru çıkıntılı. Tek tek memelerini babamın ağzına sunuyor babamda sesler çıkararak emiyor içine çekiyordu memeleri. Ne güzel bir inlemesi var kadının. Kısık kısık, uzun süre koşmuş dinleniyor gibi. Kontrol babamda değil onda sanki. Bir eli ile aralarında kalan babamın uzun sikini önüne sürtüyordu. Bu siki özlediğim için geldim, sik beni hadi diye ilk defa konuştu. İlk ziyaret değil demek ki kimbilir neler kaçırdım bu evde. Babam pozisyonu bozmadan prezervatife uzandı, gerek yok bu hafta rahatım cevabını alınca vazgeçti. Bir ders konusu daha, her sikişten çocuk çıkmaz.

    O küçük aşık olduğum geriye çıkık kalçalar bıraz havalanıp deminden beri sürtündüğü siki aralarında yok etti. Böyle kalın bir sik o darlığa nasıl girdi? Çok ani olmuştu üzerine yerleşmesi, kadın ooo parçaladın yine, babam ise ufff aşkım benim tepkisini verdi sadece. Aşkım mı, garip geldi babamın sevgilisi olması. Çok güzel bir pozisyon bu. Babamın ellerinde kaybolan memeleri gece lambasında parlıyordu. Öne eğilip babamın göğsünden iki eli ile güç aldı. Daha hızlı oturup kalkmaya başladı, çıkan birbirine çarpma sesleri kadının kısık inlemesini bastırmıştı. Azmış benim aşkım, devam et dedi babam. Kadının kontrolünde sürdü bu pozisyonda sevişmeleri. Arada biraz daha çok kalkınca babamın kalın sikinin amına girişini görebiliyordum. Kadın biraz yavaşlayınca babam doğrulup dudaklarına yapıştı kadının ve kucağında zıplatmaya başladı. Elleri kalçalarında kadın ise boynuna sarılmış kucağında inip kalkıyordu. Kalçaları o küçük iki sert parça babamın elleri geçmiş kızarmış durumda. Daha da hızlandı babam, ince kadın kucağında inip kalkarken koca sikinin yarıya kadar girip çıktığını görüyordum. Ben bittim Rasim ben bittim ooooo. Kadın vahşice babamın dudaklarına saldırırken babam alttan sert kalça hareketleri ile vuruyor ve üzerinde çırpınan kadının kollarını sıkıyordu. Öyle sikeceğim ki seni kocanın suratına bakmayacaksın, o kavat böyle sikebiliyor mu ha seni, ha söyle. Kadın evli ha, her şey ne garip bu gece. Boşal artık amına koduğumun boşal diye küfüre başladı kadın. Ben çoktan peçeteye attırmış hala sikimi sıvazlıyordum. Kadının küfürleri gitgide azaldı, babamın kucağındaki çırpınışları yok oldu. Al bakayım alll diye nefesi tükenerek babam da kendini geriye attı. Öylece kaldılar bir süre, sonra ufak öpücükler ve kıkırdamalar ile doğrulup birer sigara yaktılar. Sarmaş dolaş fısıldaşmaları sürerken, benim gözüm şimdi çok net izlediğim kadının amındaydı. Kılsız tertemiz. İçinden süzülenler babamın dölleri, pornolardaki gibi biçimli amın çevresi ıslanmış kızarmış, parlıyordu.

    Yine boşalmadın dağıttın içimi diyerek göğsünü öptü babamın, içirmeseydin dedi babam içince böyle biz de. Şu odalardan birine bir banyo ekletemedin diye ayaklandı, çıplak vücudunu kalın geceliğe sardı. O banyoda iken babam da ben de siklerimizi peçeteye sildik. Sana kötü bir haberim var diye geri döndü. Banyoda fark ettim, adetim gelmiş. Çarşafı batırmış mıyız baksana. Ufak bir leke buldular sadece. Bu arama sırasında eğilen kalkan çıplak vücudu güzel götü, pornolardaki gibi biçimli amı dikmişti yine sikimi. Hatice Teyze o yüzden söyleniyordu demek ona iş çıkacak pazartesi günü.

    Ee bu ne olacak diye koca sikini salladı babam. Ay canım sıkıldı şimdi yarın sabah da sevişir giderim diyordum diye söylendi kadın. Bir yol buluruz diye sarılıp yatağa çekti kadını. Sakın aklından geçirme, vermem bir daha arkadan, iki gün acısından ağladım. Ne götten de mi sikişmişler? Sikim patladı patlayacak elimi çektim üzerinden. Yalvarma tamam koca oğlanı rahatlatırım diye babamın bacakarasına indi. Dikilmiş sikin kafası ve yarısı ağzında kayboldu. Offf çok iyi diye kendini bıraktı babam. Sonrasının çok uzun sürdüğünü hatırlıyorum sadece, ben dakikalar süren ve arada kadının boşal artık hayvan diye söylendiği oral seksin ilk anlarında fışkırmıştım yerlere. Kadın taşakları emmekten, eliyle otuzbir çekmeye kadar her şeyi yaptı. En son bir iki dakika yaladı başını emdi. Ağzıma ağrı girdi diye söylenerek çift eli ile sike otuzbir çekmeye başladıktan kısa bir süre sonra babamın sikinden havalanan ilk damlayı ben bile gördüm. Yığıldı kaldı babam. Kadın sabah oğlan gidince yıkanırım ben diye başka bir gecelik giyip çamaşırına peçete gibi bir şey tıkayıp yatağa girdi. Bir sigara içimi sonrası öpüşerek ayrıldılar ve babam önce banyonun sonra odasının yolunu tuttu.

    Nasılsa artık sikiş dönmeyecek evde diye kahvaltıya bile kalmayıp çıktım evden. Bir de kahvaltıda kadının yüzüne nasıl bakarım ergenliği var üzerimde.

    Nişanlımla Evlenmeden Götten Sikiyorum

    Nişanlıma her defasında “götümü sikme” diye söylemem gerekiyor, oysa her defasında götüne girebilirmiyim diye izin istiyor. Belki biraz şikayet sahibi olan bir sex hikayesi yazmak üzereyim, şikayet ama nişanlım bu yazdıklarımı okurmu bilmiyorum tabiki, belkide yazdıktan sorna hikayemin başlığını gönderebilirim okusun diye :). Bu tür porno hikayelerin yayınlandığı sitere öyle gün aşırı giren ve sürekli hikaye okuyan bir kadın değilim, aslında internette “nişanlım zorla götümü sikti” başlığındaki yazıları arar iken bundan sonra nereden giriş yaptım bilmiyorum ama soluğu sitenizde aldım. 

    Sitede belirleme edilen bir kaç anal sex hikayesinide okudum ama okuduklarımla yaşadığım duygu çok farklı.Bu nedenle belki her anal sex deneyiminden beğeni alınır düşüncesi olanlar varsa onlarıda bilgilendirmek istiyorum, okuduğum anal hikayelerde her götünü siktiren kadın nhedefiylese çok beğeni aldığını yazmış şahsen ben hiçte beğeni almadım aksine götümün üzerine günlerce oturamadım. Oturmak istediğimde ve her acı çektiğimdede nişanlıma mesaj atıp ağzıma ne gelirse yazıyorum. Şimdi o güne dönecek olursak yine her süre olduğu gibi nişanlımla ilişkiye gireceğimiz an daha sevişmeye başlamadan “aşkım bu gün girebilirmiyim” diye sordu, daha sorusundan anlamıştım ki girmek istediği yer benim göt deliğimdi. Diğerlerinde olduğu gibi bundada “aşkım hayır olmaz, kesinlikle giremezsin” dedim.

    Sanıyorum ki bu anal merakından vaz geçti ve normal olarak devam edecek, ama o öyle yapmadı ve “tamam o süre arkanı dön normal gireceğim” diyerek beni yatağa yüz üstü yatırdı, bu tür ilişkimiz yani bu pozisyonda ilşikimiz daha öncede olmuştu, yüz üstü yattığımda normal yoldan içime girdiğini diyorum yani, bu türlü daha öncede yaşam sürdüğümüz bir pozisyondu. İlk önce sıradan bir sikişmiş gibi kalçamı biraz kaldırmamı istedi ve alttan amıma dayayarak içime girdi, normalde önce yavaş yavaş siker sonra ansızın hızlanırdı ama bu defasında daha girer girmez o kadar sert sikiyordu ki beni kendimi yatakta bırakıverdim, sadece götümü biraz yukarı doğru kaldırmış ve amıma daha rahat girmesi hedefiyle yardımcı oluyordum.Diğerlerinden farklı bir ilişki olacağı daha başından belliydi aslında, içime ansızın kısa sürede girmiş ve hiç hız kesmeden dakikalarca sikmişti beni, bundan sonra beğeniten orgazm olacaktım ki içimden çıktı ve bu defa “dön bitanem” diyerek sırt üstü yatağa yatırıp bacaklarımın arasına girerek içime girmeye başladı, az önceki gibi yine çok hızlı bir giriş yapıp dakikalarca sikti, sanki benim orgazm olacağım anı biliyormuşçasına bu defa yine hızlı hızlı sikerken ve ben orgazm olmaya yaklaşmışken ansızın içimden çıkarak sadece dudaklarımdan öpmeye ve amımı parmaklamaya başladı.

     Ben altında kıvranıp inlerken götümün sikileceği düşüncesinden çok ama çok uzaktaydım, amımı parmakladıktan sonra yine “aşkım bir daha arkanı dön hadi” dedi.Az önceki gibi yine yüz üstü yatağa uzandım ve götümü kaldırarak amımı gerektiğince önünde açtım, bu defa önce amıma girmek yerine göt deliğimin üzerinde sikini gezdirmeye, sikinin başını göt deliğime sürtmeye başladı, ben bunu hissettiğim an “aşkım yapma” diyerek içime götüme girmemesini söyledim, oda bana “yok aşkım girmeyeceğim sadece sürtünüyorum ya, sakin ol” diyerke göt deliğime sürtmeye başladı, çok tedirgin ve bir o kadarda temkinli duruyordum, götüme gireceğini anlamıştım ama bende dikkatliydim, sonra götüme sürtünüp amımdan içeri sikini sokuverdi, aynı şekilde yine çok hızlı ve çok sert girip çıkıyor beni altında resmen deliye çeviriyordu.Sikini yine amımdan çıkarttı ve göt deliğime yine sürtmeye başladı, zannediyorum ki az önce yaptığı gibi götüme sürtüp amıma sokacak ve amımdan sikmeye devam edecek. İşte bu defa benim düşündüğüm gibi olmadı, sikinin başını göt deliğime sürttürdükten sonra tam deliğimin üzerine yerleştirip ansızın içime itekleyi verdi. 

    O ana kadar aldığım beğeni yüzünden şuursuz bir hale gelen ben götümün acısıyla gözlerimi açmamla çığlığı basmam bir olmuştu, sikinin tamamını resmen göt deliğimin içinde hissediyordum, o dakikadan sonra yalvarmaya başladım “aşkım nolur çık canım çok acıyor, yalvarıyorum çık” desemde o sikinin hepsini götüme sokmuş ve hareket etmeyence bekleyerek beni öpmeye ve sakinleştirmeye çalışıyordu.Arkadaşlar hiç abarmıyorum beş dakika kadar yalvardım ve götümden çıkmasını istedim ama o ne kadar yalvarırsam yalvarayım göt deliğimden sikini çıkarmadı ve yanağımdan, başımdan ve omuzlarımdan öpmeye devam etti, hem öpüyor hemde “sakin ol, rahat bırak sende beğeni alacaksın bak” diyordu, bir ara rahatlayıp canımın acısının geçip gitmesini bekledim ama nafile bir an olsun götümün acısı geçmedi ve sanki her geride bıraktığımız dakika daha çok acıyor gibiydi. Beş dakika kadar hareket etmeyen bekledikten sonra ellerini belime sıkı sıkı bastırarak “sakin kendini kaçırmaya kalkma” deyip yavaş yavaş sikini göt deliğimden çıkarmaya başladı, ben sikinin birazının çıktığını hissedince altından kaçmak hedefiyle kalçamı kenara doğru çektim.

    Benim çekmemle oda aynı anda sikini yine hepsini ansızın içime soktu, ikinci defa acı içinde bağırarak “yapma nolursun çık bundan sonra” dedim ama o yine hareket etmeyen bekleyip beni öpmeye devam etti, öperkende “sen kendini bana bırakırsan tamamıyla çıkartacağım, eğer kaçarsan yine sokarım” dedi. Çaresizce “tamam hadi bekliyorum, hareket etmicem, kaçmıcamda, çıkar içimden bundan sonra” dedim ve beklemeye başladım, sikini yine yavaş yavaş içimden çıkarıyordu, büyük bir kısmının çıktığını hissetmiştim ve altından yine kaçmayı düşünüyordum ama kaçamazsam az önceki gibi yine acıyacağını biliyordum, bu yüzden sadece beklemeye ve içimden çıkması hedefiyle yalvarmaya devam ettim. Arada belki götümü siktirmenin vereceği hazzı merak etmiş olabilirim ama bu çektiğim acıdan sonra bırak ikinci bir anal sex yaşamayı bir daha düşünmek bile istemezdim.Artık bu defa sanırım tamamını çıkarak diye beklerken sikinin büyük bir kısmını yavaş yavaş çıkardığı gibi yine aynı yavaşlıkta içime sokmaya başladı, her ne kadar yavaş sokarsa soksun o çok büyükte sikini içime sokarken canım yanıyordu, yine içime girdiğini fark edince “aşkım hani çıkacaktın” diyerek ağlamalık bir ses tonuyla yine yalvarmaya başladım, “nolursun çıkar çok canım yanıyor” diyordum ama o hiç oralı olmuyor yavaş yavaş götüme girip çıkmaya devam ediyordu. 

    Çok büyük acılar çekerek anlamıştım ki o gün nişanlıma götümü siktirmekten başka çarem kalmamıştı, altından kaçmaya çalışınca canım daha çok yanıyor o yüzden hareket etmeyence beklemek en iyisi diye düşünüyordum, bekliyordum.Sanırım üç beş dakika kadarda yavaş yavaş götüme girip çıktı, neticesinde biraz biraz alışmış olsamda ilk girdiğinde bana yaşattığı acının yüzünden götümün yanması bir türlü geçmiyor ve nişanlımda içimden çıkmak hedefiyle hiç bir hareketlilki göstermiyordu, sürekli yavaş yavaş içime girip yine çıkıyordu. 

    Tam süre hususu ile alakalı emin değilim, üstelik canımın acımasından dolayı bana saniyeler dakika gibi geliyordu fakat on dakika kadar zorla götümü siktiğini düşünüyorum, on dakikanın neticesinde da üzerime tamamıyla yatıp derinden derinden inleyerek götümden içeri boşaldı, o boşalırken ben bundan sonra ağlamaya ve içime boşalma diye yalvarmaya başlamıştım ama dinlemedi tabi, beni ağlata ağlata götümü sikti sonrada içime boşaldı.Her ne kadar götüme boşalmasından dolayı hamile kalmayacağımı bilsemde o içime boşalırken ben çok çok tedirgindim, göt deliğimin kırtılmasından dolayı çektiğim acı ve nişanlımın götüme boşalmasından dolayı huzursuz hallerim belkide o güne kadar yaşadığım en kötü sex hikaye deneyimini yaşamama nhedefiyle olmuştu. Bir an olsun götümün sikilmesinden beğeni almadım ve yine yapar mısın diye sorarsanız kesinlikle bu tür bir ilişkiye yine girmek istemem.

    Güzel kızım ve yakın arkadaşı

    Merhabalar aile içi sex sikiş hikayesi okurları Ben 40 yaşında evli ve bir kızım var. Benim sexe ne kadar düşkün olduğumu aıilem bilir. Eşimin annesi rahatsızlanınca yanına yolladım,kızım selma ile 5 gün yanlız kalacaktık.Birgün işten eve erken geldim ve hemen kiraladığım porno cd`yi takıp seyretmeye başladım.Harika sahneleri seyrettikce içim bir hoş oluyordu ve sonunda kilotuma aktım,tam o arada zil çalınca panik içinde cd yi çıkarmam ve yatak odama girmem bir oldu. kızım selma sibel le bize ders çalışmaya gelmişler.

    ben üstümü değiştirip içri girdim aman allahım sibele öyle bakıyordum ki daracık bir kot ve beyz bir tişörtle fiziği ben burdayım gel diyordu resmen.kızımın yanına gidip anlından öptüm hoşgeldiniz dedim ben biraz parka koşmaya gideceğim deyip evden ayrıldım.

    1 saat sonra ter içinde eve geldiğimde selma ıle sibel bana bakıp bir hoş gülmeye başladılar ne gülüyorsunuz dediğimde yok birşey dedıler ama kafama takılmıştı neden böyle gülüyorlardı !!

    ben banyoya giriyorum deyip yanlarından ayrılırken kızım baba ben bakkala gidim kol falan alacagım dedi peki kızım dedim.ben banyoya girfim ama kapıyı kilitlemedim duşun altına bir güzel sabunlanırken birinin beni gözetlediğini fark ettim ama bozuntuya vermedim daha yaklaşmasını bekliyordum. birden bir hapşırma sesi duyunca birden duşun perdesini açtım birde ne göreyim sibelin bir eli pantolonunun içinde amınla oynuyordu beni görünce hemen elini çıkardı ama şoktaydı bana dik dik bakıyordu bende fırst bu fırsat deyıp “nıye öyle dik bakıyorsun sen bu yaşına kadar hiç çıplak erkek görmedinmi?diye sordum ama sibelden tık yoktu donmuştu adeta bende hemen duştan çıkıp sibelin kulağına sana bu zamana kadar tatmadığın zevki tattırmak istiyorum deyip sibeli bir güzel soyduktan sonra duşun altına girdik.Aman Allahım bu göğüsler ne böyle götü yarma gibi karşımda benim oğlan bu arada baya sertleşmişti.Ben sibeli başladım öpmeye bir elimle memelerini okşuyor bir elimle de götünü….kızcağız mest olmuştu..sibele benim yarrağımı yalamasını söyledim ve başladı öpmeye yalamaya ben artık iyicene delirmişti…sibel kalk ve dön arkanı seni sikmek istiyorum artık deyince ben bakireyim olmaz dedi bende seni götten sikecen dedim…delimisin amca dedi o yarrağı benim daracık deliğime nasıl girer dedi bende merak etme ben bu konuda ustayım deyip sibeli döndürüp duvara yasladım.. başladım sibelin o ufacık deliğini yalamaya bir yandan da kızımın deliği aklıma geliyordu… tam yarağımı sibelin deliğine sokacaktım birden kızımın sesiaman allahım dedim..kızım “sibel nerdesin“diye soruyordu.biranda sibel ben banyodayım ıstersen sende gel ben duş alıyorum dıye seslenince bu sefer ben soke oldum…kızım babam nerde diye sorduğunda sibel bilmem diyordu…o arada kızım tamam ben soyunayım birbirimizi sabunlarız dıye seslendi.sibel bana amca sen şimdi uştan cık ve ben seni işaret verince gelirsin dedi ve eklede bana doğru söyle amca sen bizi sikmek istiyormusun bende böyle kızları kim istemez dedim …tamam ozaman bende sana hayatın boyunca unutamıyacağın bir gece yaşatacağım dedi…

    ben hemen banyodan bornozumu giydim ve sesızce cıktım mutfaga gittim 1-2 dakkika sonra baktım kızım odasından sadece kılotu ve südyenıyle banyoya girdi.

  • ben hemen kapıya dayanıp hafifce kapıyı araladım ama Allahım bu manzarayı gördükçe deli oluyordum artık dizlerimde kuvvet kalmamıştı ve ben salondakı koltuga uzandıp gözlerimi kapatıp hayal etmeye başladım. Şeytan bu oracıkta uyuyakalmışım bir ara acayıp bır hısle yavaşca gözlerimi açtım o da ne selma ıle sibel benim yarağımı yalıyorlar hiç bozuntuya vermedim bir ara kızım hadi yeter artık şimdi uyanır dedi sibel de bak selma ben şu yaladığımız yarrağı içimde hissetmek istiyorum izin ver baban beni siksin istersen ikna edip senide sikmesini ayarlarım dedi..kızım vallahi ne yalan söyleyim annem çok şanslı bir kadın böyle bir yarağı kim istemez ama babam beni sikmek yerine bu talebi duydumu öldürür dediği anda ben olurmu hiç kızım dedim ikisi de şoke bir durumda amca baba sen uyumuyormuydun dediler bende hadi bakalım dedim ilk dedeyiminiz bnden olsun dedim ayağa kalkıp 2 sini yatak odasına götürdüm yatağın üstüne yanyana yatırıp bacaklarını actım ve başladım amlarını yalamaya bir kızımın bir sibelin aynı anda da göt deliklerini parmaklarımla alıştırma yapıyor ara sıra yavaşcasokuyordum…ikisi de inlemeye başladılar …sibel amca hadi artık dedi ve bende hemen sibeli üstüme alıp sokmaya çalışıyordum deliği o kadar dardı ki ama sibelin pes etmeye niyeti yoktu ben bir anda içine daldım ve kıpırdamadan duruyordum sibel soluk içine bana amca bundan sonrasını bana bırak ne olur diye yalvariyordu pende peki deyip kızıma sende amını getır bakayım yalamak istiyorum dedim kızım geldi sibel biryandan üstümde zıplıyor ben bir yandan kızımın sulanmış amını ve göt deliğini yalıyordum sibel bir ara hadi şimdi baba kız da sıra deyıp kızımı bıir yastık üzerine yüzkoyun yatırdı bacaklarını ayırdı ve kızımın göt deliğini 1-2 yaladı ve hadı amca gir artık dedi evet o an gelmişti işte kızım altımda beni bekliyor inanılmaz bir sevk kızımın deliğine yarrağımı 1-2 sürttüm ve birden daldım
  • kızım“Babaaaaaaaaa“ diye bağirdı ve başladı yastıkları ısırmaya ben yıne hareketsiz duruyordum bu arada sibel kulagıma beni amımdan sikmeni istiyorum o yarrağı hissetmek tatmak istiyorum diyordu…bende bakarız ded.m ve başladım kızımı pompalamayaartık geleceğimi anlamıştım ve hemen delikten çıktım ve yatakta ayağa kalktım ev ağızlarına akmak istediğimi söyledim başladılar yalamaya ve sonunda kızımın ağzına öyle aktım ki ben bile şaşırdım … sibel hadi amca şimdi beni amdan sik deyince kızım şaşkın bakışlarla sibel sen ne diyorsun dedi sibelde bu yaptıgımız doğrumu ha götten ha amdan evlenırken diktiririz ama o zamana kadarda babanla daha çoooook sikişcez hadi sende siktir deyince kızım gözüme baktı bende olur anlamında işaret edince bir güzel 2 sinide amlarından siktim …tabbi bu arada yatak da kanlar içinde kaldı.. Şuanda sosyal medya da dolaşırken kızımın resmini bursa escort sayfasında gördüm ve cep telefonunu da eklemiş orospu demek ki benden başka olgun yetişkin erkeklere de veriyor.

    İsyerindeki Stajyer Karımı Sikip İnletti

    Merhaba. Ben Mansur. Size gerçekten yaşanmış olan ve yaşanmasını hiç ama hiç istemediğim bi olayı anlatacağım. Şimdiden söylüyorum , kalbi olan okumasın. Eşimle ben 4 yıllık evliyiz. 1 yaşında bir oğlumuz var. Eşimin adı Duygu. 25 yaşında. Kendisi 5 yıldızlı bir otelin İnsan Kaynaklarında çalışıyor. Karım baş döndürecek derecede ateşli bir vücuda sahip. Fakat şu bi gerçekki , ruhunda en ufak or*sp*luk barındırmayan bir insandı eşim. “insandı” diyorum , çünkü artık gerçeği öğrendim. Hikayeyi anlatıyorum : 2013′ün Ocak ayı. Eşimle seks hayatımız çok rutine bağlamıştı , ve lanet olsunki bu tarz hikaye sitelerinde okuya okuya aklımda garip garip fanteziler belirmeye başlamıştı. Dürüst olmak gerekirse ben sekste çok iyi değilimdir. Yani 100 sekste sadece 1′inde otomatiğe bağlamış gibi sikişebilirim , onda da çok çok azdıysam falan. Onun haricinde aşırı yavaş hareketlerle sevişirim. Eşimde bana ayıp olmasın diye orgazm taklidi falan yapar , bi keresinde kavga esnasında itiraf etmişti bunuda. Bi gece yine monoton bi şekilde sevişirken eşime “Beni kızdıracak birşeyler söyle” diyiverdim. İlk başta anlamadı. Israr ettim. Yine anlamadı , “Nasıl kızdırıcam?” dedi mırıldanarak. “Kıskandır beni” dedim azmış bi şekilde. Eşim kucağımda hoplarken duraksadı ve yüzüme tokadı yapıştırıp kucağımdan indi. Döndü arkasını uyumaya başladı. Binbir özür diledim. Ama Duygu öfkeli bi şekilde “rahatsız etme beni !” dedi ve başkada bişey demedi. Aradan 1-2 gün geçti , yine bir sevişme esnasında hormonlarıma engel olamadım ve beni kızdıracak şeyler söylemesi için yalvarmaya başladım. Bi görseniz , neredeyse ağlayacak gibiydim. Duymamazlıktan geliyordu Duygu , kucağımda hoplayıp ,sevişmemize konsantre olur gibiydi. Tekrar tekrar söyledim bende. “Hadi, Lütfen , Bi kerecik , Kırma beni” gibi sözcüklerle onu ikna etmek için uğraştım. Sonunda fısıldayarak konuştu Duygu : “Örnek ver mesela , seni ne kızdırırdı Mansur?” dedi or*spu bi tavırla. Tabi bi yandanda yarrağımın üstünde inip kalkmaya devam ediyodu. “Şu anda benim yerimde kim olsun isterdin?” dedim heyecanlı bi şekilde. Ama nasıl heyecanlandım bunu sorarken size annnnlatamammmm ! Kalbim yerinden çıkacaktı sanki bu soruyu sorarken. Tabi cevabı beklerkende aynı şekilde. Sikimin bomba gibi patlayacağını bile hissettim o an. Meğer hakkatende nasıl zevkli bi fanteziymiş bu. Benki dünyanın eeeeeeennnnnnn kıskanç adamlarından biriyimdir , ama Duygu'yla böyle bi konuyu konuşmak beni anlamlandıramadığım bi şekilde zevkten kudurtmuştu. Duygu cevap vermedi bi süre. Seksten aldığı zevkle sessiz sessiz inleme sesleri çıkardı sadece , ama surat ifadesinden anladığım kadarıyla vereceği cevabı düşünüyodu. Üsteledim: “Hadi söyle ! Kimin yarrağının üstünde hoplamak isterdim ha? Kimin güçlü kollarında beni aldatmak isterdin !?” Bana inanın o kelime ağzımdan nasıl çıktı bilmiyorum. “aldatmak” kelimesinden bahsediyorum. Artık öyle kudurmuştumki , kendimi dahada beter kudurtmak istiyodum ve olayı iyice doruğa tırmandırıp beni aldatmak isteyip istemediğini öğrenmek istedim. Ve itiraf etmeliyim ki sorarken bile gözlerim zevkten yukarı kaymıştı artık. Ve büyün an geldi , Duygu cevap vermeye başladı : “Söyleyeceğim , ama kızmayacaksın , anlaştık mı?” Allahım sana geliyorum. Bi yandan seksimiz hala devam ediyodu zaten , bi yandan Duygu'nun fahişe bi edayla kurduğu bu cümle. Hayatımın ennnnnnn zevkli anlarıydı sanki o an. “Kızmicam söyleeeeee!” diye böğürdüm resmen. Duygu beni dahada beter kudurtmak için o or*spu tavrından bi an olsun taviz vermiyodu , sinir bozucu bi gülümseme takınmıştı yüzüne birde. Ve beni aldatmak istediği o kişiyi söyledi : “Gürkan.” Gürkan benim işyerimde , benim emrimde çalışan stajyer bi çocuk. 19 yaşında üniversite öğrencisi. O an bunu duyunca afallamak bi yana , Duygu'nun benden her anlamda (yaş,kariyer,para) daha alt bi insanla beni aldatması fikri artık beni had safhada kudurttu ve o ana kadar yavaş devam eden seksimizi , makinalı tüfek gibi saydırmaya başladım. Duygu'nun çığlıkları bütün apartmanı inletecek gürültüye kadar yükseldi. Bi yandan deliler gibi pompalıyo bi yandanda sormaya devam ediyordum : “Demek kendinden 6 yaş küçük bi çocuğa hemde kocanın emrinde çalışan bi stajyer olan çocuğa , kendini siktirmek istiyosun ha ??!! öyle miii ??!!” Duygu da zevkten çıldırmıştı ama zar zorda olsa , kesik kesik cevap verebiliyordu : “Ev-e-ee-ee–tt-t.. Onun o kass-lııı vüüü-üücuud-ddunuu akkk-lllımmdaan çııı-kaa-raa-mıı-yooo-rr-rruum.” “Ne yanii ?? Benden daha mı güzel vücudu var o küçük çocuğun haaa?” “Sen kendi vücuduna vücut mu diyosun?” dedi ve kahkaha attı. Evet. Ondan beni kızdırmasını istemiştim en başta , ama bu son lafı beni kızdırmaktan öte birazda üzmedi değil. Tuhaf olan şu ki bu beni çok ama çok daha zdırdı ve hayatım boyunca boşalmadığım kadar çok boşaldım. Oluk oluk. Neredeyse yarım kilo. O derece. Ardından ikimizde sırt üstü uzandık ve bi kaç dakika sessizce sigara içtik. Sonunda dayanamadım ve sordum : Mansur : Duygu ? Duygu : Efendim ? Mansur : Sen.. ciddi miydin ? Duygu : hangi konuda ? Mansur : Gerçekten Gürkan'ı arzuluyor musun ? Duygu üzerinden hala adrenalini atmamış olacaktiki , rahat rahat konuşmaya başladı. Normalde benim tanıdığım Duygu asla ama asla bu tarz bi muhabbete dahil olmazdı. Dedim ya , az önce yaşananların coşkusu hala üzerindeydi ve bu ona cesaret veriyodu. Duygu : Bebeğim açıkçası sen bana 1-2 gün önceki sevişmemizde yine böyle “kızdır beni” gibi bişeyler söyledikten sonra ben bazı şeyler düşündüm. Mansur : Ne gibi tatlım ? Duygu : Ama bak kızmayacağına söz ver. dedi yine or*spu bi edayla. Açıkçası artık boşalmıştım ve boşalmadan önceki kadar hoşgörülü olamayabilrdim bu konuşmalara. canımı yakabilirdi Duygu'nun söyleyecekleri. Ama ona bunu belli etmemeliydim , aksi takdirde içine atması ve benden habersiz içinde bişeyler yaşaması hiç ama hiç iyi olmazdı. Mansur : Kızmayacağım tabiki bitanem. Duygu : Sen bana o gün “kızdır , kıskandır beni” dediğinde ben bi öfkeyle yarıda bıraktım ya sevişmemizi , uyudum hani. Mansur : Evet ? Duygu : İşte onun sebebi , sen bana öyle diyince ben hayatımda ilk defa farklı bi heyecan hissettim içimde. Yani daha önce hissetmediğim türde bi heyecan. Ve bu yüzden korktum aslında , “nooluyo bana” diye. Ve yarıda bırakıp uyumaya çalıştım. Ama emin ol o gece sabaha kadar uyuyamadm bazı şeyler düşünmekten ve onların bünyemde yarattığı heyecandan Dediğim gibi , hiç hoşuma gitmemişti Duygu'nun bu itirafı. Aslında aşırı sinirlendim o an ama kendimi var gücümle kasıp belli etmemeye çalışıyodum. Çalışıyodumki anlatmasını yarıda kesmesin. Mansur : Ne düşündün ki tatlım ? Ben böyle sorunca Duygu bi anda yatar pozisyondan oturur pozisyona geçti , heyecanla bişey anlatacağı belliydi , bende dikeldim ve yatakta karşılıklı oturmaya başladık. Duygu'nun yüzünde anlatacağı şeyden olsa gerek güller açıyodu , ağzı kulaklarındaydı. Ve bu benim çok canımı yakıyodu , neydi onu bu denli , benim daha önce heyecanlandıramadığımgibi heyecanlandıran ? Duygu : Bak şimdi sana bişey anlatıcam , ama sakkk-kkın bi delilik etmeyeceksin. Mansur : ? Duygu : Söz ver bana. 2 eliyle ellerimi tuttu sıkıca ve gözümün içine bakıp ona söz vermemi bekledi. Mansur : Ta.. tam.. tamam.. .. söz. Ve anlatmaya başladı : Duygu : Geçen hafta senin işyerine geldim ben , hani sen toplantı için başka bi yerdeydin. Tabi benim bundan haberim yoktu. Seni aramıştım işyerine gelince , sen bi kaç saat geşemeyeceğini söylemiştin.Hatırlandın mı ? Mansur : Evet…. Hatırladım… Duygu : Hah. Ben senin olmadığını öğrenince hemen eve döncektim aslında ama çok yorulmuştum ve biraz soluklanmak için oturdum senin odanda. Sonra baktım yan odada ayak sesleri var. Kim varsa geçip bi selam vereyim dedim , ayıp olmasın. yan odaya girdiğimde Gürkan vardı , üzerinde tişört yoktu. O beni farketmedi ilk , sanırım yeni bi tişört almış , onu giyecekti torbasından çıkarıp. Ama sana dürsüt olmalıyım ki Mansur , o tişörtü giymesini hiç ama hiç istemedim o an. Mansur : Neden ?! Duygu : Şşşş kızmak yok dediiiiik Çünkü ben hayatımda öyle güzel bi vücut görmedim bitanem. Kızma bana ama yanında çalıştırdığın stajyeri dikizledim bi kaç saniye bide oro*pu or*spu gülmez mi bunları anlatırken , allahım deli olacam yaaa !! Duygu : Sonra öksürük sesi çıkardım ve Gürkan beni farkedince çok fena panik oldu. Ama enteresan olan neydi biliyo musun ? Mansur : Neydi ? Duygu : Paniği 1-2 saniye sürdü ve o 1-2 saniyelik süre içinde tişörtünü giymek için hamle yapmıştı ama benim olduğumu anlayınca tişörtünü giyinmedi. Mansur : ??? Duygu : Evet evet. Çok tuhaf di mi ? Geldi elimi sıktı “Hoşgeldiniz Duygu Hanım” diye ama üstü hala çıplaktı ve hiçte çekinmiyodu. Ben mala bağlamış bi şekilde ağzım açık dinliyodum Duygu'yu. Ama gitgide de panik oluyodum “Lan o işin sonu nereye doğru gidiyo lan?” diye. Fakat dediğim gibi , bunu Duygu'ya çaktırmak yok. Mansur : Alla allaaa bak sen yaa eee sonra ne oldu ? Bu sorumun ardından Duygu gözlerini benden kaçırdı , yere doğru baltı ve alt dudağının sağ kısmını ısırdı hafifçe dişiyle. Bi yandanda saçıyla oynamaya başladı. Bildiğiniz üzere bu hareketler tam bi “or*spuluk ettim veya edicem” hareketleridir. Mansur : Duyguuuu ? Bitanem sonra ne oldu ? Duygu : Ya.. .. Sonrası.. .. Öyle işte.. Neyse boşver.. Mansur : Duyguuuuuuu.. Bitanem sence ben burda kapattırır mıyım bu konuyu ? Anlat hadi bak , hiç kızdım mı sana şimdiye kadar ? Duygu : Ya.. Ama.. Bak söz verdin delirmeyeceğine. Evet. Anlaşıldı. Yüzde 100 delireceğim birşey olmuş belliki , yoksa bu kadar tekrar etmezdi bunu Duygu. Tam öfkeden kudurmak üzereydimki , enteresan birşey farkettim. Benim ufaklık yeniden taş kesilmeye başlamıştı , özellikle Duygu'nun bu son “Bak söz devrdin delirmeyeceğine” lafından sonra. Ama öyle böyle değil , demir çubuk gibi oldu 4-5 saniyelik süreç içerisinde. “Delirmeyeceğim bebeğim, anlat hadi” dedim ve Duygu'yu tekrar taş gibi olan yarrağımın üstüne oturttum. Duygu : Mansur dur , hayır bi dakka yaa , bişey anlatıyorum. Mansur : Bi yandan seks yapalım , sende bi yandan anlat , olmaz mı ? Duygu : hayır yaaa , üffffff , bi dur. Mansur : Anlatırken gözlerini kapatırsın , ve yarrağını içine aldığın kişiyi ben değilde Gürkanmış gibi hayal edersin hem. Hemde şu kaldığın yerden devam edersin. Daha güzel olmaz mı ? Yüzünde nasıl güller açtı var ya Duygu'nun , görmeniz lazım. Nasıl hoşuna gitti bu teklif. Ama tabi benim kalbime hançer gibi saplandı onun bu teklif karşısındaki mutluluğu. Çünkü 2 saniye önce beni , kocasını , ilk aşkını “üfff , bi dur yaa” diye tersleyen o kadın , ben “gözlerini kapatıp benim yerime Gürkan'ı hayal edersin” diyince mutluluktan gözleri parladı ve yarrağımın üstüne bi hamlede oturup gözlerini kapattı. Neyse. Yapacak bişey yok , ok yaydan fırladı. Mansur : Hadi bebeğim şimdi devam et anlatmaya. Duygu : Elimi sıkıp “Hoşgeldiniz Duygu Hanım” dedikten sonra birbirimize gülen gözlerle uzunca baktık , ve ellerimizi bırakmadık. O bırakacak gibi oldu , ben izin vermedim. Her yeni kurduğu cümlede sikimin üzerinde inip kalkma hızı biraz daha hızlanıyodu ve dediğim gibi gözleri kapalı , o 19 yaşındaki veletin kucağında olduğunu hayal ediyordu. Duygu : Elimi bırakmasına izin vermeyince önce bi şaşırdı ama şaşkınlığı geçince , benden aldığı bu cesaretle göğüs dekolteme bakmaya başladı göz ucuyla. Bende onun o yapılı vücuduna baktım uzunca.Ardından tekrar göz göze geldik.Ve bi kaç saniyelik daha bakışmamızın ardından ikimizde kudurmuş köpekler gibi birbirimize saldırdık. Mansur : Neeee ?? Nasıı ? Nasıl yanii ? Duygu : Kapa çenenide dinlee.. O kadar azmıştık ki ikimizde soyunmak için vakit kaybedemezdik , o benim gömleğimin düğmelerini bi hamlede kopararak açtı ve ardından kafasını göğüslerime daldırdı. Mansur sana yemin ediyorum kalbim yerinden çıkacak gibiydi. Kocamın işyerinde , stajyer bi çocukla , uluorta sevişiyodum. Her an biri gelebilirdi ve bu bizi dahada çıldırtıyodu. Bi an önce onun yarrağını içimde hissetmek istiyodum , yakalanma riskimiz çok fazlaydı ve kendimi kontrol edemiyordum. Bi çırpıda pantolonunu indirdim , dizimin üstüne çöktüm ve onun boxerıyla yüzyüzeydim , büyük bi heyecanla boxer'ını sıyırdım ve gördüğüm tablo karşısında küçük dilimi yutacaktım neredeyse Mansuuuurr. Hayatımda gördüğüm ennn güzel şeydi o an o şey sanki. Gözlerim faltaşı gibi açıldı ve uzunca süre bakakaldım Gürkan'ın penisine. Tam ağzıma sokacaktım ki asansörün sesi , bizim katta durdu ve ben apar to! par kimseye görünmeden tuvalete kaçtım. Üstümü başımı toparlayıp , kimselere görünmeden eve geldim. Ben Duygu'nun bu anlattıkları esnasında zevkten ölmek üzereydim , boşalmamak için kendimi inanılmaz bi şekilde kasıyodum. Çünkü bu anın daha tadını çıkarmak istiyordum. Ama Duygu'nun orgazm olurken “Evet evet daha hızlı Gürkaaaaaan” diye inlemesi esnasında musluğu daha fazla sıkamadım ve oluk oluk boşalttım spermlerimi Duygu'nun içine. Ve uyuduk. Bi kaç gün , bu konu hakkında da hiç konuşmadık. Ama takdir edersiniz ki benim bu konuşmadığımız günlerde de dahil olmak üzere , aklımda hep bunlar vardı. Çok düşünmüştüm ve kendimle çok çatışmıştım ama bi karara varmıştım. Eşim benden gizli gizli bu oğlanla az kalsın işi pişirecekmiş , biraz daha yalnız kalabilselermiş yani. Bu da demek oluyo ki , yine benden gizli bi şekilde bu sefer yakalanmadan bana boynuzu takma ihtimalleri yüksek. E bu olay beni hayatımda hiç zevklenmediğim kadar zevklendirdi , hiç kudurmadığım kadar delicesine kudurttuysa, hemde sadece dinlememe rağmen , bence birde bu olayı dinlemek yerine izlersem , sanırım zevkten bayılır ve hayattayken cenneti yaşayabilirdim. Evet. Dünyanın en kıskanç adamlarından biriydim , ama belkide bu sebepten ötürü bana bu kadar zevk veriyodu karımı başkasının gümletmesi fikri. ve bir gece karıma bu isteğimi açıkladım. Nasıl sevindi kahpe anlatamam , ve tabi onun bu denli sevinmesi beni bir kez daha yaralamıştı kalbimden. Plan şuydu : Ben işim varmış gibi bürodan ayrılacaktım ve Gürkan'a da uzun süre gelmeyeceğimi, kendisininde işlerini bitirdikten sonra dükkanı kitleyip çıkabileceğini söyleyecektim. Ben çıktıktan sonra Duygu dükkana gelecek sanki bana bakmak için gelmiş gibi , Gürkan'da benim gelmeyeceğimi , dükkanıda kapatabileceğini söylediğimi söyleyecek ve bunun üzerine Duygu “O zaman kitle dükkanıda müşteri gelmesin” diyecek ve gerisi malum. Ha tabi bu arada bende hala dükkanda olacağım o sırada , Gürkan'a çaktırmadan içereki odamda saklanıyo olacağım ve onlar yan odada kütür kütür sikişirken kapıdan gizlice izleyeceğim. Neyse. O gün geldi ve planı uygulamaya koyduk. Ben bürodan çıkmış gibi yapıp içerdeki odama saklandım , bi kaç dakika sonra eşim geldi ve planladığımız gibi bi diyalog gerçekleşti. Ardından Gürkan'ın dış kapıyı kitleme sesini duyuldu. İşte o an kalbim taramalı tüfek gibi atmaya başladı , çünkü yan odada 19′luk çocuk öpmelere kıyamadığım , hayatımın aşkı karımı hunharca sikmek için hazırlıklara başlamıştı. Resmen içimde gitgeller yaşıyodum. Bi yandan “Hayır ulan yeteeer” diye bağırıp bu oyunu bozmak istiyodum , ama bir diğer yandan da birazdan izleyeceklerimin heyecanıyla yanıp kavruluyodum. Ve tabi ki cinsel hormonlarım galip çıkmıştı , karımın bir başkası tarafından sikilmesini izlemeyi o an herşeyden çok istiyodum. Artık zaman gelmişti , bende yavaş ve sessizce kafamı kapıya doğru uzattım. Ve o gördüğüm tablo karşısında “ŞOK” oldum. Sanki vücudumdaki kan , kaynar suya dönüşmüştü. Kulaklarımda çınlama sesi oluştu , ve dışarda caddededn gelen araba gürültüsü , insan gürültüsü bi anda yok oldu bi çınlama sebebiyle. Gözlerimde karardı tamamen olmasada. tamam. Duygu bana bunları anlatmıştı , ama gözünüzle görmek , gözünüzle biricik aşkınızın göğüslerinin başka bi adam tarafından koparılırcasına ısırlıdığına şahit olmak , dinlerkenki gibi olmuyo. Hemen kafamı geri çektim ve olduğum yere oturup duvara yaslandım. Sessizce ama derince nefes alıp vermeye başladım sakinleşebilmek için , gözlerim bi yandan cinayet aleti arıyodu , öldürecektim çünkü o bebeyi. Ama bi saniye sonra vezgeçiyodum. Bi saniye sonra tekrar öldürmeye karar veriyo , 1 saniye sonra sikimin sertleşmesini fark ediyo ve vazgeçiyodum. 1-2 dakika böyle böyle kendimi sakinleştirdim ve tekrar kafamı uzattım. Duygu dizlerinin üstüne çökmüş ve Gürkan'ın yarrağını ağzına almıştı. İçimden koccc-caaaman bir “haaaasss-sssiiktir” çektim. Hakkaten çocuğun siki benimkinden falan çok daha büyüktü. Ben sanırdım ki öyleleri sadece erotik filmlerde olur. Ama çocuğun siki Hakikaten Duygu'nun tarif ettiği gibiydi. Duygu kafasını sabit tutuyodu ve çocuk seri hareketlerle sokup çıkarıyodu yarrağı Duygu'nun ağzına. Duygu'dan çıkan “gark gurk gark” sesleri artınca nefes almasına izin veriyo ama akabininde hemen tekrar sokuyodu ağzına. Duygu çırpınıyodu ama kaçmasınada izin vermiyodu Gürkan piçi. Böyle bi kaç dakika devam ettiler ve ardından Gürkan sırt üstü yere uzandı. Kafası benim onları izlediğim kapının tarafında olduğu için beni göremiyodu ve Duygu onun kucağına otururken yüzü bana dönüktü ve o hiç unutamayacağım aşşaağlar gibi gülümsemesini attı bana. Ve gözlerimin içine bi süre bakıp , yine gözlerini benden ayırmadan , Gürkan'ın yarrağının üzerine oturmuşken eğildi ve çocuğu deliler gibi öpmeye başladı. Öyle böyle değil ama , sanırsınki çocuğu yutacak. Bu kadar mı açtın be başka yarraklara Duygu’m? Bu kadar mı hevesliydin beni aldatmalara? Ve ardından şok olduğum bişey yaşandı. Gürkan kucağımda karımı hoplatırken bana seslendi : Gürkan : Patroooooon.. Gel bak biricik karını nasıl sikiyorum ,gel ! Dedim heralde bana çok hırslanmış onu hep azarladığımdan , o sebeple kendini iyice gaza getirmek için bağırıyo öyle boş boş. Ama sonra bi daha bağırdı. Gürkan : Böyle bi kadını nasıl olurda sikemezsin patrooooooonnn. Ama bak sen sikemezsen , karında gelir kendini sikecek birini bulur di miiiiiii ? “Alla alla” dedim içimden , bu çocuk kendi kendine boş boş mu konuşuyo , yoksa benim orda olduğumu falan mı anladı. Diye düşünürken Duygu bu muammayı sonlandırdı. Duygu : Mansur , tamam çık ordan. Gürkan biliyo burda olduğunu. O an nasıl utandım , nasıl utandım anlatamam. Sinirlendimde tabi. Hemen yokmuş gibi davrandım , kaçtım odama. Duygu seslendi tekrar “kaçma geeeel” diye. Sert bi tavra bürünmem lazımdı , sonuçta içerde stajyerim var. Gerçi o stajyer karımı gümbür gümbür sikiyo şu an , sert olsam ne olacak. Ama yinede bi öfkeyle ve tabi birazda utangaçlıkla geçtim yanlarına : Mansur : Sen nerden çıkarıyosun ulan benim karımı sikemediğimi ?! Duygu : Ben anlattım Mansur ! Kapa çenenide otur şuraya. Mansur : Ağzını toplasın o zaman o da. Ben hala onun patronuyum. Duygu : Ama şu anda patron o , farkında değil misin Mansur ? Tam carcar söylenmeye devam edecektimki Gürkan Duygu'yu bi hamlede kucağından indirdi ve ayağa fırlayıp yanıma geldi. Boyu posu kilosu benden daha iri olan bu çocuk karşısında ilk defa pıstım o an istemsizce. Uzunca sert sert baktı bana ve : “Karın beni tercih etti patron ! Ve söylediği kadarıyla bu buluşmayı sen ayarlamışsın.Eğer canımı sıkacak bişey yaparsan bu fantezini ve karını gözlerinin önünde becerdiğimi bütün iş arkadaşlarına anlatırım” dedi. Sadece yutkundum ve hemen yanlarındaki koltuğa oturup devam etmelerini söyledim. Ama artık bünyemde yeni bi hormonda salgılanmaya başlamıştı : “PİŞMANLIK” Öfke vardı. Zevkten kudurma vardı. Birde pişmanlık eklenmişti bunların yanına. İnanınki 3′ü birarada karışınca çok farklı denizlere yelken açıyosunuz. Duygu tam dizlerimin önünde domaldı ve ay parçası gibi yusyuvarlak o götünü Gürkan'a doğru uzattı. Gürkan yavaş yavaş domalmış karımın amına yarrağını sokarken ,karımın gözlerinin yukarı kayması beni mahfetmişti. Tam tempolu bi şekilde pompalamaya başlayacaktıki Gürkan “DURUN” diyip ayağa fırladım. İçimde yaşadığım sinir harbi yüzünden gözlerimden boncuk boncuk yaşlar akmaya başladı ve “Lütfen devam etmeyin , burda bitsin” dedim yalvaran bi ses tonuyla. İkiside bi kaç saniye şaşkın şaşkın baktı bana ve ardından Duygu kahkahayı patlattı , ardından da o kılıç gibi sözlerini kalbime kalbime sapladı : Duygu : Sen aynı şu an yalvardığın gibi bi kaç gün önce yatakta bana yalvarıyodun Mansur “Kıskandır beni aşkım , kızdır beni bebeğim” diye , hatırladın mı ? Hatırla çünkü ben hiç unutmadım. Mansur : Duygu’m lütfen yapma. Noolur.. Sen benim bitanemsin , hadi bitirelim bu saçmalığı. Duygu : kapa çeneni Mansur. dedi ve eliyle Gürkan'ın poposunu kendine doğru çektirip devam etmesini emretti. Gürkan hiç durmadan devam etti pompalamaya. Duygu bi yandanda beni paçalarımdan çekip tekrar yerime oturttu. Duygu : Bak Mansur : görüyo musun ? Sen beni öpmelere kıyamazdın , dokunmaktan korkardın. Ama elin oğlu nasılda sikiyo bebeğini bak. Hemde senden kaç yaş küçük çocuk. Emirler yağdırdığın o çocuk şu an gözlerinin önünde çocuğunun annesini nasılda inletiyo baaaaaaakk ! Mansur : Duyguuu.. Duygu : Bi gün olsun adam akıllı sikemedin beni. Bi gün olsun zevkin doruklarında gezdiremedin beni. Senle sevişirken hep , ama hep başkalarını hayal ederek zevk almaya çalıştım ben Mansur. Özelliklede senin yakınındaki kişileri. İş arkadaşlarını , akrabalarını , çalışanlarını. Bugünden itibaren sadece düşünmekle kalmayacağım Mansur. Hepsiyle tek tek düzüşcem. Mansur : Ne diyosun Duyguuuuuuuuuuu !!?? Duygu : En öncede Kadir'e siktiricem kendimi. Hani şu senin en büyük rakibin var ya. Senin başarılı olmanın önündeki tek engel Kadir. Herkesin övdüğü , bu sebeplede senin farkına varamadıkları Kadir. Mansur'un karısınıda sikmenin tadınıda alsın. Ne de olsa hakkı. Senden çok daha başarılı. Senden çok daha karizmatik. Zaten iş hayatında ezip geçmiş seni , birde böyle ezsin. Karını kütürdete kütürdete siksin , hatta spermlerini oluk oluk boşaltsın içime. Çocuğunu doğurayım onun. Ama zavallım sen , kendi çocuğun san. hahahahaha Duygu'nun bu laflarından , beni böyle aşşağlamalarından cesaret alan Gürkan'da açtı ağzını : Gürkan : Benim içine boşalmama da izin var mı aşkım ? Mansur : Ne aşkım'ı ulan !!! Ne içine boşalmasııı !!!! Duygu : Kapa çeneni Mansur ! Bundan sonra karışamayacaksın bana. Bundan sonra sınırsız zevklerle dolu bi seks hayatı yaşayacağım ve sen bunu asla ama asla engelleyemeyeceksin. Bunu sen istedin çünkü. Eğer ki aklıma sokmasaydın bunu , ben asla bu zevklerden haberdar olamayacaktım. İyi ki soktun aklıma zavallı adam. Bu sözler karşısında üzülüyodum ve öfkeleniyodum elbet ama takdir edersinizki , bi yandan domalmış bi vaziyette sikilen karım , bi yandanda böyle sözler , sikimi kazık gibi yapmıştı. Ama utanıyodum onların önünde sikime el atmaya. Pantolonumdan beri belli oluyodu aslında nasıl zonk zoonk zonkladığı. Derken olan oldu ve Gürkan vitesi 6′ya takıp pompalama hızını maksimuma çıkarınca Duygu konuşmasını yarıda bıraktı ve bütün dükkanı inleten çığlıklar atmaya başladı. Gürkan o kadar süratlı bi şekilde sikmeye başlamıştıki sanırım Duygu aşırı zevkten bayılma noktasına gelmişti. Emekliyerek kurtulmaya çalışıyodu Gürkan'ın sikinden ancak Gürkan'da sikini Duygu'nun amından çıkarmadan onu adımlayarak takip ediyodu. Resmen odanın içinde timsah yürüyüşü yapar gibi sikiyodu karımı Gürkan. Hayatımda çok sayıda erotik film izlemiştim ama hiç Duygu'nun ki gibi bi orgazm çığlığı veya böyle yüz ifadesi görmemiştim. Belliki haddinden fazla zevk alıyodu , bir an olsun duraklamak için Gürkan'ın sikinden kurtulmaya çalışıyodu ama ne mümkün. Gözlerim faltaşı gibi açıldı ve odanın içersinde onların emekleyerek sikişmelerini , resmen tabiri cazise “gümbür gümbür” sikişmelerini izlemeye odaklandım. Aradan bi süre geçti , Baktımki Gürkan duracak gibi değil , karım artık yardıma muhtaçmış gibi çığlıklar atmakta ve hala odanın içinde emekleyerek kaçmaya çalışmakta , tereddütlede olsa kalktım ayapa ve yavaşça yanlarına gidip Gürkan'dan durmasını rica ettim , ama Gürkan'ın gözü dönmüştü. Durmaya hiç ama hiç niyeti yoktu. Baktımki durum ciddi karım hakkaten bayılcak , yada bişey olacak , çünkü bu çığlıklar normal değil. E bu kadında ne olursa olsun benim oğlumun annesi , gözlerimin önünde yardıma muhtaç gibi ve Gürkan'ı omzundan hafifçe tutup çekmeye çalıştım ki o anda Gürkan'ın çaktığı yumrukla kafamı duvara çarpmam bir oldu. Bi yandan küfürde etti heralde tam duyamadım kafamı duvara çarptığımdan , ama Duygu'nun “Karışma Mansuuuuuur!” dediğini duydum. Oha amk , tüm bunlar zevk çığlıkları mıydı ?? İşte o an daha fazla dayanamadım ve bunların tepesinde bunları izlerken pantolonumdan benim ufaklığı çıkarıp sıvazlamaya başladım. İkiside bunu farkedince önce bi duraksadılar ve ardından büyük bi gürültüyle kahkahalara boğuldular. Ben onlar böyle gülünce utandım ve hemen yerine geri koydum ufaklığı. Yüzüm kıpkırmızı oldu. Duygu : Yaaa inanmıyorum sana yaaa, inanmıyorum yaaa.. Burda , senin ofisinde , hayatının aşkı biricik karım dediğin kadını inlete inlete sikiyolar , emeklete emeklete pompalıyolar, , ve sen bundan zevk alıp ufaklığınla mı oynuyosun Mansur ? Gürkan : Hahahaha yaaa patron sen ne ezik bi adam mışsın yaaaa ahahahahah Duygu : Neyse Gürkancım , aşkım , tabi öyle bi sikiyosunki beni , zavallı patroncağızının nutku tutuldu , napacağını şaşırdı. Hadi bak o bizi böyle güldürdü , neşelendirdi , bizde onu neşelendirelim. Gürkan : Napalım aşkım ? Duygu : Aramıza katılmak isteyecek bi arkadaşın var mıdır ? Gürkan : Oooooooo 3′lü diyosuuuuuuuuun Duygu : Aynen aşşş-kııııım Kızdım mı ? Hayır. Aksine , bayıldım bu fikre. Gürkan samimi bi arkadaşını çağırdı. 15-20 dakikaya geldi çocuk. Adı Mert. O da 19 yaşında. Ve o da benden daha yapılı ve yarrağı Gürkan'ınkiyle aynı. Ben bunlar 3′lü diyince sanmıştımki , biri sikerken öteki karımın ağzına verecek falan. Evet öylede yaptılar ama , karımın esas planı bambaşkaymış. Mert denen piç yere sırt üstü uzandı , karım onun kucağına oturdu ve yarrağını amından içeri soktu. Ve Gürkan ‘da aynı anda karımın bolca kremlediği göt deliğine yavaaaaaaaşça girmeye başladı. Ben bunu farkettiğim anda fırladım olmaz diye , her ne kadar karımın iki tane küçük çocuğun arasında tost olması beni zevkten kudurtacak olsada , karım kaç yıllık ilişkimizde daha bana siktirmedi götünü , daha bu yeni tanıdığı ufacık çocuklara mı siktirecekti. Evet. Öyle yaptı. Benim itirazlerim neye yararki , 2 tane izbandut gibi çocuk , isteseler benim ağzımı burnumuda kırarlar , isteseler izlememi istemeyip beni dışarıda atarlar , ama ben izlemek istiyodum ve o sebeple susuyodum. Gürkan yavaş haraketlerle karımın götüne soktuğ yarrağını iyice yuvaya oturup , rahat git gel yapmaya başladığında karımın zevk çığlıkları artık komşularımızı bile rahatsız etmişti. Kaloriferlere kaç kere vurdular inanın saymadım. O an umrumda değildi komuşlar ne düşündüğü , benim ufaklığı çıkardım ve başladım bunları izleyerek masturbasyon yapmaya. Onların her geçen sanişye artan temposu karşısında hipnotize olmuş gibiydim ve önlerinde ayakta dikilmiş deli gibi otuzbir çekiyodum. Bi ara Mert denen çocukla göz göze geldim ve o da bana aşşağlar gibi bakış attı , ama hiç umrumda olmadı. Çok zevk alıyodum. Karım hala beni aşşağlamaya devam ediyodu. Bundan sonra kimlerle yatcağını anlatmaya , Gürkan ve Mert'in benden ne kadar üstün olduğunu anlatmaya devam ediyodu. Artık üçününde boşalması an meselesiydi , hızlarından bu anlaşılıyodu. Ve derken karım ikisinede “BEBEKLERİM İÇİME BOŞALIIIIIIIN!” diye inlediğinde ben bütün duyguları (öfke,kıskançlık,zevk,pişmanlık,şaşırma,vs) aynı anda yaşadım ve ofisin heeerrrr yerine oluk oluk boşalmaya başladım. boşalmam o kadar uzun sürdüki , boşalma esnasında karımın daha 15 dakika önce tanıştığı Mert denen bebenin amından içeri boşalmasına izin vermesini düşünüp , normalde boşalcağımdan 2-3 kat daha fazla sebebiyet veriyodum. Eh. Boşalma anı bittiğinde. İçimde sadece pişmanlık ve üzüntü duygusu kaldı pek tabi. Onlarda boşalmıştı ve yarrakları hala karımın içinde öyle tost vaziyetlerini bozmadan dinlenmek için uyukluyolardı. Bi kaç dakika öyle boş boş onlara bakakaldım. Ve derken karımın gözleri yavaşça açıldı bana doğru bakıp fısıldadı : Duygu : Mansur sen artık eve gitsen , biz dinlenip dinlenip bi kaç kez daha yaparız bugün. Mansur : Nee ? Ama.. Duygu : Mansur ! Defol canım. Defol güzelim ! Hadi boşaldın sende , bizi rahat bırak. Mansur : Peki. O günden sonra karım başka erkeklerle sikişmeye devam etti. Hatta öyle ki bazen gece yarısı tekevizyon izlerken kapı çalıyo , açıyorum , tanımadığım bi adam , Duygu hemen bizim çocuğu uyutuyo , ve o tanımadığım ve aslında Duygu'nunda tanımadığı o adamla bizim yatağımızda sabaha kadar iniltiler içinde seks yapıyolar. Mutlu muyum ? Bilmiyorum. Sadece karım yabancı biri tarafından sikilirken ,onun o kendinden geçmesini izlemek beni zevk denizinde boğuyor

    Şeyma; yol ayrımında 5

    Konuşabileceğim tek kişi ne yazık ki eski eniştem. Akşam yeğenler ile oturduğumuz masaya geldi. Ben de iki kadeh içince biraz konuşabilir miyiz önemli diye lafı açtım, bir saate gelirim sen takıl barda.

    İki üç kadeh içmiştim geldi. Muzaffer öküzü tarafından nasıl sikildiğim kısımları hariç yaşadıklarımı anlattım. Alkol alamadan uyuyamaz hale geldiğim dahil. Bu hayat böyle sürmez dedim.  Sevmiyordum herifi ama kafası net bir iş adamı hep.

    - Sen karar ver dedi. Önünde dört yol var hepsinin artılarını eksilerini yaz bir kağıda. Sonra birini seç diğerlerini de sil hayatından. Bir şişe daha açıp dediğini yaptık. İlk elenen Muzaffer oldu. Adamın kapaması olur, yarı hapis hayatı sürersin değmez kısmına ses çıkarmadım. Artılar hanesine yediğim günden beri aklımdan çıkmayan beni kölesi yapabilecek sikini ve yaşattığı orgazmları yazmadım, söylemedim de tabii ki. Sabah bilekliği sat borç aldığın tutarı gönder, hediyeyi geri istemez herhalde öküz. Bir diğeri daha iyi bir iş bulmak. Bu piyasa şartlarında o da neredeyse imkansız ama ben konuşurum bir iki yer ile bakalım ne çıkar.

    İçimdeki sıkıntı azalmadı kalan iki seçenek böyle yarı zamanlı orospu olarak devam etmek ya da az maaş ile borç temizlemeye çalışmak, annemler ile yaşamak, buldukları koca adayları ile uğraşmak. Bunları da net ama orospu demeden daha nazik koydu önüme. Tekrar ağlama krizi geldi, kağıdı kalemi bıraktırdı. Bir yandan ağlarken bana sarılması güç verdi. Belki hayırlı bir kısmet çıkar diye espri yaptı güldük. Bir süre öyle kaldık kaldırdı ayağa hadi diskoya biraz kafan dağılsın diye tuttu elimden çekti. Git güzel şeyler giy kendini iyi hisset diye hazırlattı beni.

    Benim işlerim var diye ayrıldı diskoda yanımdan, otel müdürü ile eğlenen iki kadın otel çalışanına emanet etti. Kadeh kadeh üstüne, bir erkek ile takılan üç kadına asılan yabancı ve yerli erkekler kuşattı etrafımızı. Kalabalık arttıkça yanlışlıkla veya bilerek sürtünenler de çoğaldı. Masaya bile tutunamıyorum sarhoşluktan. Her sürtünme sikilme isteğimi artırıyordu. Ayakta duramayacak haldeyim. Ben kıvrandıkça çevremdeki erkek sayısı da artıyordu. Onlardan kaçmak için otel müdürüne doğru yanaştım, ona yanaşınca da belimden tuttu korumak için. Bana sürtünmemeye çalışarak arkamda durdu. Aklımda sadece filmlerdeki zenciler gibi cümlesi Ayşen’in. Yanlışlıkla ben sürtünüyordum bu sefer önüne. İçkiler gidip geliyordu. Kızlardan biri koluma girip beni hava almak için çıkardığında müdür eski enişteyi aradı. Patron kızlar eve bıraksın mı diye. O eve birilerini atmış bile bize kaldı bu iş dedi yanındaki kıza. Bir süre sonra bir kolumda bir kız diğerinde otel müdürü Hakan evde idik. Kahve yap dedi kıza, ben ise kanepeye yayıldım. 

    - Muzaffer de sikti beni biliyor musun, o iğrenç göbekli herif de.

    Bir anda neden böyle bir şey dedim ki. Yere oturduğumu ağladığımı hatırlıyorum. Kızı gönderdi. Ağlamam boyunca sarıldı, tamam geçti her şey burada güvendesin, patron korur seni.

    - Ne koruması o da sattı beni imar müdürüne, tekrar ağladım omzunda. Saçlarımı geride topladı. Hadi yat artık diye koluma girdi tekrar.

    Merdivenleri zorla çıkardı yüzümü gözümü yıkadı. Sakinleş ve ağlama artık dedikten sonra yatağıma yatırdı. Camı kapatmasını klimayı açmasını izledim. On dakika sonra serinler içerisi kapatırım unut her şeyi dinlen diye çıktı. Sırtıma batan sutyenimin kopçasını açtım, gömleğin bir veya iki düğmesini daha çözdüm. Rahatladım serin havada biraz. Gecelik giyecek gücüm yok. Bana sürtünen erkeklerin hayali gözümde uçuşuyor, başımın ağrısı klimanın serinliğinde azaldı. Uğraşa uğraşa şortumun düğmesini açtım, alkolden şişmiş göbeğim özgür kaldı. Devrildim tekrar yatağa.

    Otel müdürü Hakan kapıyı tıklatarak içeri girdi, klimayı kapattı. Gözlerimi açık görünce sordu.

    - İyi misin diye merak ettim.

    - İyiyim dedim. Yatağın başında dikilip vücuduma baktı. Gözleri neredeyse hepsi ortada olan göğüs dekoltemde takılı kaldı. Dışarı çıkarken giydiğim kısa şort ve gömlek ileydim hala. Gözleri her noktamı dolaştı. Gözlerimi ayırmadım ben de. Bacaklarımı tutup kendine doğru çekti aniden. Bir şaşkınlık çığlığı attım. Şortumu çamaşırım ile birlikte çekip çıkardı. Çıplak bacaklarımı aralayıp üzerime tırmandı. Kafasını göğüslerime gömerek göbeğime oradan kadınlığıma öpe öpe saldırdı acele ile. Elleri ile gömleğimi yukarıya doğru itekledi, yardımcı oldum attım sutyenim ile birlikte, beş saniye içinde çıplak kaldım yatakta. Bacaklarımı öperek o da doğrulup iki saniye içinde çıplak kaldı karşımda. Bana doğru bakan dikilmiş iri siki ile tekrar üzerime balıklama atıldı. Durma sakın dedim sadece. Dudaklarımız birleşti. Acele ile aç kurt gibi saldıran hızına ben de uydum. Dişlerimiz ile saldırdık dudaklarımıza. Canımız yanınca durup gözlerimin içine baktı. Vahşi bir erkek vardı karşımda gözleri parlıyordu. Tekrar dudaklarıma saldırdı ben de ona.

    Ellerimi tutup iki yana açtı. Kollarım gerildi. Sanki tecavüz edecekmiş gibi baktı gözleri. Vücudu vücudumu ezdi. Sıcak bakımlı kaslı bir erkek vücudu. Göğüslerim, sikinin değdiği bacak aram ve dudakları ile dişleri arasında uzayan dudaklarım, aynı anda hepsi uyarılıyor, kıvrandırıyordu beni altında. Tüm vücuduma hakimdi adeta. Siki giriş arıyordu, ellerim serbest olsa kendim sokacağım içine. Sert ve sıcak aletinin değdiği her yer am dudaklarımdı sanki. Dili bir sik gibi ağzıma girdi çıktı. Alt dudaklarımı ısırdı yedi. Boynumdan omuzlarıma indi onları da  ısırdı. Elleri ile kafamı kendine çekip dudaklarıma saldırdı. Nefes nefese geri çekildi. İki bacağımı da havaya dikip iyice açtı girişimi. Serbest kalan elim ile yüzüme yapışan saçlarımı düzelttim. Sert sikini kadınlığımın üzerinde gezdirdi.

    - Hazır mısın, alabilecek misin hepsini. Günlerdir seni düşünüyorum, dayanamayacağım.  Hazırdım, içimde alev var ve bir an önce sikilmek istiyordum. Bir iki kere daha sürttü sert sıcak sikini girişime. Aşağıya doğru baktım. Offf gerçek olamayacak kadar uzun ve büyük gözüktü. Gövdesini kadınlığımın girişine vurdu. Şap şap ıslaklık sesi çıktı.

    - Canımı yakma

    Elimi aşağıya götürüp dokundum erkekliğine. Sıcaktı ve nabız gibi atıyordu. Elimi girişimde tuttum korku ile. Başı girdi. Bakmaya çalışan kafamı dudaklarıma yapışarak aşağıya indirdi. Sonra tek defada yavaşça yara yara yerleşti içime. Gövdesi tam ıslanmamış siki içime yerleşince bağırdım. Elim arada tamamı girmemişti ama o kadar derinde, o kadar kalın bir şey ilk defa içimdeydi ve yavaşça hareket ediyordu. Geri çekti çıktı tamamen ve tekrar aynısını yaptı. Şimdi amının ıslattığı uzun sik rahatlıkla dibimi buldu. İnanılmaz bir duygu bu, içime giren şeyi ayrıntılı görmedim ama resmini çizebilirim.  Sert sert içime çarpmaya başladı, içime her girişinde omzumdaki bacaklarımı iyice katlayıp göğüslerime kadar kıvırdı. Tut şunları diyerek kendime tutturdu kıvrılmış bacaklarımı. Sportif vücudu şınav çeker gibi inip kalkmaya dibime değdikçe gözümde şimşekler çaktırmaya başladı. Evet kısa orospuluk geçmişimdeki en güzel sik bu. Uzun ve gövdeli, tüm içimi doldurdu. Doldurmak ne, gerilmiş durumda am dudaklarım. Al işte doy yarağa diye diye dövdü içimi.

    Hızlı hızlı üzerimde zıplıyor sonra dudaklarıma saldırarak nefesleniyor bu sırada içime yerleşmiş sik kalça hareketleri ile geziniyordu. Hiç bu kadar güzel sikilmedim ben. Bu kalınlık am dudaklarımı geriyor, içinde gezdikçe içim daha da genişliyor, iç duvarları eziliyordu. Ayşen’in çığlıkları ne de doğru imiş. Tek hakimim içimde gezinen her defasında farklı açılarla yeni titremeler getiren bu uzun sert sıcak alet. Alıştı bak hiç çıkarmak istemiyor amcığın diye tekrar itekledi köküne kadar. Bağırdım ağrıdan. Bacaklarımı beline sardırdı ve kısa sürede yapmak istediği pozisyona beni de uydurdu. Bacaklarım beline sarılmış yatağın üzerinde tek vücut olarak hareket ediyorduk şimdi. O vahşi saldırı ikimizi de yormuştu şimdi ağır tempoda tek vücuttuk. Ellerim boynuna sarıldı önce, sonra sıkı sıkı sardı sırtını. Aletinin mantar başı içimi yarıyor geri çekilince başımı döndüren bir gıdıklama ile içimi okşuyordu. Sıcak dili dudağı boynumda sanki dillenen boynum değil kadınlığım, durmadan emiyor bir yerimi boynumu, dudaklarımı. Kolları daha sıkı sarmış durumda. Nefessiz eziliyordum altında. Boşalıyor musun güzelim boşalıyor musun, bu kadar çabuk mu?

    Evet boşalıyordum. Bu kadar çabuk mu demesine rağmen ben ne kadar süredir sikildiğimi hatırlamıyordum. Elleri şimdi alttan kalçalarımı sıkarken daha da sert vurmaya başladı. Kaçamazsın diye çırpınan bedenimi zapt etti. Nefesimin patlamasını uzun bir oooohhh sesi takip etti, gözlerim niye yaşardı ki. Böyle savunmasız ve çaresiz titremeyi ilk defa yaşıyordum. Dur dur diye kıvrandım. Daha da sıkı sarıldı. Nefessiz çaresiz zevke gömülü kaldım altında. Kadınlığımın içindeki kasılmalar sikini sardığından, içimdeki alevi her yanımda hissediyordum. Beni boş çuval gibi çevirip siki içimde üstüne aldı. İçimdeki uzun sertlik amımdaki kasılmaları daha da zevkli yaşamama neden oldu. İki eli iki kalçamda.

    - Boşal orospum benim, böyle sik yedin mi hiç? Siki içimde kucağında yüz yüze oturuyorduk. Boşalma sancılarım kramplarım her yerimi ele geçirmiş o ise beni sarmalamış bırakmıyordu. Çıldırtıcı bu titremelerden kaçmak istiyor ama beni mengene gibi sardığından sadece bağırarak boşalıyordum. Kulağıma fısıldadı.

    - Bu memeleri hep sikmek istedim. Enişten de hasta götüne, İngilizler dar amcığını anlatırken çok kızdı. Daracık amcıklı orospuuuuu. Bunları derken beli oynamaya devam ediyor arada göğüs uçlarımı dilliyordu. Kendini geri atıp elleri göğüslerimi kavradı alttan. Oh hiç böyle tüm gövdesi kavranarak kenarları bastırılarak yoğrulmamıştı memelerim.  İleri geri oynattıkça kalçalarını dibine kadar yerleşen siki içimi ve sert kalın gövdesine sürülen bızırım aklımı, darmadağın ediyordu. İki göğüs ucumu tükürüklediği parmakları arasında ezmeye başladı. İşte böyle bağır orospu deyince fark ettim, tekrar bağırıyordum. Islak parmakları arasındaki göğüs ucum bızırımdan farksız sanki. Sıkıp çekince tekrar bağırdım biraz da acıdan.

    - Siktirip siktirip yine bana geleceksin değil mi, diyerek göğüslerimi tokatlamaya ve kucağında zıplatmaya başladı. Her zıplayış ağrı ve zevk saplıyordu karnıma. Tekrar sordu aynı soruyu hızlanarak. Evet diyecek bile gücüm yok acımasız bir zıplama hızı, her yer karardı yine. Alttan döver gibi giriyordu siki. Ihhhh diye onayladım sadece. Yine mi orospu yine mi kasılıyor amcığın sorusuna cevabım yoktu. Yine kasılıyor her yerim, içimdeki sik her açıdan girip çıkıyor, sadece kadınlığım göğüs uçlarım değil, her yerim bızırım kadar hassas artık. Kaçmaya ve orgazmımı yaşamaya çalışmak istiyordum, kollarımı sıkarak bırakmıyordu. Üzerinde bitmiş tükenmiş halde iken o özlediğim döl sıcaklığı, sikinin başının kabarması ile içimi yaktı. Muzaffer öküzünü hissetmemiştim bile boşalırken ama bu farklı, yaka yaka aktı içime dölleri, parmakları belime gömüldü acıttı. Offf tam doya doya sikmelik karı varmış elimizin altında diyerek attı kafasını arkaya.

    İçimden çıkmadan beni kendine çekti. Dudaklarımı nazik ufak dil darbeleri ile dolaştı. Çok güzeldi, çok. Elimi korkarak kadınlığıma attım. İçimden akanlar bu kadar fazla olmamalı. Öylece yattım göğsünde, içimdeki sik kasıla kasıla boşalmalarını bitirdi, amımdaki süzülmeler tükendi, sonra yavaşça kaydı dışıma. Konuşmadan kaldık öylece. Ne konuşabilirdik ki zaten.

    - İçecek bir şeyler alacağım ne istersin diye dudaklarımı öpüp kaldırdı üstünden.

    - Fark etmez dedim.

    O şortunu giyip aşağıya inerken, ayağa kalkmaya çalıştım. İçki ve orgazmların sarhoşluğundan tökezleyip yatağa tutundum tekrar. Başımın dönmesi geçince banyoya girip klozete oturdum. İçimden damlayan döllerini seyrettim, ne kadar öyle kaldım bilmiyorum. Odadan gelen şarap buldum sana da bir kadeh getirdim sesi ile kendime geldim. Bacakaramdaki onun dölleri ve benim ıslaklığımı yıkayıp dışarı çıktım.

    Biraz ayılmıştım artık. Yatakta çırılçıplak oturmuş adama baktım, inmiş siki bile bacakarasında uzunca sallanıyordu. Nedense üzerime yere savrulmuş yatak örtüsünü sarıp getirdiği suyu bir dikişte bitirdim. Şaraptan aldığım bir yudum sonrası yarı kalkık buna rağmen damarlı ve kalın gözüken siki ile yanıma doğru yürüdü. Kadehi elimden alıp üzerimdeki örtüyü çekti attı. Boynumu tutup dudaklarıma yapıştı. Dili ağzımda dolaştı. Boynumu öperken bir eli göğsümü sıktı.

    - Yıkadın mı güzel amcığını diye elini kadınlığıma attı.

    - Evet çok kızartmışsın.

    - Öperim geçer şimdi. Tekrar yatağa yuvarlandık. Dudak dudağa. Konuşmadan daha sakin sürdü üstümdeki yolculuğu. Parmakları girişimi araladı. Yapma çok hassas şimdi dedim. 

    - Kaç kere boşaldın 

    - İki üç bilmiyorum. Hassas dememe rağmen içimde kolaylıla ilerleyen parmağı bir noktaya baskı yapınca derin bir inilti bıraktım. Parmağını çıkardı ve ağzıma soktu. Kendi kokum kendi tadım.

    - Ağzıma layık mı ne dersin?

    - Yavaş lütfen.

    Göbeğimi dişleyince gıdıklandım. Sonra dili bızırım üzerinden kadınlığımın her yerinde daireler çizdi. Küçük ıslak bir et parçası yavaş yavaş dolaştı girişimde. Ahh en sevdiğim şeyi son siktirdiğim iki erkek de ne güzel yapıyordu. Kadınlığımı aşkla yiyen iki erkek. Sonra o küçük darbeler artmaya iki dudağı ile kadınlığımın dudaklarını yemeye başladı. Sağa sola kıvrandı vücudum iki elini alttan kalçalarıma geçirip hareketlerimi kısıtladı. Elleri ve yüzü arasında sıkışmış bacakaramda dakikalarca sürdü turu. Belim yükseldikçe dilini daha derine soktu. Bızırıma çarpan dil sesi çoğaldı. İlk orgazmım sırasında biraz nefeslendi. İçtiğim en iyi am suyu bu doyamadım diyerek, ufak dil dokunuşları ile her dokunuşta ateşimi artıran bızırımla oynadı. Kıvranma dur dedi ama boşuna, kendime hakim değilim. Doğruldu ters olarak üzerime döndü koca siki burnumun ucunda sallanırken iki eli ile kavradığı bacaklarımın arasına gömüldü kafası. Dili içimi dışıma çıkartmaya başladı sert sert. Parmakları da arka deliğimin girişinde baskıda. Gördüğüm en biçimli sik, bir sike yakışıklı denirse buydu.  Elim ile kavrayıp başını emince durdu biraz, aferin diye inledi. Gövdesindeki damarları seyrettim, elimin altında nabız gibi atması dayanılmaz güzellikte. Elim gövdesi üzerinde küçük duruyor. Çok da uzun. Onun amımı yeme, arka deliğime baskı yapma sakinliği ile ben de sikinin kalın başını emmeye gövdesini okşamaya başladım. Dili iki deliğim arasında gezip içime girdi ve çıkıp tekrar bızırıma gelince  dünya ile ilişkim tekrar koptu. Ağzımdakini çıkarıp yalvarırım lütfenn lütfennn diye bıraktım kendimi. 

    Bıraktı yalamayı, elimle kavradığım sikini kurtardı.

    - Kopartacaktın kız dedi. Kendimi kaybettiğim o anda çarşafı sıktığımı hatırlıyorum. Galiba diğer elimi de sıkmışım. Başucuma gelip sikini tutup yandan ağzıma soktu. Nefesim düzene girmeye çalışırken o yavaş yavaş ağzımı sikti, göğüs uçlarımı okşadı. Arada çıkardığı sikini dudaklarıma vurdu. Ben tepkisiz, bitkin kalakalmıştım. Tekrar başını sokunca dilimi de hareketlendirdim. Daha derine iteklemeye çalıştı. 

    - Boşal artık dedim. Güldü, daha adımı bağıracaksın.

    Çıktı ağzımdan ve beni yan çevirip arkadan sarıldı. Siki arkadan bile olsa bu uzunluğu ile kolaylıkla kadınlığımı buldu. Kolumu tutarak yarısını soktuğu siki ile sertçe hızlı hızlı vurmaya başladı arkadan. Kalçalarımızın çarpmasını ahh sesim takip ediyordu. Boynumu yaladı. Hızlandı. Kolumu daha sert sıkarak daha da hızlandı. Kolumu bıraktı eli bacakarama girip önden kadınlığımı kavradı. İçimdeki sertliğin boş yer bırakmadığı amım dışından da okşandı. Zamanı kaybettim. Sesim artınca kulağıma fısıldadı. 

    - Kim sikiyor seni orospu?

    - Hakan

    - Kim için boşalıyorsun şimdi? Evet tekrar titriyordu karnım, eliyle tuttuğu bacağım her yerim, gözlerim çoktan kapalı veya ben karanlığa düştüm.

    - Hakannnnn dur artık dur. Durmadı. Kontrolümü kaybettiğim kadınlığımdan çıkmadan bir bacağını karnıma doğru doladı. Yandan bacak aramı kıstırarak sert sert sikmeyi sürdürdü.

    - Evet böyle adımı bağır demesi ile biraz kendime geldim. Adını mı bağırıyordum yine. Ne zaman bacaklarımı omzuna alıp belimi yerden keserek sikmeye başladı? Ne kadar oldu sikilmeye başlayalı? Şimdi bacaklarım V şeklinde havada. Pozisyon geçişlerini takip edemiyorum artık. Ellerimle itekledim kasıklarını nihayet durdu. 

    İçimde biraz daha hareketsiz bekleyip çıktı. Başucuma doğru geldi, beni seyretti bir süre. Eli göğüs ucuma gidince elektrik çarptı tekrar vücudumu. Yine benzer pozisyonda dudaklarıma bastırdı sikini, bitmiş halde ağzımı araladım. Sakin sakin ağzıma sokup çıkarmaya başladı dev siki. Bu da dakikalarca sürdü. Başını ve gövdesinden bir iki santimi daha itekledi ağzıma. Göğsümü okşayan eli kasıldı, iyice sıktı göğsümü hafif geri çekilirken dudaklarım ve dilim üzerinde yayıldı dölleri. Belki bir yıl önce kocam biraz boşalmıştı ağzıma. Dudaklarım ve çenem üzerine damladı akıntısı. Son bir fışkırma yüzüme çarptı. Dudaklarımdaki ekşi tadı, ağır erkeklik kokusu. Hele o dudaklarımı yakan sıcaklığı. Ellerim ile temizledim çenemi, kendisini yanıma bıraktı. Kalkacak gücü bulup yüzümdeki spermleri yıkarken,  döllerini sıcakken yutma isteği uyandı içimde belki bir dahakine dedim. Dışarda gün ışıyor saatler boyunca mı sikildim? Yatağa girdiğimde gözlerini araladı, sarılıp uyuyakaldık.

    Ertesi öğlene doğru uyanabildim. Başım döndü yataktan zor kalktım yine. Yanımda yoktu.  Hasta olmuş gibi halsizim, bacaklarım ağrıyor, karnımda bir ağrı, bacakaramda bir sızlama, nasıl sikti bu herif beni? Telefonumda eniştemden bir not, “ Muzaffer konusunu duydum, uyanınca beni ara” Hakan dün gece beni nasıl siktiğini de anlatmış mıdır? Offff. Büyük pişmanlıklar içindeyim, tatilin bitmesine de bir hafta kaldı. Bilekliği satıp Muzaffer’e para gönderdim. Ablamı aradım, ev tutana kadar sen de kalabilir miyim dedim. Kabul etti neşe ile. Enişteyi aramadan toplanıp Kuşadasından kaçtım.

    Şeyma’nın kabarttığı borçları 4

    On gün rahat geçti. Sanki hayatımı baştan aşağı değiştiren olaylar yaşanmamış gibi. Yeğenler ile gündüz deniz, akşam TV, kitap. Tam rahat tatil ortamı. Bir iki gece tilki suratlı herif aklıma gelip yatak içinde ağlayarak sızmak dışında, her şey sakindi. Eski enişteyi de iki üç günde bir çocuklarını yemeğe veya onun evinde kalmaya götürmek için aldığında gördüm. Her gördüğümde sinirim yükseldi ama o hiç bir şey yaşanmamış gibiydi tavırları. Bir gece çat kapı geldi bir akşam yemeğinden sonra, elinde bir şişe şarap, yanında çocuklar hayırdır dedim.

    - Çocuklar burada kalsın bu gece, ben sabaha doğru İstanbul’a gideceğim. Gelmişken de oturalım, senin borçların için danışmanlık yapayım. Gerçekten de bir saat içinde benim aylardır içinden çıkamadığım karmaşayı düzene koydu. Ne İngiliz ne tilki surat konusu açmadı. Öncelikli ödemeleri belirledi, çok faiz ödediğim kartları nasıl iptal edeceğimi anlattı, banka ödemelerini nasıl düzene koymam gerektiğini gösterdi. Muzaffer’den bahsedince boş ver dedi, ne kadar geç ödersen fark etmez senet mi var aranızda. Önce banka borçları, sonra  Muzaffer, en son da ben. Sorun çıkarırsa ben ararım iti.

    Şişe bitti, ilk defa sohbet ediyordum nalet eski eniştem ile. Giderken kapıda bir ay sonra demiştim ama Muzaffere deyince.

    - Ne kadar almıştın o sevimsizden?

    - 7

    - Dikkatli ol taşra esnafıdır, o it. Faydalanmaya kalkar.

    - Asıldı zaten laf ile dedim. Güldü.

    - Seninle bir geceye 77 verir o herifçioğlu. İngilizler bir öncekinin iki katını vermek için on kere aradı.

    - Niye iki dakikada kabalaştın yine, ne güzeldi bu akşam. Hani söz vermiştin.

    - Uff ergen kız gibi davranma, yaşanmış bir şeyler işte, çok güzel kadınsın. Kapattım tamam. Baldızım olmasan o göt kadar şehirde ben de adam ile aynı şeyleri düşünürdüm. Kadın mı görüyor orada.

    Sinirle ve ne anlama geldiği söyler söylemez aklıma dank ettiği için salakça cevap verdim. Cevap verir vermez suratında oluşan gülümsemeden de pişman oldum.

    - Sen benim eniştem filan değilsin. Git hadi.

    Ertesi gece ablam yıllık izni için gelince kaçtım hemen eve. İki İngiliz bir kaç kere daha aradı, açmadım mesaj yazıp İzmir’e gelir misin seni misafir ederiz haftasonu diye yazdılar. Cevap vermedim, hala paraya ihtiyacın varsa ikimiz haftasonu için biner öderiz mesajı geldi en son. İkimiz derken nasıl bir teklif bu, off neler sardım başıma. Bin dedikleri dolardır herhalde.

    Mecburen tekrar anne ve babam ile geçirdiğim ilk günlerden beri aklımda olan kendi evim için plan yapabilecek durumdayım artık. Her sabah ıslanmış bir külot ile kalkıp evdeki tek banyoda bunu anneme çaktırmadan yıkamak veya odamda gizlice şarap içmek bu yaşta çok zor geliyordu. İki ay sonra taksitlerin biri bitecek, kredi kartı derdinden de kurtuldum. Okula yakın küçük bir eve çıkabilirim belki. Babam kocamın evindeki eşyalarımı bir kamyonet ile almış depoda duruyor.  Okula gidip avans istedim vermedi hayvanlar. Geçen ayki maaşımdan artan bin lirayı o akşam eniştem hayır demiş olmasına rağmen Muzaffer dallamasına gönderdim. Nasılsa tamamını ödeyemeyeceğim yüzüm olsun. Bir saat sonra aradı, ne acelesi vardı diye, eve gelmişken yatırayım dedim deyince, burada mısın ya, hadi yarın öğle yemeğine gel dedi. 

    Yemekte ek süre istemek daha makul. Eniştemin sözleri aklımdan çıkmıyor. Bu herife versem borcumu siler, ama bu boktan şehirde cümle aleme rezil olmak var.  Kot üzeri bele oturan bir gömlek ile çıktım evden. Kapı önünden taksiye atladım. Ofisine girerken üstten bir düğme açtım, üç herifin sikini yemiştim para karşılığı, biraz dekolte gösterip borç ertelemek ne ki benim için artık. Tamam ilkinde para karşılığı değildi ama sonuçta karşı taraf para vermişti.

    Ofisinde dışardan söylenenler ile yemek yedik. Borç konusunu yemekten kalkar iken söyledim. Bir ev tutmak istediğimi biraz zamana ihtiyacım olduğunu filan. Genç güzel kadınsın tek başına rahat yaşayamazsın bu şehirde var mı bir koca adayı diye girdi yine lafa. Yok dedim bir süre daha düşünmüyorum. Yine aynı laflar dilinde. Her kadının ona kol kanat gerecek bir erkeğe ihtiyacı vardır, senin gibi güzel kadını yaşatacak parası da gücü de olacak diyerek yolcu etti öküz. Yemek boyu göz ucu ile takıldığı hafif dekolteme bir daha takılarak tekrarladı erkek dediğin her şeyiyle evin içinde de dışında da güçlü olmalı diye. Şüphe yok artık herif benim için yanıyor ve hayvanca asılıyordu. Evde kaldığım sürede hep olduğu gibi o gece de eski kocam ve siki yine rüyama girdi. Sabah sırılsıklam olmuş çamaşırlarım ile uyandım, odamda banyo olsa tam mastürbasyonluk havamdayım. Bir evim olmasını tam da bu yüzde istiyorum belki de.

    Bir gün sonra sabahın köründe mesaj geldi. “Yarın uğra yine yemeğe, bir ev var sana onu gösteririm” “ Kirası nedir” yazdım. “ Senden kira mı isteyen var” “Olur mu öyle şey mahçup olurum” “ Senin gibi güzel bir kadına güçlü bir erkek olarak kol kanat germek bizim borcumuz” yazdı. Gerilen başka yerleri var bence şerefsizin ve güçlü bir erkek lafı yine araya sıkıştırılmış. Açıkça ben kol kanat gereyim gücüm de yerimde diyor öküz. Madem öyle dizüstü dar bir etek üzerine hafif dekolteli kolsuz bir bluz giydim üstüme. İnce bluz içinde sütyenim belli oluyordu. Böyle sokağa çıkamayacağımdan üzerine ince bir ceket ile örttüm kıyafetimi. Saçlarım omuzlarımda, hafif makyaj renklendirdi yüzümü ve tatilde yanmış cildimi. Taksi ile ofisine gittiğimde kapı önündeydi. Güzel bir et lokantası açılmış gel arabaya geçelim demesi ile yeni BMW’sine oturduk. Yeni saç sakal traşı olmuş, ilk defa hacı yağı değil parfüm kokuyor. Kolunda altın Rolex’i, gövdesi ile bir olmuş göbeği ve kısa kollu lacoste tshirtin sergilediği kalın kıllı kolları ile tam bir hacıağa.

    Sonunda kahve faslına gelince üzerimdeki ceketi çıkardım ve yandaki sandalyeye eğilerek astım. Şimdi kaçınmaya çalışsa bile gözleri göğüslerime takılmadan muhabbeti sürdüremiyordu ki göğüs dekoltem yok denecek kadar azdı ama bluz tam üstüme yapışan cinsten. Bu güzelliğin kıymetini bilmedi kocan diye lafa girdi tekrar. Tatlı söyledi, ben yemiyorum dedim. Bir tatlı ile bozulmaz bu güzellik ye diye ısrar etti. Ben borç konusunu açtıkça konuyu kapattı. Ev konusu da borç konusu da çözülür aramızda sorun değil sen benim himayemdesin artık. Ne zaman olmuştu bu himaye?

    Eve bakalım diye ayağa kalkınca şehrin yeni mahallelerinde yapılmış, genelde üniversite öğrencilerinin ve bekarların yaşadığı stüdyo dairelere doğru yola çıktık. Arabaya otururken yine giydim ceketimi, elbisen çok yakışmış ceketsiz daha iyiydi diye ilk atağını yaptı. 

    - Çıkarsam mı dışarıda ayıp olmaz mı?

    - Araba içindeyiz canım, rahat otur. Çıkardım ceketimi katlayıp ön koltuktan arka koltuğa eğilerek bıraktım. Yeterince görmüştür herhalde bacaklarımı. Herifin evine doğru gidiyoruz. Gerildim bir anda hedefim biraz vücut sergilemekti sadece,boş evde en fazla biraz asılır herhalde sonra döneriz. Konuyu dağıtmak için lafa girdim.

    - Eşyalarım da var, en kısa sürede öderim borcumu.

    - Aman boş duruyor zaten ne zamandır, eskiden yengenden kaçıp kafa dinlemek için giderdim. Yıllardır onu da yapmıyorum. Eşya ihtiyacı da yok her şeyi tam. Aferin salak karı durduk yerde herifin tam döşeli garsoniyerine gidiyorsun diye söylendim kendime. Rüşvetçi imar müdürü aklıma geldi, şerefsiz enişteme binlerce lira bana da 2100 TL kazandırmıştı on dakikada. Neler düşünüyorum bu öküzün de mi altına yatacağım. Yan gözle baktım. Altı bin borcu kaç kere de siler acaba? Çıkarmalıyım bunları aklımdan.

    - Geldik sesine irkildim. İki katlı dört daireli bir apartmanın açık otoparkı. Elim ceketime gitti. 

    - Kalsın dedi. Biri boş diğerlerinde de bizim aşçı kadın ile muhasebeci oturuyor, işteler şimdi.

    Kapıyı açıp içeri girdik. İkinci kata çıkarken arkamdaydı. Kalçamı örten ceket olmayınca dar etekten iyi bir manzara sunuyordum yaşlı ite. Arabadan inerken aldığı bir torbadan anahtarı bulup açtı kapıyı. Tam döşeli bir ev yeni temizlenmiş.

    - Bakıp çıkalım hemen dedim.

    - Tamam tamam sen yeterki beğen

    - Bu ev pek de yıllardır gelinmemiş gibi değil.

    - Dün temizlettim. Dolap bile dolu bir viski koy da içelim. Viski mi diye sorunca güldü. Dışarda hacıdır bu şehirde herkes ama evde dolap boş durmaz. Dolabı karıştırdım kendime de bir bira açtım ona bir bardak viski koydum. Boş beleş konuşarak bitirdik elimizdekileri. O koltukta ben kapıya yakın bir sandalyede. Gözleri hep göğüslerimde.

    - Güzel bir kadın ile içince farklı oluyor. Hiç bu kadar zevk almamıştım bu meretten. Ne diyorsun beğendin mi evi? Gel odalara da bir daha bakalım istemediğin eşya varsa indirt depoya. Odalardan biri küçük bir depo kadar zaten. Tam döşeli yatak odasının içinde ayakta dikilip bir an önce kaçmaya çalışırken cebinden bir kutu çıkardı. Uzat bakayım bileğini. Kalın altın bir bileklik.

    - Muzaffer Bey bu ne?

    - Bu evin kadını olmanı istiyorum. Bilekliği taktığı elimi sonra kolumu öperek bana iyice yaklaştı.

    - Muzaffer Bey lütfen diyerek kolumu çektim.

    - Hayır deme. Kapıldım sana. Hep aklımdasın. Kadınım ol bu evde yaşa

    - Aman o nasıl söz. Ben bunu beklemiyordum Muzaffer Bey. Ben gideyim.

    - Tamam gidersin, dur.  Otur bir konuşalım diyerek yatağın ucuna oturttu. Karımı o. Koynuma girdiği bile yok. Bak bana borcunu filan unut. İstediğin kadar yaşa burada sadece benim karım ol, tapusu bile senin olsun.

    Ellerimi tuttu, öptü. Herifin asılacağını tahmin ediyordum ama bu beklenmedik oldu. İstersem rahatlıkla buradan çıkarım, ya da bir kat da bu ihtiyara verip tüm dertlerimden kurtulurum.

    - Çok güzelsin, ateş düşürdün içime. Bu yaşlı adamın karısı olur musun?

    - Ama nasıl olsun ki adım çıkar.

    - Kimseler bilmeyecek diye atıldı hemen.

    Kolumu öpe öpe boynuma geldi, kafamı çevirdim. Batan sakalları tüylerimi diken diken etmişti.

    - Durun lütfen Muzaffer Bey. Durdu ama burnundan soluyordu.

    - Bekle lütfen diyerek içeri gitti. Eteğimi üstümü toparladım. Elinde bir kağıt ile geldi.

    - Al bak bu da tapu sen imam nikahla karım olmaya he de. Tapuya gideriz pazartesi, bu sende dursun.

    Tekrar yanıma oturdu. Nasıl yani bu adamın metresi mi oluyordum şimdi. Bekledi tekrar kucağımda duran elimi tuttu. Diğer eli ile yanağımı tutarak çevirince dudaklarıma yapıştı. Sivri sakalları dudaklarıma batarken eli sıyrılmış eteğimden açılmış bacaklarımda idi. Ne yapıyorum ben böyle? Benden neredeyse otuz yaş büyük. Geri çekildim tekrar, elini çekmeden durdu. 

    - Aşık ettin beni kendine yalvarırım hayır deme.

    Kalın eli ilerledi, elim ile tutup ilerlemesini engelledim. Yatağın kenarını oturmuş bir itiş kakış halinde idik. Eli ise hala çorapsız çıplak bacağımın üstünde, hafif hafif sıkıyordu. Kalın dudaklarındaki viski tadı hala ağzımda. Parmakları da kalın nasırlı, benim ince cildimi kazımakta.Elini itekledim bir kere daha.

    - Affet beni diyerek geri çekildi. Öylece durduk bir süre. Sen de huzur bulacaktım.

    Şaşırtıcı bir hareket ile kafasını dizlerime koyup çocuk gibi uzandı. Bir eli dizimi tutuyordu, diğer eli ise belime dolandı. İtekleyemedim bu masum yatışı. Çok kısa süre sonra sıcak nefesini dizimin biraz üstünde hissettim. Sıcak erkek nefesi ve sıcak kalın dudakları değdi bacaklarıma. Diğer eli belimi okşadı, okşarken bile parmakları sert sert belime battı. Muzaffer Bey, gidelim dedim ama belimdeki her bir parmağı ayrı bir penis sanki. Eli diğer bacağımda idi belimi okşayan el ise eteğimin yandaki düğmesini açtı bile. Tepki veremedim. Vermek istemedim, gerçekten çok güçlü, kokusu, sert kalın parmakları, bacağıma batan derisi. Erkeklik kokuyor her hareketi. Eli bacakaramı sıkıp sıkıp bırakıyordu. Kafasını kaldırdı ayağa kalktı, omuzlarımdan yavaşça iterek yatağa yatmamı sağladı. Üzerime ağırlığını vermeden eğilip tekrar dudaklarıma değdi dudakları. Etli kocaman ağzı ağzımı kapladı, yanaklarımı gezip dudaklarıma geldi yine. Bir parmağı çamaşırıma ulaştı bile. Dudaklarım tepkisiz hala ama amım çoktan her zamanki tepkisini verdi, ıslağım kahretsin.

    - Offf yangın var burada yangın diyerek parmaklarını çamaşırım üzerinden am dudaklarıma bastırdı. Titredim aralanan dudaklarımı emdi tekrar. Dili dudaklarımda gezindi, dudaklarım am dudaklarım kadar hassas şimdi. Eteğimi çekerek çıkardı. Dev gibi elleri bacakaramı avuçladı. Çok sert elleri. Dudaklarımı daha da aralayınca dilini dolaştırdı dudaklarımda. Sadece önümü değil iki tarafımı da sertçe ezdi kocaman eli. Erkekliği de böyle olsun sert, ezsin beni. Göğüs uçlarım yanıyor. Dili ağzımın içinde artık. Kalın dudaklarını emmemek için tutuyorum kendimi.

    Ayağa kalktı aniden. Üzerindeki tshirti attı.

    - Domal şuraya dedi

    Şaşırıp durdum bir an.Heyecanım tırmanırken durmuştu her şey. Beklemiyordum böyle ani bir geçiş. Sanki domalmayı bilmiyormuşum gibi duraklayınca, dört ayak üstünde ters dön dedi. Yavaşça dönerek dediğini yaptım ve yapar yapmaz kalçama bir tokat indi.

    - Ne yapıyorsun sen diye bağırdım.

    - Çok güzel karısın be taş taş. Aylardır aklımda bu güzel götün. Geriye doğru baktım. Pantolonu da çıkardı. Koca göbeği yarısı beyaz kıllarla kaplıyken daha da iri. Don ile önünde domalmış haldeyim, çaresiz bekleyen bendim artık. Kalçalarımı iki eli ile sarıp arasına sakallı suratını bastırıp, derin bir nefes aldı.

    - Oooo mis gibi taze amcık. 

    İrkildim bir anda. Ağır sapığa çattık. Buradan kaçış da yok artık. Çamaşırımı indirip dudaklarını ve dilini kalçamda gezdirmeye başladı. Sıcak dudakları yakıyor cildimi. Sakalları batıyor ama dili gitgide deliklerime ilerliyordu. Doğru düzgün öpüşmediğim bir herif, şimdi kadınlığıma kafasını gömmüş kalçalarımı avuçluyor öpüyordu. Aylardır yaşamadığım oral seks bacaklarımı ellleri iki yana aralayınca gerçekleşti. Önce dili değdi, sonra sakalları ve dudakları. Sakalları battı ama dili sert ve kocaman bir tur ile her yerimi dolaştı. Yana çekti çamaşırımı ve tekrar alev alev dudakları ile kadınlığımla buluştu.

    - Am değil çeşme bu erkeksizlikten sırıl sıklam olmuşsun lan hemen. Dilini alttan üste gezdirdi. En ummadığım adam arada sivri sakalları ile canımı yakarak suratını kadınlığıma gömmüştü. İki eli ile kalçalarımın arasını iyice açıp kadınlığımın dudaklarını emdi çekiştirerek. Dizlerimde güç yok. Tüm kanım bacak aramda sanki. Her şey durdu sadece koca dilin kadınlığımı dıştan yalamasına odaklandı vücudum.

    - Tazecik amcıklım tomurcuk tomurcuk

    Uğraşa uğraşa üstümü çıkardı, sütyenimin kopçalarını da açtı. Ters çevirdi acele ile. Tekrar saldırdı aynı yerlere. Kadınlığımın küçük dudaklarını dudaklarının arasında ezmesi aynı anda hem inletiyor batan sakalları ise daha da canımı yakıyordu.

    - Yavaş sakalların derken inleyen sesime şaştım.

    - Ne tatlı bu amcık, ne zaman sikti seni en son. Konuşmayı seviyor demek ki Muzaffer amcamız. 

    - Aylar oldu yavaş lütfen. Ahhh diye zıpladım tekrar dili ile bızırımı kıstırınca. Bu öküz herif yalayarak boşaltacak beni. 

    - Ne tatlı suların.

    Koca bir dil önce içimde, sonra aşağıdan yukarı dışımda gezindi. Çok özlemişim bunu. İçime giren parmağı. Kolları ile bacaklarımı kavramış durumda. Dili ne büyük ve sert. Az evvel cildimi kazıyan nasırlı kalın parmak içime kaydı. Acı ve zevk ile bağırdım. Çıkardı içimden çıkar deyince. Dudakları arasında bızırım. Arada iki bacağımın iç kısımlarını emerek dişleyerek acıtıyordu. Sonra tekrar kadınlığımda. Dili tekrar bızırımda yine nazik nazik ezdi, elleri yukarı göğsüme ulaştı. Ahh göğüslerim kalın parmaklarına hapsoldu. Kutsal üçgeni tamamlamıştı. Göğüs uçlarım ellerinde bızırım dilinde. 

    - Doyulmaz bu amcığa be. Offf memelerin de bomba imiş kız.

    İki göğsüme birden saldırdı elleri. Acıdı göğüs uçlarım ama elektrik çarpar halde her hoyrat yoğurmasında. Gelmek üzereyim durma diye bağırmak istiyordum. Bir iki dil darbesi uzağım orgazma. Ağzım aralık soluyorum sadece.

    Bızırımın üzerinden göbeğime oradan göğüslerime çıktı.

    - Nereden büyüttün bunları? Yerim ben. Fazla yemeden dudağıma yapıştı. Ağzında kendi kadınlığımın ıslaklığı, kokusu. Kadınlığımdan çıkardığı dili ağzımın içinde şimdi. Ben de saldırdım etli dudaklarına. Koca göbeği ve erkekliği göbeğimi ezmekte. Orgazmın kıyısında olmanın coşkusu ile boynuna kıllı sırtına sarılmış halde bacaklarımı araladım. Dilimi uzattım emdi. Siksin artık beni. Hafif kalçası doğruldu. Aylar sonra bir sikin o sert ama kadife başı prezervatif olmadan, ıslak kadınlığıma değdi. Hedefini kolay buldu ohh işte buydu özlediğim. Gözlerinde bir vahşilik ile gözlerime baktı. Böyle ıslak amcık görmedim ben yıllardır. Kasma kendini. Başı içinde kadınlığımın, kolay girdi. Yavaşça ağır gövdesi üzerime çöktü ve bekaretimi kaybettiğim an gibi acı ile sikin gövdesi de içime yerleşti. Nefessiz kalıp bağırdım. Geri iteklemeye çalıştım. Altında eziliyor içimdeki genişlemenin şaşkınlığı ile terliyordum. Bağırdım Üzerimdeki dev cüssenin ağırlığından ve içimdeki genişlemeden nefessiz kalarak. Biraz doğrularak git gele başladı. Geri çekilirken içim daha da gerildi sanki.

    - Canım yandı yavaş dedim.

    - Yanar tabii daha çocuk çıkmamış tomurcuk amcığından. Yarı dizlerinin üzerinde doğrulmuş halde bacaklarımı iyice açarak katladı. Kalın kolları ile bastırdı bacaklarımı. Top oldum altında. Gördüğüm kalın kıllı bir göbek ile bacak aramın buluşması sadece. İçime giren sik kalın olmalı, bacaklarım bu kadar açılmasına rağmen belinin yavaş hareketleri ile oynadıkça içimde kalın bir kütük geziniyordu. Korkunç bir baskı var girişimde bızırımın üstünde kadınlığımın iç durvarlarında.  Alnı terlemiş gözlerini kapatmış aynı tempoda yavaş ama sert ileri geri bel hareketi ile sikilmekteyim. İçimdeki kalın şeyi hızlıca bir iki santim içime iteklediğinde inliyordum, yavaşça geri çektiğinde tüm kadınlığımı da geri çekiyordu sanki. Sızlama sürmekteydi, ama genişleme, içimde daha önce ezilmemiş noktaları ezen sikin baskısı baş döndürücü. Gövdesi içimde değilmemiş yerlere sürtüyor, üstüme abandığında bızırımdaki baskı baş döndürüyordu. Bir erkekliğin sıcaklığının içimde olması ne güzel, aylar sonra prezervatifsiz bir sikin içime değmesi, yakması. Gözlerimi kapattım. Elim kendi göğsüme gitti. Göğüs aramdaki alev, kadınlığımdaki ile buluştu. Karnıma sancılar girerek dönüşü olmayan orgazm titremelerim başladı. Sular taşıyan lan amından diye böğürdü. Kendi göğsümü daha da çok sıktım. Kocama aşıkken bile daha geç gelen orgazm orospu gibi sikilirken çabucak teslim almıştı bünyemi. Boynum sancı ile öne doğru gerildi. Karnım kasıldı, nefesim kesik kesik boğazımdan söküldü. Sakinlemeye başlarken,

    - Yanıyormuşsun. Genç kadın kocasız kalmamalı. Sesi ile sarhoşluğum biraz dağıldı. Yolda görsem yüzüne tüküreceğim bir herifin altında ter içinde inim inim inliyordum ve evet yanıyordum diye bağırmak istiyordum.

    - Geleyim mi içine dedi. Sakın dedim hala toparlanamamış nefesimle zor çıktı ağzımdan ses. Belini geri çekmesi ile müthiş rahatladı kadınlığım.

    - Dön bakalım yine deyince bitkin vücudumu çevirdi tekrar. Başladığımız pozisyonda dört ayak üzerinde beklerken soktu tekrar sikini. Yine bağırdım.

    - Alışırsın Saniye de çocuktan sonra alıştı. Bir iki kere gördüğüm kilolu kısa boylu geniş kalçalı karısı geldi aklıma. Yine aynı tempo ve tarzda başladı sikmeye, sertçe içime giriş, biraz bekleyip yavaşça geri geliş. Neredeyse hiç ayrılmıyordu kalçalarımız birbirinden. Her girişinde daha çok geriliyor sanki içim. Biraz daha kendimdeyim. İçime giren çok derinlerde değil ama girişimi patlatacak kadar germekte. Dizim ağrıyana kadar sürdü git geli. Çıktı ve siki kalçalarımın arasına değdi. Aman aman sesi sonrası kalçama değen sıcak damlaların döl olduğunu biliyordum.

    - Offf herşeyim sana feda olsun ne karıymışsın diye kıçıma bir şaplak attı. Ben kaput takmam sen çaresine bak bir şekilde dedi. Kendimi yüzükoyun bıraktım yatağa. Doğruldu içeri doğru yürüdü. Belinde bir havlu sarılı olarak döndü. 

    - Hadi kalk böyle yatma ben sonra girerim duşa. Sen bir viski daha koy abur cubur bir şeyler de almıştım.

    Evin karısı olmuştum iki saat içinde. Duştan çıktığımda örtüyü çekmiş uyukluyordu yatakta. Annemi aradım Ayşen ile yemekteyim geç gelirim diye. Giyindim herşeyi hazırladım salona. Bana taktığı bilekliğin kutusu masaüstünde poşette. Faturası var mıdır diye baktığım poşetin içinde de bir eczane torbası. Çeşitli ilaçlar sadece bir tanesinin ne işe yaradığını biliyorum. Viagra. O yüzden bu kadar sertti demek içime giren. Bir bira daha içtim. İçerden uyanma ve sonra duş sesleri geldi. Bilekliği onbine almış.

    Yanıma üstünde önü açık bir gömlek bir şort ile geldi.

    - Niye giyindin?

    - Gitmeyecek miyiz?

    Kolumdan çekip oturttu yanına. Kocamdan öncesi sonrası oldu mu, onunla yaşarken uymam gerekenler, her cuma sonrası buraya geleceğini benim de burada olmam gerektiği, erkekler ile görüşmeyeceğimi dışarda böyle giyinmeyeceğimi, sıraladı da sıraladı. Her itiraz eder gibi olduğumda da evim arabam param her şeyim emrinde, üzme beni diye susturdu.

    - Son bir tane daha koy diye uzattı bardağını. Koyup geldim. Çıkar bakalım üstündekileri. Sadece iç çamaşırlarım ile kalınca elimi tutup şortuna götürdü. Bakalım canlandırabilecek misin, diyerek kalçasını kaldırıp şortu indirdi. Göbeğinin çıkıntısından tek görünen koyu renk kalın bir mantar. Elim ile okşadım. Garip bir sik. İnik hali ile avucum boyunda ama çevresi avucuma zor sığmakta. Kafamı eğmesine karşı koymadım. Kendini geriye bıraktı. Tam zevk pezevengi ben de kapaması. Çevresi traşlanmış sikin ve altında sarkan taşaklarında bir kaç beyaz tüy durmakta yalnızca. Dudaklarımı sikine göre küçük mantara değdirdim. Sarkan taşaklarını tutunca ohladı. Elimle sıvazlamayı ve dillemeyi sürdürdüm. Biraz olsun dikildi yaşlı siki. Amının sızlamasına şaşmamak lazım. Normal büyüklükte başı var girmesi o yüzden kolay olmuş. Yaladıkça şişti ortası bombeli ağzıma sığamaz, tek elim ile bile saramıyorum. Çok kalın ama bodur koni şeklinde bir sik. Belki imar müdürününkinden bile kısa boy olarak, en olarak ise yamuk yumuk bir kola kutusu sanki. İçimi parçalarmış bu sik, adam genç olsa ve hızlı hızlı sikebilse.

    - Gel kucağıma demesi ile ayrıldım sertleşen sikinden. Kucağına yerleşir yerleşmez göğüslerime saldırdı. Alttan da kalçalarıma yapıştı. Siki yarı sert hali ile kadınlığıma sürtünürken acıtma göğüslerimi diye tekrar uyardım. Eli ile sikini içime iteklemeye çalıştı. Girmedi. Biraz daha yala diye emir verdi. Bu sefer önünde diz çökerek baş kısmını emmeye çalıştım. Tekrar sertleşti. Kalkıp kendim kontrol ederek garip görünümlü takoza oturmaya başladım. Bacaklarımı olabildiğince açarak üstüne yerleştim. Başı girdi sonra kalan kısmı yumruk gibi içimde. İlk sevişmemizde bu kalınlığı yüzünden deli gibi terledim demek ki. O Kendini geri atmış göğüslerimi ezerken, yavaşça kalçalarımı oynatmak istiyordum üstünde. Mümkün değil. Her yerimi doldurmuş, kıpırdadıkça içimi yakan şimşekler çaktıran bir alev topu sanki. Elimi önüme götürdüm, ıslaklığım onun vücuduna da bulaşmış. 

    O kadar sakin bir tempoda üstünde kıvranıyorum ki, sanki yavaş çekimdeyiz. O da acelesiz kalça hareketleri ile bir santim ileri bir santim geri oynamakta. Dakikalarca sürdü bu. Arada sanki biraz yumuşuyordu içimdeki. Biraz hassaslaşan göğüs uçlarımı emip kalçalarımı nasırlı elleri ile sıkınca içimdeki büyümeyi fark ediyordum. Göğüslerimi kazımıştı elleri, sızlıyordu. Konuşmadı bu sefer hiç. Bu ateş bu ter bu titremeler biraz daha hıza ihtiyacım var biraz öne doğru eğilerek kendim tempoyu artırdım. Dudaklarımı boynumu şah damarımın üstünü emmekte. Kocaman dudakları boynumu kaplıyor vakum gibi içine çekiyor. Elleri kalçamı sıkmakta. Amım orgazm kasılmalarını yaşayamayacak kadar dolu. Bacaklarımı sıkamayacak kadar güçsüz gözlerim yaşararak yığıldım üstüne. Ben mi onu siktim o mu beni. Bu titremelere bu rüya alemine dalmaya değerdi. Altımdaki adama saldırmak yaşadığım dehşet orgazma onu da dahil etmek için dudaklarına yapışmak istiyordum. Sadece bu sikiş ile bile bu adamın kölesi olurdum. İçimde sertliği azalan sik yavaşça kaydı dışarı. Göğsü korkunç bir tempo ile inip kalkıyor hırlıyordu. 

    Nasıl bir gelmeydi o kız, öldürüyordun beni. Bense elimin kolumun titremesi dışında bir şey hatırlamıyorum. İndim üstünden. Ondan önce kendime gelip toparlanmak için duşa girdim. Bacakaramdaki ıslaklık hiç olmadığı kadar fazla bir bölgeye yayılmış. Evet nasıl böyle getirdiyse bu öküz. Sıcak su kadınlığımı yaktı. Dudakları kızarmış girişim yarı açık. Sıvılarımın arasından biraz döl bulaştı elime. O da boşalmış demek. Adet dönemim gelmek üzere, risk yok, yine de sonrası için bir korunma bulmalı. Bir saate hazırlanıp çıkabildik evden ayağa zor kalktı çünkü. Çarşamba gidip iki hafta Kuşadasında yeğenlere benim bakmam lazım deyince sinirlendi. Her gece arayacağım seni diye tembihledi. Sabahın köründe kadınlığımdaki ağrı ile uyanana kadar bayılmışım yatakta. Hastanede yeni evliyim yalanı ile kontrol oldum. Kadın doktor boynumdaki kızarıklığı da sorup defalarca tecavüze mi uğradım diye ağzımı yokladı. İçimi ne hale getirdi ise hayvan. Diğer ilaçlar ile doğum kontrol haplarını gizlice alıp evden çıkmadan dinlendim. Nihayet Kuşadasına ulaştığımda ilk iş koşarak kendimi denize atmak oldu. Muzaffer konusu tüm hayatımı değiştiriyordu konuşacak birilerine ihtiyacım var.

    Şeyma borcunu hep öder 3

    İki gün boyunca koşturdum. Elimdeki eski enişte parası ile önce Muzaffer’in borcunu sonra kredi kartlarını kapadım. Niye döndün diyen anneme yabancıların çocuklarına özel ders verdim elime geçen parayı harcamayayım diye geldim, yalanını attım. Annem elime bak bir de bu geldi diye bir kağıt tutuşturdu. İki sene önce aldığımız ve benim kefil olduğum işyeri kredisinden iki taksit kalmış ve ödememiş hayvan kocam. Bankaya koşturdum, bu hafta öderseniz bin lira faiz indirimi ile yedi bine kapatırız dediler. Maaşa kadar cebimde beş yüz lira kaldı. çaresiz yine eniştenin kapısını çalacağım. Bu kadar koşturma arasında geceleri erkenden sızdım ama her sabah rüyamda İngiliz’in kalın siki ile beni zevkten zevke uçurduğu anları yaşayarak uyandım. Islanmış donumu değiştirmeden oturamadım kahvaltıya. Onun yarısı kadar güzel sikemeyen kocam için binlerce lira borç ödüyordum, güldüm kendi kendime

    Ablam haftasonu beraber döneriz, ben daha yıllık izin alamadım deyince benim de işime geldi. Haftasonunu onunla geçirir sonra iki hafta kafa dinlerim. On dakika sonra eski eniştem aradı. 

    - Nereye kayboldun ya birdenbire? Geliyormuşsunuz ablanla.  İngilizler seni sormuş bizim müdüre. 

    Haklı defalarca aradılar açmadım. 

    - İşlerimi hallettim. Bir de açma şu konuyu ikide bir. Bir hataydı oldu işte.

    - Tamam tamam gel konuşuruz. Döndüler zaten İzmirdeler. Müdür bir şey bilmiyor ama bana anlattılar memnuniyetlerini. Pis bir kahkaha daha.

    - Enişte kapatsan konuyu, sağol verdiklerin ile acilleri kapadım ama yedi bin daha lazım

    - Kızım bende de yok o kadar. İmar affı işlerine binlerce lira rüşvet dağıttım. Otelinde yarısı boş. Hem eskisini ödemeden nereye yeni borç, bir anda yine enişte mi olduk.

    Küstah herif, tamam diyerek kapadım teli. Parasızlıktan ağlayan adam yüzbinler kazanan otel işletmecisi bir herif. Tek ihtimal Muzaffer şerefsizi kalmıştı. Eski eniştem tekrar aradı yarım saate.

    - Bana güzel bir pozunu göndersene, şöyle mini etekli veya bikinili filan.

    - Ne saçmalıyon sen yine nereden çıktı bu?

    - Hadi uzatma, gönder. Bikinili bir poza beşyüz lira borcunu silerim. 

    - Bak sinirlerim bozuk çıldırtma beni 

    - Çabuk bir saate gönder bir tane, son teklifim bin lira. Meraklı değilim senin resimlerine. Paraya ihtiyacın yok mu yorulmadan bin lira işte, uzatma uzatma.

    Ne yapıyor bu küstah herif yine. Bin lira da güzel para. Ablam gece yola çıkalım sabah denize gireriz diye odama dalınca bilet saatinde anlaştık. Ablamın arada cebime sıkıştırdığı ufak tefek paraların hesabını hiç bilmiyorum zaten. Yine iki yüz bırakmış masa üstüne bilet al diye. Üstü yüz lira bana kalacak.  Babamın yönlendirmesi ile kırk yaşlarında bir herifin fotosunu gösterdi telefondan, yaz bitsin tanışsın diyor demesi iyice tepemi attırdı.

    Bir resme bin lira, niye istedi ki iğrenç herif. En azından enişteye olan borcum iner biraz. Muzafferden isteyeceğim yediyi nasıl öderim belli değil.  Asıl sorun nasıl alırım? Bir yandan da Ayşen ile uğraşıyordum aklı hala otel müdüründe, yazıp duruyor telefondan, dediğine göre sabaha kadar bir dakika durmamışlar. Büyük bu diye bağırmasını duyduğumu söyleyemedim. Dayanamayıp o söyledi, internetteki zenciler gibiydi deyip gülücükler göndermiş.

    Banyoya girdim. Tüm mayolarım Kuşadasında. Eski bir mayomu buldum bir resim çekip attım. Kısa sürede cevap yazdı. “ Ne bu böyle, yok mu bir bikinin filan, saçlarını da aç” “ Ne için bunlar istemiyorum” “ Denize girerken poz verip para kazandığını düşün, hemen silecem sonra” Dolabı karıştırdım. Beş altı sene önce genç bir kız ve üç kilo zayıfken aldığım bir bikini var. Zar zor içine girdim. Sadece göğüs uçlarımı anca kapatan altı belime zor oturan bir bikini. Üzerime uyarken bile babam kızınca giyememiştim. Cebi dolap üzerine koyup bir iki poz çektim. “Ha şöyle, bir iki tane daha gönder boydan olsun, altını bir iki santim daha indir ama” Dediğini yaptım. “ Niye istedin?” Okudu ama soruma cevap yazmadı sinir herif. “ İngiliz haklı imiş sağlammış göğüsler, ucuza gitmişsin, sildim bin liranı” Sonuna da gülücükler koydu öküz. Demek ki ayrıntılı meze olmuşum hayvanlara, verdikleri paraya kadar anlatmışlar.

    Giyindim Muzaffer Bey demeye dilim varmayan şerefsize gitmek için. Arayınca gel gel şenlensin dükkanımız, güzel biri gelmiyor her zaman senin gibi bayağı bayağı iltifatlar döktü. Bu lafların üzerine resimleri silerken bir tanesini bırakmaya karar verdim. Bakalım yine para edecek mi resimlerim. Muzaffer şerefsizi yine aynı sevimsizliği ve gül yağı kokusu ile karşıladı beni. Övgüler yağdıran, vücudumu süzerken gülen suratı para isteyince düştü. Kocam ile ayrılmak için dava açtığımı, yabancılara ders vererek on günde kazandığımı kendisine ödediğimi,  banka borcunu kapatırsam kendisine bir ayda ödeyeceğimi anlattım. 

    - Telefonda söyledikleriniz de üzdü beni dedim. Ben öyle kadınlardan mıyım? Tatil yerinde o kadar çalıştım ki bilemezsiniz. Siz de eşiniz ile gelsenize çok güzel yerler.

    - Bizim hanım yapamaz öyle yerlerde, bizden geçti dedi.

    - Gençsiniz kapı gibisiniz maşallah daha söylemeyin böyle şeyler dedim. Yüzüne bir gülümseme geldi salağın. Daha da yayıldı koltuğuna.

    - Öyleyimdir valla düşmedik daha elden ayaktan. Böbürlendi iyice öküz.

    - Çok güzel eniştemin oteli. Bakın bir sürü resmi var seversiniz. Yer ayırtırım size de. Tatilde çektiğim ilk manzara fotosunu koydum önüne. Sağa doğru ilerleyin bir sürü resmi var otelin, plajın.

    İlgiliymiş gibi resimlere bakarken bugün banka kapanmadan alabilir miyim lafını sıkıştırdım araya. Bakalım hesapta para var mı derken arada bıraktığım sadece göğüs uçlarım ve kadınlığımın hemen üstünü kapatan bikinili resme gelmiş olacak ki ilerlemesini durdurdu. Maşallah sözü çıktı ağzından. Efendim dedim.

    - Araya özel bir resim de karışmış Şeymacım dedi

    Panik yapar gibi aldım elinden telefonu. Binbir özür, çok utandım yalanı, sildim zannediyordum, asla böyle denize gitmem kızlar ile hamam için gibi laflar. Acele ile ben gideyim çok utandım diye ayaklandım. 

    - Her geldiğinde uğra bak ne güzel sohbet ettik. Hatta bir dahakine yemek saati gel dedi. İçeri seslendi, Şeyma hanıma bir borcumuz vardı. Kasadan ödeyin dedi. Beni büyük bir dertten kurtardınız nasıl teşekkür etsem ki diye, hayatımda ilk defa babam yaşamdaki bu adama kısa bir sarılma ile veda ettim. Göbeğini aşıp dar penyemden taşan göğüslerimi gövdesine bastırmama yetmişti bu kısa süre.

    Kapıda yine araya laf soktu.

    - Senin gibi güzel bir kadının her ihtiyacını karşılayacak bir erkek lazım sana. Sadece para değil her türlü sıkıntında ben burdayım gel. Gözleri yine çok olmayan dekoltemde gezindi. Her türlü sıkıntı ha, şerefsiz it.

    Başımı ağrıtacak tüm resmi borçlarımdan kurtulmuş olarak Kuşadasındaydım sabah. Yeğenler ve ablam ile kahvaltı, bütün gün deniz. Akşam yemeğinde ben de ablam ile iki kadeh şarap içince şaştı ablam alkol almama. Eniştem geldi, bana dönüp bizim oteldeki çocuklar seni özlemiş bu gece Kuşadasına inelim diyorlar, üstünü değiştir istersen dedi. Ablam da iyi olur kafan dağılır diye atladı beraber eve gittik. Tek parça bir elbise, hafif bir makyaj ve topuklu ayakkabılar ile döndüm. Eniştem masada hala. Garson birer kadeh daha getirdi.

    - Neydi bu fotoğraf saçmalığı dedim.

    - Uzatma lafı. Yirmi dakika sonra 208′e gideceksin. İmar işini imzalayacak adam odada.

    - Ne diyorsun satıyor musun beni, hayvan

    - Fotonu çok beğendi. Bu işi hallet bin liranı daha silerim.

    - Olmaz nasıl bu kadar iğrençleşiyorsun?

    - Ulan niye istedim fotoları 31 mi çekecektim. Herif buralı başka karılar ile görülmek istemiyor ev kadını bulurum deyince kabul etti.

    - Orospu değilim ben bi hataydı oldu.

    - Ne uzattın amına koyduğum ya. Konuyu kağıyorum işte unutacağım herşeyi. Daha ne istiyorsun lan, istersen milletin odasına girerken ki kayıtları ahlak masasına göndereyim. Polis alsın bu gece. Ablanın da hayatını mahfetme. Hadi elli yaşında bir herif uzamaz fazla hallet işini, evli olduğunu, zorda olduğunu, ilk olduğunu filan söyledim, belki para da verir. Hadi yürü kalk ben ablanı oyalarım.

    Her zaman hazır cevap olan ben konuşamadım. Boğazıma bir yumru oturdu ağlayamadım bile. Önüme bir kadeh daha şarap itekledi, içerken küfürler ettim enişteme tepki vermedi. Kalkarken yine oda numarasını hatırlattı. Herif resim üzerinden pazarlamıştı beni ve rezil etmek ile tehdit ediyordu. Önüme iteklediği kendi bardağındaki içkiden de yudumladım, çok sert bir içki boğazım iyice yandı. Ayağa kalkınca başım döndü. Masaya tutundum. Odaya giden koridordaki aynada bu sefer güzel görünüyordum. Gece çıkacaksınız yalanı ile herif beni süsletmişti. Üstüne üstlük denize geliyorum diye dün yola çıkmadan ağdacıya gitmiştim. Ucuza gitmişsin demişti ama şimdi bin liraya satıyordu beni. Geri aradım orospu çocuğunu, 1.500 dedim. Kes lan resim gönderdiğinde de bin silmiştim zaten deyip kapadı telefonu. Buradan geri dönsem ve eniştem her şeyi açıklasa babam da annem de eve sokmazdı beni. Telefon çaldı, beni bekle diyen eniştem. Bir dakikaya yanımdaydı.

    - Yapamayacağım dedim. Kolumdan tuttu.

    - Bak iki dakikalık bir şey, hallet, yarın sabah hem aileni üzmemiş hem de dertlerini çözmüş kalkacan. Sana söz her şeyi unutacam. Benim ile oda kapısına kadar geldi. Kapıyı çalıp döndü gitti.

    Kapıyı hayatta göreceğim en çirkin adamlardan biri açtı. Badem bıyıklı, sivri burunlu, zayıf yarı kel kısa sayılabilecek bir adam. Gülümseyince sarı dişleri görüldü. Kirli beyaz sakalları ve koca göbeği ile Muzaffer tipsizi manken gibi kalır bunun yanında.

    Kapıda kalakaldım. Elini uzatıp tokalaşınca içeri geçip oturdum. Elindeki ince belli bardakta çay içen lavuk kumaş pantolon ve kısa kollu gömlekleydi. Yarım saat tüm hayat hikayemi anlattırdı, kendisinden, aslen nereli olduğundan filan bahsederken kendim kalkıp dolaptaki ufak şaraplardan birini daha açtım. Sakinlemiştim ama hala sarhoştum. Gömleğini kemerini çıkardı bana baktı. Sessizlik olunca kalkıp banyoya geçtim. Yine soyunup bornoza sarılıp döndüm odaya. Resmen tecrübe kazanmıştım. Yatağa sırtımı dayayarak oturdum. Ne garip bir duruma alışıyorum, alkolün de yardımı ile. Pantolonunu çıkardı, gömleği ile birlikte askıya taktı. Üzerindeki beyaz atlet ve beyaz slip çirkin don ile daha sıska gözüktü. Atleti de çıkartıp yatağa tırmandı. 

    - Prezervatif takayım mı dedi. Ben korunmuyorum ilk defa çıkıyorum biliyorsun deyince kalkıp pantolon cebinden prezervatif getirdi. Bornozumun önünü açınca çok güzel karısın benim ki sıska dedi. Yanağımı dudağımı öptü. Sigara ve çay kokusu geldi açmadım dudaklarımı küçük dudak öpücükleri ile karşılık verdim. Off karı dediğin böyle olmalı diyerek göğüslerimi sıktı. Hiçbir şey hissetmeden üzerimde debelenmesini seyrediyordum. Hiç sevişiyor gibi üzerimdeki bir erkekmiş gibi birşeyler geçmiyordu aklımdan. Orada değildim sanki. Son içtiğim sert içki neyse uyuşmuştum resmen. Oysa nasıl hassastır göğüslerim. Bacaklarımı araladı elinin içi ile amımı okşadı, işte bu biraz canlandırdı zaten her dokunuşta ıslanmaya hazır amımı. Devam et işte orada bızırım, biraz okşa. Durdu salak.

    - Kaymak gibiymiş amın. Dizlerinin üstünde bacakaramda durdu. Dur kalk ile sevişiyorduk. Donunu indirince sikine baktım. Kocam ve iki İngilizden sonra gördüğüm en sıradan sike prezervatifi geçirdi. Bu gece kocan benim diyerek sikini eli ile amıma hizaladı. Ne acelesi var bunun da.

    Bacaklarımı kırıp misyonerde bekledim. O kadar da ıslanmamış kadınlığıma küçük siki hızla yerleşti. Kuruluktan canım yanınca bir ah sesi çıktı ağzımdan. Biraz sevişmeye bilseydin bari abazan. Canın mı yandı diye gururla sordu. Evet dedim alışırım şimdi. Orospu cevapları da vermeye başladım ya. Acele ile karışık bir tempoda gidip gelmeye başladı. Islandıkça az bir zevk eşliğinde altında tepkisiz yattığımı fark ettim.  İçime gir çıklarında hafif bir okşanma tadı hissiyordu kadınlığım hepsi bu. Üzerime abanmış kolları ile yandan güç alarak klasik pozisyonda tatsız tutsuz bir sevişme. Vücudunun sürtünmesi bile göğüs uçlarımı kabartıyor oysa. Apışarası üçgenime değdikçe zevklenmeye başladım azar azar.

    - İliğimi kurutursun karı, ne sıcak amın, sen de hoşlandın mı deyince, hı hı durma devam et lütfen diye yalancı bir tepki verdim. Biraz zevk alma ümidiyle kalçalarımı oynattım, herifin tek düze sikişinden ümit yoktu. Keşke kıvırmasaydım kalçaları, iki kalça kıvırmam ile üzerime kendini bıraktı. Bir iki kere daha kalçasını bastırdı. Küçük ince sik içimde titredi. Boşalmıştı fare suratlı.

    - Bitirdin beni karı ne sıcaksın böyle, kocasızlık fena değil mi?

    Ha fena amına koduğum mu demeliyim sıska herife. Küçük siki içimden kaydı. Bir sigara yaktı, bir tane de bana verdi. Ben gusüle girecem dedi. Bir peçete ile prezervatifi çıkardı. Sönmüş siki iyice küçük gözüktü bir anda. Ben evimde yıkanırım diye kalktım ondan önce banyodan elbiselerimi alıp giydim. Elimi sıkıp yanak yanağa öpüştük, bahşiş verir gibi elime bir kağıt sıkıştırdı. Dışarda baktım yüz lira. Beş dakikalık kötü bir sevişme ve resim çekimi 2100 lira kazandırmış oldu.

    Eve girene kadar ağladım. Odamda cam önündeki kanepede bir sigara içtim. Ağlamam sürerek giydiğim şık kıyafetleri odaya fırlattım. banyoya girme kararı ile soyunurken yan odadan bir erkek sesi geldi. Eniştem, ablamın odasında. Aynı balkona açılan camlarımız açık. Çocuklar alttaki odada.

    - Hadi Şeyma gelmeden bir kere daha sikeyim seni. Şüphelerimde haklıymışım bu garip ilişkileri sürüyor. 

    - Çok acıdı kıçım oradan olmaz bu sefer. Ablama bak sen gelir gelmez arkadan vermiş.

    - Siktirmemişsin daralmış alışırsın yazın. Bir şaplak sesi gülüşmeler. Nasıl bir ilişki bu ablamın başka ilişkileri mi var? Eve çok sarhoş geldiği bir gece arkadan sokmaya çalışmış, kavga gürültü yarısına kadar sokup sızmıştı öküz kocam. Sonrasında bir daha istememiş ama kucağında zıplatırken tükürüklediği bir parmağı hep bir iki santim içimde olmuştu. İki deliğin aynı anda ezilmesi hoşuma gitmiş ama bunu hiç söylememiştim. Şimdi kanepe üstünde çıplak oturuyorum ve kadınlığımda çirkin bir herifin küçük sikinden kalan ıslaklık var hala. Elimi biraz değince nemi yayıldı çevresine. Elli yaşında olmasına rağmen iki dakika dayanamamıştı üzerimde badem bıyıklı. İngiliz kalın siki ile nasıl germişti oysa içimi, dakikalarca. Her santimini seve seve almıştım içime. Dokunduğu her yer orgazmıma bir çığlık daha eklemişti. Yan odadan sevişen iki insanın alıştığım sesleri artarak gelmekte. Ablam sessizce inlerken, eniştemin sesi daha baskın bir ohlama. Yanıyor amcığın nasıl böyle çabuk ıslandın yine. Ablam da benim gibi demek ki. Hızlandılar. Nefes sesleri birbirine karıştı. Daha sert sok daha sert diyen ablama, karşılık geldi bile. Yatağın gıcırdısı ve ohlar aynı anda yükseldi. İki etin çarpma sesleri arttı, iyi mi böyle orospu, siktirdin mi kimseye kendini ha siktirdin mi? Senin gibisi yok, sikicim benim ooo. Demek başkası da denenmiş. Sağ elimin orta parmağı içimde git gelde, sol elimle arka deliğime baskı yapıyorum. Bacaklarımı iyice açtım kanepenin üstünde. Aylardır ihmal edilen bızırımı ezdim. Isır evet ısır ahhh diye bağırıyor artık ablam. İnlemeleri uzuyor git gide. Ufak ufak dokunuşlar bile yeter bızırımdaki elektriğin karnıma saplanmasına, ben de öyle yaptım zaten.

    Aylardır seni bekliyor amım diye zorla konuştu ablam. Ah çok sert ahhh. Bacaklarımı kasarak ikinci parmağımı da hapsettim içimde. Avuç içim girişimi bızırımı eziyordu. Diğer elim ile de göğsümü ezmekteydim. Hadi gizli orospu hadi bırak kendiniiii. Gizli orospu nasıl laf? Ooooo Uuuuu gibi bir uluma ile ablam boşalmaya başladı galiba. Hiç bir karı senin gibi değil, sadece seni sikmeye doyamıyorum diyen eniştem de geleyim mi küçük amcığına, ha orospum geleyim mi diye hırlamaya başladı. Hızlı hızlı kalça çarpma sesleri odada yankılanıyordu. Çık artık diyen ablamın sesi bir iki dakika sonra geldi. Anca kendine gelmişti herhalde. Ses çıkarmamak için ısırdığım dudaklarım ağrımaya başladı. Bacaklarım iki yana düştü. O güzel karanlık. Gözlerim kapalı içimi ezen parmaklarımın arasından sularım akarken, kocamın göğüslerime boşalma anları geldi gözümün önüne. Sıcak döller akardı üzerime. İyice ovaladım bızırımı, her dokunmam gerdi karın kaslarımı. Ağzına al diyen enişteme cevap olarak boşalırken haber ver dedi ablam. Benim orgazm sonrası titremelerim sona ererken yan taraftaki oral seksin bittiğini, eniştemin inlemesinden ablamın saçıma gelmedi değil mi sorusundan anladım. Bu halde koridordaki banyoya çıkamam, geceliğimi giyip nefes nefese sızdım yatağımda. 

    Ertesi gün ablamla ve çocuklar ile geçti. Ablamın niye durgunsun laflarına cevap vermedim o da boşanma süreci diye üstelemedi. En dip ve en üst duyguları bir gece içinde yaşamıştım. Eski kocasının bir gece önce beni sattığını ağlayarak gelen benim onları dinleyerek kendimi tatmin ettiğimi nasıl söyleyim ki. Enişten ile konuşayım sana destek olsun teklifine hayır dedim ama biliyorum ki konuşacak. Uyku ve şarap ile geçti bir gün daha.

    Ablamın gideceği akşam mesaj geldi eski eniştemden. Tam bir sürpriz. “ Özür dilerim, senden bunu istememem lazımdı, seni zorladım bir de, affet” cevap yazmadım sildim hemen mesajını. İki dakika sonra yenisi geldi “ Hiç istemeyerek de olsa gönderdiğin resimleri de sildim” Bu sefer “ sağol iyi geceler “ diye döndüm. Tekrar cevap yazdı “ Resimleri zoomlayınca anladım ki kocan salak bakalım bu gece nasıl çıkacak aklımdan o pozlar ergen olsam tam 31’lik” Orospu çocuğu diyerek evden çıkmadım gece.